PR Aktif İletişim Danışmanlığı

PR Aktif İletişim Danışmanlığı Kurumsal İtibar ve Bütünleşik Pazarlama İletişimi Danışmanlığı uzmanlık alanımızdır. Her iş bitiminde düzenli olarak raporlar .

Mentorluk • Halkla İlişkiler • Marka Danışmanlığı • Pazarlama Danışmanlığı • Proje Yönetimi • Marka Pazarlama • Pazarlama Stratejisi • Sosyal Medya Pazarlaması • İçerik Stratejisi • İçerik Pazarlama • Kurumsal Eğitim • Kurumsal Check-Up Şirketin referans kaynakları geçmişi, geçmişte ve bugün hizmet verdiği şirketler, STK’lar, işbirliği yaptığı kurum ve kuruluşlar ile birlikte çalıştığı Çözüm Ortak

ları ile oluşturduğu sinerji ve yöneticilerdir. PR Aktif İletişim Hizmetleri Ltd. Şti.’nin ana faaliyet alanı, şirketlerin iş hedeflerine uygun gerek kurumsal, gerekse markalı ürün ve hizmetleri ile ilgili:

• Farkındalık ve farklılık yaratacak,
• Bilinirlik kadar beğenirliliğini artıracak

İletişim stratejileri ve mesaj taşıyıcı etkinlik projelerinin oluşturulması ve müşterlerinin iş hedeflerinine uygun olarak hayata geçirilmesidir. PR Aktif, uzmanlık konuları ve farklı sektörlere hizmet verirken edindiği bilgi, birikim ve deneyimleri ile şirketlerin satış ve pazarlama başta olmak üzere, iş hedeflerine ulaşmalarında çözümün bir parçası olur. Yerel ve evrensel kanunlara, insan haklarına ve kamuoyu vicdanına uygun her tür kurum ve kuruluşun ürün ve hizmetlerinin kanal, bayi, üye, hedef kitle, kamuoyu grupları, referans grupları, kanaat önderleri ve niş gruplar ile medya yayım ve yayın organlarına etkili şekilde tanıtılması sürecindeki iletişim stratejilerini hazırlar, ana temaya uygun mesaj taşıyıcı projeleri tasarlar, bütçeler. Onay verilirse oluşturulan takvime uygun olarak planlar ve program dahilinde uygular, tüm aşamaları kapsayan iş süreçlerini yönetir. Onaylanırsa pre- test, ara-test, post-test'ler yaptırarak iş sonuçlarını ölçümler. Her biri kendi konusunda iş yapış tarzıyla sınanmış, uzman ve deneyimli çözüm ortakları ile PR Aktif , hizmet verdiği şirketlerin ihtiyaç ve taleplerini öngörerek reklam, organizasyon, araştırma, e-marketing, e-yayıncılık, yönetim danışmanlığı ve eğitim gibi alanlarda anahtar teslim hizmetler sunar.

02/05/2026

Stratejik önceliklerinizi hangi kriterlerle belirliyorsunuz?📌
Belirlerdiğiniz kriterler ne kadar doğru?

Dünya ekonomisi yapısal bir dönüşüm sürecinden geçiyor.
İş yapış biçimleri, maliyet yapıları ve rekabet dinamikleri yeniden tanımlanıyor.

Kodak, dijital kameraların işin geleceği olacağını bildiği halde, kârlı film işini korumayı stratejik öncelik olarak seçti ama dönüşümü geciktirdi. Sonucu da ağır oldu, çünkü pazar liderliğini kaybetti.

BioNTech ise pandemi sonrası değişen talep yapısını dikkate alarak, mRNA başarısının ardından stratejik odağını yeniden tanımladı ve organizasyon yapısını buna göre ayrıştırdı.

Son dönemde şirketler;
Yapay zekâ entegrasyonu, Yeşil Mutabakat, ESG, artan maliyetler ve jeoekonomik riskler, tedarik zinciri sorunları gibi çok katmanlı baskılar ve belirsizlikler dolu bir küresel pazarda doğru kararlar almakta zorlanıyor.

Buradaki temel mesele şu:

Hangi başlıkların stratejik öncelik taşıdığı, hangi sırayla ele alınacağı ve hangi kaynaklarla destekleneceği...

