Kids Teen Psychology

Kids Teen Psychology -Klinik Psikolog Betül BAYRAM YETİŞ-
🔸Varşova’da Çocuk & Ergen & Ebeveyn Danışmanlığı
• Yüz yüze ve Online Terapi
📞 +48 739 451 484
📍Warszawa

11/04/2026

Son yıllarda ebeveynlikte çok kıymetli bir değişim var.
Çocuklarla, artık daha yakın, daha anlayışlı ve duygusal bağ odaklı ilişkiler kurulmaya çalışılıyor.

Ama bazen bu durum karıştırılabiliyor.
Bağ kurmak, sınır koymamak demek değildir.

Çocuklar dünyayı sınırları deneyerek öğrenir.
Nerede duracağını, neyin mümkün olup olmadığını bizim verdiğimiz tepkilerle anlar.

Bu yüzden her isteği karşılamak değil,
net, sakin ve tutarlı sınırlar sunmak ebeveynin temel rolüdür. Sınırlar çocuğu kısıtlamaz. Aksine, onun için öngörülebilir ve güvenli bir alan oluşturur.

Bazen “hayır” demek, çocuğu üzmek değil;
onu hayata hazırlamaktır. Önemli olan nasıl söylediğimiz yani, yargılamadan, cezalandırmadan, sakin ve kararlı bir şekilde.

Bazen şaka gibi söylenen ya da büyürken sık duyduğumuz bazı ifadeler, çocuk için sandığımızdan daha derin anlamlar taşıyabilir.

Çocuklar kelimeleri değil, o kelimelerin hissettirdiğini hatırlar. Utandıran ya da küçümseyen ifadeler zamanla iç sese dönüşebilir.

Bu yüzden sadece ne söylediğimiz değil,
nasıl söylediğimiz de önemlidir.

Böylece, çocuk hem anlaşıldığını hisseder
hem de ihtiyaç duyduğu yapıyı bulur. Ve bu denge, onu psikolojik olarak daha güçlü ve esnek kılar.

Sınırla karşılaşan çocuk duygusu anlaşıldığında,
zamanla hem kendini daha iyi düzenler
hem de sağlıklı ilişki kurma becerisini desteklenir.

Video Kaynak: Kafa Tv | Hazal Kaya - Enis Arıkan

15/03/2026

Sınır koymak, sevgisizlik değil — en derin sevgi biçimidir aslında. 🧡

Sınır bilmeyen bir çocuk, hayatta yolunu kaybeder.
Sınır bilmeyen bir yetişkin de…

Sınır; güvenli alandır, özgür olduğun alandır.
Ve o alan içinde hem sen gelişirsin, hem de çocuğun.
Sınır bilmeyen bir çocuk büyüdüğünde;
→ Ne istediğini bilmeyen,
→ Tahammülsüz
→ Özgüvensiz,
→ İlişkilerinde sürekli sıkışıp kalan bir yetişkin olabiliyor.
Çünkü sınırı ilk öğrendiğimiz yer anne babamızdır.

Sınır koymak, hem insan ilişkilerinde hem ebeveynlikte en çok zorlanılan şeylerden biri.

Çocukların ne her istediğini yapmak ne de dinlemeyip onları bastırmak, aynı zamanda, yetişkin ilişkilerinde de kimseye hayır diyememek ya da her şeye hayır demek doğru değildir.

İkisi de sağlıklı değil — ikisinde de sağlıklı sınır yoktur.
Sağlıklı olan: Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar. Hem kendimiz için. Hem çocuklar için.🌿

Video Kaynak: Bambaşka Sohbetler | Ceyda Düvenci - Pelin Karahan

Çocuklarda Problem Çözme Becerisi Nasıl Gelişir? 🧠Bir sorunla karşılaşıldığında içgüdüsel tepki olarak hemen çözüm üretm...
13/03/2026

Çocuklarda Problem Çözme Becerisi Nasıl Gelişir? 🧠

Bir sorunla karşılaşıldığında içgüdüsel tepki olarak hemen çözüm üretmeye çalışmak çok doğal. Okula koşuluyor, öğretmenle konuşuluyor, arkadaş bulunuyor… Ancak bu “yardımseverlik” aslında çocuğun en kritik becerilerinden birinin önünde en büyük engel olabiliyor.

