KARAN Gayrimenkul

KARAN Gayrimenkul Gayrimenkul ARACILIK, DANIŞMANLIK, DEĞERLEME... Hayatı kolaylaştırmak için…

Yoğun yaşam koşulları nedeniyle zamanı doğru kullanmasını bilen modern toplumlardaki insanların hukuksal işleri için bir avukatı,
sağlıklı yaşamları için bir doktoru, hayat güvencesini takip eden bir sigortacısı olduğu gibi gayrimenkul tasarrufu için de bir
gayrimenkul danışmanı vardır.

16/01/2023
17/12/2022
KİRA SÖZLEŞMESİ YAPARKEN, ARTIŞ ORANINDA BU İFADEYE DİKKAT!..Gayrimenkul hukuku uzmanları, kiracılara, “haksız tahliye d...
07/07/2022

KİRA SÖZLEŞMESİ YAPARKEN, ARTIŞ ORANINDA BU İFADEYE DİKKAT!..

Gayrimenkul hukuku uzmanları, kiracılara, “haksız tahliye davasıyla karşı karşıya kalmamak için mülk sahibi ile sözleşme imzalarken dikkat etmeleri gereken hususlar” konusunda uyarılarda bulundu. Sözleşmede, kira artışına ilişkin yıllık oran belirtmek yerine ‘devletin kira oranında artış yapılacaktır’ ifadesinin artışla ilgili ileride yaşanacak tartışma ve davaları engelleyeceğine dikkat çekildi.

Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı Ali Güvenç Kiraz’ın konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, son dönemde zamlar nedeniyle kiracılarla mülk sahibi arasındaki anlaşmazlıkların arttığını vurgulamakta.

Sulh hukuk ve icra mahkemelerinin yoğun şekilde kiracı ve ev sahibi arasındaki davalarla dolduğunu dile getiren Kiraz, özellikle eski kiracılar ile mülk sahipleri arasında sorunlar yaşandığına vurgu yaptı.

Kiraz, gelinen noktada ev sahiplerinin, yeni kiracıyı istedikleri zaman çıkarabilmek için, boş veya tarihli tahliye taahhüdü istediğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ayrıca su, elektrik ve doğal faturasını kiracı üzerine yapmıyorlar. Ev sahibi herhangi bir sözleşme yapmadan ‘Burada oturabilirsin, al anahtarını. Ancak faturalar benim üzerime olacak. Fatura geldikçe size ibraz ederim’ diyor. Kiracı bu şekilde kalmayı kabul ederse, ilerleyen zamanlarda fırsatçı ev sahibi istediği an su, elektrik ve doğal gazı kapattırıyor.

DASK poliçesi veya herhangi bir sözleşme olmadığı için kiracı abonelikleri üzerine alamıyor. Böyle bir durumda kiracı hak da talep edemiyor. Çünkü, kiracının hukuki anlamda hakkının korunması veya mahkemeye başvurabilmesi için ‘mal sahibinin aldığı kirayı beyan etmesi’ veya ‘kiracının oturduğu evi ikametgah olarak kullandığını bildirmesi’ gerekiyor. Bu nedenle herhangi bir hukuki yaptırım yapılamıyor.”

Kira sözleşmesi imzalarken dikkat edilmesi gereken 6 husus
Ali Güvenç Kiraz, kiracılara, ev sahibi ile kira sözleşmesi yaparken şu 6 hususa dikkat etmeleri gerektiğini açıkladı:

“Birincisi; kiracı mutlaka ve mutlaka yazılı kira sözleşmesi yapmalı. Sözlü kira sözleşmesine itibar edilmemeli. İkincisi; kiracı, kira sözleşmesiyle birlikte imza attığı tarihte meskenin DASK poliçesini mutlaka almalı. Üçüncüsü; taşınmaza ilişkin elektrik, su ve doğal gaz gibi tüm genel abonelik hizmetleri kiracı üzerinden yapılmalı. Dördüncüsü; kiracı asla boş tahliye taahhüdü düzenlememeli. Eğer böyle bir şey düzenlenecekse tahliye tarihi net olmalı.

Beşincisi; kiracı, kira bedeli ve kullanım kaynaklı vergiler dışında hiçbir verginin ve yan giderlerin kendisine ödetilmesini kabul etmemeli. Mesela emlak vergisi, ecrimisil ödemesi, taşınmazın aynından kaynaklanan vergiler mal sahibinin ödemekle yükümlü olduğu vergilerdir. Kiracı sadece kullanım kaynaklı ödemeleri yapmalıdır.”

Hangi ödemeyi kiracı, hangisini mülk sahibi yapar?
Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı Kiraz, altıncı husus olarak, kira sözleşmesine “taşınmazın mülkünden kaynaklı yatırım bütçesinin tüm kalemlerinin mal sahibince ödenmesi” hususunun eklenmesi gerektiğini vurguladı.

Burada zaman zaman kiracı ile mülk sahibi arasında sorun yaşanabildiğini dile getiren Kiraz, “Mesela asansörün değiştirilmesi mülk sahibinin, bakım ücreti kiracının; kombi değiştirilmesi mülk sahibinin, bakımı kiracının sorumluluğundadır. Binanın boyanması ve güçlendirilmesi mal sahibine aitken, bahçe ve çevre bakımı ücretlerini kiracının ödemesi gerekiyor. Apartman görevlisinin maaşı kiracıya, kıdem tazminatı mal sahibine aittir. bu örnekleri çoğaltabiliriz.” şeklinde konuştu.

“Doğru hazırlanan kira sözleşmesi tahliye tehdidini ortadan kaldırır”
Kiraz, sözleşmelerde bu hususların açıkça belirlenmesi durumunda kiracının, kira tespit davasına maruz kalmadan yasal artışı uygulayarak 5 yıl boyunca oturmaya devam edebileceğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:

“Ayrıca 1+10 yıl boyunca doğrudan tahliye tehdidiyle karşı karşıya kalmayacaktır. Burada kirasını zamanında ödemesi ve yasal artışı doğru şekilde yapması önemli. Mal sahibine haklı tahliye sebebi oluşturacak bir gerekçe verilmediği sürece 10+1 yıl boyunca doğrudan tahliye tehdidiyle karşı karşıya kalınmayacaktı. Öte yandan mal sahibinin gerçekten ihtiyacı varsa ve bunu belgeliyorsa, mülk satılmışsa ve yeni alan kişinin de ihtiyacı varsa, kiracı borcunu ödemeyip iki defa ihtara maruz kalmışsa ve temerrüde düşmüşse tahliye mal sahibinin hakkıdır.”

“Devletin kira oranında artış yapılacaktır’ ifadesi artışla ilgili tartışmaları engeller”
Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Ali Yüksel de sözleşmelerin uzun süreli yapılmasının kiracının, kısa olmasının konut sahibinin lehine olduğunu söyledi.

