Erkoch Management Consulting

Erkoch Management Consulting Ulusal ve Uluslararası Kurum ve Kuruluşlar; Kurumsal Plânlama, Organizasyon, Koordinasyon, Yönetim, Denetim, Danışmanlık.....

Ulusal ve uluslararası, kurum ve kuruluşlara;
Planlama, Organizasyon, Koordinasyon, Kontrol, Hizmet içi eğitim ve Yönetim destek hizmetleri vermek. Danışmanlık hizmetlerini koordine etmek, acentelik ve temsilciliğini yapmak.

Kıbrıslı Rumlar, Uluslararası Ceza Hukuku tarafından tanımlanan ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından soruşturulan "...
27/07/2026

Kıbrıslı Rumlar,
Uluslararası Ceza Hukuku tarafından tanımlanan ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından soruşturulan "savaş suçları",
"insanlığa karşı suçlar" ve "saldırı suçları" işlemişlerdir.

Kıbrıslı Rumların soykırım suçundan yargılanmamış olmaları,
Dünya barışının önünde bir engel teşkil etmektedir.
*
Rum Cypriots have committed "war crimes, crimes against humanity," and "crimes of aggression," crimes determined by International Criminal Law and investigated by the International Criminal Court.
The fact that Rum Cypriots have not been tried for genocide is an obstacle to world peace.

17/07/2026

Kuba

DÜNYAYA AÇIK BİR MEKTUP:

Küba'dan bir kadın,
kimsenin görmek istemediği suçu ifşa ediyor.

-Tüm insanlığa, dünya annelerine, Sınır Tanımayan Doktorlar'a, dürüst gazetecilere ve hâlâ adalete inanan hükümetlere sesleniyorum:

İsmim, milyonlarca diğer insanınkiyle aynı.
Ünlü bir soyadım ya da yüksek bir makamım yok.
Ben, sıradan bir Kübalı kadınım. Bir evlat, bir kız kardeş,
bir vatanseverim. Ve bunları paramparça olmuş bir ruhla,
titreyen ellerle yazıyorum.
Çünkü, halkımın bugün yaşadığı şey bir kriz değil.
Bu, Washington tarafından soğukkanlılıkla gerçekleştirilen,
yavaş ve hesaplanmış bir cinayet.

Ve,
Dünya, başka yöne bakıyor.

👵 BÜYÜKANNEM VE BÜYÜKBABAM İÇİN
SESİMİ YÜKSELTİYORUM:

Küba'da yaşlı insanların vaktinden önce ölmesini ifşa ediyorum. Çünkü, abluka;
kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon ve diyabet ilaçlarının
ülkeye girişini engelliyor. Mesele kaynak yetersizliği değil.
Bu, kasıtlı bir yasak. Küba'ya satış yapmak isteyen şirketler,
para cezasına çarptırılıyor, baskı görüyor ve tehdit ediliyor.
Kendi hükümetleri ise sessiz kalıyor.
Ve bu sırada, Kübalı bir büyükbaba göğsünü tutarak bekliyor.
Ölüm uyarı yapmaz; ama abluka yapar.
---

ÇOCUKLARIM İÇİN
SESİMİ YÜKSELTİYORUM:

Küba'da yakıt yetersizliği nedeniyle kuvözlerin kapatılmak zorunda kalmasını ifşa ediyorum. ABD hükümeti hangi ülkelerin bize petrol satıp hangilerinin satamayacağına karar verirken, yeni doğan bebeklerin hayatta kalma mücadelesi vermesini... Washington'daki bir ofiste imzalanan bir emrin, kıyılarından sadece 90 mil ötedeki bir çocuğun feryadından daha önemli görülmesi yüzünden çocuklarının hayatının tehlikeye girdiğini gören Kübalı annelerin varlığını...
Uluslararası toplum nerede? Çocuk haklarını bu denli hararetle savunan örgütler nerede? Yoksa Kübalı çocuklar yaşamayı hak etmiyor mu?