Aşırı koruyucu tutumlar, çocuklarda problem çözme becerisinin gelişmesini engelleyebiliyor. Destekleyici, dinleyici ve yönlendirici bir ortamda büyüyen çocukların ise zorluklarla çok daha sağlıklı baş edebildiği görülüyor.

❓Peki ne yapılabilir?

✔️ Dinleyin — ama hemen çözüme atlamadan önce duyguyu tanıyın, sorunu anlamaya çalışın.

✔️ Soru sorun — “Sen ne yapabilirsin?”, “Başka nasıl bir yol olabilir?”, “Bu durumda ne hissediyorsun?” gibi sorular çocuğun kendi çözümünü üretmesini sağlar.

✔️ Birlikte beyin fırtınası yapın — gerçekçi olmayan seçenekler de dahil olmak üzere tüm olasılıkları listeleyin. Faydalı çözümler ortaya çıkmadığında da siz örnekler verebilirsiniz. Sonra en uygun olanı çocuğunuzun seçmesine izin verin.

✔️ Model olun — Çocuklar ebeveynlerini gözlemleyerek öğrenir, kendi sorunlarınızı nasıl çözdüğünüz çocuklara rol model olur.

✔️ Sorumluluk verin — küçük ev sorumlulukları, çocuğun özgüvenini ve karar alma becerisini güçlendirir.

✔️ Okul ile iş birliği yapın — çocuğunuzun sorunu sizin yerinize öğretmenine götürmesini teşvik edin. Kendi adına konuşmayı öğrenmesi büyük bir adımdır.

Unutmayın: Hedef, sorunu çözmek değil; çözüm üretmeyi öğretmek.

11/03/2026

🚨“Çocuklarda otokontrol ve duygu düzenleme doğuştan gelmez. Ebeveynleriyle inşa ederler.”

Otokontrol, yani duygu ve davranışları yönetebilme becerisi, çocuklukta şekillenir. Ve bu süreçte en güçlü faktör ebeveynin tavrıdır.

Çocuk zor bir duygu yaşadığında — öfke, üzüntü, hayal kırıklığı — o anda yanındaki yetişkinin tepkisi her şeydir. Ebeveyn sakin kaldığında, çocuğun sinir sistemi ebeveynkine göre ayar yapar. Buna co-regülasyon denilir.

Zamanla bu dışarıdan gelen sakinlik içselleşir ve çocuk kendi duygusunu kendi başına yönetmeye, yani öz-regülasyona geçiş yapar.

Çocuğun otokontrol yapabilmesi ve duygu düzenleyebilmeyi öğrenebilmesi için ilk adım şu:

👉 Rol model olarak kendimizi yönetmemiz.

Duyguyu geçiştirmek, çözüm sunmaya koşmak ya da yoğun tepki vermek, bunların hepsi çocuğun o beceriyi geliştirme fırsatını elinden alır.

Ama sakin bir varlık olarak yanında durmak, duyguyu tanımlamasına alan açmak ve kendi çözümünü bulmasına rehberlik etmek — işte otokontrol ve duygu düzenleme inşası burda başlar. 💙

Video Kaynak: Aslı Şafakla İşin Aslı | Doç. Dr. Özgür Bolat

❓Kardeşini çok kıskanıyor, ne yapabilirim?” Kardeş kıskançlığı son derece doğal bir duygu ve çoğu ailenin yaşadığı bir s...
04/03/2026

❓Kardeşini çok kıskanıyor, ne yapabilirim?”