Yüksel, konutun satılması halinde yeni malikin kiracıyı tahliye etmesi hakkı bulunduğunu belirterek, “Bu durumdaki riski kaldırmak için, kira sözleşmesinin tapuya şerh edilmesinde yarar vardır. Şerh, kiracıyı koruyacaktır.” dedi.

Konut sahibinin kendisinin veya çocuklarının ihtiyacı için talepte bulunmayacağının madde olarak yazılabileceğini dile getiren Yüksel, “Sözleşmede, kira artışına ilişkin yıllık oran belirtmek yerine ‘devletin kira oranında artış yapılacaktır’ ifadesi artışla ilgili ileride yaşanacak tartışma ve davaları engelleyecektir. Bu durumda, devletin açıkladığı oranlar yıl dönümünde otomatikman artış olarak yapılmalıdır.” diye konuştu.

Yüksel, kira sözleşmesinde, aidat kavramının içine nelerin dahil olduğunun açıkça belirtilmesi gerektiğini kaydederek, evde, sözleşmeye imza atan kişi ve ailesi dışında kalacak kişi varsa bunların belirtilmesi gerektiğini, aksi takdirde tahliye davası açılabileceğini anlattı.

“Depozito tutarı vadeli hesapta tutulmak zorunda”
Ali Yüksel, kiracı veya kiraya verenin vefatı halinde sözleşmenin devam edip etmeyeceğinin belirtilmesinin öneminden bahsederek, “Mevcut daire krokisinin sözleşmeye eklenmesi daha sonra duvarların kaldırıldığı ya da tadilat gibi konularda ihtilafı önleyecektir.” ifadesini kullandı.

Depozitonun en fazla 3 aylık kira bedeli kadar olabileceğini, bu rakamın vadeli bir hesapta tutulmasının zorunlu olduğunu anlatan Yüksel, erken tahliye halinde kiracının konut sahibi ile birlikte mevcut durumu bir tutanakla tespit ederek teslim etmesinin faydalı olacağını bildirdi.

Yüksel, home ofis olarak kullanım şekliyle evden çalışılacak bir şirket söz konusu ise kontrata yazılması gerektiğini belirterek, kiracıları, kentsel dönüşüme girme riski olan binalara masraf yapmamaları konusunda uyardı.

Kaynak: Ekonomist Dergi

YENİ KİRA DÜZENLEMESİ RESMÎ GAZETE’DE!..Konut kira artışlarını yüzde 25 ile sınırlayan yasa, Resmi Gazete’de yayımlanara...
11/06/2022

YENİ KİRA DÜZENLEMESİ RESMÎ GAZETE’DE!..

Konut kira artışlarını yüzde 25 ile sınırlayan yasa, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yayımlanan karara göre,
1 Temmuz 2023’e kadar yenilenecek konut kira sözleşmelerindeki artışın bir önceki kiranın yüzde 25’ini geçemeyecek.

Kira düzenlemesi hakkında merak edilen 5 soru ve yanıtı
Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikte şu ifadeler yer aldı:

Konut kiraları bakımından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih ilâ 1/7/2023 (bu tarih dâhil) tarihleri arasında yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmalar, bir önceki kira yılına ait kira bedelinin yüzde yirmi beşini geçmemek koşuluyla geçerlidir.

Bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranının yüzde yirmi beşin altında kalması halinde değişim oranı geçerlidir.
Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.

Bu oranları geçecek şekilde yapılan sözleşmeler, fazla miktar yönünden geçersizdir.
Bu fıkra hükmü, 344 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca hâkim tarafından verilecek kararlar bakımından da uygulanır.

KAYNAK: Ekonomist

Emlak fiyatları neden artıyor?!.
10/05/2022

Emlak fiyatları neden artıyor?!.

Gayrimenkul fiyatları son yıllarda artan bir hızla yükseliyor. Merkez Bankası verilerine geçen yıla oranla fiyat artışı Türkiye genelinde yüzde 94. Bahçeşehi...

GAYRİMENKULDE KELEBEK ETKİSİ!..Kelebek etkisi en basit tanımla, bir sistemin başlangıç verilerinde küçük değişiklikler y...
30/04/2022

GAYRİMENKULDE KELEBEK ETKİSİ!..

Kelebek etkisi en basit tanımla, bir sistemin başlangıç verilerinde küçük değişiklikler yapıldığında öngörülemez ve büyük sonuçların doğabilmesidir. Kelebek etkisi teorisi Edward N. Lorenz'in hava durumu ile ilgili verdiği şu örnek ile ünlenmiştir; “Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir.” Peki tapu harcı nasıl olur da vergi sistemimizde kelebek etkisi yaratır diyorsanız gelin bu etkinin nasıl başladığına ve getirdiği sonuçlara beraber bakalım.

Gayrimenkul Alım-Satımında İlk Vergisel Yükümlülük Nedir?

Gayrimenkul alım-satımında bulunan tarafların vergi kanunları kapsamında ilk vergiye muhatap tutuldukları işlemin, taşınmazın tapu idaresindeki tescil işlemi sırasında başladığını söyleyebiliriz. Aklımıza alıcı ve satıcının işlem öncesi yapmış olduğu sözleşmelere ilişkin damga vergisi yükümlülüğü gelebilir ancak “gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri”, “ön ödemeli konut satış sözleşmeleri” ile “kat karşılığı veya hasılat paylaşımı inşaat sözleşmeleri” damga vergisine tabi kâğıtlar arasında sayılmış olmasına rağmen, 2017 yılında Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu eki kararında damga vergisi oranının “0”olarak uygulanacağının hüküm altına alınmış olduğunu hatırlarsak, taşınmazın tapu idaresinde gerçekleşecek devir ve iktisabına ilişkin ödenecek tapu harcının ilk vergisel yükümlülük olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır…

Mevcut Düzenlemeler ve Etkileri

Bilindiği üzere 492 sayılı Harçlar kanununun ilgili maddelerinde; gayrimenkul alım-satımında alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı olmak üzere binde 20 oranında tapu ve kadastro harcı (kısaca tapu harcı) alınmaktadır. Ödenmesi gereken tapu harcı; emlak vergisi değerinden az olmamak üzeremükelleflerin beyan ettikleri tutarlar esas alınarak hesaplanmaktadır.

Uygulamada ise binde 20 oranında tapu harcı ödemesi gereken satıcı, piyasada oluşan ticari teamüllere göre bu tutarı alıcıya ödetmektedir. Bu durumda binde 20 oranında tapu harcı ödemesi gereken alıcı, toplamda binde 40oranında tapu harcı ödediği için vergi yükünün tamamı alıcı üzerinde kalmaktadır.