Türkiye’nin sağlık ve ilaç sektörünün en prestijli dergilerinden

İçerik kalitesi ve güçlü yayın kuruluyla 2011'den beri Türkiye’de sağlık sektörünün nabzını tutan, 20 bin tirajıyla en çok okunan referans dergisi olarak kabul edilen PharmaWorld dergisinde yayımlanan makalemde, iş dünyasının gündemindeki sorun ve soruları “Kurumsal Check-Up” yaklaşımıyla ele aldım.

Kendi hazırladığım bir çözüm modeli olan Kurumsal Check-Up'ta;

✔️Strateji, finans, dijital dönüşüm, segmentasyon, pazarlama, kurumsal kültür ve iletişim dahil Türkiye'nin ve dünyanın gündemindeki 30’dan fazla ana ve alt başlıklar masaya yatırılıyor, analiz ediliyor.

✔️Birbiriyle çelişen karar alanları görünür hale getiriliyor.
✔️Öncelikler ve kaynak dağılımı netleştiriliyor.
✔️Karar süreçleri daha ölçülebilir ve tutarlı bir çerçeveye oturtuluyor

Kurumsal Check-Up'ta amacım; 👇
Yeni konu başlıkları eklemekten çok,
mevcut sorunlar arasında netlik kurmak ve çözüm yönündeki öncelikleri doğru sıralamak.

Makaleyi okuduktan sonra,
ele aldığım konulardan bazıları, şirketiniz için de netleştirilmemiş ve olası risk unsurları olarak kafanızda sorun olarak duruyorsa konuşabiliriz.

Faydalı olmaktan memnuniyet duyarım.

Yavuz Can Yazıcı


05/03/2026

Şirketlerin de tıpkı insanlar gibi vicdanı ve karakteri olur mu?

Geçenlerde bir CEO dostumla uzunca bir sohbet yaptık. Şirketi büyüyor. Satışlar artıyor. Yeni yatırımlar gündemde. Ama konuşmanın bir yerinde şöyle bir cümle kurdu:

“Garip bir durum var Yavuz Can… Her şey iyi gidiyor ama içerde bir huzursuzluk hissediyorum.”

İş hayatında bu tür cümleleri sık duyarım. İşler, rakamlar büyür ama organizasyonun içinde tarif edilmesi zor bir dengesizlik oluşur.

Bazen bir cümle uzun süre zihinde kalır
Geçtiğimiz gün telefon sohbetimiz sırasında bir dostumun söylediği söz geldi aklıma. Musa Savaş insana dair ilginç bir sacayağı kurmuş şöyle demişti:

"İnsanı insan yapan üç temel denge var; kalp, akıl ve vicdan.

Bu üçünden biri aksadığında insan hayatının dengesi bozulur.

Akıl güçlü ama vicdan zayıfsa sorun çıkar.

Kalp güçlü ama akıl zayıfsa savrulma başlar.

Vicdan güçlü ama akıl çalışmazsa insan iyi niyetli ama etkisiz kalabilir."

Telefonu kapattıktan sonra bu düşünce aklıma takıldı.

Öyle ya, Musa'nın bahsettiği denge şirketler için de geçerliydi...

Çünkü şirketler de insanlar gibidir.

Bir şirketin karakteri gerçekten var mıdır?
Şirket dediğin, aslında kağıt üzerindeki tüzel bir varlıktır. Bunu var eden, ete, kemiğe büründüren insanlar değil mi?

Bu düşünceyi ilk kez yıllar önce çalıştığım büyük bir holdingin amiral gemisi konumundaki şirkette fark etmiştim.

Bu holding de 1990’lı yılların başında Türkiye’de son derece cesartli adımlar atıyor, son derece yenilikçi, öncü yatırımlar yapıyordu. Bankacılıktan telekoma kadar birçok alanda yeni girişimler ortaya çıkıyordu. O dönem çalıştığım grubun şirketleri de finans, telekomünikasyon, teknoloji, otomotiv alanlarında oldukça öncü adımlar atıyordu.

Aynı yıllarda bu grup medya sektörüne de girmişti. Rekabet oldukça sertti. Rakip medya kuruluşlarından holdingin patronuna ağır eleştiriler yöneltiliyordu.