Kardeş kıskançlığı son derece doğal bir duygu ve çoğu ailenin yaşadığı bir süreç. Ama asıl mesele şu; kıskançlık diye adlandırdığımız duygu aslında çocuğun görülme çabasıdır ve çocuk “artık sevilmiyorum” korkusuyla mücadele eder.

Peki ne yapabiliriz?

❤️ Önce hissini anlayın
“Kıskanma, o da kardeşin! Kardeşin olduğu için çok şanslısın” demek yerine “Benimle eskisi kadar vakit geçiremeyince üzülmen çok normal. Sana olan sevgim değişmedi ve değişmeyecek” demek çok daha güçlü bir mesaj verir.

🚫 Kardeşleri kıyaslamayın
Her çocuğun benzersiz olduğunu kabul etmek, bu farklılıkları kutlamak, kendileri oldukları için övmek, çocukların kendi değerlerini takdir etmelerine yardımcı olur. Ancak;
❌ “Bak o ne kadar uslu.”,
❌ “Sen ablasın/abisin, o daha küçük.”,
demek kıskançlığı artırır ve değersizlik hissini besler.

🕐 Her birine özel zaman ayırın
Her çocuğa ayrı zaman ayırmak, çocuğun hala aynı şekilde sevildiğini ve evdeki yerinin güvende olduğunu hissettirmek için çok önemlidir.

Sadece baş başa bir yürüyüş, içilen fincan süt, küçük bir sohbet bile yeter. Bunları haftalık rutinlere dönüştürmek ve çocuk kendini ifade ederken dinlendiğini ve anlaşıldığını hissettirmek çok kıymetli.

⚖️ Hakem olmayın
Kavgalarına karışmak yerine problemlerini kendi aralarında çözmelerine zemin hazırlayın. Rekabeti beslicek durumlar oluşturmaktan kaçının.

🧩 Takım oyunları
Rekabet içeren oyunlar yerine takım olmayı öğreten, ilişkiyi güçlendiren, iş birliği içeren oyunlar oynamalarını teşvik edin.

💬 Küçük güzellikleri büyütün
Kardeşler arasındaki güzel anlara dikkat edin ve sık sık vurgulayın. Birlikte güldükleri, birbirlerine yardım ettikleri o küçük anları farkettiğinizi gösterin.

Kardeş kıskançlığını tamamen sıfırlayamayız ancak çocuğun bu duyguyla sağlıklı bir şekilde baş etmesini öğrenmesine destek olup hala çok sevildiğini ve güvende olduğunu hissetmesini sağlayabiliriz 🌱

19/02/2026

🪴Görülmek, davranışın arkasındaki duygunun fark edilmesi, duyulmak ise anlatılanın aceleyle düzeltilmeden, öğüt verilmeden, müdahale edilmeden eşlik edilmesidir.

Bu iki süreç, çocuğun duygu düzenleme kapasitesinin gelişiminde kritik rol oynar. Çocuk duygusunun kabul edildiğini hissettiğinde regülasyon kapasitesi artar. Empatik yansıtma, çocuğun prefrontal işlevlerini destekler, duygu adlandırma ve yoğun duygunun düzenlenmesini kolaylaştırır. Bu süreç güvenli bağlanmanın temel yapı taşlarından biridir.

Duygusu hemen düzeltilmeye çalışılan ya da görülmeyen çocuk ise zamanla ya duygusunu bastırmayı ya da paylaşmamayı seçebilir.

İyi niyetli ebeveyn refleksi çoğu zaman korumak ve çözmek üzerine çalışır. Ancak her hızlı müdahale, çocuğun kendi baş etme kapasitesine dair inancını güçlendirmeyebilir. Bazen en düzenleyici şey, hemen düzenlemeye çalışmamaktır.