Oluşan bu vergi yükü nedeniyle alıcı, tapuda gerçekleştirilen işleme ait matrahın gerçek değer üzerinden beyan edilmemesine itirazda bulunmamaktadır.(Çünkü gerçek değer üzerinden beyan edilmesini sağlarsa binde 40 oranında fark tapu harcına kendisi katlanmak zorunda kalacaktır. Ayrıca; alıcının gerçek değer üzerinden binde 40 oranında tapu harcı ödemek istediği durumda bile, bazen satıcıların gerçek değer üzerinden satış işlemi yapılmasına karşı çıktığı galiba herkesin bildiği veya başına geldiği bir durumdur!!)

Bu sebeplerle alım-satıma taraf olanlar taşınmazı gerçek değerinin altındabeyan etmekte ve ödenmesi gereken tapu harcını daha az ödeyerek hazinenin gelir kaybına sebebiyet vermektedirler.

Bu süreç gayrimenkul alım-satımında Vergi Kayıp ve Kaçağının ilk aşaması olarak karşımıza çıkmakta olup, bu anı kelebeğin kanatlarını ilk çırpmaya başladığı zaman olarak da betimleyebiliriz.

Gerçekleşen alım-satım işleminden sonra; alıcıların gerçek bedelin altında beyan edilen işlem tutarı için ileride ortaya çıkabilecek cezai müeyyidelerden yani kelebek etkisinin yaratacağı olumsuzluklardan korunmak için bazı işlemlere başvurdukları görülmektedir. Bunlara; pişmanlık talepli beyanname verilmesi, af kanunlarına başvurulması örnek olarak gösterilebilir.

Gerçek Satış Bedeli Neden Beyan Edilmez?

Alıcı ve satıcının yukarıda belirtildiği şekilde muvazaalı işlemlerde bulunmasının başlıca nedenleri arasında;

Genel ticari teamüllere göre toplam binde 40 oranında (binde 20 ödemesi gerekirken) tapu harcının alıcı üzerinde kalması,
Gayrimenkul satımında bulunan mükelleflerin, kazançlarını düşük göstererek vergi ödemek istememesi,
Gayrimenkul satımında bulunan mükelleflerin indirimli orana tabi işlemleri nedeniyle kdv iadesi talebinde bulunması,
Gayrimenkul ticareti yapan mükelleflerin kayıt dışı istihdam vb. nedenlerle maliyetlerini belgelendiremeyerek kayıt altına alamaması,
Beyan edilen taşınmaz değerinin emlak vergisi değerinden az olmamak koşulu ile taraflar arasında serbestçe belirlenmesi,
Emlak vergisi değerinin; gayrimenkullerin gerçek değeriniyansıtmaktan çok uzak olması,
Vergi ziyaı cezasının diğer vergi kanunlarının aksine bir kat yerine tapu harçlarında %25 olarak uygulanması,
Tapu idaresinde gerçekleştirilen işlemlere ilişkin ödeme ve tahsilatların tevsik zorunluluğu kapsamında olmaması vb. hususlar sayılabilir.
Bu saydığımız nedenlerden en etkili olanı ise; satışa konu taşınmaz değerinin belirlenmesinde dikkate alınan tek kriterin emlak vergisi değerinin olmasıdır. Bu değerin taşınmazın gerçek değerini yansıtmaması, alıcı ve satıcıyı menfaat birliği içinde kayıt dışılığa sevk etmektedir. Bu işlemler sonucunda; tapu harcından başlayarak dolaylı ve dolaysız vergi gelirlerini azaltan, vergi sistemini olumsuz etkileyen, toplumda rekabet eşitsizliği ve kayıt dışı ekonomi başta olmak üzere birçok sosyoekonomik sorunlara yol açmaktadır.

Peki Tapu Harcı Nasıl Kelebek Etkisi Yaratıyor?

Gayrimenkul alım-satımında tapu harç matrahının gerçek satış bedeli üzerinden beyan edilmemesi sonucunda, kelebek etkisi yaratarak tüm vergi sistemimizi nasıl etkilediğini beraber değerlendirelim:

Alım-satıma taraf olanlar tapu idaresinde, taşınmazı gerçek değerinin altında beyan etmekte ve ödenmesi gereken tapu harcını daha az ödeyerek hazinenin gelir kaybına sebebiyet vermekte,
Gayrimenkul satışında bulunan mükellefin, kanuni defter ve belgelerine gerçek satış bedeli yerine tapu harcı matrahını esas alarak intikal ettirmesi sonucunda, gelir ve kurumlar vergisi matrahı aşındırılmakta ve vergi ziyaınasebep olunmakta,
Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80. maddesinde belirtilen mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların (şartların oluşması durumunda) Değer Artış Kazancı olduğu düzenlenmiştir. Değer Artış Kazancı konusuna giren bir taşınmazın devir ve iktisap bedelinin tapuda düşük beyan edilmesi sonucunda, beyan edilmesi gereken değer artış kazancı vergilendirilmemekte ve vergi kaybı oluşmakta,
Gayrimenkul satış bedelinin gerçek değerinin altında beyan edilmesi durumunda (satıcının kdv mükellefi olması) satış tutarı üzerinden hesaplanan KDV’ninde düşük hesaplanması sonucunda KDV yönünden de vergi ziyaına sebebiyet verilmiş olmakta,
Gayrimenkul satış bedelinin gerçek değerin altında beyan edilmesi ve mükellefin (satıcının kdv mükellefi olması) indirimli oranda KDViadesi talep etmesiyle haksız iadeye sebebiyet verilmiş olmakta,
Gayrimenkulü alan taraf, alış işleminde taşınmazı gerçek değeri üzerinden kayıtlarına intikal ettiremediği için; söz konusu taşınmazı ilerleyen tarihlerde elden çıkarması durumunda yukarıda belirtilen işlemlerin tekrarlanarak vergi kayıp ve kaçağının zincirleme olarak devam etmesine sebep olmaktadır.
Sonuç olarak;

Tapu harcı matrahının gerçek işlem bedeli üzerinden beyan edilmemesi ile başlayarak bütün vergi sistemimizi zehirleyen tapu harcının neden olduğu sonuçları, kelebek etkisi örneği ile tanımlamak yanlış olmayacaktır.

Yazımızda yapılan değerlendirmelerden de anlaşılacağı üzere; toplamda (alıcı ve satıcının) binde 40 oranında ödenmesi gereken tapu harcını daha az ödemek için, eksik beyan edilen her birim matrahın; kurumlar vergisinde (2021 yılı için) %25, gelir vergisinde (2021 yılı için) ortalama %20, katma değer vergisinde ortalama % 8 oranında vergi kaybına sebebiyet verdiği görülmektedir.

Tapu harcının olumsuz sonuçlar doğuracak şekilde kelebek etkisi yaratmasının nasıl engelleneceği sorusuna aslında yazımız içerisinde cevap bulunabilir. Satış bedelinin gerçek tutarlar üzerinden beyan edilmemesinin nedenlerine çözüm bulunması halinde, tapu harcının yaratacağı olumsuz kelebek etkisi ortadan kalkmasa bile minimize edilebilecektir.