Bir gün merak edip holdingin yönetim kurulu üyelerinden birine sohbetimiz sırasında şunu sormuştum:

“Bu kadar sert eleştirilere Holding olarak neden aynı sertlikle karşılık vermiyorsunuz?”

Gülümsedi ve şöyle dedi:

“Bizim patronu sen de tanıyorsun. Günlük hayatında nasıl sakin ve mütevazıysa, holding de o karakteri taşır. Gereksiz tartışmalara girmeyi sevmez.”

O gün zihnimde bir şey netleşmişti.

Şirketler çoğu zaman sahibine benzer
Bazı şirketler ölçülü konuşur. Bazıları agresif davranır. Bazıları güven verir. Bazıları sürekli tartışmanın dibine kadar içinde görünür.

Bu fark çoğu zaman strateji belgelerinde değil, yönetim kültüründe saklıdır.

Bir şirketi tanımak için yalnızca faaliyet alanlarına, dev bilançosuna bakmak yetmez. Sahibi ve yöneticileri zor zamanlarda nasıl davranıyorsa, şirket de çoğu zaman o dilden konuşur.

Peki bir şirketin karakterini belirleyen nedir?
Dostum Musa Savaş’ın söylediği düşünceyi iş hayatına uyarladığımda ortaya basit ama düşündürücü bir benzerlik çıkıyor.

İnsan için üç temel denge var

kalp – akıl – vicdan

Şirketlerde de buna karşılık gelen üç temel bölüm var:

alış – satış – muhasebe

"Alış" yalnızca satın alma değil tabii ki..
Bir şirketin hayatta kalmasını sağlayan bütün girdileri kapsar.

İnsan kaynağı, eğitim. teknoloji, veri, bilgi, tedarik zinciri, deneyim, kredi, finans...

Bir organizasyonun dış dünyadan aldığı her şey aslında bu başlık altında toplanır.

"Satış" yalnızca bir skor ya da ciro üretmek mi?
Satış, şirketin dış dünyayla kurduğu ilişkinin biçimidir.

Ürünler, hizmetler, müşteri deneyim, marka, vaad, pazarlama...

Bir şirketin toplumla kurduğu temasın büyük bölümü burada gerçekleşir.

"Muhasebe" yalnızca finansal denklik sağlamak mı?
Çoğu kişi muhasebeyi sadece finansal tablolar, aktif ve pasiflerden oluşan rakamlardan ibaret sanır.

Oysa bundan çok daha fazlasıdır.

Şirketin yaptığı her harcamanın, her yatırımın ve her kararın hesabının tutulduğu yerdir.

İnsan hayatında bazen “vicdan muhasebesi yapmak” diye bir ifade kullanırız. İnsanlar bu cümleyi söylediklerinde aslında kendilerini sorgulamayı bir iç denetimi kastederler.

Normalde şirketlerde de muhasebe çoğu zaman böyle bir işlevi görür.

Eğer patronun eli, sürekli şirket kasasından çıkmıyorsa böyle bir işlevden bahsedemiyiz tabii ki.

Bu üçlü arasında denge bozulduğunda sorunlar başlar
Doğru insanları ve doğru teknolojiyi organizasyona kazandıramayan bir şirketin güçlü satış yapması uzun süre devam edemez...

Satış tarafı güçlü ama finans disiplini zayıf olan şirketler bir süre büyür ama sonra iç dengeleri zorlanır.

Muhasebe tarafı güçlü de olsa, müşteriyle düzgün bağ kuramayan organizasyonlar ise soğuk ve mesafeli bir yapıya dönüşebilir.

Uluslararası araştırmalar da benzer bir noktaya işaret ediyor. Edelman Trust Barometer raporları, çalışanlarına ve müşterilerine karşı tutarlı davranan şirketlerin kriz dönemlerinde daha az değer kaybı yaşadığını gösteriyor.

PwC’nin küresel CEO araştırmaları da yönetim ekiplerinin yalnızca finansal sonuçlara değil organizasyonel kültürün de devam ettirilebilirliğine bakmaları gerektiğini ortaya koyuyor.

Yani mesele yalnızca işleri büyütmek değildir.

Mesele dengedir.

Bu denge sarsıldığında, şirketler paradan çok güven ve itibar kaybı yaşarlar.

