Uzman Raporu

Uzman Raporu Yeni HMK hükümleri gereği mevcut veya yeni açılacak ticari davalarda bizden alacağınız uzman

19/06/2019

Konkordato sürecinde karşılıksız çıkan çekler hakkında Yargıtay 19. CD.'nin BAM Ceza Daireleri arasındaki karar uyuşmazlığının giderilmesine dair kararı

Karşılıksız çekle ilgili ceza davasına bakan icra ceza mahkemesinin, konkordato yargılamasını "bekletici mesele" yapması ve "konkordatonun tasdikine" karar verilmesi halinde, konkordato anlaşmasına göre hüküm ve sonuçları yeniden belirlenen suça konnu çekin, ibraz tarihinden sonra suçun konusunu oluşturan bir çek olmaktan çıkması nedeniyle, tüzel kişi yetkilisi sanıkların "beraatine" karar vermesi gerektiği- "Konkordatonun reddi" halinde ise, bu süreçte çek hesabının yönetimi, bu hesaba para aktarma gibi yetkiler komisere verilmişse ve bankaya ibraz edilen çek komiserin yetkili olduğu dönemde karşılıksız çıkmışsa, yine şirket yetkilisi gerçek kişilerin "cezai sorumluluklarının devam etmeyeceği"; ancak mahkemece, bu süreçte çek hesabının yönetimi, bu hesaba para aktarma gibi yetkilerin komisere verilmesi yönünde açık bir karar verilmemişse, şirket yöneticilerinin karşılıksız çıkan çekten dolayı "cezai sorumluklarının devam edeceği".......

Kesin Konkordato Mühleti1- Geçici Mühlet2- Kesin MühletBu yazımızda kesin konkordato mühletini ele alacağız.Mahkeme, kes...
16/10/2018

Kesin Konkordato Mühleti
1- Geçici Mühlet

2- Kesin Mühlet

Bu yazımızda kesin konkordato mühletini ele alacağız.

Mahkeme, kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde verir.

Kesin mühlet hakkında bir karar verilebilmesi için, mahkeme borçluyu ve varsa talep eden alacaklıyı duruşmaya davet eder. Geçici komiser, duruşmadan önce yazılı raporunu sunar ve mahkemece gerekli görülürse, beyanı alınmak üzere duruşmada hazır bulunur. Mahkeme yapacağı değerlendirmede, itiraz eden alacaklıların dilekçelerinde ileri sürdükleri itiraz sebeplerini de dikkate alır.

Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir. Bu kararla birlikte mahkeme, yeni bir görevlendirme yapılmasını gerektiren bir durum olmadığı takdirde geçici komiser veya komiserlerin görevine devam etmesine karar verir ve dosyayı komisere tevdi eder.

Mahkemece, kesin mühlet kararıyla beraber veya kesin mühlet içinde uygun görülecek bir zamanda yedi alacaklıyı geçmemek, herhangi bir ücret takdir edilmemek ve tek sayıda olmak kaydıyla ayrıca bir alacaklılar kurulu oluşturulabilir. Bu durumda alacakları, hukuki nitelik itibarıyla birbirinden farklı olan alacaklı sınıfları ve varsa rehinli alacaklılar, alacaklılar kurulunda hakkaniyete uygun şekilde temsil edilir. Alacaklılar kurulu oluşturulurken komiserin de görüşü alınır. Alacaklılar kurulu her ay en az bir kere toplanır ve hazır bulunanların oy çokluğuyla karar alır. Komiser bu toplantıda hazır bulunarak alınan kararları toplantıya katılanların imzasını almak suretiyle tutanağa bağlar. Alacaklı sayısı, alacak miktarı ve alacakların çeşitliliği dikkate alınarak alacaklılar kurulunun zorunlu olarak oluşturulacağı haller ile alacaklılar kuruluna ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikte gösterilir.

Güçlük arz eden özel durumlarda kesin mühlet, komiserin bu durumu açıklayan gerekçeli raporu ve talebi üzerine mahkemece altı aya kadar uzatılabilir. Borçlu da bu fıkra uyarınca uzatma talebinde bulunabilir; bu takdirde komiserin de görüşü alınır. Her iki halde de uzatma talebi kesin mühletin sonra ermesinden önce yapılır ve uzatma kararı vermeden önce, varsa alacaklılar kurulunun da görüşü alınır.

Kesin mühlet verilmesine, kesin mühletin uzatılmasına ve kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ilişkin kararlar, 288 inci madde uyarınca ilan edilir ve ilgili yerlere bildirilir (İİK m. 289).