Kaynak: DÜNYA/Murat Çiftçioğlu

MARKALI KONUTTA SAYFİYE REKABETİ!..Tüm dünyayı etkisi alan ve ikinci yılına yaklaşan pandemi sürecinde yaşanan kapanmala...
20/04/2022

MARKALI KONUTTA SAYFİYE REKABETİ!..

Tüm dünyayı etkisi alan ve ikinci yılına yaklaşan pandemi sürecinde yaşanan kapanmalarla birlikte dünya insanının hayatı kökten değişti. İş yaşamından konutlara, alışveriş tercihlerine kadar hiçbir şey eskisi gibi değil.

Bu süreçte hayatı sorgulayan insanlar artık kalabalık şehir yaşamından uzaklaşıp doğaya daha yakın olabildikleri sayfiyelere yöneldi. Bu süreçte Ege ve Akdeniz Bölgesi’nin sayfiyeleri ciddi göç aldı. İş yaşamında uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşması, Gebze-İzmir otoyolu ile sayfiyelere ulaşımın kolaylaşması sayfiye yaşamının giderek benimsenmesine katkı sağlıyor.

İSTANBUL DIŞI PROJELER
İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerden sayfiyelere yaşanan göç Mesa’dan Dap Yapı’ya Ege Yapı’dan Özak GYO’ya ve Sinpaş’a kadar markalı konut üreticilerini bu bölgelerde proje üretmeye yönlendirdi. Bodrum’un ardından İzmir’in sayfiyeleri olan Urla, Çeşme, Dikili markalı projelere ev sahipliği yapmaya başladı.

Bu bölgelerde üretilen konutların 35 bin TL’den başlayan fiyatları İstanbul ile yarışıyor. Mesa ve Ege Yapı Urla Kekliktepe’de villa projeleri üretmeye başlarken, Özak GYO, Ege Bölgesi’nde ulaşımı kolay lokasyonlarda doğal hayatın deneyimlenebileceği özel bir proje üretmek için üç farklı yerde görüşmeler yürütüyor.

Ege Yapı, İzmir’in Dikili ilçesinde başka bir proje geliştirmek için çalışmalar yürütüyor. Ant Yapı, Ağaoğlu, Nef, Seba İnşaat ise sayfiyeler arasında en popüler yer olan Bodrum’da proje üretmeye devam ediyorlar.

Pandemi ile birlikte bahçeli, geniş sosyal alanı olan ve şehir merkezinden uzak müstakil ve alçak katlı konutlar tercih edilirken, Ege ve Güney bölgelerdeki projeler ön plana çıktı. Bu değişime cevap vermek adına araştırmalarını bu bölgelerde yoğunlaştıran Tahincioğlu, güneydeki ilk konut projesini Göcek’te gerçekleştiriyor.

Tahincioğlu Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Tahincioğlu, İstanbul’da ve güneyde, Ege ve Akdeniz bölgelerinde pandemide değişen ihtiyaçlara ve taleplere cevap verebilecek yeni yaşam projeleri geliştireceklerini söylüyor.

Göcek’in ilk markalı lüks villa projesine imza attıklarını belirten Tahincioğlu, “Uzun süredir araştırmalarımızı yoğunlaştırdığımız Bodrum’da da yeni projelere bu yıl başlayacağız. İnsanların talepleri doğrultusunda Tahincioğlu kalitesine ve markasına uygun bölgelerde yer alacağız” diyor.

BODRUM’U DÜNYAYA AÇTI
Bodrum Cennet Koyu’nda Mandarin projesiyle Mandarin Hotel’i Türkiye’ye getirip Bodrum’un bir dünya markası olmasını sağlayan Astaş Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Aşçı, Aslan Yapı, Caba İnşaat ortaklığında Bodrum Turgutreis’te Mavi Arya projesini üretiyor.

Vedat Aşçı, Turgutreis bölgesinin ailelerin 12 ay kullandıkları bir yaşam merkezi olması nedeniyle orada proje yapmak istediklerini söylüyor. Bodrum’un dünyanın her köşesinde konuşulan, tercih edilen bir tatil yöresi haline geldiğini ifade eden Aşçı, “Yazın yüzlerce özel jetler geliyor, marinalar dolup taşıyor.

Dünya markaları, lüks restoranlar, yabancı otel zincirleri Bodrum’u önemli bir destinasyon olarak görüp geliyor. Türkiye’nin St. Tropez’i olacak demiştik, oldu ve geçti bile” diye konuşuyor.

Yassı ada, Çatal Ada, Kos Adası gibi ada manzaralı, az yapılaşmalı yeşil bir proje hayata geçirilirken, projenin birinci fazı Mayıs 2023’te, 2’inci Fazı 2024’te açılacak.

Bodrum dışında yeni bir proje yapacak olurlarsa tercihlerinin Çeşme olacağını belirten Aşçı, “Çeşme iyi bir tatil yöresi. Ancak yazı kısa, kışı sert geçiyor” yorumunu yapıyor.

12 AY YAŞANABİLİYOR
Sayfiyelerdeki projelerin tamamına yakını 12 ay yaşama uygun olarak üretiliyor. Nef Yönetim Kurulu Başkanı Erden Timur, Nef’in Reserve projelerinin doğa içinde tüm olanaklara sahip 12 ay yaşanacak şekilde tasarlanmalarıyla Türkiye genelinden ve büyük kentlerden ilgi gördüğünü söylüyor.

Timur, “Bodrum Gölköy’de yeni bir projemiz başladı. İzmir Urla’da da bir proje başlamak üzere. Bu projeler de Nef dokunuşu ile 12 ay boyunca, alternatif bir yaşam sunan Reserve projelerimiz olacak. Sapanca ve Konya’da villa

projelerimiz de devam ediyor” diyor. Bunların dışında Sakarya, Çanakkale, Balıkesir ve Hirfanlı bölgelerinde Nef Arsa projeleri devam ettiğini belirten Timur, bu yıl Marmara ve Ege Bölgesi kentleri ile Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde birçok yeni arsa projesini devreye alacaklarını da vurguluyor.

Bodrum Aspat Koyu’nda Anthaven projesinin ilk etabını geçtiğimiz yıllarda devreye alan Ant Yapı, 300 konuttan oluşan 2’inci Etabının üretim çalışmalarını yürütüyor.

Bodrum’da 12 ay yaşanabilen özel bir proje ürettiklerine dikkat çeken Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay, her şeyin yolunda gitmesi halinde projenin ikinci etabını 2023’te teslim etmeyi planladıklarını söylüyor.
Okay, “Bodrum son yılların gözde tatil yörelerinden biriydi. Pandemi ile birlikte dört mevsim yaşanan bir yer haline geldi.