Sakin, merak eden ve eşlik eden bir ebeveyn, çocuğun hem duygusunu regüle etmesine hem de kendi çözüm yollarını geliştirmesine alan açar.

Görülmek ve duyulmak şımartmak değildir.
Duygular koşulsuz kabul edilir ancak, olumsuz davranışlara ise sağlıklı sınırlar koyulur.
Bu, güçlü bir bağın ve psikolojik dayanıklılığın temelidir.

Video Kaynak: Bambaşka Sohbetler | Ceyda Düvenci - Cihan Çelik

❓“Hayırdan anlamıyor” mu, yoksa sınır deneyimi mi yok?Klinik gözlemler göstermektedir ki birçok çocuk “hayır” kavramını ...
14/02/2026

❓“Hayırdan anlamıyor” mu, yoksa sınır deneyimi mi yok?

Klinik gözlemler göstermektedir ki birçok çocuk “hayır” kavramını anlamakta zorlandığı için değil, tutarlı ve öngörülebilir sınır deneyimi yaşamadığı için yoğun tepki verir.

Çocuğun gelişimsel sürecinde sınırlar güvenlik, düzen ve içsel denetim becerisinin temelini oluşturur. Sürekli “evet” yanıtı alan, talepleri çoğunlukla karşılanan ve sınırla nadiren karşılaşan çocuklar, ilk ciddi engellenme deneyiminde yoğun hayal kırıklığı yaşayabilir. Bu tepki çoğu zaman inat ya da şımarıklık değil, engellenmeye toleransın düşük olmasıdır.

Bu noktada ebeveyn tutumları belirleyicidir:

1. Tutarlılık

Sınır koymanın en temel ilkesi tutarlılıktır. Bir davranışa bir gün izin verip başka bir gün yasaklamak, çocuğun içsel çerçevesini zedeler. Çocuk, ebeveynin kararsızlığını fark eder ve olumsuz davranışı artırarak sonucu değiştirmeyi öğrenir. Bu durum davranışın pekişmesine yol açar.

2. Kararlılık ve netlik

“Hayır”ın “evet”e dönüşmesi, özellikle yoğun duygusal tepkiler sonrasında gerçekleştiğinde, çocuk için güçlü bir öğrenme deneyimi oluşturur. Çocuk, ısrarın işe yaradığını deneyimler. Bu, davranışın sıklığını ve şiddetini artırabilir.

3. Yılmamak ve süreci takip etmek

Sınır koyulduğunda başlangıçta tepki artışı gözlenebilir. Bu, davranışın sönmeden önce geçici olarak artmasıyla açıklanabilir. Bu süreçte ebeveynin sabırlı olması, aynı mesajı sakin ve tekrar eden bir şekilde iletmesi önemlidir. Sınır koymak kadar, takibini yapmak ve sonucu görene kadar devam etmek de gereklidir.

4. Duygusal düzenleme modeli olma

Çocuk, “hayır” karşısında hayal kırıklığı yaşar. Burada ebeveynin görevi bu duyguyu ortadan kaldırmak değil, yönetilebilir bir çerçevede tutmaktır. Sakin ve regüle kalabilen ebeveyn, çocuğun sinir sistemi için düzenleyici bir model oluşturur.

Sonuç olarak:
“Hayırdan anlamıyor” gibi görünüyor olabilir ama çoğu zaman gelişimsel bir yetersizlik değil, sınır deneyiminin tutarsızlığına işaret eder. Çocukların “hayır”ı içselleştirebilmesi tutarlı, kararlı ve öngörülebilir bir ebeveyn tutumuyla mümkündür.

Sınır koymak sevgisizlik değil; psikolojik sağlamlığın ve özdenetimin yapıtaşlarından biridir.

13/02/2026

🧠“Neden böyle yaptın?”

Bu soru çoğu zaman bilgi arayışından çok, davranışı sorgulama hissettirebilir. Çocuk açısından ise bu, kolaylıkla suçlanma ve yargılanma olarak deneyimlenebilir.