TBK. 19'a dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali davasının görülebilmesi için de, davacıların borçlu kooperatifte...
11/09/2018

TBK. 19'a dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali davasının görülebilmesi için de, davacıların borçlu kooperatiften alacaklarını tahsil etmemiş olmaları gerektiği- "Sadece davalı üçüncü kişi kooperatif üyelerinin, kooperatif borcundan sorumlu tutulmasının ve tasarrufun iptal etmenin kooperatifteki eşitlik ilkesine ve hak ve nesafet ilkesine de aykırı düşeceği"nden bahisle davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğu-

17. HD.'nin 21.02.2018 T. E: 2015/11991, K: 1205 s. kararı

04/09/2018

EMEKLİ MAAŞLARINA HACİZ KONULAMAYACAĞINA DAİR YARGITAY KARARI

HACİZDEN ÖNCEKİ BİR DÖNEMDE HACZİ CAİZ OLMAYAN BİR MALIN HACZEDİLEBİLECEĞİ HAKKINDA ALACAKLI İLE YAPILAN ANLAŞMA GEÇERLİ DEĞİLDİR.

Yargıtay 11. HD. 09.04.2018 T. E: 2016/9590, K: 2513

.........Ancak, davacı tarafından kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından sözleşmenin 67. maddesinin verdiği yetkiyle davacının emekli maaşına bloke konulması 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesi ile İ.İ.K.'nın 83. maddesi uyarınca mümkün olmadığı, hacizden önceki bir dönemde haczi caiz olmayan bir malın haczedilebileceği hakkında alacaklı ile yapılan anlaşma geçerli olmadığı gibi davacının maaşı üzerinde haciz bulunmasa da davalı bankanın maaş hesabı üzerinde bloke uygulaması haciz sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir...."

KONKORDATO NEDİR NE DEĞİLDİR. 1. Konkordato Talep Etmek  İflas etmek değildir. Konkordato talep eden borçlu “BORCA BATIK...
08/08/2018

KONKORDATO NEDİR NE DEĞİLDİR.
1. Konkordato Talep Etmek İflas etmek değildir. Konkordato talep eden borçlu “BORCA BATIK” olmak zorunda değildir. Ancak Borçlarında indirim yaparak ödeme teklifinde bulunacak olursa ( ki bu konu halen tam netleşmiş değildir) “BORCA BATIK” olması bu teklifinin kabul görmesi açısından önem arz etmektedir.
2. Konkordato talebi ile birlikte verilecek “GEÇİCİ MÜHLET” (3 ay + komiser onayıyla 2 ay ilave) süresince rehinle temin edilmiş borçlar hariç diğer borçlara faiz işlemeyecektir. KONKORDATO MÜHLETİ İÇERİSİNDE BORÇLU HAKKINDA TAKİP YAPILAMAZ. (İİK.289) ANCAK ALACAKLILAR DAVA AÇABİLİR. (İFLAS DAVASI HARİÇ)
3. Konkordato süresince Ticari Faaliyetinize devam edebilirsiniz. (Konkordato Komiseri Gözetiminde)
4. Konkordato istemli dav,a bulunduğunuz yerdeki Ticaret Mahkemesinde veya Ticaret Mahkemesi görevini üstlenmiş Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.
5. Konkordato Talep etmek maliyet açısından ucuz bir yöntem değildir. Ancak uzun vade içerisindeki getirisi, götürüsünden fazla olabilir. Borcunuzu ödemek adına alacaklılarınıza iskonto teklif ettiğinizde, teklifin kabul görmesi ile aradaki fark kadar kazanç elde edebilirsiniz.
6. Konkordato mühleti içerisinde borçluya karşı “Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla” takip yapılabilir.
7. Konkordato talebinin kabulü iki yöntemli şarta bağlanmıştır.
a- Buna göre projenin tasdiki için; kaydedilmiş olan alacaklıların adet (adet olarak 1/2)yarısı ve alacakların miktar (TL) olarak yarısı (tutar olarak 1/2)
VEYA
b- Kaydedilmiş olan alacaklıların adet olarak dörtte biri (adet olarak 1/4) ve alacakların miktar olarak üçte ikisini (tutar olarak 2/3) aşan bir çoğunluk tarafından kabul edilmiş olması gerekmektedir.
Yukarıdaki nisapların sağlanmış olması halinde Konkordato projesi alacaklılar tarafından onaylanmış kabul edilir.
8. Konkordato sürecinin belirli bir zaman içinde sonuçlandırılması şartı getirilmiştir. Buna göre, bir borçlu hakkında konkordato talep edilmesi durumunda: 5 ay (3 ay + 2 ay ilave) geçici mühlet, 1.5 yıl (1 yıl + 6 ay ilave) kesin mühlet ve konkordato tasdiki için ilave altı (6) ay olmak üzere toplam 2 yıl 5 aylık süre içinde konkordatonun sonuçlandırılması gerekmektedir.
9. Şayet işiniz gereği bir sözleşmeniz varsa ve sözleşmede Konkordato Talebinde bulunmanızın sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine dair hüküm mevcutsa korkmayın. Çünkü sözleşmelerde borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hale getireceğine ilişkin hükümler MÜHLET kararı içinde uygulanmayacaktır. Ayrıca borçlu, taraf olduğu sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayını aldıktan sonra feshedebilecektir.