Projemiz de sunduğu olanaklarla dört mevsim Bodrum’da yaşamak isteyenlere hitap ediyor” diye konuşuyor.
Bodrum’da proje üreten bir diğer grup da Besa Grup. Besa Grup Yönetim Kurulu Üyesi Efe Bezci, The Bo Viera projelerinin ilk etapları teslim ettiklerini bu projenin Bodrum’un değerine değer katacağını söylüyor.

Toplam 150 dönüm arazi üzerinde tamamı deniz ve gün batımı manzaralı 315 villa ve rezidanstan oluşan projede, Hilton grubunun üst segment markası CURIO’nun 85 odalı oteli yer alıyor.

Arazinin doğal eğimlerini çok başarılı biçimde kullanan, mimarinin peyzajın içerisinde eridiği The BO Viera tamamlandığında Bodrum’un doğasına saygılı önemli projesi olacağını belirten Bezci, “BESA Grup olarak 2017 yılına kadar tüm yatırımlarımızı başkentimiz Ankara’ya yaptık.

50 yıllık deneyimimiz ve son üç yılını geceli gündüzlü proje çalışmalarına adadığımız The BO Viera ile Bodrum’daki ilk projemizin çalışmaları devam ediyor. Bodrum’da da tüm deneyimimiz, bilgimiz, samimiyetimiz ve gayretimizle hayata dokunmak istiyoruz” diye konuşuyor.

İZMİR REVAÇTA
Konut yapı stoku eski olan ve büyük kentlerden göç alan İzmir ve sayfiyeleri son yıllarda öne çıkmaya başladı. Dap Yapı’nın proje ürettiği kentte özellikle Urla’nın gastronomi turizminde öne çıkması ve büyük kentlerdeki eğitimden sağlığa birçok olanağı sunmayı bölgeye göçleri ve yatırım ilgisini artırıyor. Arsa stokunun bulunması da proje üretimini kolaylaştırıyor.

Ege Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Kabadayı, İzmir’de projelendirilmiş üç projeleri bulunduğunu, önümüzdeki dönemde İzmir’in İstanbul ile birlikte proje üretecekleri diğer şehir olacağını söylüyor.

Urla Kekliktepe 73 villalık projelerinin ön talep toplama sürecinde olduğunu belirten Kabadayı, “Alsancak’ta, Dikili’de birer projemiz var. İzmir’de daha fazla proje üreteceğiz. İstanbul, İzmir birlikte devam edecek. Urla bizim için önemli bir bölge. İzmir-İstanbul otoyolunun açılması ulaşımı kolaylaştırması ilgiyi artırdı” diyor.

İnsanların sayfiyelere yönelmesi ile birlikte bu ilgiye hitap edecek proje geliştirme konusunda Büyük Yalı, Özak Göktürk projelerini geliştiren Özak GYO’nun da çalışmaları bulunuyor.

Özak GYO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akbalık, Bodrum Akyarlar’da yeni aldıkları arazide bir otel projesi yapacaklarını detaylarının önümüzdeki dönemde netleşeceğini söylüyor.

İstanbul dışında Ege Bölgesi ve İzmir’in sayfiyeleriyle ilgilendiklerini belirten Akbalık, “Özak GYO Urla’dan 2-3 arazi sahibi ile görüşme halindeyiz. Ulaşımı kolay, tabiatla içiçe yaşamı tercih edenler için Ege Bölgesi’nde ulaşımı kolay bölgelerde yer arayışımız var. Görüştüğümüz yerler var” diye konuşuyor.

Kaynak: EKONOMİST DERGİSİ

SİTELERDE AİDATA ZAM ORANI YÜZDE 60’a ULAŞTI!..Yeni yılla birlikte yüzde 40-60 civarında yükselen site aidatları yönetim...
18/01/2022

SİTELERDE AİDATA ZAM ORANI YÜZDE 60’a ULAŞTI!..

Yeni yılla birlikte yüzde 40-60 civarında yükselen site aidatları yönetimler ile konut sahiplerini karşı karşıya getirdi. Fahiş artışın asgari ücrete yapılan zam, enflasyon, elektrik, doğal gaz, su ve gübre fiyatlarındaki yükselişten kaynaklandığı belirtiliyor.

Yeni yıla girilmesiyle birlikte konut sitelerinin genel kurulları art arda gerçekleştiriliyor. Genel kurulda bu yıl için belirlenen aidat tutarları, site sakinleri ile yönetimlerini de karşı karşıya getiriyor.

TED Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Akipek, AA muhabirine, konunun Kat Mülkiyeti Kanunu ile düzenlendiğini söyledi. Akipek, kat maliklerinin, kapıcı, bahçıvan ve bekçi giderleri ile ortak tesislerin işletme giderlerine ve bunlar için toplanacak avansa kendi arsa payı oranında katılması gerektiğini söyledi.

“Yüksek artış kaçınılmaz”
Kanun uyarınca, kat maliklerinin bu giderleri ödemekten kaçınamayacağına işaret eden Akipek, şöyle konuştu:

“Genel giderlerin yani aidatın miktarı, kat malikleri kurulunca belirlenir. Genellikle her yıl sonu veya başında yapılan kat malikleri olağan kurulunda bir yıl için ödenecek miktar tespit edilir. Bu miktarın belirlenmesinde bir üst sınır yasal olarak çizilmemiştir. Aidat, apartmanın elektrik, su gibi genel giderleri ile varsa çalışan personelin maaşları ve diğer ödemelerini, sigorta primlerini, genel temizlik ve bakım giderlerini, eğer merkezi sistem ısınma varsa, ısınmaya ilişkin doğal gaz giderlerini kapsar. Bu giderlerin yanında, çıkabilecek ani ve arızi masraflar da düşünülerek, acil durumlara hazırlık amacıyla tahmini bir ek giderin de toplanması yerinde olur. Kat malikleri bir yıllık tüm giderleri yaklaşık olarak hesaplayıp, daire sayısına, yasal düzenlemeye göre veya eğer farklı bir esas yönetim planı ile belirlenmişse buna göre bölünmelidir. Ülkemizde artan asgari ücret, elektrik, doğal gaz ve su giderleri düşünüldüğünde bu yıl aidatlarda önemli miktarda artış olması kaçınılmaz görülmektedir.”

“Aidatlarda geçen yıla göre yüzde 40-60 artış var”
Tesis Yöneticileri Federasyonu Başkanı Yahya Sağır da site genel kurullarının bu ay boyunca devam edeceğini ve site sakinlerinin daha sonra aidatla ilgili sıkıntı yaşamamak için bu genel kurullara katılmasının önem taşıdığını bildirdi. Sağır, aidatların, site yönetimleri tarafından değil, genel kurulda kat malikleri tarafından oylanarak belirlendiğine dikkati çekerek, buraya katılan site sakinlerinin, aidat artışının nereden kaynaklandığını öğrenebileceğini dile getirdi. Sağır, kiracıların da mal sahibinden alacağı vekaletnameyle genel kurullara katılabileceğini ifade etti.