Şirketler bazen kendi muhasebelerini yapmalıdır
Bu noktada birçok yöneticiye şu soruyu yöneltmekte faydalı buluyorum:

Şirketinizin satış rakamlarını biliyor olabilirsiniz. Peki, organizasyonunuzun alış, satış ve muhasebe dengesi üzerine hiç objektif ve tarafsız bir gözle birlikte düşündünüz mü?
Sahadan elde edilmiş bir deneyimi, ölçümlenmiş verileri karar alma süreçlerinize katabiliyor musunuz?

Ürettiğiniz ürün ve hizmeti değil sadace, yarattığınız değeri ve faydayı anlatabiliyor musunuz?

Yaptığınız işin hesabını açık, şeffaf ve net biçimde çalışanlarınıza, paydaşlarınıza verebiliyor musunuz?

Soruları çoğaltamam, çeşitlendirmemiz mümkün...

Sadece bu üç soru bile birlikte ele alındığında, çoğu zaman şirketlere yeni bir bakış açısı kazandırabilir...

Bazı hedefleri gözeterek daha sistemli sorular, çok şeyi değiştirir
Ben buna Kurumsal Check-Up diyorum.

Tıpkı insan sağlığında olduğu gibi.

Önce tahlil yapılır. Şirketin alış, satış ve muhasebe yapısı dikkatle incelenir.

Sonra teşhis konur. Organizasyonun hangi alanlarında denge kaybolmuş, hangi alanlarda güçlü bir yapı var görülür.

Ardından tedavi aşaması gelir. Yönetim kararları, iletişim dili, iş geliştirme süreçleri ve asıl öncelikler bu çerçevede yeniden ele alınır.

Çoğu zaman bir şirketin ihtiyacı olan şey, pek de göründüğü kadar karmaşık çıkmayabilir. Bazen de öngörülemeyen krizlere hazırlıksız yakalanılır.

Kurumsal Check-Up, şimdiye kadar soramadığınız, tetkik etmekten kaçındığınız konularda, doğru soru ve yanıtlarla yapılan sakin bir ortak akıl değerlendirmesidir.

Bazen bir saatlik sohbet bile çok şey değiştirir
Bazen bir yöneticiyle yaptığımız bir saatlik sohbet bile birçok düğümü çözer. Çünkü mesele çoğu zaman bilgi eksikliğinden kaynaklanmaz. Asıl mesele, kendinize sormaktan kaçındığınız konuların tahlil edilmesi ve öncelikli olanların netleştirilmesidir.

Eğer bir gün şirketinizin alış, satış ve muhasebe dengesi üzerine sakin bir değerlendirme yapmak isterseniz, konuşabiliriz.

Bazen bir şirketin geleceğini değiştiren şey, yatırım kararları değil, işin muhasebesidir. Tıpkı kendinize karşı dürüst olmak gibi...

YAVUZ CAN YAZICI Hakkında Daha Detaylı Bilgi İsteyenler Profili İnceleyebilir

Şirketlerin de tıpkı insanlar gibi vicdanı ve karakteri olur mu?Bir CEO dostumla sohbet ederken ortaya ilginç çıktı soru...
05/03/2026

Şirketlerin de tıpkı insanlar gibi vicdanı ve karakteri olur mu?

Bir CEO dostumla sohbet ederken ortaya ilginç çıktı soru.
Genelde şirketlerin ürünleri, satışları, ciroları, kârlılıkları ve bilançoları konuşulur.

Peki bir şirketin karakteri ve vicdanı neden konuşulmaz?

Sobetimiz insanı ayakta tutan üç temel dengeden bahsederken derinleşti ve dedi ki
👉kalp, 👉akıl 👉 vicdan.
👉Kalp yön verir.
👉Akıl yol gösterir.
👉Vicdan ise yapılanların hesabını tutar.

Benzer bir dengeyi şirketlerde de görmek mümkün mü?

Evet.

Organizasyonların sağlıklı çalışması çoğu zaman üç bölümün uyumuna bağlıdır:

👉alış 👉satış👉muhasebe
👉Alış; doğru insanı, doğru bilgiyi ve doğru teknolojiyi organizasyona kazandırma becerisidir.
👉Satış; şirketin sunduğu değeri anlatma ve müşterisiyle kurduğu ilişkiyi temsil eder.
👉Muhasebe ise yapılan işlerin hesabını tutar.