KASITLI AÇLIĞA KARŞI
SESİMİ YÜKSELTİYORUM:

Ablukanın, kurgulanmış bir açlık yaratma girişimi olduğunu ifşa ediyorum. Gıda, sebepsiz yere ortadan kaybolmuş değil.
Gerçek şu ki, onu satın almamız engelleniyor. Gıda taşıyan gemiler taciz ediliyor. Banka işlemleri engelleniyor. Bize tahıl, tavuk ve süt satan şirketlere yaptırım uygulanıyor.
Küba'daki açlık bir tesadüf değil. Bu, ABD hükümetinin bir devlet politikasıdır; 60 yıl boyunca geliştirilmiş, her yönetim tarafından güncellenmiş, Donald Trump tarafından şiddetlendirilmiş ve Marco Rubio tarafından acımasızca uygulanmıştır.
Buna "ekonomik baskı" diyorlar.
Bense, buna açlığa mahkûm etme terörü diyorum.

ÜLKEMİN DOKTORLARI İÇİN
BİR ÇAĞRI:

Tüm dünya çökerken pandemi sırasında hayat kurtaran doktorlarımızın bugün şırınga, anestezi ve röntgen ekipmanından yoksun bırakılmasını kınıyorum. Bunları nasıl üreteceğimizi bilmediğimiz için değil; yetenekten yoksun olduğumuz için de değil. Aksine, abluka yüzünden malzeme, yedek parça ve teknolojiye erişimimiz engellendiği için.
Bilim insanlarımız beş COVID-19 aşısı geliştirdi. Beş tane. Kimsenin yardımı olmadan. Tüm zorluklara rağmen. Ablukaya ve yalanlara rağmen. Yine de imparatorluk, bunu başardığımız için bizi cezalandırıyor.

🌍 DÜNYAYA SESLENİYORUM:

Küba sadaka dilenmiyor.
Küba asker istemiyor.
Küba sevginizi istemiyor.
Küba adalet istiyor. Ne fazlasını, ne de azını.
Halkımın çektiği acıları normalleştirmeyi bırakmanızı istiyorum.
Ablukayı gerçek adıyla, yani İNSANLIĞA KARŞI BİR SUÇ olarak adlandırmanızı istiyorum.
Biz boğulurken "diyalog" ve "demokrasi" masallarıyla kandırılmamanızı istiyorum.

Hayırseverlik istemiyoruz.
Sadece yaşamamıza izin verilmesini istiyoruz.

Sessiz kalarak, buna ortak olan
hükümetlere:
Tarih sizden hesap soracak.

Yalan söyleyen
medyaya:
Gerçek her zaman bir yolunu bulup ortaya çıkar.

Yaptırımlara imza atan
cellatlara:
Küba halkı unutmaz ve affetmez.

Kalbinde hâlâ insanlık taşıyanlara:
Küba'ya bakın.
Ona neler yapıldığına bakın.

Ve kendinize sorun:
Tarihin hangi tarafında yer almak istiyorum?

---
Bu küçük adadan, devasa bir halkın içinden;
pes etmeyi reddeden sıradan bir Kübalı kadından...
Ikay Romay

Eğer bu yazı içinizde derin bir his uyandırdıysa, paylaşın.
İster 10 arkadaşınız olsun ister 10.000 takipçiniz; fark etmez.
Profilinizin herkese açık ya da gizli olması; fark etmez.
Normalde hiç paylaşım yapmıyor olmanız; fark etmez.
Ama bu farklı.
Bu, bir gün batımı fotoğrafı değil.
Bu, bir dedikodu değil.
Bu, sadece bir fikir beyanı değil.

Bu bir HAYKIRIŞ.
Ve haykırışlar kendine saklanmaz.
Onlar DUYULUR.
Onlar TEKRARLANIR.
Onlar KOCAMAN BİR KALABALIĞA DÖNÜŞÜR.

Bugün sizden bir "beğeni" istemiyorum.
Sizden, başparmaklarınızı sadece ekranda gezinmekten
çok daha büyük bir amaç için kullanmanızı istiyorum.

PAYLAŞIN.
Ki dünya,
Küba'da yaşananların sadece bir kriz olmadığını bilsin.