Site yönetimlerinin geçen yılın giderleri ile bu yılın öngörülen giderlerini belirterek aidat artışının gerekçelerini anlatması gerektiğini vurgulayan Sağır, “Ben yaptım oldu” diyerek aidatın belirlenemeyeceğini anlattı. Genel kurula katılmayan konut sahipleri için itiraz süreci olduğunu ve ayrıca dava açma hakları bulunduğunu aktaran Sağır, buna karşın davanın kaybedilmesi halinde aidatın faiziyle birlikte tahsil edileceğini söyledi.

Sağır, aidat artışlarının personel sayısı, sitedeki bağımsız bölüm sayısı, kapalı otopark, asansör, spor salonu ve havuz gibi etkenlere göre değişiklik gösterdiğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

“Site aidatlarının yüzde 80’ini personel gideri oluşturuyor. Asgari ücrete yapılan yüzde 50 zam, enflasyon, elektrik, doğal gaz, su ve gübre fiyatlarındaki artışlar aidatlara yansıdı. Personelin tazminatı, kıyafeti, yol ve yemek giderleri de var. Çok katlı sitelerde asansörün aylık bakımı büyük bir maliyet. Havuzlu siteler, klora gelen zamdan etkilendi. Temizlik ve sarf malzemelerinde fiyatlar arttı. Tüm bu giderler toplanıyor, konut sayısına bölünüyor. Sitede bağımsız bölüm sayısı ne kadar çoksa aidat da personel sayısına göre daha düşük olabiliyor. Yaşanan maliyet artışları nedeniyle aidatlarda geçen yıla göre yüzde 40-60 artış var. Bu oran, çalışan ve daire sayısı ile sitenin donatılarına göre değişiyor.”

“Aidat kirayı geçemez”
Bu maliyetleri düşününce aidat artışlarının fahiş olmadığına dikkati çeken Sağır, “Mesela son genel kurullarda geçen yıl 470 lira olan aidat 625 liraya, 650 lira olan başka bir aidat 800 liraya çıktı. Bursa’da 350 lira olan bir aidat 500 liraya yükseldi. Burada tabii ki bağımsız bölüm sayısı önemli. Bağdat Caddesi’nde kira bedeli 13 bin lira olan bir sitenin aidatı 500 lira. Aidatlar kira kadar oldu deniyor da kiraya endekslememek lazım. Aidat zaten kirayı geçemez. Piyasadaki maliyet artışları ortada. Dolardaki düşüş maliyetleri düşürmedi.” diye konuştu.

Sağır, site yönetimlerinin maliyetlerini yüzde 18 KDV ve posta maliyetlerinin de artırdığını bildirerek, şunları kaydetti:

“Yönetim firmalarının aldığı her şeye yüzde 18 KDV uygulanıyor. 500 liralık aidat, 590 lira oluyor. Genel kurul kararlarının iadeli taahhütlü postayla gönderilmesi lazım. Bir posta bedeli 12 lira. Bu konularda ilgili kurum ve kuruluşlara federasyon olarak görüşlerimizi sunacağız.”

Kaynak: EKONOMİST

EN ÇOK KAZANDIRAN İL ANTALYA!..Son 1 yılda 5 büyük il içinde konutta yatırımcısına en çok kazandıran il yüzde 52 oranınd...
01/12/2021

EN ÇOK KAZANDIRAN İL ANTALYA!..

Son 1 yılda 5 büyük il içinde konutta yatırımcısına en çok kazandıran il yüzde 52 oranında artışla Antalya oldu. Antalya’yı sırasıyla İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa izledi.

İSTANBUL’DA satılık konut piyasasında dikkati çeken ve son 1 yılda yüzde 64-73 oranındaki yükselişin yaşandığı ilçeler Kadıköy, Ataşehir, Bakırköy, Üsküdar ve Beylikdüzü oldu.

ANKARA il genelinde yatırımcısına kazandırdı ve ekim ayında tüm ilçelerde satılık konutlarda metrekare fiyat artışı gözlendi. İlçeler bazında Pursaklar liste başında yer alırken Pursaklar’ı Polatlı, Çankaya, Gölbaşı ve Etimesgut takip etti.

İZMİR satılık konut piyasasındaki hareketliliğini bu yıl içinde de korumaya devam etti. Fiyatı en çok artan ilçelerin başında Foça, Dikili, Seferihisar, Urla ve Menderes geldi.

ANTALYA satılık konut piyasasında son 1 yılda yaşanan yükselişle dikkati çeken ilk ilçe fiyatlarının yüzde 73 arttığı Döşemealtı oldu. Devamında yüzde 45-70 arasındaki artışlarla Konyaaltı, Muratpaşa, Alanya ve Kepez geldi.

BURSA’nın son 1 yılda yüzde 17- 51 arasındaki oranlarla fiyatı en çok artan ilçeleri Mudanya, Nilüfer, Yıldırım ve Osmangazi oldu.

Kaynak: Ekonomist Dergisi

Kiralamalarda ev sahibi ya da kiracıların sorumluluklarının dışında bazı hakları da bulunuyor. İşte bu haklar;1- Kiracı ...
15/10/2021

Kiralamalarda ev sahibi ya da kiracıların sorumluluklarının dışında bazı hakları da bulunuyor.
İşte bu haklar;

1- Kiracı taşınmaz üzerinde yenilik ve değişiklik yapabilir mi?
-Kiracıların hakları, Borçlar Kanunu kapsamında belirtiliyor. Kiracılar ev sahibinden izin alarak taşınmaz üzerinde bazı yenilikler ve değişiklikler yapma hakkına sahiptir.

2- Kiracı vergi ve benzeri yükümlülükleri karşılamak zorunda mıdır?
-Kiralanan gayrimenkul ilgili zorunlu sigorta, vergi ve benzeri yükümlülükleri, aksi kararlaştırılmadığı sürece kiraya veren üstlenir.

3- Kiralanan gayrimenkulün teslim anındaki ayıplarında sorumluluk kimde olur?
-Kiraya veren, kiralanan taşınmazın ayıplarından sorumludur. Ayıpla kastedilen; kiralanan gayrimenkulün sözleşmeyle amaçlanan kullanıma elverişliliğinin kısmen ya da tamamen olmamasıdır.

4- Kiralanan taşınmazın sonradan ayıplı hale gelmesinden kim sorumludur?
-Kiralanan taşınmaz sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, kiraya verenden ayıpların giderilmesini ya da kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını veya zararının giderilmesini talep edebilir.

5- Kiracı kira bedelinde indirim isteyebilir mi?
-Kiracı, kiralanan gayrimenkulün kullanımını etkileyen ayıpların varlığı durumunda bu ayıpların kiraya veren tarafından öğrenilmesinden ayıbın giderilmesine kadar geçen zaman için, kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim talep edebilir.