Bu üç alan arasındaki uyum şirketin kültürünü ve karakterini belirler.
Uzun vadede 👉güven ve 👉 itibar da burada oluşur.

Bu yüzden şirketlerin belirli aralıklarla kendilerini gözden geçirmeleri gerekir.

Bu da ancak 👉Kurumsal Check-Up yöntemiyle olur.

Alış, satış ve muhasebe dengesine objektif ve deneyimli bir dış göz ile birlikte bakmak, bazen en karmaşık modellerden çok daha etkili sonuçlar almanızı sağlar. Şirketlerin yön ve hedeflerini netleştirir.

Eğer şirketinizde bu üç dengeyi birlikte değerlendirmek isterseniz,
konuşabiliriz.







https://www.instagram.com/p/DVeH7csAiXO/

Şirketlerin de tıpkı insanlar gibi vicdanı ve karakteri olur mu?Bir CEO dostumla sohbet ederken ortaya ilginç çıktı soru...
05/03/2026

Şirketlerin de tıpkı insanlar gibi vicdanı ve karakteri olur mu?

Bir CEO dostumla sohbet ederken ortaya ilginç çıktı soru.
Genelde şirketlerin ürünleri, satışları, ciroları, kârlılıkları ve bilançoları konuşulur.

Peki bir şirketin karakteri ve vicdanı neden konuşulmaz?

Sobetimiz insanı ayakta tutan üç temel dengeden bahsederken derinleşti ve dedi ki
👉kalp, 👉akıl 👉 vicdan.
👉Kalp yön verir.
👉Akıl yol gösterir.
👉Vicdan ise yapılanların hesabını tutar.

Benzer bir dengeyi şirketlerde de görmek mümkün mü?

Evet.

Organizasyonların sağlıklı çalışması çoğu zaman üç bölümün uyumuna bağlıdır:

👉alış 👉satış👉muhasebe
👉Alış; doğru insanı, doğru bilgiyi ve doğru teknolojiyi organizasyona kazandırma becerisidir.

👉Satış; şirketin sunduğu değeri anlatma ve müşterisiyle kurduğu ilişkiyi temsil eder.

👉Muhasebe ise yapılan işlerin hesabını tutar.

Bu üç alan arasındaki uyum şirketin kültürünü ve karakterini belirler.
Uzun vadede 👉güven ve 👉 itibar da burada oluşur.

Bu yüzden şirketlerin belirli aralıklarla kendilerini gözden geçirmeleri gerekir.

Bu da ancak 👉Kurumsal Check-Up yöntemiyle olur.

Alış, satış ve muhasebe dengesine objektif ve deneyimli bir dış göz ile birlikte bakmak, bazen en karmaşık modellerden çok daha etkili sonuçlar almanızı sağlar. Şirketlerin yön ve hedeflerini netleştirir.

Eğer şirketinizde bu üç dengeyi birlikte değerlendirmek isterseniz,
konuşabiliriz.







https://www.instagram.com/p/DVeH7csAiXO/

25/02/2026
25/02/2026

EST’ETİK" MAKYAJIN
ŞİRKET BALÇOLARINA YANSIYAN BEDELİ?📌

Küresel belirsizlik, toplumsal duyarlılıklar ve dijital dönüşümün etkisiyle 👉“sürdürülebilirlik” artık bir tercihten çok 👉bir varoluş nedeni ve zorunluluğa dönüştü.

Ancak iş dünyasında ciddi bir kesim, bu dönüşümü hâlâ yalnızca estetik📌 bir makyajla geçiştirilebilecek bir vitrin düzenlemesi 📌sanıyor.

Kurumsal sürdürülebilirlikten söz ettiğimizde ETİK 📌kelimesinin hâlâ bir gönüllülük faaliyetiymiş 📌gibi algılanması sizce de tuhaf değil mi?

Oysa b,ugün geldiğimiz noktada ETİK DEĞERLER, yalnızca bir kültürel söylemin ötesinde 👉yatırımcı güveninin, 👉çalışan bağlılığının ve toplumsal 👉algının belirleyici unsuru haline geldi.