“Neden” sorusu özellikle yoğun duygusal aktivasyon anlarında çocuğun savunma sistemini harekete geçirir. Sinir sistemi regüle olmadan prefrontal işlevler (düşünme, muhakeme, neden–sonuç kurma) sağlıklı çalışmaz.
Regüle olmayan bir çocuk açıklama yapamaz yalnızca kendini savunmaya çalışır.

Oysa her davranışın altında düzenlenmemiş bir duygu vardır.

Birçoğumuz kendi çocukluğunda duyguları açıkça isimlendirilen bireyler olarak yetiştirilmedik. Üzüntü öfke ile karşılanmış, korku küçümsenmiş, ağlama bastırılmış olabilir.

Bu deneyimler, bugün ebeveynlik reflekslerimizi fark etmeden şekillendirir.

Bu nedenle çocuk zorlandığında sıklıkla:
– Dikkatini dağıtmaya,
– Hızla çözüm üretmeye,
– Ya da davranışı sorgulamaya yöneliriz.

Oysa çocuk için öncelik davranışı düzeltmek değil, duyguyu düzenlemektir.

Bu nedenle “Neden yaptın?” yerine:
• “Ne oldu? Ne hissettin?”
• “Şu an çok zorlanmış görünüyorsun.”
• “Bu durum seni kızdırmış olabilir.”
gibi ifadeler, çocuğun içsel deneyimini görünür kılar.

Duygu yansıtma, çocuğun sinir sistemini düzenler. Düzenlenen bir sinir sistemi öğrenmeye ve iş birliğine daha açıktır. Davranış üzerine konuşma ancak regülasyon sağlandıktan sonra anlamlıdır.

Yani,
Önce ilişki kurma, sonra yönlendirme.
Önce regülasyon sağlama, sonra eğitme.🌿

Video kaynak: Bambaşka Sohbetler | Ceyda Düvenci - Jülide Karagül

09/02/2026

🧑‍🧑‍🧒‍🧒 Aile büyürken çocuklar yalnızca yeni bir kardeşe değil,
değişen ilgiye, düzene ve ilişkilere uyum sağlamaya çalışırlar. Kardeş doğduktan sonra çocuk bir sabah uyanır ve bildiği düzen artık yoktur. Anne daha yorgun, daha meşgul, daha uzaktadır. Büyük çocuk için çoğu zaman bu değişim bir kayıp hissi olabilir.

Bu yüzden çocuklar bu dönemde farklı duygusal tepkiler verebilirler. Kıskançlık, terk edilme hissi, “Artık beni eskisi kadar sevmiyorlar” düşüncesi, merak, heyecan, bebeksi davranışlara geri dönüş, güvensizlik, korku ve zaman zaman öfke…

❓Peki bu süreç ebeveynler neler yapabilir?

Çocuğu yeni kardeşe hazırlamak, yalnızca “bebek geliyor” demek değildir. Asıl hazırlık, değişimi ve onları neleri bekleyebilceğini anlatmakla başlar.

♦️Doğumdan önce (özellikle hamilelikte kritik aylar atlatıldıktan sonra), kardeşi doğduktan sonra onları nelerin beklediğini yaşına uygun bir dille paylaşmak,
♦️Neden daha çok bebekle ilgilenmeleri gerektiğini anlatmak,
♦️Onu sürecin içine dahil etmek, yani, bebek odası hazırlığı, bebeğin eşyaları, bebeğin isim seçme sürecine dahil etmek,
♦️Kardeşiyle bağları güçlendirebileceği küçük etkinlikler oluşturmak, bebeğin bakımında yardımını istemek,
♦️“Biz bir ekibiz, aileyiz” duygusunu hissettirmek,