10. İflas Dışı Konkordato talebiniz halinde ya “ Vade Konkordatosu” veya “ Tenzilat Konkordatosu” isteyebilirsiniz. Şayet Borca Batıksanız “ Tenzilat Konkordatosu” istemeniz sizin menfaatinize olacaktır.
11. Yazı içerisindeki “Borca Batıklık” ifadesi, Ticari Defterlerinizden çıkartılan bilançodan değil “Aktiflerinizin Sürdürülebilirlik Esasına Göre Değerlenmesi ile çıkartılan “Rayiç Değer” bilançosu üzerinden tespit edilecektir.

NOT: Bu kısa yazının TÜM HAKKI MAHFUZDUR.HİÇ BİR ŞEKİLDE KOPYALANAMAZ,KAYNAK GÖSTERİLEREK BİLE OLSA ALINTI YAPILAMAZ.

30/10/2017

Aleyhinize bir bilirkişi raporu varken, sizin Leh’inize bir Uzman Raporu almanız halinde Mahkemenin uzman raporunu dikkate alması gerektiğine dair Yargıtay Kararı

T.C
YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.2015/5127
KARAR NO.2016/4635
KARAR TARİHİ.10.11.2016
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

HMK YARGILAMASINDA " UZMAN GÖRÜŞÜ-ÖZEL BİLİR KİŞİ RAPORU" MAHKEME ÖZELLİKLE ÖZEL VE TEKNİK BİLGİYİ GEREKTİREN KONULARDA, TARAFIN SUNDUĞU" UZMAN GÖRÜŞÜ"NÜN DAVA KONUSUYLA İLGİLİ OLMASI HALİNDE MUTLAKA DİKKATE ALMAK VE DEĞERLENDİRMEK ZORUNDADIR.
.........Dosyaya ibraz edilen uzman görüşünde bilirkişi raporu ile tespit edilen görüşlerinin aksine tespit ve görüşler ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporu ile uzman görüşü ciddi şekilde çelişkiler içermektedir. Alınan bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesi yerine yetersiz ve esaslı itiraza uğrayan rapora dayanılarak uzman görüşü karada gerekçeli olarak değerlendirilip tartışılmadan karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir......

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 10.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Uzman Raporu alınması halinde Mahkemenin bu raporu dikkate alması gerektiğine dair Yargıtay KararıT.CYARGITAY15. HUKUK D...
06/03/2017

Uzman Raporu alınması halinde Mahkemenin bu raporu dikkate alması gerektiğine dair Yargıtay Kararı

T.C
YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.2015/5127
KARAR NO.2016/4635
KARAR TARİHİ.10.11.2016
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

HMK YARGILAMASINDA " UZMAN GÖRÜŞÜ-ÖZEL BİLİR KİŞİ RAPORU" MAHKEME ÖZELLİKLE ÖZEL VE TEKNİK BİLGİYİ GEREKTİREN KONULARDA, TARAFIN SUNDUĞU" UZMAN GÖRÜŞÜ"NÜN DAVA KONUSUYLA İLGİLİ OLMASI HALİNDE MUTLAKA DİKKATE ALMAK VE DEĞERLENDİRMEK ZORUNDADIR.

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı imalât nedeniyle doğan alacağın tahsili talebinden ibarettir.