6- Kiracı kira tespit davası açabilir mi?
-Kira tutarının yeniden belirlenmesi üzerine kiracı veya mülk sahibi tarafından açılan dava, kira tespit davasıdır. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde kiracılar da mülk sahipleri de kira tespit davası açabilir.

7- Kiracılar hangi masrafları kiradan düşebilir?
Kiralanan konut veya iş yeri sonradan ayıplı hale gelirse (küf,rutubet, kombi bozulması gibi) kiracı, ayıbın uygun bir zamanda giderilmesini isteyebilir. Eğer bu zaman içerisinde ayıp giderilmezse kiracı, ayıbı kiraya veren hesabına giderebilir ve bunun bedelini de kiradan düşebilir.

8- Kirayı geciktiren kiracı tahliye edilebilir mi?
-Kira bedelleri kira sözleşmesinde belirtilen günlerde ödenir. Eğer kira sözleşmesinde kira ödeme tarihleri açık şekilde belirtilmemişse kira bedeli her ayın beşinci günü akşamına kadar ödenir. Kira sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup kanun her iki tarafa da bazı hak ve yükümlülükler yükler. Buna göre; Türk Borçlar Kanunu’nun 313. Maddesi uyarınca kiracı, kira tutarını kira sözleşmesinde belirtilen tarihte ödemekle yükümlüdür. Kira bedelinin ödenmemesi ile kiracı temerrüde düşmüş olur ve tahliye için gerekli yasal zemin oluşur.

9-Kiracı kirayı geciktirebilir mi?
-Kira bedelleri kira sözleşmesinde belirtilen günlerde ödenir. Eğer kira sözleşmesinde kira ödeme tarihleri açık şekilde belirtilmemişse kira bedeli her ayın beşinci günü akşamına kadar ödenir. Kiracının yasal olarak kira bedelini geciktirme gibi bir hakkı bulunmaz. Kira bedelini geç ödeyen ve bunu tekrarlayan kiracılar hakkında kanunda belirtildiği şekilde yasal süreç başlatılabilir.

10- Kira zammı neye göre yapılır?
-Kira artışları 2019 yılından beri TÜFE’nin 12 aylık ortalamasına göre yapılıyor.

11- Kiracılar hangi durumlarda evden çıkarılır?
-Kira hukukunun düzenlendiği Borçlar Kanunu'na göre gayrimenkul sahipleri istediği zaman kiracısını evden tahliye edemiyor. Ancak kanunda belirtilen haklı sebeplerin meydana gelmesi halinde kiracılar, dava yolu ile tahliye edilebiliyor.

12- Kiracı kontrat süresi dolmadan tahliye edilir mi?
-Kira kontratının süresi dolmadan eğer haklı nedenler yoksa kiracı evden çıkarılamaz. Haklı sebeplerin başında kira borcunu ödememesi gelir.

13- Kiracılar haksız tahliye halinde kira ya da tazminat talep edebilir mi?
-Türk Borçlar Kanunu (TBK) Md 350’ye göre kiraya veren, kiralanan mülkü; kendisi, altsoyu, eşi, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut, iş yeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, açacağı dava ile kira sözleşmesini sona erdirebilir. Kiracının boşalttığı konut, bölgedeki aşırı kira yükselmeleri sebebiyle çok yüksek kira bedelleriyle yeniden kiraya verilmişse, evi boşaltan kiracı da aynı yüksek bir bedelle yeni bir ev kiralamışsa çıktığı ev ile yeni kiraladığı evin kirası arasındaki üç yıllık farkı tazminat olarak isteyebilir.

14- Kiracılar kira artışları nedeniyle tahliye edilebilir mi?
-Avukat Kaan Özçelik'in verdiği bilgilere göre, kiracı ve mülk sahibi sözlü biçimde kira artış oranında anlaşmış olsalar bile kiralayanın artış bedellerini talep etme ve daha sonra gayrimenkulün tahliyesini isteme hakkı var.

15- Ev sahibi güvence bedelini ne zaman geri verir?
-Banka, güvenceleri ancak ev sahibi ve kiracının rızasıyla ya da icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilir. Ev sahibi kira sözleşmesinin sona ermesini takip eden üç ay içerisinde kiracıya karşı kira sözleşmesiyle ilgili bir dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmemişse banka, kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlü olur.

16- Ev sahibi isteğine göre zam yapabilir mi?
-Ev sahibi kendi isteğine göre zam yapamaz. Kira artışları 2019 yılından beri TÜFE’nin 12 aylık ortalamasına göre yapılıyor.

17- Ev sahibi istediği zammı yapmayınca kiracıyı evden çıkarabilir mi?
-Kira sözleşmesi bitmeden kiracının çıkarılması söz konusu olamaz. Ev sahibinin bunu yapabilmesi için haklı nedenleri olması gerekiyor.

18- Ev sahibi tahliye davası açarsa açtığı dava ne zaman sonuçlanır?
-Avukat Tamer Heper'in verdiği bilgiye göre, tahliye davaları İstanbul’daki mahkemelerin iş yoğunluğu göz önüne alındığında 1 yıl ya da daha fazla sürebiliyor.

19- Kiracı evi istediği zaman boşaltabilir mi?
-Kiracılar evi istedikleri zaman boşaltamaz. Aksi bir durumda oturmadığı halde sözleşmesi devam eden kira bedelinin ödenmesi gerekli.

20- Ev sahipleri ve kiracılar arasındaki dava kaybedildiğinde masrafları kiracı mı öder?
-Hayır ev sahipleri ve kiracılar arasındaki dava kaybedilirse masrafları kaybeden taraf öder.

——-

1- Ev sahibinin hakları nelerdir?
Ev sahibinin kiracıya karşı, kanunda belirlenen sınırlarda zam yapma ve yine kanunda belirtilen gerekçelerin doğması durumunda kiracıdan tahliyesini talep etme hakkı var.

2- Ev sahibi kiradaki evi satabilir mi?
Evin kiralanmış olması satılmasını engellemez. Kiracı, bakım, satış veta sonraki kiralama için zorunlu olduğu ölçülerde, kiraya verenin ve onun belirlediği 3. kişinin kiralanan gayrimenkulü gezip görmesine izin vermekle yükümlüdür.

3- Kiracı kiralanan gayrimenkulü özenle kullanmazsa ev sahibi ne yapabilir?
Kiracıların sorumlulukları arasında gayrimenkulü özenle kullanma ve komşulara saygı gösterme borcu yer alıyor. Buna göre, kiracı, kiralanan gayrimenkulü, sözleşmeye uygun şekilde özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu gayrimenkulde oturan kişilerle komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür.

4- Kiralanan gayrimenkul özenli kullanılmazsa ev sahibi ne yapılabilir?
Kiracı, kiralanan gayrimenkulü, sözleşmeye uygun şekilde özenle kullanmazsa; kiraya veren, konut ve çatılı iş yeri kirasında, en az 30 gün süre vererek, aykırılığın giderilmesi, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceği konusunda yazılı bir ihtarda bulunabiliyor.

