Kids Teen Psychology

Kids Teen Psychology -Klinik Psikolog Betül BAYRAM YETİŞ-
🔸Varşova’da Çocuk & Ergen & Ebeveyn Danışmanlığı
• Yüz yüze ve Online Terapi
📞 +48 739 451 484
📍Warszawa

30/07/2026

Çocuklar, duygularını en çok ebeveynlerini izleyerek düzenlemeyi öğrenir.

Duygu düzenleme, duyguları yok saymak, bastırmak ya da hiç üzülmemek değildir. Duyguları fark edebilmek, kabul edebilmek ve sağlıklı yollarla ifade edebilmektir. Bu becerinin gelişiminde ebeveynler, çocukların ilk ve en güçlü rol modelleridir.

Çocukların, hayatın her zaman mutlu hissetmekten ibaret olmadığını görmeye ihtiyacı vardır. Üzüntü, hayal kırıklığı, öfke ya da gözyaşı da yaşamın doğal bir parçasıdır. Bir ebeveynin üzgün hissetmesi, gözlerinin dolması ya da zor bir an yaşaması, çocuğa duyguların korkulacak ya da saklanması gereken şeyler olmadığını gösterebilir. Ve ebeveynlerin bu zor duygularla baş etme yöntemleri çocuklara örnek olur.

❗️Ancak burada önemli olan, çocuğun ebeveynin duygusal yükünü taşımamasıdır ve yetişkinin kendi duygusunun sorumluluğunu alarak onu düzenleyebilmesidir. Ebeveynlik/yetişkinlik zorlukları ve eşler arası problemler çocuklara anlatılmamalıdır. “Bugün biraz üzgünüm, biraz zamana ihtiyacım var ama bununla baş edebilirim ve bu üzüntümün seninle bir ilgisi yok” diyebilmek çocuğa güven verir.

Aynı şekilde çocuklar ağladığında da onları hemen susturmaya, dikkatini dağıtmaya ya da “ağlama” diyerek duygusunu durdurmaya çalışmak yerine, o duygunun yanında kalabilmek önemlidir.

Çünkü ağlamak, yalnızca üzüntünün bir ifadesi değildir. Bazen yoğun bir duygunun boşalması, bedenin rahatlaması ve kişinin kendini yeniden düzenleyebilmesi için doğal bir yoldur.

Çocuk, duygularının kabul edildiğini gördükçe onları saklamak yerine paylaşmayı öğrenir. “Üzgünüm”, “korktum”, “kızdım” diyebilmek hem kendini tanımasını hem de ihtiyaç duyduğunda destek arayabilmesini güçlendirir.

Çocukların ihtiyacı, hiç üzülmeyen ebeveynler değil, duyguların var olabildiği ve birlikte düzenlenebildiği güvenli ilişkilerdir.

Video kaynak: .a.life

25/07/2026

Gelişim sürecinin doğal bir parçası olarak çocuklar, yaşamın nasıl başladığını öğrendikleri gibi nasıl sona erdiğini de anlamaya çalışırlar.

Bu noktada en önemli şey, çocuğun yaşına uygun, dürüst ve güven veren bir dil kullanmaktır.

❓“Ölmek ne demek?” diye sorduğunda ölümü karmaşık benzetmelerle anlatmak yerine, “Ölmek, vücudumuzun artık çalışmaması demektir. Kalbimiz atmaz, nefes almayız ve hareket edemeyiz.” gibi sade açıklamalar yapmak yeterlidir.

❓“Anne, sen ölecek misin?” diye sorduğunda içimizden “Hayır, hiç ölmeyeceğim.” demek gelebilir.

Örneğin;
“Ben şu an sağlıklıyım ve seninle daha uzun yıllar birlikte olmayı planlıyorum. Birlikte yapacağımız daha çok şey var.”

Kaçınılması gereken ifadeler;
❌ “Hiç ölmeyeceğim.”

❌ “Bunu düşünme.” / “Boş ver.” (Çocuğun merakını veya korkusunu küçümser. Çocuk, bu konuyu konuşmaması gerektiğini düşünebilir.)