Bu bir SUÇ.
Ki başka ülkelerdeki anneler bilsin.
Burada çocuklar, abluka yüzünden elektriği kesilen kuvözlerde hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Ki başka diyarlardaki büyükanneler ve büyükbabalar
bilsin;
Burada yaşlılar, Washington'ın ülkeye girişine izin vermediği
ilaçları beklerken can veriyor.

Ki bu duruma ortak olan hükümetler
utanç duysun.

Ki yalan haber yayan medya organlarının
saklanacak yeri kalmasın.

Ki sorumlular,
SESSİZ KALMAYACAĞIMIZI bilsin.

Bu mesajı paylaşan tek bir kişi dünyayı değiştirmez.
Ama binlercesi, milyonlarcası...
İşte onlar, değiştirir.

13/07/2026

Dünyanın En Tuhaf Sınırları.
Bazı sınırlar sadece haritada çizilmiş bir çizgi değildir.
Kimi zaman bir evin kapısından, kimi zaman bir kütüphanenin içinden, kimi zaman da köylerin ve adaların ortasından geçer.

Küba Cumhuriyeti, BM Genel Kurulu’nda insanlığa karşı işlenen bir suçu yeniden dünya halklarının gündemine taşıyor.Küba ...
07/07/2026

Küba Cumhuriyeti,
BM Genel Kurulu’nda insanlığa karşı işlenen bir suçu
yeniden dünya halklarının gündemine taşıyor.

Küba Devrimi’nin başlangıcından bu yana,
ABD’nin sürdürdüğü ekonomik, ticari ve mali abluka
Küba halkını açlık ve yoksunlukla teslim almaya çalışan
sistematik bir ekonomik savaş ve insanlığa karşı suçtur.

Elektrik kesintilerinden ilaç yokluğuna, yakıt krizinden gıda tedarikine kadar uzanan bu kuşatma, milyonlarca Kübalının
yaşam hakkını doğrudan hedef almaktadır.

Her yıl ezici çoğunlukla bu ablukaya son verilmesini isteyen
BM Genel Kurulu kararlarına rağmen, ABD emperyalizmi
uluslararası hukuku hiçe sayarak bu saldırgan politikasını sürdürmektedir.

Küba değil, abluka bir tehdittir.
Küba’ya yönelik abluka derhal kaldırılmadır.
Küba yalnız değildir !

1981 yılında ABD Başkanlığı görevine başlamasından yaklaşık bir ay sonra dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ve eşi Nancy ...
02/07/2026

1981 yılında ABD Başkanlığı görevine başlamasından yaklaşık bir ay sonra dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ve eşi Nancy Reagan, Beyaz Saray’da akşam yemeğini yedikten sonra hiç beklemedikleri bir sürprizle karşılaşırlar.
Görevli garson yemeğin hesap faturasını getirmiştir. Baş kahyanın bir garsonla gönderdiği hesap faturasında sadece o akşamın değil son bir ayın bütün yemeklerinin hesabı da yer almaktadır.
Sadece yemekler de değil…
Ağırladıkları kişisel misafirlerin, bir aydır kullandıkları kuru temizleme hizmetinden, diş fırçası, diş macunu, temizlik ve parfümeri malzemelerine kadar bütün kişisel malzemelerin ücreti de miktarlarıyla beraber kaydedilmiştir.
Ronald Reagan, hesabın büyüklüğüne şaşırsa da görevlinin getirdiği faturayı gülümseyerek alır ve muhasebeye maaşından ödenmesi talimatı verir.
Kocasının aksine Nancy Reagan’ın şaşkınlığı çok daha büyüktür. Anılarında, ‘kimse bize Başkan ve Eşinin Beyaz Saray’da yaşarken yedikleri yemeklere ve kullandıkları günlük malzemelere para ödemek zorunda olduklarından bahsetmemişti’ diye anlatıyor
o şaşkınlık anını.