Davacı şirket iş sahibi, davalı şirket yüklenicidir. Davacı şirket vekili, davacı şirkete ait binanın inşâsı ile ilgili davalı yüklenici şirket ile 04.02.2009 ve 21.05.2009 tarihli iki ayrı sözleşme imzalandığını ve sözleşmeler çerçevesinde imalâtların yapıldığını imalâtların eksik olması nedeniyle tarafların 05.03.2010 tarihli tasfiye protokolü düzenlediklerini ve yapı kullanım belgesi alınmasından sonra bodrum katta su yalıtım hatası olmasından dolayı rutubetlenmeler olduğunu ve bu durumun arttığını, bunun üzerine davalı yükleniciye başvurduklarını ve bu başvurunun sonuçsuz kalması üzerine ..'nin 2013/121 Değişik iş sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edildiğini ve bu rapora itiraz edildiğini, davacı müvekkilinin gerekli imalâtları dava dışı ..'ne yaptırmak zorunda kaldıklarını ve iki fatura bedeli olan 50.150,00 TL'nin ve 580,00 TL tespit giderinin tahsilini istemiş,

davalı vekili; binadaki çatlakların binanın statik durumuna etki eden tasdikli proje haricindeki ağırlıklardan kaynaklandığını ve binanın üstüne konulan ağırlıkların ve titreşim yapan cihazların çatlamaya sebebiyet verdiğini ve kullanım hatası bulunduğunu ve sorumluluğun davacıda olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalı yüklenici şirket tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sürecinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle; inşaat mühendisi bilirkişiden 23.03.2015 tarihli bilirkişi raporu alınmış, raporun taraflara tebliği üzerine davalı vekili bilirkişi raporuna esaslı itirazlarda bulunmuş, bu itirazlar ek rapor alınmak suretiyle değerlendirilmeden bilirkişi raporuna göre hüküm oluşturulmuştur. Alınan bilirkişi raporuna davalı vekili esaslı itirazlarda bulunmuş ve bu itirazlarına 6100 sayılı HMK'nın 293. maddesi gereğince alınan uzman görüşünü dayanak olarak eklemiştir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi ve iddia ve savunmaların ispatı içen kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak ve doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı HMK'nın 27., Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkını ihlal etmiş olabilecektir.Dosyaya ibraz edilen uzman görüşünde bilirkişi raporu ile tespit edilen görüşlerinin aksine tespit ve görüşler ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporu ile uzman görüşü ciddi şekilde çelişkiler içermektedir. Alınan bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesi yerine yetersiz ve esaslı itiraza uğrayan rapora dayanılarak uzman görüşü karada gerekçeli olarak değerlendirilip tartışılmadan karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

O halde mahkemece yapılması gereken iş; 6100 sayılı HMK'nın 266 ve devamı madde hükümlerine uygun olarak seçilecek aralarında statik ve izolasyon konusunda uzman inşaat mühendisi bilirkişinin de bulunduğu bilirkişiler kurulu aracılığıyla gerektiğinde yerinde keşif yapılmak suretiyle bilirkişi heyetinden mahkemenin ve .. denetimine elverişli rapor alınarak davalı yüklenicinin yaptığı imalatlarda ayıp bulunup bulunmadığı belirlenmeli, ayıp var ise bunun kullanım hatasından olup olmadığı araştırılmalı,taraf iddia ve savunmaları üzerinde durularak alınacak rapora itiraz edilmesi halinde bu itirazları karşılayacak ek rapor alınmak suretiyle oluşacak kanaate göre hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 10.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Mahkemeye Tarafın Sunduğu Uzman Görüşü HMK Uzman Görüşünün Mahkeme tarafından dikkate alınması gerektiğine dair Yargıtay...
06/03/2017

Mahkemeye Tarafın Sunduğu Uzman Görüşü
HMK
Uzman Görüşünün Mahkeme tarafından dikkate alınması gerektiğine dair Yargıtay Kararı

T.C
YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.2015/5127
KARAR NO.2016/4635
KARAR TARİHİ.10.11.2016
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

HMK YARGILAMASINDA " UZMAN GÖRÜŞÜ-ÖZEL BİLİR KİŞİ RAPORU" MAHKEME ÖZELLİKLE ÖZEL VE TEKNİK BİLGİYİ GEREKTİREN KONULARDA, TARAFIN SUNDUĞU" UZMAN GÖRÜŞÜ"NÜN DAVA KONUSUYLA İLGİLİ OLMASI HALİNDE MUTLAKA DİKKATE ALMAK VE DEĞERLENDİRMEK ZORUNDADIR.

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı imalât nedeniyle doğan alacağın tahsili talebinden ibarettir.