5- Kira bedeli ödenmediğinde ev sahibi ne yapabilir?
-Kiracı, kiralanan gayrimenkulün tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini ya da yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren, kiracıya yazılı olarak bir süre verilir, verilen bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebiliyor.

6- Ev sahibi kiranın ödenmemesi durumunda kiracıya ne kadar süre verebilir?
-Konut kiralamalarında bu süre en az otuz gün olup; Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi takip eden günden itibaren işlemeye başlar.

7- Kiracı evi erken tahliye ederse ev sahibinin hakkı nedir?
-Kiracı, sözleşme süresine ya da fesih dönemine uymaksızın kiralanan gayrimenkulü tahliye ettiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder.

8- Ev sahibi yeni kiracı bulursa kira sözleşmesinden doğan borçlar sona erer mi?
-Eğer ev sahibi kiraya vereceği gayrimenkul için ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulursa, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer.

9- Kiracının iflas ettiği durumlarda ev sahibi güvence talep edebilir mi?
Eğer kiracı, kiralanan gayrimenkulün tesliminden sonra iflas ederse kiraya veren, işleyecek kira bedelleri için güvence verilmesini talep edebilir.

10- Kiracı iflas ederse ev sahibi sözleşmeyi feshedebilir mi?
- Ev sahibi kiracının iflası durumunda güvence verilmesi için kiracı ve iflas masasına yazılı olarak uygun bir zaman verir. Bu zaman içerisinde kendisine güvence verilmezse kiraya veren, sözleşmeyi herhangi bir fesih bildirim süresine uymaksızın hemen feshetme imkanına sahip.

11- Çekilmezlik durumunda ev sahibi hangi haklara sahiptir?
-Kiracı ya da ev sahibi, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez duruma getiren önemli sebeplerin varlığı halinde, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak feshedebilir.

12- Ev sahibi çekilmezlik durumunda sözleşmeyi feshederse ne olur?
-Ev sahibini çekilmezlik durumunda sözleşmeyi feshederse hakim, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlar.

13- Ev sahibinin depozito hakkı nedir?
-Kira sözleşmelerinde kiracıya güvence verme borcu getirilmişse, bu bedel üç aylık kira bedelini geçemez.

14- Ev sahibi güvence bedeli olarak ne talep edebilir?
-Ev sahibi güvence olarak para ya da kıymetli evrak verilmesini kararlaştırabilir. Kiracı, bu durumda kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırır, kıymetli evrakı da bir bankaya depo eder.

15- Ev sahibi güvence bedelini ne zaman geri verir?
-Banka, güvenceleri ancak ev sahibi ve kiracının rızasıyla ya da icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilir. Ev sahibi kira sözleşmesinin sona ermesini takip eden üç ay içerisinde kiracıya karşı kira sözleşmesiyle ilgili bir dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmemişse banka, kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlü olur.

16- Ev sahibi kiracıya ne kadar zam yapabilir?
-Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira artışları TÜFE’nin 12 aylık ortalamasına göre yapılır.

17- Yeni ev sahibi kiracıyı çıkarabilir mi?
-Kiralanan gayrimenkulü sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içerisinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek şartıyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir.

18- Vergi ve benzeri yükümlülükleri kim karşılar?
-Kiralanan gayrimenkul ilgili zorunlu sigorta, vergi ve benzeri yükümlülükleri, aksi kararlaştırılmadığı sürece ev sahibi üstlenir.

19- Kiralanan gayrimenkulün teslim anındaki ayıplarından ev sahibi mi sorumludur?
-Evet, ev sahibi kiralanan taşınmazın ayıplarından sorumludur. Ayıpla kastedilen; kiralanan gayrimenkulün sözleşmeyle amaçlanan kullanıma elverişliliğinin kısmen ya da tamamen olmaması durumudur.

20- Kiralanan taşınmazın sonradan ayıplı hale gelmesinden kim sorumludur?
-Eğer kiralanan taşınmaz sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, ev sahibinden ayıpların giderilmesini ya da kira bedelinden ayıpla orantılı bir şekilde indirim yapılmasını veya zararının giderilmesini isteyebilir.

21- Ev sahibi kira tespit davası açabilir mi?
Kira tutarının yeniden belirlenmesi üzerine kiracı veya mülk sahibi tarafından açılan dava, kira tespit davası şeklinde isimlendirilir. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde kiracılar da mülk sahipleri de kira tespit davası açabilir.

22- Ev sahibi kirayı geciktiren kiracıyı tahliye edebilir mi?
-Kira bedelleri kira sözleşmesinde yazan günler aralığında ödenir. Eğer kira sözleşmesinde kira ödeme tarihleri açık olarak belirtilmemişse kira bedeli her ayın beşinci günü akşamına kadar ödenir. Kira sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup kanun her iki tarafa da bazı hak ve yükümlülükler yükler. Buna göre; Türk Borçlar Kanunu’nun 313. Maddesi uyarınca kiracı, kira tutarını kira sözleşmesinde belirtilen tarihte ödemekle yükümlüdür. Kira bedelinin ödenmemesi ile kiracı temerrüde düşmüş olur ve tahliye için gerekli yasal zemin oluşur.

23- Ev sahibi kiracıyı hangi durumlarda tahliye edebilir?
-Kira hukukunun düzenlendiği Borçlar Kanunu'na göre ev sahipleri istediği zaman kiracısını evden tahliye edemez. Ancak kanunda belirtilen haklı sebeplerin meydana gelmesi durumunda kiracılar, dava yolu ile tahliye edilebilir.

24- Ev sahipleri tazminat öder mi?
-Türk Borçlar Kanunu (TBK) Md 350’ye göre kiraya veren, kiralanan mülkü; kendisi, altsoyu, eşi, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut, iş yeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, açacağı dava ile kira sözleşmesini sona erdirebilir. Kiracının boşalttığı konut, bölgedeki aşırı kira yükselmeleri nedeniyle yüksek kira bedelleriyle yeniden kiralanmışsa, o evi boşaltan kiracı da aynı yüksek bir tutarla yeni bir konut kiralamışsa çıktığı ev ile yeni kiraladığı evin kirası arasındaki üç yıllık farkı tazminat olarak isteyebilir.

25- Ev sahibi tahliye davası açarsa, dava ne zaman sonuçlanır?
-Avukat Tamer Heper'in verdiği bilgiye göre, tahliye davaları İstanbul’daki mahkemelerin iş yoğunluğu göz önüne alındığında 1 yıl ya da daha fazla sürebiliyor.

Kaynak: Emlak Kulisi

Address

Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when KARAN Gayrimenkul posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to KARAN Gayrimenkul:

Share