❌ “Böyle şeyler söyleme.”(Soru sormasını engelleyebilir ve ölümle ilgili kaygılarını tek başına taşımaya başlamasına neden olabilir.)

❌ “Allah isterse ölürüz.” / “Ecel gelince ölürüz.”(Özellikle 10 yaş öncesinde bu tür soyut ifadeler çocuk için anlaşılması zor olabilir ve “Allah sevdiğim insanları benden alıyor.” gibi korkutucu çıkarımlara yol açabilir.)

❌ “Uyudu.” / “Uzun bir yolculuğa çıktı.” / “Melek oldu.” (Ölümü uyku veya yolculuk gibi metaforlarla anlatmak küçük çocuklarda yanlış anlamalara neden olabilir. Bazı çocuklar uyumaktan korkabilir ya da “Geri dönecek.” diye bekleyebilir.)
❌ “Merak etme, hiçbir şey olmayacak.”

Çocuklar, geleceğe dair kesin sözlere değil zor sorular sorduklarında sakin kalabilen, duygularını taşıyabilen ve kendilerine güven veren yetişkinlere ihtiyaç duyarlar. Amaç, çocuğu ölüm gerçeğinden tamamen uzak tutmak değil, yaşına uygun, dürüst ve güven veren bir dille bu zor konu hakkında konuşabileceği güvenli alan oluşturmaktır.

Video: Dilek Cesur ile Bilinmeyeni Konuşalım | Saniye Bencik Kangal/ Akademisyen Anne

18/07/2026

🌿Çocukları dinlemek, onların her isteğini sınırsızca onaylamak anlamına gelmez. Sevgi kadar sınırlar da çocukların sağlıklı gelişimi için temel bir ihtiyaçtır.

Son yıllarda çocukları anlamanın, duygularını dinlemenin ve kendilerini ifade etmelerine alan açmanın önemini daha çok konuşuyoruz. Bu çok değerli bir gelişme.

Ancak bazen dinlemek ile her isteği onaylamak, sevgi göstermek ile sınır koymamak birbirine karıştırılabiliyor.

Oysa çocukların ihtiyacı yalnızca anlaşılmak değildir aynı zamanda kendilerini güvende hissedecekleri net, tutarlı ve öngörülebilir sınırlara da ihtiyaçları vardır.

Sınırlar;
🔴Çocuğun öz denetim geliştirmesine,
🔵Hayal kırıklığıyla baş etmeyi öğrenmesine,
⚪️Başkalarının haklarına saygı duymasına,
⚫️Güvenli ve sağlıklı ilişkiler kurmasına yardımcı olur.

Çocuğun duygusunu kabul etmek, her davranışını kabul etmek anlamına gelmez.

“Öfkelendiğini görüyorum ama bu şekilde konuşmana izin veremem.” demek hem duygusunun anlaşıldığını hissettirir hem de sınırları korur.

Şefkat ve sınırlar birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. En sağlıklı gelişim çocuğun hem duyulduğunu hissettiği hem de davranışlarına rehberlik eden tutarlı sınırlarla büyüdüğü ortamlarda desteklenir.

Video kaynak: Ceyda Düvenci ile Bambaşka Sohbetler | Uzm. Psk. Serap Duygulu

❓Çocuğunuzun kendini rahat ifade edebilmesi için neler yapabilirsiniz?1️⃣ Önce dinlemeye çalışın👂.Çocuğunuz hissettiği b...
17/07/2026

❓Çocuğunuzun kendini rahat ifade edebilmesi için neler yapabilirsiniz?

1️⃣ Önce dinlemeye çalışın👂.

Çocuğunuz hissettiği bir şeyi veya gün içinde yaşadığı bir olayı anlatmaya çalışırken sabırla bekleyin.
“Şu an seni dinliyorum ve hissettiklerini anlamak benim için çok önemli” mesajını verin. Evde sözü kesilmeyen çocuk, kendi duygularının ve düşüncelerinin değerli olduğunu anlar.

2️⃣Duyguları konuşun.

Çocuklar çoğu zaman hissettikleri yoğun duygunun (öfke, hayal kırıklığı, kıskançlık) adını koyamazlar ve bunu hırçınlıkla dışa vururlar.

