Hayati Kaya

Hayati Kaya İçsel dönüşüm uzmanlığı. Bireysel, uygulamalı bilgelik eğitimleri Programım İzmir, Antalya ve İstanbuldur. Tel: 0532 324 97 19

TAM DÖNÜŞÜM - BİLGELİK EĞİTİMİ
Aşık olduğunuzda bütün dünyanın muhteşemliğini görürsünüz, sevmediklerinizi gördüğünüzde bile kalbinizdeki pır pır eden kelebeklerin titreşimlerini fark edersiniz, kimse mutluluğunuzu bozamaz, bunları biliyorsunuzdur eminim. Bilgelik, ego, duygu yönetimleriyle, olumsuz düşünceden arınma, tekbaşınalık, farkındalık, erdem, içsel bütünlüğü sağlama, doğal meditasyon tek

nik ve koşulsuz sevgi eğitimleriyle, bilinç oluşturma, bireysel tam dönüşümün mucizevi sürekliliği ve özgürleşme sonucu AŞKLA YAŞAMA, sonsuz mutluluk alanıdır.
Öğrenci olmak isteyenler 1-3 görüşme ve testler sonucunda kabul edilebilmektedir. Zorlu ve hızlandırılmış eğitim süresi kişilere bağlı değişiklik göstermekle birlikte toplam süre 12-18 ay, toplam görüşülmesi gereken gün sayısı 20-35 ve toplam görüşülmesi gereken 120-240 saattir. Kişilik özellikleri, düşünsel ve enerjitik tıkanıklıkların kişilere göre değişkenlik göstermesi nedeniyle seanslar toplu değil yüzyüze ve bireyseldir.

26/03/2020

İlk yaptığımız şey ruhsal gelişim konularında eğitim almak oluyor. Bu, kendimizi dönüştürmek arzusundan çok aşağılık kompleksini ve öz güvensizliğimizi örtmek için bir perde genellikle. Bu eğitimleri çevremizdekilere bahsederek ya da sertifikalarımızı göstererek öncelikle onları ikna etmeye çalışıyoruz, onlar ikna olduklarında kendimizin OLduğuna inanıyoruz. Fakat bu büyük bir yalan. Çünkü "OLmak" demek acı, öfke, üzüntünün hayatınızdan sonsuza kadar çıkması demektir. Çocuğunuzun öldüğünü düşünün, ya da sevgilinizin terk ettiğini. Acı var mı? Varsa bir adım dahi yol almadınız, sadece gerçeği örttünüz. Yani Allahınıza yalan söylediniz. Bunun bedelini ödüyorsunuz.

18/01/2020

MUTLULUĞA DIŞ ETKENİN KATKISI
Hayati Kaya
Brickman ve Campbell'in araştırmalarına göre bu gün ne kadar mutluysanız 10 sene sonra da aynı oranda mutlu olacaksınız. Buna hedonik uyum yani adaptasyon diyoruz. Mutluluk araştırması yapan araştırmacılara göre size büyük ikramiye de çıksa, sevgiliniz de ölse bir süre sonra aynı oranda mutluluk seviyesine geliyorsunuz. 1980’lerde başlayan çalışmalar, dış koşulların ve olayların mutluluk seviyemizi çok az etkilediğini gösterdi. Örneğin gelir seviyesi, fiziksel güzellik, eğitim seviyesi, sağlık durumu gibi koşulların mutluluğa olan katkısının pek fazla olmadığı ortaya çıktı. Bazı çalışmalar evli insanları inceleyerek, çiftlerin ilk 1 senede hızla artan mutluluk seviyelerinin bir süre sonra azalmaya ve kişinin önceki mutluluk seviyesine yaklaşmaya başladığını ortaya koydu.
Harvard Üniversitesi’nden psikolog Dan Gilbert loto kazananlarını inceledi ve mutluluk etkisinin ortalama üç ay sonra söndüğünü tespit etti.
Sonuç olarak birçok konuda hedonik uyumla ilgili görüşler doğrulandı.
Yanlış olan şu ki siz ne kadar mutluluk ararsanız arayın mutluluğu bulamayacaksınız, çünkü mutluluk bir dış faktör değildi, içten gelen sevinç ve coşku duygusuydu. Bu da kendi varlığımızı en iyi şekilde onaylamakla, içsel-zihinsel özgürlüklerimizi kazanmakla ve sevmeyi, affetmeyi, doyumu, şükranı öğrenmekle gerçekleşebiliyor.
Mutluluğu sağlayan diğer özellikler dışa dönük pozitif bir kişilik yapılanması bu durum genellikle kalıtsal. Mutsuzluğun en önemli sebebi ise duygusal dengesizlik. Duygusal dengesizliğe neden olan da yanlış düşünce biçimleri.