ABD eski Başkanı Bill Clinton’un eşi Hillary Clinton‘ın, bu yıl yayınlanan “Hard Choices” kitabının tanıtım ve imza gezilerinden birinde, Beyaz Saray’dan ayrıldıkları zaman, ‘borç içinde ve beş parasız olduklarını’ söylemesi, sosyal medyada büyük yankı yapmıştı.
Hillary Clinton, sekiz yıl kaldıkları Beyaz Saray’dan taşınınca Washington DC’de ve New York’ta mortgage kredisiyle iki ev aldıklarını, bu kredi ile kızları Chelsea’nin Stanford Üniversitesi parasının kendilerini, 2001 kışında 12 milyon dolar borcu olan
bir aile haline getirdiğini anlatacaktı.
Peki, 8 yıl boyunca yıllık ortalama 500 bin dolar maaşı olan ve kira gideri olmayan bir aile niçin Beyaz Saray’dan beş parasız ayrılacaktı?
ABD Başkanları Beyaz Saray’a kira ödemez ama onun dışındaki herşey maaşlarından kesilir.
Beyaz Saray, devletin ABD Başkanı için tahsis ettiği misafirhanedir ve orada 4 ya da 8 yılını geçirmek zorunda olan her aile, kendilerinin ve kişisel misafirlerinin bütün masraflarını kendisi karşılamak durumundadır.
Sadece resmi devlet konuklarının ağırlanma masrafını
Amerikan vergi mükellefleri öder.
Geri kalan kişisel mutfak giderleri, hizmet ve malzemelerin ücreti Başkan ve ailesine aittir.
Başkan takım elbiselerinin kuru temizleme ücretini kendisi ödemek zorundadır.
Konutun başkan ve ailesinin kaldıkları kısmındaki temizlikçi, garson ve hizmetçilerin çalıştıkları süredeki saat ücretini de başkan öder.
Kısacası, kira ve elektrik faturası dışında kendileri için harcanan her kuruşu devlete ödemek zorundadırlar.

Çünkü, ABD bir monarşi değil bir cumhuriyettir ve bu konut da
bir ‘saray’ değil bir evdir.
Washington DC’de ‘’1600 Pennsylvania Avenue’’ adresinde bulunan dünyanın bu en ünlü evinin adı Türkçe’ye yanlış şekilde ‘Beyaz Saray’ diye çevirilmiş olsa da, aslında İngilizce’deki orijinal adı
‘White House‘ yani ‘Beyaz Ev‘dir.

Ve ABD’ye devlet başkanı seçildi diye kimse, devletin parasını keyfince harcayamaz. Sadece bu ev içinde de değil her yerde…
ABD Başkanı, şehir dışı tatil masraflarını, hafta sonlarını geçirmek istediğinde Camp David’teki dinlenme evinin hafta sonu masraflarını kendi cebinden karşılamak zorunda.

