We're proud to present: The Kastro Tireli Collection! KASTRO TİRELİ ŞARAPHANESİ
Şaraphanemiz, Kastro Tireli bağlarının tam ortasında, Akhisar ovasına kuşbakışı bakan bir tepenin üzerinde yeralmaktadır. Paslanmaz çelik ve Fransız Meşe tanklarla birlikte 55 ton Mevcut üzüm işleme kapasitesine sahip tesisimizde, üzümler p***a kullanılmadan salkım ve üzüm seçme bölümünden sonra tanklara, fermentasyon
sonrası da fıçılara eğim cazibesi ile doldurulmaktadırlar. Toplam asma kat hariç 800 m2’lik alanı kaplayan şaraphanemizde 2 normal kat ve fermentasyon tanklarının üzerinden dönen kedi merdiveni ve labratuarın bulunduğu asma kat bulunmaktadır. Üzüm kabul ve sap ayırmanın yapıldığı ön avludan fermentasyon tanklarının bulunduğu orta kata girilir. Sapları ayrılan ve çatlatılan elle toplanmış üzümler, hasar görmemeleri için p***a kullanılmadan özel yapım paslanmaz çelik konteynrlarla fork lift yardımıyla kedi merdivenini üstünden tanklara dökülürler. Üzümün cinslerine göre 20-25 gün arasında kabuklarıyla birlikte fermentasyonu sağlanan şıralar artık alt katta bulunan, yıl boyu 14-15 derece ısıda tutulan fıçı kavına, 225 lt lik fransız meşe fıçılara alınırlar. Üzüm çeşitlerine, geldiği tanka ve serbest şıra, sıkılmış şıra olmalarına göre, 225 lt’lik Fransız meşe fıçılara konurlar. Burada artık şarapların dinlendirilmesi başlar. Kırmızılar için yaklaşık 18 ay süren bu dinlenme sürecinde belirli zamanda fıçı aktarmalarıyla şaraplar kısa sürelerde oksijenle temas eder böylece şarabın berraklaşması ve stabilize olması sağlanır.
18 aylık dinlenmenin son 3 ayından önce, kupaj seçimleri yapılır ve şaraplar son 3 aylarını fıçılarda final kupaj halinde geçirirler. Fıçı yıllandırılmalarını tamamlayan şaraplar, yine p***a kullanmaksızın, şişeleme tankına doldurularak kapalı tankta 24 saat bekletildikten sonra buradan şişelenmeye alınırlar. Şişelemede aroma ve tatların üst seviyede muhafazası ve şarapların doğallıkları açısından filtrelenme yapılmaz. Şişelenen şaraplar daha sonra dik bir şekilde şişe kavına alınıp, 5 gün sonra yatırılarak şişede yaklaşık 10 – 12 ay kadar sürecek şişeli yıllandırmalarına başlarlar. AKHİSAR
Arkeolojik burgulara göre Akhisar’daki ilk yerleşimlerin M.Ö. 3000 tarihlerinde olup, anadoludaki şarapçılığın doğduğu tahmin edilen zamanlara denk gelmektedir . Hititler zamanına kadar giden bir tarihten beri Akhisar önemli bir ticaret yolu olmuştur. Kuzey Lidya medeniyetinin en önemli merkezi durumunda olan Akhisar (Thyateira) tarihi boyunca aralarında Frigler, Lidyalılar, Romalılar, Persler ve Selçukluların da bulunduğu bir çok medeniyetin hakimiyeti altında kalmıştır. Büyük İskender tarafından da fethedilen Akhisar, Araplarla Bizanslılar arasında bir çok savaşa sahne olmuş, 14. Yüzyılda artan Türk etkisiyle Saruhan beyliğine geçmiştir. Yüzyıllarca şarabın kutsal sayıldığı toplumlara yurt olan Akhisar, bugün Türkiyenin en büyük üzüm üreticisidir. Osmanlı devrinde azınlık gayrımüslimler tarafından Akhisar’da icra edilen şarapçılık, Cumhuriyet’le birlikte, azınlıkların bölgeyi terk etmesinden dolayı yok olmaya başlamış, bölgede bağcılık sadece yemelik üzüme yönelik yapılır olmuş. Şaraplık üzüm yetiştiriciliğine uzak olan yerel Müslüman halk, şaraplık bağları söküp, bu alalarda sofralık üzüm yetiştiriciliği ve tütüncülük yapmaya başlamışlar. 20. Yüzyılın başlarında Akhisar’ın Kayalıoğlu kasabasında kurulan Yahudi ziraat okulunun mahseni de şaraphane olarak kullanılmış ve bu okulun en önemli ilgi alanı da bölgede şarap bağcılları ve şarap uzmanları yetiştirmek olmuş. Ancak, bölgede yaşayan diğer azınlıklarla beraber Yahudilerin de sayılarının azalmasıyla okul şarapla ilgili faaliyetlerine son vermek zorunda kalmıştır. BAĞLARIMIZ
