26/07/2026
10 yıllık emek…
ee, yaşlandılar tabii.
belki de bu yüzden, nazar değer diye paylaşamadığım günler oldu.
ama şu da bir gerçek; bana her türlü çileyi de çektirdiler.
ilmik ilmik, tek tek işledik bu tarlayı.
arkasında çok emek, çok insan, çok sabır çok fazla aile desteği var.
“su istemez lavanta, taşa da tutar.” dediler.
tarlayı şiddetli yağışlar bastı boğuldular
Yazın kavurucu sıcağında kavruldular. Ot bastı lavantalardan çok daha güzel ve sağlıklı büyüdüler
arabayı tarlanın ortasında batırdım ziraat odasından gelip beni traktörle de çektiler.
köyde çokça dalga da geçtiler, hiç pes etmedim ( arada çok söylendim ama)
kaz dağları’ndan leonardit kaynaklı humik asitler taşıdım. toprağı organik maddelerle besledik. pembe pembe solucanların dansettiğini de gördük.
izmir’in sıcağında 2 ayrı kuyu açtırdık. Suları depoladık. Bir sulamada yaklaşık 40 ton suyu afiyetle içtiler.
velhasıl, “lavanta hiçbir şey istemez.” cümlesine pek inanamadım.
ama bir şeyi başardık.
yıllar içinde öyle bir kalite yakaladık ki, kimse kusura bakmasın, analiz sonuçlarımızı hâlâ bizim seviyemizde tutturabilen üretici de görmedim.
ihracat yaptığımız partner daha fazla yağ istedi. Biz ise aynı kaliteyi koruyamayacağımızı düşündüğümüz için miktarı arttırmayı tercih etmedik, butik kalmayı tercih ettik
bu yolculuğa parfüm endüstrisi için lavanta yetiştirerek başladık.
aromaterapi ile doğal kokular üretmeye yöneldik.
bugün ürettiğimiz doğal kokuların, yağların ve ürünlerin temelinde o ilk diktiğimiz fideler var.
bu yolculukta emeği olan o kadar çok insan oldu ki…
ailem, dostlarım, birlikte çalıştığım üreticiler, eşim…
onlar olmasa bu 10 yıl da olmazdı.
bu arada…
bir uzaylı bile gördü bu lavantalar 👽
şimdi 10 yılı geride bıraktık.
benim merak ettiğim tek şey şu:
önümüzdeki 10 yılda nasıl devam edeceğim?
bir de dip not: lavantalar mor değil bildiğin dümdüz mavi
̆ı