Yine örneğin, ABD Başkanlık uçağına, devlet delegasyonundan olmayan tek bir kişi bile bindirecekse, (kardeşi bile olsa), bir ticari yolcu uçağının ‘first class’ uçak bileti miktarınca devlete para ödemek zorundadır.
Gerald Ford’tan George W. Bush’a kadar 6 başkan döneminde
bu evin ‘baş kahyası (chief usher)’ olmuş Gary Walters’ın deyişi
ile, başkan ve ailesi bu evin 4 veya 8 yıllık kira sözleşmesine sahip kiracılarıdır.
İstedikleri yemekler pişirilir, malzemeler ve ürünler istedikleri markalardan seçilir ama parasını Amerikan halkı değil, Başkan
ve ailesi maaşlarından öder.
Ve doğal olarak fiyatın yüksekliğine alışmaları zaman alır.
Çünkü başkanlar ve ailelerine verilen hizmet 5 yıldızlı otel kalitesinde olduğu gibi başkanın bunlar için ödeyeceği para da
5 yıldızlı otel fiyatları düzeyindedir.
Devlet konutu diye cüzi ücretlendirme yapılmaz. Walters, ‘yemek, hizmet ve malzemelerin pahalı olduğundan yakınmayan tek bir first aile hatırlamıyorum’ diyor.
George W. Bush’un eşi Laura Bush da, “Spoken from the Heart” adlı anı kitabında, Beyaz Saray’da yaşamanın ne kadar pahalı olduğundan yakınıyor.
Onu en çok zorlayan konulardan biri de, hergün saçlarını yapan kuaföre, devleti temsil edeceği törenlere giderken bile olsa, ücretini kendisinin ödemesi olmuş.
Bayan Bush kitabında, faturanın aylık geldiğini ve Başkan ve eşi ile iki kızının bütün yemeklerinin, kullandıkları bütün kişisel malzemelerin, kuru temizleme dahil tüm hizmetlerin, garsonların ve temizlik görevlilerinin saat başı ücretinin, özel misafirlerinin tüm masraflarının bu faturada yer aldığını yazıyor.
‘’Ülkenin First Lady’si olarak giyeceğim kıyafetlerin de özel tasarım olması gerektiği şartı vardı ama elbisenin ücretinin yanı sıra bu tasarımların ücreti de yine benden tahsil ediliyordu.’’
ABD Başkanlarının maaşına en son 1999 yılında zam yapıldı. Buna göre ABD Başkanın çıplak maaşı yıllık 400 bin dolar civarında. 50 bin dolar da görev tazminatı ödenir.
Bu her iki ödemede vergiye dahildir. Başkan bunların gelir vergisini ödemek zorunda.
Bunların yanı sıra başkanın gezileri için, vergiden muaf yıllık 100 bin dolar harcırah ödenir.
Ancak, Beyaz Saray faturasının yüksekliği göz önüne alındığında bir ABD Başkanı, maaşının neredeyse tamamını aylık giderlerine harcar.
Yani ayrıca bir serveti yoksa, Beyaz Saray’da ‘ucu ucuna’ yaşamak durumunda…
Belki de bu yüzden Başkan Gerald Ford, Beyaz Evi, ‘Bugüne kadar gördüğüm en lüks sosyal yardım konutu’ diye tanımlamıştı.
Beyaz Ev, kompleks bir yapıdır. Aynı anda hem bir konut, hem bir müze ve hem de bir devlet dairesidir.
ABD dünyanın süper gücü olmasına rağmen, Beyaz Ev, dünyadaki en büyük devlet başkanı sarayı değil, aksine büyük devletler içindeki en küçük devlet başkanlığı konutlarından biridir.
Sadece bir katından, dünyanın en büyük devletinin yürütme organı yönetilir.
”1700’lerin dünyasında 13 kolonili devlet için inşa edilmiş, bugün dünya lideriyiz. Bu ihtiyaca uygun çok daha büyük bir saray yapalım” diyen tek bir başkan bile olmamıştır.
Kimsenin aklına böyle bir şey gelmez. Çünkü, Beyaz Ev,
ABD demokrasisinde ‘devamlılığın’ da sembolüdür.
Ve yine Beyaz Ev, kendi toplumundan izole bir yer de değil. Dünyada, içinde başkan yaşadığı halde halkının ziyaretine açık
tek devlet başkanlığı konutudur.
Çünkü Amerikan tarihinin en önemli kültür müzesidir.
Haftalık ortalama ziyaretçi sayısı 30 bindir.
Başkanın penceresinin bir kaç on metre uzağındaki bahçe demirliğinin önü ise ABD’nin en ünlü gösteri ve protesto yeridir.
Beyaz Ev, başkanlar için kalıcı bir ihtişam ve keyif sarayı değil geçici bir barınma ve hizmet yeridir.

Başkan Truman’a göre, ‘dışı çok gösterişli bir hapishane‘den
başka bir şey değildi.
Ronald Reagan ise, buradaki yılları boyunca kendisini
sürekli bir akvaryum balığı gibi hissettiğini anlatır.
Michelle Obama da geçtiğimiz yıl, ‘’çok iyi dekore edilmiş
bir hapishane’’ olarak niteleyecekti.
Bu eve kiracı başkanlar aileleriyle gelir geçer.
Mülk sahibi, Amerikan halkıdır...

KIBRIS, GİRİT OLMASIN!1.5 asırdır Kıbrıs Türklerinin en büyük korkusu, Kıbrıs'ın da Girit gibi Yunanistan'ın eline geçme...
30/06/2026

KIBRIS, GİRİT OLMASIN!

1.5 asırdır Kıbrıs Türklerinin en büyük korkusu,
Kıbrıs'ın da Girit gibi Yunanistan'ın eline geçmesidir.

1900'lerin başından itibaren KIBRIS, GİRİT OLMASIN başlıklı yazılan yazılar Kıbrıs Türk Basını'nda yayınlanmaya başladı.
Ben de çok yazdım.