Etik, artık sadece 👉değerler manzumesi de değil, bilanço diline tercüme edilebilen 👉stratejik bir sermaye oldu.

👉Eskiden finans, yalnızca bilanço ve sayılardan ibaretti.

Bugün ise finansal gücü belirleyen en kritik unsur;
👉itibar, güven ve dayanıklılık.

Çünkü iş dünyasında değer yaratmak, sadece finansal performansla olacak bir iş sanılsa da etik davranış ve toplumsal güven olmadan mümkün değil.

İş dünyasının "uyanık patronları" bilmeliler ki, 👇
👉kalite, niyetten 👉fiyat, güvenden 👉görünürlük, itibardan bağımsız düşünülemiyor.

Tüketici artık ürünü değil,
👉markanın duruşunu,
👉kültürel kimliğini,
👉sahip çıktığı değerlerini satın alıyor.

Dolayısıyla pazar artık
👉bir satış ortamı olmanın ötesine geçerek
👉anlamlar arası bir mücadele alanı oldu.

Eğer bu konularda
👉senin de kafan karışık,
👉alıştığın köhnemiş oyunların sökmediği gibi bir endişe taşıyorsan
👉beni bul, önce bi'konuşalım.

Şirketinin zombiye dönüşmemesi için 👇
Kurumsal Check-Up 📌ya da
Green Check-Up📌 ile başlar,
sonrasında neler yapabileceğimiz ortaya çıkar.

ycy

̇tibar

Şimdi Birbirine Destek Olma Zamanı📌Ortaya çıkan destek talebi üzerine bir süredir bireylerle bire bir çalışıyorum.Karar ...
19/12/2025

Şimdi Birbirine Destek Olma Zamanı📌

Ortaya çıkan destek talebi üzerine bir süredir bireylerle bire bir çalışıyorum.

Karar aşamasında sıkışmış profesyonellerle birlikte düşünüyor, akıl yürütüyor, seçenekleri sadeleştiriyor, destek oluyorum.

Tabii ki bu çalışmalar haftada bir seans da olsa arzu edilen hedeflere ulaşmak için ciddi bir hazırlık, zaman ve emek gerektiriyor.

Çevrenizde böyle biri aklınıza gelirse siz de destek olabilir, hiç çekinmeden yönlendirebilirsiniz.

Teşekkürler...

ycy

Devrimci Cumhuriyet, İlelebet payidar kalacaktır!Yokluklar ve imkansızlıklar içinde paha biçilmez bir varlık yaratan, ki...
29/10/2024

Devrimci Cumhuriyet,
İlelebet payidar kalacaktır!

Yokluklar ve imkansızlıklar içinde paha biçilmez bir varlık yaratan, kimlik katan Mustafa Kemal Atatürk ve O'nun bize miras bıraktığı çağdaş, ilerici ve devrimci ilkeler, ne mutlu ki bize, bugün bir anıt gibi sağlam temeller üzerinde varlığını korumaya devam ediyor.

Varlık içinde yokluk ve yoksulluk yaratarak, cahaleti yayarak çağdaşlık değerlerimizi sarsmaya, bağımsızlık kimliğimizi parçalamaya çalışan tüm karanlık zihniyetlere karşı yılmadan ve yorulmadan devrimci ilkeleri savunarak sahip çıkan tüm yürekli insanların Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum.

GEÇMİŞTEN BUGÜNE VE YARINA DAİRTam 14 Yıl Önce bugün paylaştığım unutulmaz bir anı...1980'lerin başıydı… Taksim Meydanı’...
23/10/2024

GEÇMİŞTEN BUGÜNE VE YARINA DAİR

Tam 14 Yıl Önce bugün paylaştığım unutulmaz bir anı...

1980'lerin başıydı…

Taksim Meydanı’nda, Atatürk Kültür Merkezi’nin önünde karşılaştım Yaşar Kemal’le.

O zamanlar internet yok, TRT dışında televizyon kanalı da yoktu.

Hayretle bana baktı ve sordu, "Beni nereden tanıyorsun?"

Aslında haklıydı, ünlü bir yüz değildi, fotoğrafı sadece kitaplarının arka kapağında vardı.

Gülümseyerek, "Kitaplarınızın arka kapağındaki fotoğrafınızdan" dedim.