10/04/2019

"Biz biriz" deyip de "benim vatanım" diyemezsiniz.
"Biz biriz" deyip de "ben Türküm" diyemezsiniz.
"Biz biriz" deyip de "ben Atatürkçüyüm, o kahraman" diyemezsiniz.
"Biz biriz" deyip de "ben Müslümanım" diyemezsiniz.
"Biz biriz" deyip de ben şu siyasi partidenim" diyemezsiniz.
"Biz biriz" deyip de "kötü insanlar var" diyemezsiniz.
"Biz biriz" deyip de "annemi çok seviyorum" diyemezsiniz.
Çünkü bunları derseniz insanlığı kalbinizde ayrıştırmış, birliği bölmüş olursunuz.
Birliğe madde boyutunun anlamlarıyla ulaşamazsınız. Birlik, öncelikle madde boyutunun bir yanılsama olduğunun idrakiyle oluşur ve bunu da ilim sahibi bilir.

10/04/2019

İkiyi bir yaptığınız zaman,
içi dış gibi yaptığınız zaman,
aşağı ve yukarıyı bir yaptığınız zaman,
eril ve dişili bir yaptığınız zaman,
-ki o zaman erkek artık erkek olmaz, kadın artık kadın olmaz-
işte o zaman göklerin melekutuna girersiniz.

Thomas'ın İncili

04/04/2019

1. çakra 7 yaşında oluşur. (Benlik)
2. çakra 14 yaşında oluşur (cinsellik)
Bu ikisi doğanızdır. Eğer ki ortalama 14 yaşında cinsellik yaşanmamışsa 21 yaşında oluşan 3. çakra da (duygular alanı) sağlıklı olmayacaktır. Zeka ve duygusal zeka yetersiz olduğu gibi, düşünsel, mantıksal, duygusal çatışmalara da neden olacaktır. Bu nedenle insanların neredeyse tamamı 3. çakrada yaşamakta daha fazla yükselememektedir. Nedeni 2. çakranın tıkalı olmasıdır. Hayat sürekli sizi cinsel konularda sınava tabi tutacaktır. Yazılarımı okurken bana öfkelenmek zorundasınız, çünkü eksiğinizi suratınıza çarpıyorum. Cinsellik değil sevgiden bahsedeceksiniz fakat sevgi boyutu 4. çakrada oluşmaya başlar 5. çakrada açığa çıkar.
Oysa daha 2. çakra tam olarak geçilmedi, 2. çakrayı geçemeyenin aydınlanması da sevgisi de eksiktir. Sevgiyi nasıl bilebilirsiniz ki?
Bu nedenle önce "cinsellik" diyorum.

31/03/2019

Beşinci çakra boğaz çakrasıdır. Aydınlanmanın gerçekleştiği bir mertebedir. Aydınlanan kendini "oldum" sanır ve "boğaz" (ifade) harekete geçer. Bildiklerini ve bildiğini sandıklarını başkalarına öğretmeye çalışır, kendini ifade eder. Kitaplar, seminerler bu alanda başlar.
Mevlana Şems'le bu alanda karşılaştı ve bazı bildiklerinin, bildiğini sandığı şeyler olduğunu anlayınca kitaplarını havuza attı. Sekiz yıl önce kitap yazabilirdim ama iç sesim "bunu yapma" diyordu. O gün büyük kitlelere ulaşabilir ama büyük utançlar da yaşayabilirdim. O gün kitap yazmama izin vermeyen Rabbim bugün de vermiyor, utanmamı istemiyor sanırım. Bu da hala ne kadar cahil olduğumu gösteriyor. Teşekkür ederim Rabbim bu cahili çok sevdiğin için.