Girit'de, o zamanki Avrupa Devletler Konseyi (Rusya, Prusya, Almanya ve İtalya), Türklerin can güvenliğinin garantörü olmuştu.

Türk Halkı'nın burnu kanamayacaktı, Girit Osmanlı toprağı olarak kalacaktı. Osmanlı, bu AVRUPA garantisine güvenerek 1897'de Dömeke Meydan Savaşı'nda Yunan ordusunu yenerek vardığı
Atina kapısından geri çekildi.
Ne ki, savaşlarda Osmanlı'nın yara almasını fırsat bilen Girit Rumları, 1908'de ENOSİS ( İLHAK) ilan ederek Yunanistan'a bağlandığını duyurdu.
Saldırılar nedeniyle on bine düşen Türk nüfusunun
sekiz binini, bir gecede katlettiler.
Garantör Avrupa Devletler Konseyi ise seyretti. Güvendiği Avrupa Devletleri, Osmanlı'yı sırtından hançerledi.

Sonuçta;
Osmanlı, 1911-1912 Balkan Savaşı'nı kaybedince;
1913'de imzalanan Londra Anlaşması ile Girit'in
Yunanistan'a ilhakını kabul etti.

Girit'in kaybedilmesi, Kıbrıs Türklerinde GİRİT TRAVMASI yarattı.
Aynı günlerde Kıbrıs'ta da aynı ENOSİS sloganı ile Türklere saldırılar başladı. Türkler, 1911'de Lefkoşa, Lefke ve Peristerona'da yaptığı
3 mitingle saldırıları protesto etti, ENOSİSİ reddeden kararlar aldı.

Temel slogan: KIBRIS, GİRİT OLMASIN idi.

115 yıl geçti, "KIBRIS, GİRİT OLMASIN!" mücadelesi, hâlâ sürüyor.
KIBRIS'ın yeni bir GİRİT OLMAMASININ güvencesi NATO, AB, ABD değil, Anavatan Türkiye'dir. Türk ordusunun adadaki varlığıdır. Türkiye'nin garantörlüğüdür.

O nedenle, şimdi BM, AB, ABD tarafından gündeme getirilen
"Kıbrıs, NATO'ya girsin, Türklerin garantörü NATO olsun,
Türk askeri çekilsin, Türkiye'nin garantörlüğü bitsin" şeklindeki
BM, AB, NATO, Yunanistan, ABD, İngiliz önerileri kabul edilemez !

Türkiye'nin tek yanlı müdahale hakkını içeren ETKİN
ve FİİLİ GARANTÖRLÜĞÜNDEN TAVİZ VERİLEMEZ.

NATO toplantısı ve Erdoğan-Trump görüşmesi öncesinde
söylemiş olayım!
Tarih, ders almak içindir.
Ders almayanlar, yeniden yaşar!

Sabahattin İsmail
(Denktaş’ın eski danışmanı)

İsveç’ten ne kadar nakit para çıkarabilirim ? GÜMRÜK PARANIZI ELİNİZDEN ZORLA ALABİLİR ! Türkiye'ye tatil dönemi başladı...
30/06/2026

İsveç’ten ne kadar nakit para çıkarabilirim ?
GÜMRÜK PARANIZI ELİNİZDEN ZORLA ALABİLİR !

Türkiye'ye tatil dönemi başladı.
İsveç Gümrüğü (Tullverket) Stockholm Arlanda Havaalanı'ndan Türkiye'ye giden ve Türkiye’den İsveç’e gelen yolcuların bavullarını ve üstünü başını “nakit para” bulmak için artık sıklıkla ve daha sıkıca arıyor.
Bunun özel nedeni özellikle İsveç’ten Ortadoğu ülkelerine (Irak, Suriye, İran, Lübnan Somali vb) kaçırılan kara paraların “İstanbul” üzerinden gönderilmesi ya da yine bu ülkelerden Türkiye üzerinden İsveç’e kaçak para getirilmesi.

Asıl nedeni ise; kara para aklamanın önlenmesi, organize suçlar
ve terörizmle mücadele edilmesi.