Davacı şirket iş sahibi, davalı şirket yüklenicidir. Davacı şirket vekili, davacı şirkete ait binanın inşâsı ile ilgili davalı yüklenici şirket ile 04.02.2009 ve 21.05.2009 tarihli iki ayrı sözleşme imzalandığını ve sözleşmeler çerçevesinde imalâtların yapıldığını imalâtların eksik olması nedeniyle tarafların 05.03.2010 tarihli tasfiye protokolü düzenlediklerini ve yapı kullanım belgesi alınmasından sonra bodrum katta su yalıtım hatası olmasından dolayı rutubetlenmeler olduğunu ve bu durumun arttığını, bunun üzerine davalı yükleniciye başvurduklarını ve bu başvurunun sonuçsuz kalması üzerine ..'nin 2013/121 Değişik iş sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edildiğini ve bu rapora itiraz edildiğini, davacı müvekkilinin gerekli imalâtları dava dışı ..'ne yaptırmak zorunda kaldıklarını ve iki fatura bedeli olan 50.150,00 TL'nin ve 580,00 TL tespit giderinin tahsilini istemiş,

davalı vekili; binadaki çatlakların binanın statik durumuna etki eden tasdikli proje haricindeki ağırlıklardan kaynaklandığını ve binanın üstüne konulan ağırlıkların ve titreşim yapan cihazların çatlamaya sebebiyet verdiğini ve kullanım hatası bulunduğunu ve sorumluluğun davacıda olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalı yüklenici şirket tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sürecinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle; inşaat mühendisi bilirkişiden 23.03.2015 tarihli bilirkişi raporu alınmış, raporun taraflara tebliği üzerine davalı vekili bilirkişi raporuna esaslı itirazlarda bulunmuş, bu itirazlar ek rapor alınmak suretiyle değerlendirilmeden bilirkişi raporuna göre hüküm oluşturulmuştur. Alınan bilirkişi raporuna davalı vekili esaslı itirazlarda bulunmuş ve bu itirazlarına 6100 sayılı HMK'nın 293. maddesi gereğince alınan uzman görüşünü dayanak olarak eklemiştir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi ve iddia ve savunmaların ispatı içen kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak ve doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı HMK'nın 27., Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkını ihlal etmiş olabilecektir.Dosyaya ibraz edilen uzman görüşünde bilirkişi raporu ile tespit edilen görüşlerinin aksine tespit ve görüşler ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporu ile uzman görüşü ciddi şekilde çelişkiler içermektedir. Alınan bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesi yerine yetersiz ve esaslı itiraza uğrayan rapora dayanılarak uzman görüşü karada gerekçeli olarak değerlendirilip tartışılmadan karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

O halde mahkemece yapılması gereken iş; 6100 sayılı HMK'nın 266 ve devamı madde hükümlerine uygun olarak seçilecek aralarında statik ve izolasyon konusunda uzman inşaat mühendisi bilirkişinin de bulunduğu bilirkişiler kurulu aracılığıyla gerektiğinde yerinde keşif yapılmak suretiyle bilirkişi heyetinden mahkemenin ve .. denetimine elverişli rapor alınarak davalı yüklenicinin yaptığı imalatlarda ayıp bulunup bulunmadığı belirlenmeli, ayıp var ise bunun kullanım hatasından olup olmadığı araştırılmalı,taraf iddia ve savunmaları üzerinde durularak alınacak rapora itiraz edilmesi halinde bu itirazları karşılayacak ek rapor alınmak suretiyle oluşacak kanaate göre hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 10.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

TORBA YASA İLE  2004 SAYILI İCRA VE İFLAS KANUNU’NDA YAPILAN DÜZENLEMELER(6728 Sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi ...
15/08/2016