Bir kahkaha patlattı. O an aramızda sıcak bir bağ kuruldu.

Koluma girdi, "Haydi birlikte yürüyelim" dedi ve biz Galatasaray’a kadar yürürken bolca sohbet ettik.

Normalde farklı bir yere gitmeyi planlamıştım ama Yaşar Kemal gibi bir efsane kollarınıza girmişse, hangi genç bırakıp da başka bir yere gider ki?

O zaman 20'li yaşlarımdaydım ve heyecandan içim içime sığmıyordu.

Aradan yıllar geçti...

Bu kez 4 Ekim 2010’da Borsa Lokantası’nda rastladım ona.

O gün de aynı heyecanı hissettim.

Sofrada oturduk, uzun uzun sohbet ettik.

O ilk karşılaşmamızı hatırlattım, “80'lerin başında AKM’nin önünde karşılaştığımızda, koluma girip beni Galatasaray’a kadar yürüttüğünüzü hatırlıyor musunuz?” dedim.

Yine güldü.

O gülüşü hâlâ kulaklarımda çınlıyor. Yaşar Kemal’in kahkahası da kocaman yüreği kadar etkileyici bir şeydi.

“50 yaşıma geldim” dedim ona.

Gözlerini kısarak şaşkınlıkla yüzüme baktı, inanamıyordu. Bir sigara kokusu almış olmalı ki, "Hâlâ sigara içiyor musun?" diye sordu.

Ben de "Senin fotoğraflarının hiçbirinde sigarasız olduğunu görmedim, vallahi!" dedim.

Yine kahkahalar attık.

"Şimdiki aklım olsa hiç içmezdim ya da daha önce bırakırdım" dedi.

Ardından ciddileşti ve ekledi;

"Senin gibi adamların uzun yaşaması lazım."

Yaşar Kemal’in böylesine içten ve bilgece sözleri hep ruhumu beslemiştir.

***

Kültürden sanata, çağdaş Cumhuriyet Değerleri'ne kadar geçmişte iyi olan ne varsa silmek, yok ederek unutturmak isteyen zamanın zır cahil şeytani ruhuna karşı Yaşar Kemal gibi değerlerin daima hatırlanması için bu bilgi notunu düşüyorum.

Asıl adı Kemal Sadık Gökçeli olan Yaşar Kemal, Türk edebiyatının devlerinden biriydi. Dünya çapında tanınan bir romancı, şair ve aktivistti. Yaşamı boyunca pek çok ödül almış, hatta Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilmişti.

Türk edebiyatının ulu çınarıydı ve onunla tanışmış, sohbet etmiş olmak, genç yaşlarımda edebiyatın derin dünyasına bir pencere açmıştı.

Bugün, 14 yıl önceki bu buluşmalarımızı anımsarken, onun yüce gönlünü ve derin bakış açısını çok daha iyi anlıyorum.

Türkiye, onun gibi insanlara o kadar çok ihtiyaç duyuyor ki…

Oysa onun da dediği gibi:
"O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler, demirin tuncuna, insanın piçine kaldık."

Gerçekten de bugün, Türkiye'de yaşanan yozlaşma ve toplumsal çöküş, onun eserlerinde işaret ettiği insani değerlerin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Yaşar Kemal, insana ve doğaya olan sevgisiyle, zalimliğe karşı duruşuyla her zaman toplumun vicdanı olmuştu.

O gün Taksim’de karşılaştıktan sonra kol kola gezdiğimiz Yaşar Kemal, aslında sadece bir genç adama değil, tüm bir topluma rehber olmuş bir figürdü.

Bugünün Türkiye’sine bakarken, onun gibi bir yazarın eksikliğini derinden hissediyoruz. Toplum olarak ona ve onun temsil ettiği değerlere sahip çıkmadıkça, bu yozlaşmanın pençesinden kurtulmamız zor olacak.

Yaşar Kemal’in hatırasını saygıyla anarken, onun bize bıraktığı değerleri unutmamalı, içimizde yaşatmalıyız.

Address

Levent, Yapı Kredi Plaza C Blok Kat 17 No 43 Beşiktaş Istanbul
Istanbul
34457

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when PR Aktif İletişim Danışmanlığı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to PR Aktif İletişim Danışmanlığı:

Share