12/01/2019

KITLIK BİLİNCİ VE SEVGİ
Hayati Kaya
"İnsan son derece karmaşık bir varlıktır" deriz çünkü detaylarda kayboluruz. İnsan son derece basit bir varlıktır. Sadece ve sadece yemeğe ve cinselliğe odaklı bir hayvandır insan.
İnsanı cinselliğinden utandırın, o insan hayvan bile olamaz. Artık o hayvani boyutun da altındadır. İnsan korkutulmuştur. Cinselliği yemek yemek kadar basit bir temel ihtiyaç olarak görememektedir. Çünkü insan korkutularak doğasından uzaklaştırıldı. Korku, kaygı dolu bir insan öfkeli olabilir, üzüntülü olabilir. Bunlar sadece korkunun uzantılarıdır. İnsan genetiğinde korku sadece öldürülme ya da aç kalma riski olduğunda ortaya çıkıyordu milyonlarca yıldır. Ve bir çok kişi korku dolu olduğu için milyonlarca yılın bilinçaltı kayıtları korku ortaya çıktığında insanı daha fazla yemek yemeğe yönlendiriyordu, çünkü korkuyu genel olarak sadece kıtlık zamanları yaşadık. Şu an çok yemek yiyorsunuz, kıtlık mı var peki? Hayır yok! Bilinçaltı senin bugün neden korktuğunu bilmiyor ki. Korku varsa gerilim ya da öfke ile ortaya çıkıyor. Yüz bin yıl önce neden gerilip öfke duyuyordu insanoğlu? Sadece yiyecek bulamayacak diye. Hepsi bu.
Yani siz "siz" değilsiniz. Sizlerin bir programı var. O bilinçaltı programlarını çözmeden de kendinizi bilmeniz bilgeleşmeniz imkansızdır. Bunun için de yapılması gereken yaşama son derece basit gözlerle, bir çocuk saflığıyla bakabilmek. Basit sorular sorabilmek;
Bir erkek cinselliği seviyor, bir kadın cinselliği seviyor ama bu kişiler cinsellik yaşamıyorlar neden? Bunun asla mantıklı bir açıklaması yok.
Diyeceksiniz ki "hayır var, ben bir kadın olarak sevilmek istiyorum, değer verilmek istiyorum, bana bir şeyler hissettirsin istiyorum"
Peki bu duygular neden var?
Sevilme arzusu zaten "ticaret" anlamına geliyor. Bu tanım son derece kibarcaydı. Değer bekleme arzusu zaten "değersizim" inancının tespiti. Sen sevgi olsan sevgi beklermiydin? Sen değerli hissetsen değer beklermiydin? Neden birileri senin eksiklerini tamamlamak zorunda olsun ki? Bu sömürü nereye kadar sürebilir? Adam va**nana doyduğu zaman çekip gidecek çünkü sömürüyorsun. Umarım doymaz. Ve aslında umarım doyar da defalarca terk edilirsin ve durumunu sorgulamaya başlarsın. İşte bu sorgulamadır kişinin gerçeğe ulaşmasını sağlayan. Fakat bir çok kişi artık durumu kanıksamış halde. 5-10 ilişki yaşıyor bitiyor ve yeni bir ilişkiye eski kafayla başlıyor. Yine değer bekliyor, yine sevgi bekliyor. Kimse demiyor ki; "ya Allah bana bir va**na vermiş, ben oraya dokunduğumda zevk alıyorum, bir başkası dokunduğunda daha çok zevk alıyorum, neden peki o kişinin beni sevmesini ve değer vermesini bekliyorum?"
Cevap yine milyonlarca yılın genetiğinde saklı; "eğer bir erkek beni sever değer verirse karnımı ölene kadar doyuracak."
Genetik kesinlikle haklı. Kabilede kıtlık olduğu zaman önce yaşlı erkek ve kadınlara yiyecek verilmezdi, sonrasında çocuklar ve kadınların yiyeceği kesilir ve ölüme mahkum edilirlerdi. Hangi kadın cinsellikte sorun çıkarmıyor ve kendini sevdiriyorsa o kadın yaşama hakkına sahip oluyordu. Elbette yaşamak kadar onurlu bir şey yoktur bunun için insan her şeyi yapmalıdır ve yapmıştır. Fakat bugün öyle mi? Kadın parasını kazanıyor ve kasaptan etini alıyor. Öyleyse neden milyonlarca yılın genetiğini bir yük gibi taşıyorsunuz? Neden sevgi ve değer bekliyorsunuz? Sevgi ve değer bulamadığınız zaman onları neden buzdolabında arıyorsunuz?
Düşünce değiştiğinde duygu, duygu değiştiğinde genetiğiniz değişir. Bu çok zor bir şey değil.

12/12/2018

Sahiplenmek... herkes sevdiğine, sevgilisine sahip olmaya çalışıyor. Artık bu aşk değildir. Aslında birisine sahip olduğunda ondan nefret edersin, onu yok edersin, onu öldürürsün: Aşk özgürlük vermelidir; aşk özgürlüktür. Aşk sevileni çok, daha çok özgürleştirecektir, aşk kanatlar takacaktır ve aşk sonsuz gökyüzünü açacaktır. O bir hapishane, hücre haline gelemez. Ama bu aşkı sen bilmiyorsun çünkü sadece sen farkındaysan gerçekleşir; aşkın bu niteliği sadece sen farkında olduğunda gelir.
Osho

12/12/2018

Bilen bir dost, bilmeyen bütün bir kalabalıktan daha önemlidir.

Shakespeare

12/12/2018

İnsan korkak yetiştirildiği için uyanmakta zorluk çeker.

12/12/2018

Gerçekten uyanacak olanlar ya çok çok büyük korku ve kaygılarla ya da koşulsuz sevgiyle yetiştirilmiş olanlardır. Genellikle ilk duruma rastlanılmaktadır.

12/12/2018

Kötü yetiştirilen çocuk herkese kızmak zorundadır. O ya ömrünce herkese kızmaya devam edecektir ya da bunun anlamsızlığını fark edip kendi sorumluluğunu alacak ve kendini özgürleştirecektir.

Address

İzmir
İzmir

Telephone

+905323249719

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Hayati Kaya posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share