TORBA YASA İLE 2004 SAYILI İCRA VE İFLAS KANUNU’NDA YAPILAN DÜZENLEMELER
(6728 Sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 9/8/2016 Tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.)
Yayımlanan Torba yasa ile birçok kanununda değişiklik yapılmıştır. İşbu sirkülerimizde 2004 Sayılı İcra İflas Kanununa Torba yasa ile getirilen düzenlemeler özetlenmektedir.
I. 2004 SAYILI İCRA VE İFLAS KANUNU’NA ilişkin değişikler özet olarak aşağıda açıklanmıştır:
1. İcra ve İflas Kanunu’nun “Sermaye şirketleri kooperatiflerin iflası” başlıklı 179. Maddesine getirilen değişiklikler aşağıda kısaca özetlenmiştir:
Torba Kanunun 1’inci maddesiyle, İcra ve İflas Kanunu’nun 179. Maddesinin;
• Madde başlığı “Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin iflası ve iflasın ertelenmesi” şeklinde değiştirilmiş,
• Birinci fıkrası “Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflasına karar verilir. Şu kadar ki, idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini son bir yıldan uzun süre ile şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
• İkinci fıkrası “İyileştirme projesinde, yeni nakit kaynak konulması dâhil nesnel ve gerçek kaynaklar ve önlemler ile erteleme süresince tüm işletme giderlerinin ve çalışma sermayesinin nasıl karşılanacağı gösterilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
• Üçüncü fıkra eklenerek “Mevcut borçların ödeme süre ve tutarlarını, alacaklıların adreslerini, faaliyet gösterilen sektörün özelliklerine göre stoklar ile bunların bekleme sürelerini ve tutarlarını gösteren listeler, vergi dairesine sunulmuş en son bilanço ve gelir tablosu, şirket veya kooperatifin ticaret sicili tasdiknamesi ile iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunu gösteren diğer bilgi ve belgelerin, işletmenin devamlılığı esasına göre düzenlenmiş ara bilançoyla birlikte mahkemeye sunulması zorunludur.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
• Dördüncü fıkrada, “Üçüncü fıkrada belirtilen liste ve belgelerin iflasın ertelenmesi talebiyle birlikte sunulmaması veya mahkemece verilecek iki haftalık kesin süre içinde tamamlanmaması hâlinde iflasın ertelenmesi talebi ispatlanamamış sayılır ve borca batık olduğunun anlaşılması hâlinde talep sahibi şirketin veya kooperatifin iflasına karar verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
• Beşinci fıkrada, “Daha önce iflasın ertelenmesinden yararlanmış bir sermaye şirketi veya kooperatif, duruma göre uzatma dâhil erteleme süresinin bitiminden itibaren bir yıl geçmedikçe iflasın ertelenmesi talebinde bulunamaz.” şeklinde yeniden düzenlenmiş ve madde metnine eklenmiştir. Getirilen düzenleme ile İflas erteleme davalarının son bir yıldan uzun süre ile şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemede iflas erteleme davasının açılabilecektir. Mahkemeye verilecek liste ve belgelerin iflas ertelenmesi talebiyle sunulması gerekmekte olup iki haftalık kesin süre içerisinde tüm belgelerin tamamlanması zorunluluğu geitirilmiştir. Aksi halde, iflas erteleme talebi reddedilebileceği gibi, şirketin iflasına da karar verilebilecektir. İflas ertelenme süresi azami bir yıl olup bu süre bir yıl daha uzatılabilecektir. Mahkeme tarafından, iflas erteleme talebi üzerine verilecek nihai kararların hüküm fıkraları tescil edilmek üzere ticaret sicil müdürlüğüne bildirilir ve ilan olunur.
- İşbu madde ile ilgili getirilen düzenleme 09.08.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
2. İcra ve İflas Kanunu’nun “Erteleme tedbirleri” başlıklı 179/a Maddesine getirilen değişiklikler aşağıda kısaca özetlenmiştir:
Torba Kanunun 2’inci maddesiyle, İcra ve İflas Kanunu’nun “Erteleme tedbirleri” başlıklı 179/a. Maddesinin;
• Madde başlığı “Erteleme yargılaması” şeklinde değiştirilmiş,
• Birinci fıkrası, “Mahkeme, iflasın ertelenmesi talebinde bulunulması üzerine, yönetim organının yerine geçmesi ya da yönetim organı kararlarını veya işlemlerinin bir kısmını veya tamamım onaylaması ve ayrıca envanter işlemlerini başlatarak kontrolü altında yürütmesi için, derhal, görevinin gerektirdiği mesleki ve teknik yeterliliğe sahip, yeterli sayıda kayyım atar.” şeklinde,
• İkinci fıkrası “İflasın ertelenmesi talebi, kayyımın atanmasına ilişkin karar, kayyımın mahkemece belirlenmiş görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırları tescil edilmek üzere ticaret sicili müdürlüğüne bildirilir ve 166 ncı maddenin ikinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde öngörülen usulle ilan ettirilir. Bu ilanda alacaklıların iflasın ertelenmesi talebinin ilanından itibaren iki haftalık kesin süre içinde itiraz ederek iflasın ertelenmesi şartlarının bulunmadığını ileri sürebilecekleri ve mahkemeden talebin reddini İsteyebilecekleri belirtilir.” şeklinde,