Duygularını küçümsemeyin, abartıyorsun, bunda üzülecek, ağlanacak ne var demeyin. Onun yerine duygusunu isimlendirin. “Yaşadığın olay seni çok üzmüş sanırım” gibi cümlelerle onun duygusuna ayna olun.

3️⃣Mükemmeliyetçi olmayın.

Mükemmeliyetçi olmak yerine toleranslı olun. Sadece hatalarını düzeltmeye odaklanıldığında, çocuk “Yanlış bir şey söylersem eleştirilirim” kaygısı geliştirebilir ve hissettiklerini paylaşmaktan vazgeçmeye başlayabilir.

4️⃣Duygularını Sanatla ve Oyunla Dışa Vurmasına Alan Açın 🎭🎨

Her çocuk duygularını doğrudan kelimelerle ifade edemeyebilir. Resimle, boyalarla veya kil gibi malzemelerle duygularını dışa vurması için onu teşvik edebilirsiniz. Evde kuklalarla oynamak, çocuğun kendi içinde biriktirdiği ve konuşmaktan çekindiği duyguları güvenli bir karakterin arkasına sığınarak rahatça anlatmasını da sağlayabilir.

5️⃣Kendi Seçimlerini Yapmasına Alan Açın

Kendi sınırlarını çizebilen ve seçim yapabilen çocukların özgüveni ve kendini ifade etme becerisi daha yüksektir. Seçim hakkı sunulan çocuk, kendi kararlarına ve hislerine güvenmeyi öğrenir.

“Bir çocuğun ‘Ben çok öfkeliyim’ ya da ‘Şu an canım sıkkın’ diyebilmesi, akademik başarısından çok daha hayati bir kazanımdır. Çocuğunuzun duygularını yaşamasına, onları isimlendirmesine ve güvenle paylaşmasına izin verin. Eviniz, her duygunun kabul gördüğü güvenli bir liman olsun.”

Unutmayın; duyguların özgürce konuşulduğu, hataların yüze vurulmadığı bir evde büyüyen çocuklar, dış dünyada da kendi seslerini ve sınırlarını çok daha rahat korurlar. 🤍

Odasını toplamıyor, ödevini takip etmiyor, sürekli hatırlatmam gerekiyor. Çok sık duyduğumuz ve söylediğimiz cümleler de...
09/07/2026

Odasını toplamıyor, ödevini takip etmiyor, sürekli hatırlatmam gerekiyor. Çok sık duyduğumuz ve söylediğimiz cümleler değil mi? 🌿

❓Peki ne yapılmalı?

1️⃣ Erken Yaştaki “Ben Yaparım” Söylemlerini Fırsata Çevirin!

Çocuk 2-5 yaşlarında ‘Ben yaparım!’ diye fırlar. Kendi yemek ister, kendi giyinmek ister. Bu yüzden hazır istekliyken özbakımını adım adım yaşına uygun şekilde ona devretmeye başlayın.

Eğer her seferinde, “Dökmesin” diye yemeği yedirilen, “gecikmeyelim” diye üstü giydirilen, “yorulmasın” diye çantası hazırlanan çocuk büyür, lise çağına gelir ve hâlâ arkası toplanırken ondan sorumluluk beklenir. Sürekli hizmet edilen çocuk sadece şunu öğrenir: ‘Nasıl olsa biri benim yerime yapıyor.’

2️⃣ Sorumluluk Beklenmez, Verilir

Çocuk odasını toplamakla, sofraya yardım etmekle evde bir “birey” olduğunu hisseder. Arkası sürekli toplanan değil, eve katkı sunan çocuk sorumluluk geliştirir.

3️⃣ Sonuçları Yaşatmak

Suyu mu döktü? Beraber temizleyin. Oyuncağını mı kırdı? Bir süre onsuz kalsın. Eşyasını mı kaybetti? Yenisinin hemen alınmayacağını bilsin. Hayatın gerçeklerini evde öğrenmeli. Anne babanın sürekli arkadan telafi etmesi çocuğu rahatlatır ama geliştirmez.