Aynı zamanda;
♦️“Seni sevmem hiç azalmayacak” mesajını net ve tekrar eden şekilde vermek,
♦️Çocuğun duygularına alan açmak, kıskançlık ya da öfke hissetmesine anlayışla yaklaşmak,
♦️Duygularının kabul edildiğini, koşulsuz sevildiğini hissettirmek onun duygusal yükünü hafifletir.
♦️İlginin tamamen kaybolmadığını hissettirmek, kısa da olsa ona ait özel zamanlar oluşturmak,
♦️Rutinlerinin mümkün olduğunca korunması, büyük çocuğunuzun düzenli yemek, uyku ve oyun saatlerine sadık kalmanız, onun güven duygusunu artıracaktır.

Her çocuk bu sürece aynı hızda uyum sağlamaz. Bazıları zamana daha çok ihtiyaç duyar. Bu noktada esnek olmak ve gerekirse bir psikologdan destek almak, hem çocuk hem de aile için süreci daha sağlıklı hâle getirebilir.

Video kaynak: Melek Baykal Programı- Uzman Psikolog Doğan Cüceloğlu

🎈Bir çocuğun dünyayı nasıl algılayacağını, kendini ne kadar değerli hissedeceğini ve ilişkilerde nasıl davranacağını bel...
31/01/2026

🎈Bir çocuğun dünyayı nasıl algılayacağını, kendini ne kadar değerli hissedeceğini ve ilişkilerde nasıl davranacağını belirleyen ilk zemin, ebeveyniyle kurduğu duygusal bağdır. Ebeveyn kendi yaralarıyla temas etmediyse, bu yaralar çoğu zaman farkında olmadan ebeveynlik tutumlarına yansır.

Ebeveyn kendi yaralarını fark etmemiş ve iyileştirememişse, bu yaralar farkında olmadan sözlere, bakışlara, beklentilere ve disiplin biçimlerine sızabilir. Sürekli eleştirilen, kıyaslanan, görülmeyen, anlaşılmayan ya da duyguları küçümsenen çocuk, sevginin şartlı, değerin ise performansa bağlı olduğuna inanarak büyür.

İyileşmemiş ebeveyn, kendi içindeki eksiklikleri çocuğun davranışlarına yükler. Çocuk, bu yükü anlamlandıramaz sadece hisseder ve kendisinin suçlu olduğuna inanır. Bu yükün altında ezilen kimi çocuk uyumlanarak susar ve zorbalanmaya açık hale gelebilir, kimi ise savunma olarak sertleşir ve zorbalıkla karşılık verebilir.

❤️‍🩹İyileşme ise ebeveyn kendi çocukluğuna cesaretle bakabildiğinde başlar. İyileşmeyen her yara nesilden nesile aktarılır, ta ki biri durup bu yaraları farkedip iyileştirene kadar. Ve bu farkındalık ile çocuk için güvenli, şefkatli ve sağlıklı sınırları olan bir ilişki alanı mümkün hâle gelir.

Ebeveynin kendi içsel çalışması, çocuğuna bırakılabileceği en büyük mirastır.

26/01/2026

🍭 Bazen çocuğun “Sıkıldım” dediği anı bir boşluk, bir aksaklık, hemen doldurulması gereken bir an gibi algılayabiliyoruz.

Oysa çocuk için sıkılmak çoğu zaman bir durma hâlidir.
Uyaranlar çekildiğinde zihin devreye girer, etrafa bakmaya düşünmeye başlar, kendine alan açar, hayal kurmaya başlar.

Nörobilim çalışmaları, beynin boşluk anlarında yeni bağlantılar kurduğunu ve yaratıcılığın devreye girdiğini göstermiştir. Yani zihin sıkılma anında dış dünyadan çekilip iç dünyaya yönelir ve hayal kurma, çağrışım ve yaratıcı düşünce devreye girer.

Eğer bu anlar ekranla, etkinlikle, yönlendirmeyle kapatıldığında çocuk oyalanmış olur bir şekilde.
Ama sıkılmasına izin verildiğinde düşünmeye başlar.
Bekler. Dener. Birleştirir.
Kendi içinden bir şey üretir.