• Üçüncü fıkrası ”Mahkeme ayrıca şirketin veya kooperatifin malvarlığının korunması ve faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli olan tedbirleri alır; 179/b maddesinin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri saklı kalmak ve toplam iflasın ertelenmesi süresinden sayılmak kaydıyla, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere şirket veya kooperatif aleyhine takip yapılmasını yasaklayabilir veya evvelce başlatılmış takipleri durdurabilir. Bu süre içinde ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.” şeklinde,
• Dördüncü fıkrası ”İflasın ertelenmesi yargılaması sırasında tedbir talebinin reddi veya bu talebin kabulü hâlinde aynı mahkemeye yapılacak itiraz üzerine verilecek kararlara karşı 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 inci ve devamı maddeleri uyarınca istinaf yoluna başvurulabilir.”şeklinde,
• Beşinci fıkrası “Kayyım, mahkemece uygun görülecek sürelerde, sermaye artırımı ödemelerinin gerçekliği ve bunların kullanım yerlerini de gösterecek şekilde şirket veya kooperatifin faaliyetleri hakkında rapor verir.”şeklinde,
• Altıncı fıkrası “Mahkeme gerektiğinde kayyımın görevine son verebilir ve görevine son verilen ya da istifa eden kayyımın yerine yenisini seçer. Mahkemece atanan kayyımlar, özel sicilinde kaydedilmek üzere mahkemenin bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlığına bildirilir. Bir kişi aynı anda en fazla üç dosyada kayyım olarak atanabilir. Kayyımın sorumlulukları hakkında 227 nci maddenin dördüncü ve beşinci fıkrası hükümleri uygulanır.” şeklinde,
• Yedinci fıkrası “Mahkeme, gerekli görürse idare ve temsille vazifelendirilmiş kimseleri ve alacaklıları dinleyebilir.” şeklinde,
• Sekizinci fıkrası “Şirket veya kooperatif, erteleme yargılaması sırasında ancak bir defaya mahsus olmak üzere revize iyileştirme projesi verebilir.” şeklinde,
• Dokuzuncu fıkrası “İflasın ertelenmesi talepleri öncelikle ve ivedilikle sonuçlandırılır.” şeklinde,
• Onuncu fıkrası “Mahkeme, projeyi ciddi ve inandırıcı bulur ve şirket veya kooperatifi iflasın ertelenmesine layık görürse iflasın ertelenmesine; şirket veya kooperatifin borca batık olmadığını tespit ederse erteleme talebi ile iflas davasımn reddine; aksi takdirde şirketin veya kooperatifin iflasına karar verir.” şeklinde yeniden düzenlenmiş ve madde metnine eklenmiştir. Getirilen düzenleme ile İflas erteleme davası sırasında Mahkeme şirketin veya kooperatifin malvarlığını korumak üzere gerekli tedbirleri alabilecektir. Amme alacakları doğrultusunda yapılan takiplerde dahil olmak üzere şirket veya kooperatif aleyhine takip yapılması yasaklanabilir, daha önceden yapılan takiplerde durdurulur. Takip yapılmoş alacaklar açısından, bu süreçte zamanaşımı ve hakdüşürücü süreler işlemez. İflas erteleme yargılaması sırasında verilecek kararlara HMK uyarınca istinaf yoluna başvurulabilecektir.
- İşbu madde ile ilgili getirilen düzenleme 09.08.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
3. İcra ve İflas Kanunu’nun “Erteleme kararlarının etkileri” başlıklı 179/b Maddesine getirilen değişiklikler aşağıda kısaca özetlenmiştir:
Torba Kanunun 3’üncü maddesiyle, İcra ve İflas Kanunu’nun “Erteleme kararlarının etkileri” başlıklı 179/b. Maddesinin;
• Madde başlığı “Erteleme kararları ve sonuçları” şeklinde değiştirilmiş,
• Birinci fıkrası, “Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz kararları uygulanmaz; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.”şeklinde,
• Dördüncü fıkrası, “Erteleme süresi azami bir yıldır. Bu süre mahkemece uygun görülmesi hâlinde bir yıl daha uzatılabilir. Uzatma talebi hakkında karar verilebilmesi için erteleme kararının kesinleşmesi bekletici sorun yapılır. Uzatma yargılaması sırasında ancak bir defa revize iyileştirme projesi verilebilir.” şeklinde
• Beşinci fıkrası, “İflasın ertelenmesine karar veren mahkeme 179/a maddesi uyarınca atanan kayyımın görevine devam etmesine karar verebileceği gibi aynı niteliklere sahip yeni kayyım da atayabilir. Kayyım, takvim yılının her üç aylık dönem sonu itibarıyla şirketin projeye uygun olarak iyileşme gösterip göstermediğim mahkemeye rapor eder. Kayyım ayrıca şirketteki olağanüstü gelişmeleri mahkemeye derhal rapor etmekle yükümlüdür.” şeklinde
• Altıncı fıkrası, “Erteleme süresi sonunda, kayyımın verdiği raporlardan veya gerek gördüğünde alacağı bilirkişi raporundan borca batıklığın devam ettiğini tespit eden mahkeme, şirketin veya kooperatifin iflasına karar verir.” şeklinde