4️⃣ Mükemmel Yapmasını Beklemeyin

Sorumluluk alırken dökecek, unutacak, yavaş yapacak. Önemli olan kusursuz olması değil, denemesi ve alışmasıdır. Eleştirilen çocuk kaçar, desteklenen çocuk gelişir.

Sorumluluk anlatılarak değil, görev verilerek ve sonuçları yaşatılarak öğretilir. Unutmayın, çocuk duyduğunu değil, gördüğünü yapar. Önce biz örnek olmalıyız.

Ergenlik, çocukların hem kendilerini hem de dünyayı anlamlandırmaya çalıştığı, duygusal dalgalanmaların yoğun olduğu bir...
03/07/2026

Ergenlik, çocukların hem kendilerini hem de dünyayı anlamlandırmaya çalıştığı, duygusal dalgalanmaların yoğun olduğu bir dönemdir. Bu süreçte farkında olmadan sergilenen bazı ebeveyn tutumları, onlarla olan güven bağını zedeleyebilir.

İşte ergenlik dönemindeki çocuğunuzla ilişkinize zarar verebilecek 5 kritik tutum:

1️⃣ Duygularını Küçümsemek:
Onun dünyasındaki büyük bir problem bize küçük görünebilir. “Bunda büyütecek ne var?” yaklaşımı, anlaşılamadığını ve duygularının değersiz olduğunu hissettirebilir. Araştırmalar, duyguları geçersiz kılınan ergenlerin kendi duygularını düzenlemekte zorlandığını ve ebeveynlerine içini açmaktan vazgeçtiğini gösteriyor.

2️⃣ Başkalarıyla Kıyaslamak:
“Bak arkadaşın nasıl yapıyor...” gibi cümleler motivasyon sağlamak yerine yetersizlik hissi yaratır. Ergenlik gibi kimlik arayışının zirvede olduğu bir dönemde kıyaslanmak, özgüven zedelenmesine, kaygıya ve ebeveyne karşı gizli bir kızgınlığa yol açabilir.

3️⃣ Her Hatayı Nasihat Fırsatına Çevirmek:
Ergenler bazen sadece dinlenilmek ve anlaşılmak ister. Yaptığı her hatada “Ben sana söylemiştim” ile başlayan dersler vermek, bir süre sonra iletişimi kopma noktasına getirebilir. Sürekli didaktik bir dille karşılaştıklarında bunu bir “saldırı” veya “yetersizlik eleştirisi” olarak algılayıp duvar örebilir ya da uzaklaşabilirler.

4️⃣ Sürekli Kontrol Etmeye Çalışmak:
Attığı her adımı takip etmek veya kararlarına hiç alan bırakmamak, ona “Sana güvenmiyorum” mesajı verebilir. Bu durum ebeveynleriyle arasındaki güven ilişkisini zedeleyebilir. Aynı zamanda, güven duyulmayan ergen, sorumluluk almayı da tercih etmeyebilir.

5️⃣ Herkesin İçinde Utandırmak:
Başkalarının yanında hatalarını yüzüne vurmak veya onunla şaka yollu da olsa alay etmek, gururunu incitebilir. Ergen beyninde sosyal onaylanma ve “akranlar gözündeki imaj” hayati önem taşır. Toplum içinde utandırılmak, ergende yoğun bir “sosyal acı” yaratır ve bu acının sorumlusu olarak ebeveyni gördüğü için güven bağı ciddi hasar alır ve onlardan duygusal olarak uzaklaşmasına neden olabilir.

❤️‍🩹Gelişim sancılarıyla dolu bu dönemde onların en çok ihtiyaç duyduğu şey, anlaşılabilmek ve güven veren bir rehberin eşlik etmesidir.

Adres

Studencka
Warsaw
02-735

Ostrzeżenia

Bądź na bieżąco i daj nam wysłać e-mail, gdy Kids Teen Psychology umieści wiadomości i promocje. Twój adres e-mail nie zostanie wykorzystany do żadnego innego celu i możesz zrezygnować z subskrypcji w dowolnym momencie.

Skróty

Udostępnij