İsveç’den nakit para götürülmesi ya da İsveç’e nakit para getirilmesi, Tullverket’in (Tullen) görev ve yetki alanındadır.

Yasa gereğince, yolcu beraberinde İsveç’ten kişi başına 10.000 avro ve üstü tutarındaki “nakit para” için gümrüğe bildirimde bulunmak zorunluluğu vardır.

Yatırım amaçlı külçe altın, altın para, seyahat çeki, banka çeki
ve borç senedi de nakit para sayılıyor.

10.000 avronun altında kalan nakit tutarlar içinse
(örn 9.990 avro ve daha azı) bildirim yapmak gerekmiyor.

Bildirimler;
ya önceden internet üzerinden ya da havaalanı gümrüğünde
bir form (beyanname) doldurularak ve paranın kaynağı
ve nereye kullanılacağı ayrıntılı açıklanarak yapılıyor.

Bu sıkı kurallar;
1 Nisan 2026 tarihinden itibaren İsveç’den tüm Avrupa Birliği ülkelerine yapılan giriş-çıkışlar için de geçerli oldu.
Gümrük görevlileri ulaşım araçlarında, bavullarda, çantalarda, mektuplarda ve paketlerde istediğinde nakit para aramakla yetkilidir.
Bir yolcunun yüklü nakit para taşıdığı ihbarı aldığında
ya da kuşkulandığında üstünü arayabilir.
(Hatta gerek görürse iç çamaşırlarına bile bakabilir)

Eğer aramada 10.000 avro ve üstü tutarında bir nakit para bulursa oracıkta “el koyabilir.”

Ancak önceden bildirilmesi, kaynağı ve nerede kullanılacağı açıklanması şartıyla İsveç’ten yurtdışına çıkarılacak para tutarında bir “üst sınır” ya da adına çıkacak olan kişide bir “yaş sınırı” yoktur.
Ne diyelim ?

Not:
10.000 avro, yaklaşık 111.000 kron tutuyor

“AĞAÇ, İNSAN GİBİDİR”Kanada’nın yaklaşık 2 bin nüfuslu Terrasse-Vaudreuil kasabası, ağaçları “hak sahibi canlı varlıklar...
30/06/2026

“AĞAÇ, İNSAN GİBİDİR”

Kanada’nın yaklaşık 2 bin nüfuslu Terrasse-Vaudreuil kasabası, ağaçları “hak sahibi canlı varlıklar” olarak tanıyan bir düzenlemeyi oy birliğiyle kabul etti.
Karara göre;
ağaçların yaşama, doğal biçimde büyüme, bütünlüğünü koruma
ve yenilenme hakları bulunuyor.

Belediye, mevcut kuralları gözden geçirerek ağaçların korunmasını güçlendirmeyi ve kesilen ağaçların yerine yenilerinin dikilmesini sağlamayı hedefliyor.
Yetkililer, ağaçların iklim değişikliğiyle mücadelede, sel riskinin azaltılmasında, hava kalitesinin iyileştirilmesinde ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında önemli rol oynadığını vurguladı.

Kasaba ayrıca, çevre hareketlerinin desteklediği “Evrensel Ağaç Hakları Bildirgesi”ni imzalayan Kanada’daki ilk belediye oldu. Düzenlemenin, Quebecli yönetmen André Desrocher’in ağaçların korunmasına dikkat çeken çalışmasından ilham aldığı belirtildi.

Endereço

Canavieiras, BA
BA-45860-000

Horário de Funcionamento

Segunda-feira 09:00 - 18:00
Terça-feira 09:00 - 18:00
Quarta-feira 09:00 - 18:00
Quinta-feira 09:00 - 18:00
Sexta-feira 09:00 - 18:00
Sábado 09:00 - 18:00

Telefone

+557332841385

Notificações

Seja o primeiro recebendo as novidades e nos deixe lhe enviar um e-mail quando Erkoch Management Consulting posta notícias e promoções. Seu endereço de e-mail não será usado com qualquer outro objetivo, e pode cancelar a inscrição em qualquer momento.

Entre Em Contato Com O Negócio

Envie uma mensagem para Erkoch Management Consulting:

Atalhos

Compartilhar