• Yedinci fıkrası, “Erteleme süresi dolmamakla birlikte, mahkeme kayyımın verdiği raporlardan veya gerek gördüğünde alacağı bilirkişi raporundan şirketin veya kooperatifin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varırsa, erteleme kararını kaldırarak şirketin veya kooperatifin iflasına; şirket veya kooperatifin bu aşamada borca batıklığının ortadan kalktığı sonucuna varırsa, erteleme talebi ile iflas davasının reddine karar verir.” şeklinde,
• Sekizinci fıkrası, “İflasın ertelenmesi talebi üzerine mahkemece verilen nihai kararların hüküm fıkraları tescil edilmek üzere ticaret sicili müdürlüğüne bildirilir ve 166 ncı maddenin ikinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde öngörülen usulle ilan ettirilir.” şeklinde yeniden düzenlenmiş ve madde metnine eklenmiştir. Getirilen düzenleme ile İflas erteleme davaları mahkemece uygun görülmesi halinde bir yıl daha uzatabilecektir. Mahkeme uygun gördüğü takdirde yeni kayyım atayabileceği gibi, yeni bir bilirkişi raporu aldırılması yoluna gidebilecektir. Mahkeme tarafından, iflas erteleme talebi üzerine verilecek nihai kararların hüküm fıkraları tescil edilmek üzere ticaret sicil müdürlüğüne bildirilir ve ilan olunur.
- İşbu madde ile ilgili getirilen düzenleme 09.08.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
4. İcra ve İflas Kanunu’na eklenen 179/c Maddesi aşağıda belirtilmektedir:
Torba Kanunun 4’üncü maddesiyle, İcra ve İflas Kanunu’na 179/c Maddesi eklenmiştir. Madde metni aşağıdaki şekildedir.
“İflasın ertelenmesi talebi üzerine mahkemece verilen nihai kararlara karşı borçlu şirket veya kooperatif ya da erteleme talep eden alacaklı tarafından kararın tebliğinden; diğer ilgililer tarafından ise kararın ilanından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı da aynı esaslar dâhilinde on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Bölge adliye mahkemesince iflasın ertelenmesi kararının kaldırılması veya bölge adliye mahkemesi tarafından verilen iflasın ertelenmesi kararının Yargıtay tarafından bozulması hâlinde, borçlunun malvarlığı üzerindeki tedbirler devam eder. Mahkeme davanın seyrine göre bu tedbirleri değiştirmeye veya kaldırmaya yetkilidir."
Getirilen düzenleme ile İflas erteleme davalarında; Mahkemece verilen nihai karara karşı borçlu şirket ya da alacaklı tarafından karar tebliğinden başlamak üzere, diğer ilgililer açısından ise ilandan itibaren 10 gün içinde istinaf yoluna başvuru yapılabilecektir. Bölge adliye mahkemeleri kararları ise 10 gün içinde Yargıtay nezdinden temyiz edilebilecektir.
- İşbu madde ile ilgili getirilen düzenleme 09.08.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
5. İcra ve İflas Kanunu’nun “ADİ KONKORDATO” bölümünün 287. Maddesine getirilen değişiklikler aşağıda kısaca özetlenmiştir:
Torba Kanunun 5’üncü maddesiyle, İcra ve İflas Kanunu’na 287. Maddesi 8. Fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Konkordatonun tasdiki yargılaması mühlet içinde bitirilememişse asliye ticaret mahkemesi, komiserin gerekçeli raporunu da dikkate alarak, mühletin bitiminden sonraki dönem için geçerli olmak üzere borçluya karşı evvelce
başlatılmış olan takiplerin durdurulmasına veya borçluya karşı yeni takip yapılmamasına karar verebilir.”
- İşbu madde ile ilgili getirilen düzenleme 09.08.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
6. İcra ve İflas Kanunu’na eklenen Geçici Onikinci Maddesi aşağıda belirtilmektedir:
Torba Kanunun 6’inci maddesiyle, İcra ve İflas Kanunu’na Geçici 12. Madde eklenmiştir. Madde metni aşağıdaki şekildedir.
“Bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen hükümler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılan iflasın ertelenmesi talepleri hakkında uygulanır.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş iflasın ertelenmesi kararına dayanılarak yapılan uzatma talebi hakkında verilecek karar da iflasın ertelenmesi talebi hakkında verilmiş karara ilişkin kanun yoluna tabidir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte derdest olan dosyalarda kayyım olarak atanan kişiler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içinde, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlıklarına bildirilir. Üçten fazla dosyada görevi devam eden kayyımlara yeni görev verilmez.”
- İşbu madde ile ilgili getirilen düzenleme 09.08.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Address

Çekmeköy

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Raporu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share