Kastro Tireli bağları, deniz seviyesinde 200-250 m yüksekte, ve kıyı çizgisinden yaklaşık 100 km içeride, şarap için en makbul mikroklimalardan birine sahip, Akhisar’ın Pınarcık köyünde bulunan eski Tireli Çiftliğin’de yer almaktadır. Tireli Çiftliği, Cumhuriyet zamanından beri, Kuvay-i Milliye Akhisar komutanı ve Akhisar’ın ilk belediye Başkanı Tirelizade İsmail Bahri beye ve ailesine ait olan bir çiftlikti. İsmail Bahri beye de burası ünlü Türk romancısı Yakup Kadri’nin de ferdi olduğu yörenin önde gelen ailelerinden Karaosmanoğlu ailesinden geçmiş idi. Zamanla Tirelizade aile fertleri arasında bölünen bu 5 bin dönümlük çiftliğin, ailede kalan son parçasını almak ve bağları kurmak Kastro Tireli’ye nasip oldu. Kızıl ve koyu sarı renkli taşlı toprağıyla, birbiri ardına sıralanmış küçük tepecileri ve ovalık bölümlerdeki tatlı meğiliyle tam kaliteli şarap yapımı için biçilmiş kaftan olan bu heyecan verici yerde, kurulacak bağların hayali yeni milenyumla başladı. Bağların geleceği büyük bir şekilde bu topraklara bağlı idi. Buralar önceki nesillerden devralınmıştı ve ihya edilerek gelecek nesillere bırakılacaktı. Bir çok medeniyet bu topraklara bekçilik yapmış, buraları şimdiki nesil için korumuşlardı. Buradan çıkacak şarabın adı bunu da yansıtmalıydı. Tirelizade İsmail Bahri beyin ailesinde kalan son parça idi çiftlik. En son kalan Tireli Çiftliği. Bu ismin yok olmasına gönlümüz razı olmazdı. Tireli Çiftliği son kale olarak yoluna başka patikalardan da, başka insanlarla da olsa devam etmeliydi. Akhisar adının ortaçağda şehir merkezini çevreleyen , kentin simgesi, büyük beyaz surlardan geldiğini biliniyordu. Kentin o zamanki adı, Eski yunancada beyaz kale anlamına gelen Aspro Kastro idi. Bu beyaz kalenin kalıntıları günümüze ulaşmamıştı ama Akhisar adıyla yaşıyordu. Belki birçokları bu ismin nereden geldiğini artık bilmiyordu. Bu ismi de yaşatmak bağmına, Tireli Çiftliği’nin son kalesinde kurulan bağlara Tireli Kalesi anlamına gelen “Kastro Tireli” ismi verildi. Fransa’nın Côtes du Rhône ve İtalya’nın Toskana bölgelerinde yapılan incelemelerden sonra, Fransız ve İtalyan uzmanların danışmanlıklarında, toprak ve klima uygunluk analizleri sonucunda 2004 yılında dikimine başlanan bağlar, 2008 yılında tamamlanmış ve günümüz itibariyle yaklaşık 200 dönümlük bir alan kaplamaktadır. Sıcak yaz aylarında her daim esen Kuzey rüzgarları bağbozumuna doğru ferahlık sağlayarak üzümlerin olgunlaşma sürecinde dengelyici bir unsurdur.
Üretim, bağların ortasında bulunan Kastro Tireli Şaraphanesinde, sadece Kastro Tireli’nin kendi bağlarında yetiştirilen üzümlerden yapılmaktadır. Aralarında Ornellaia, Wine Spectator tarafından 2001 yılında dünyanın en şarabı seçilen Madonna Del Piano’nun üreticisi Val di Cava ve Organik şarapçılığın en bilinen isimlerinden Caia Rossa’nın da bulunduğu birçok üst düzey şarap üreticisinin de baş danışmanı, İtalyan bağcılığık ve şarap yapımı uzmanı Toskana’lı Dr. Andrea Paoletti bağların dikime hazırlanmasından günümüze kadar ki sürece gözetmenlik etmiş, halen Kastro Tireli’nin danışmanlığını sürdürmektedir. Bağlarda ve üretimde kaliteden ödün vermeyen anlayış çerçevesinde, maksimum kaliteyi yakalayabilmek adına ‘salkım azaltma’ ve sulamanın minimumda gerçekleşmesi yoluyla üzüm randımanı dönüm başına 400-500 kg’de tutulmaktadır. Üzümlerin doğallığını sağlamak adına organik bağcılık prensipleri adapte edilmiş ve organik üretim sertifika başvurusu yapılmıştır. Bağların ilk budamaları Aralık ayı sonu itibariyle makina kullanılmadan elle yapılır. Fidanların gelişimleri ve daha sonraki yıllardaki şekillerinin düzgün olabilmesi için, fidan başı 3 – 4 uygun tırnaklar özenle seçilerek, her tırnakta, baharda filizlenme için 2 şer adet göz bırakılır. Baharda, salkımlar oluşmaya başladığında, yeterince güç almaları için ara temizlikler ve üstten kırpma yapılır. Temmuz ayının ortalarında ise salkım ayıklamaları yapılarak her fidanda en fazla ortalama 5-6 salkım bırakılarak bitkinin gücünü kalan salkımların vermesi, ve maksimum aromalarda ve olgunlukta üzümler elde edilmesi sağlanır. Bağ bozumu zamanı ise, üzümler tek tek elle, seçilerek toplanır ve şaraphanenin yolunu tutarlar.