Sıkılmalarına izin verilen çocuklar hayal kurmayı, kendi oyununu oluşturmayı, içsel kaynaklarını kullanmayı öğrenir.
Bu da duygusal dayanıklılığı ve zihinsel esnekliği güçlendirir.

Ebeveyn olarak bu süreçte yapabileceğimiz en düzenleyici şey çocuğun duygusunu ortadan kaldırmaya çalışmak değil, ona eşlik edebilmektir. Hemen çözmemek. Hemen doldurmamak.

Çünkü çocuk, her boşluğu dışarıdan doldurulan biri değil;
bazen kendi içini keşfetmesine izin verilen biri olduğunda güçlenir.

Sıkılmak, çocuğun ruhunda bir problem değil.
Gelişimin sessiz çalıştığı alanlardan biridir.

Video kaynak: İbrahim Selim ile Bu Gece - Demet Evgar

23/01/2026

💦 Birçok kişi, çocuk ağladığında paniğe kapılabiliyor, üzülmesini istemeyebiliyor ve ilk refleksi onu susturmaya çalışmak olabiliyor. “Ağlama”, “Ağlanacak bir şey yok bunda”, “Sana hiç yakışmıyor.” gibi ifadeler kullanabiliyor. Bazen ebeveynler bunu farketmeden yapılabiliyor. Ancak önemli olan bunu farkedebilmek ve bilinçaltından gelen ebeveyn tutumlarını görüp değiştirebilmek.

Ağlamak hem bedensel hem de psikolojik acıya iyi geliyor. Gözyaşı dökmek, vücutta oksitosin ve endorfin salgılanmasını sağlar. Bu kimyasallar hem bedensel hem de psikolojik acıyı azaltarak çocuğun sakinleşmesine yardımcı olur. Ve ağlamak, sinir sistemini tekrar dengeye getirir.

Çocuğa sürekli “ağlama” ya da ağlamanın yanlış olduğu söylendiğinde çocuğun duygusu yok olmaz, sadece onu bastırmayı, saklamayı öğrenir ve giderek ailesiyle sorunlarını paylaşmamaya ve kendi içinde yaşamaya başlar.

Duygusu reddedilen çocuk, ileride öfke patlamaları veya duygusal kopukluk yaşayabilir, ve stresle başa çıkamayan, duygularını sağlıklı ifade edemeyen bir yetişkine dönüşebilir.

❓Peki, Ne Yapmalı?

🔵 Alan Tanıyın: Çocuğun duygusunu yaşamasına izin verin. “Şu an üzgün olduğunu görüyorum ve ağlaman normal” mesajını verin.

🔵 Sessizce Eşlik Edin: Çözüm sunmak zorunda değilsiniz. Sadece orada olmanız ve dinlemeniz, çocuğun kendisini güvende hissetmesini sağlar.

🔵 Duyguyu Etiketleyin: “Şu an oyuncağın kırıldığı için hayal kırıklığına uğradın, değil mi?” diyerek duygusunu isimlendirmesine yardımcı olun.

Çocuğunuz ağladığında onun dikkatini dağıtıp müdahale etmek yerine, güvenli bir liman olun. Bırakın o kimyasallar görevini yapsın, duygular boşalsın. O sustuğunda, çok daha huzurlu ve anlaşıldığını hisseden bir çocukla karşılaşacaksınız.

Video: Netflix - Leo

Adres

Studencka
Warsaw
02-735

Ostrzeżenia

Bądź na bieżąco i daj nam wysłać e-mail, gdy Kids Teen Psychology umieści wiadomości i promocje. Twój adres e-mail nie zostanie wykorzystany do żadnego innego celu i możesz zrezygnować z subskrypcji w dowolnym momencie.

Udostępnij