up_coaching_analytics

Directions Contact the business

up_coaching_analytics Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from up_coaching_analytics, Business consultant, Kızılırmak, Ufuk Ünv. Cd No:12, 06510 Çankaya/Ankara, Ankara.

13/10/2026

Kârlılık, maliyetler, finansal kararlar bugün hepimizin gündeminde.Ancak bir işletmenin geleceğini sadece bugünkü rakamları mı belirler?

Değişen müşteri beklentileri, yenilenen iş modelleri, insan kaynağı, teknoloji ve sürdürülebilirlik de o rakamların arkasındaki hikâyenin önemli parçaları; çünkü bazen asıl mesele rakamların ne söylediği değil, onları neyin şekillendirdiğini görebilmek.

24 Ekim’de, ERP Eğitim & Danışmanlık’ın “İşten Güçten – Rakamların Ötesi” buluşmasında, finansın merkezde olduğu bu sohbeti farklı uzmanlık alanları ve iş dünyasının günlük gerçekleriyle zenginleştireceğiz.

Şirketlerin değişen koşullara nasıl uyum sağlayabileceği, bugün çalışan iş modellerinin yarın da nasıl değer üretmeye devam edebileceği ve sürdürülebilir büyümenin gerçek karşılığı da sohbetimizin başlıkları arasında.

İş dünyasının bugünkü gündemine ve geleceğine bütüncül bir bakışla yaklaşmak isteyen herkesi bekliyoruz.

Katılım için ön kayıt gerekmektedir👇🏻
https://www.erpegitim.com/etkinlik-kayit-formu

Buradaki post-it lerle mavi saçlarım arasındaki renk uyumu tamamen tesadüf evet ancak iyi bir iş modelinde aranan ürün-p...
02/10/2026

Buradaki post-it lerle mavi saçlarım arasındaki renk uyumu tamamen tesadüf evet ancak iyi bir iş modelinde aranan ürün-pazar, değer önerisi, operasyon, gelir-maliyet yapısının birbiriyle uyumu pek de tesadüfe bırakılacak konular değil😇🆘

Çünkü bir işletmenin iş modeli YALNIZCA sahibinin ya da yöneticisinin zihninde netse, aslında o kadar da net değildir.

Çalışır bir iş modeli; görülebilir, anlatılabilir, anlaşılabilir ve gerektiğinde yeniden tasarlanabilir olmalı. Ekipteki herkes “Biz kime, hangi değeri, nasıl sunuyoruz ve bundan nasıl sürdürülebilir biçimde gelir yaratıyoruz?” sorusuna benzer cevaplar verebilmeli.

Bu çalışmalarda bazen sayfalarca strateji dokümanının anlatamadığını, birkaç kutucuk ve birkaç renkli post-it oldukça net biçimde görünür hale getiriyor:

💠Müşterimiz gerçekten kim?
💠Tam olarak hangi problemi çözüyoruz?
💠Bizi tercih etmeleri için gerçek neden ne?
💠Gelir modelimiz bunu taşıyor mu?
💠Kaynaklarımız, faaliyetlerimiz ve iş ortaklıklarımız bu vaadi destekliyor mu?
💠Ve bütün bunların sonunda geriye sürdürülmesi mümkün bir işleyiş kalıyor mu?

Çünkü iyi bir fikir, iyi bir iş modeli demek değil.
İyi bir ürün de tek başına sürdürülebilir bir işletme yaratmıyor maalesef.

Kârlı ve sürdürülebilir bir iş modeli; değer yaratma, bu değeri müşteriye ulaştırma ve yaratılan değerden ekonomik karşılık üretme biçimlerinin birbirini desteklediği bir sistem.

Ve de düzenli aralıklarla durup bakılması, gözden geçirilmesi gereken..

Tıpkı hayattaki süreçlerimiz, akışlarımız ve kararlarımız gibi😉

Müşteri değişiyor. Teknoloji değişiyor. Rekabet değişiyor. Maliyetler, beklentiler ve çalışma biçimleri değişiyor. Hatta zamanla müşterinin “değer” olarak gördüğü şey bile değişiyor.

Dolayısıyla iş modelinin de yaşayan bir sistem gibi düzenli olarak sorgulanması, test edilmesi ve yeniden tasarlanması gerekiyor.

Bu çalışmaların sonunda ortaya çıkan en kıymetli şey ise duvarda kalan renkli post-it lerden çok, ekibin zihninde oluşan ortak resim.

Çünkü tek bir cümleyle ifade etmek gerekirse sürdürülebilir kârlılık, tek tek iyi parçaların değil; birlikte çalışan doğru bir sistemin sonucu.

Dönüşüm denince ilk aklımıza gelen çoğu zaman teknoloji yani, yeni sistemler, yapay zekâ, dijital araçlar, sürdürülebili...
28/09/2026

Dönüşüm denince ilk aklımıza gelen çoğu zaman teknoloji yani, yeni sistemler, yapay zekâ, dijital araçlar, sürdürülebilirlik çözümleri… vb.

Ama tüm bunlardan önce şirketlerin durup kendilerine bakmaları bugün çok daha önemli bir hale geldi.

💡Nerede değer yaratıyoruz?
💡Nerede kaynak kaybediyoruz?
💡Hangi süreçlerimiz kırılgan?
💡Müşteriye sunduğumuz değer halâ geçerli mi?
💡Bugün geçerli olan dinamikler yarınki şirket dayanıklılığını aynı sağlamalıkta devam ettirebilecek mi?

Çünkü öncelikli olarak neyi değiştirmemiz gerektiğini bilmiyorsak, teknoloji eklemek kafamızdaki dönüşümü hemen yaratmaz; yalnızca mevcut karmaşayı dijitalleştirir.

Belki dönüşümün ilk adımı teknoloji seçmek değil, şirketin kendisini yeniden görmesi. Çünkü bir şirketin geleceğe hazır olup olmadığını artık yalnızca çevreye nasıl davrandığı değil; insanını, iş modelini, kaynaklarını, ilişkilerini, verisini ve kararlarını nasıl yönettiği de belirliyor.

Yazının tamamına profildeki linkten ulaşılabilir.

2700 yılda gerçekten ne kadar değiştik?The Odyssey’de aklımda en çok kalan sahneler, binlerce yıl öncesinden gelen bazı ...
21/09/2026

2700 yılda gerçekten ne kadar değiştik?

The Odyssey’de aklımda en çok kalan sahneler, binlerce yıl öncesinden gelen bazı meselelerin bugünün iş dünyasında hâlâ ne kadar tanıdık olduğunu düşündürenlerdi sanırım.

Belirsizlik, güç, kibir, sabır, dikkat dağıtan cazibeler, kuşak çatışması, görünmeyen emek ve rotayı kaybetmeme çabası…

Bugün gemilerimiz yok tabii ama organizasyonların yolculuğu çok da farklı değil gibi.

Belirsizlikte yol alabilmek halâ liderliğin en zor taraflarından biri. Bilgi eksikken yön tayin etmek, gerektiğinde rota değiştirmek ama ilk zorlukta dümeni çevirmemek..

Bir de başarının getirebildiği “Biz bu işi biliyoruz” rahatlığı var. Geçmişte işe yarayan deneyim, değişen koşullarda en büyük kör noktamıza dönüşebiliyor.

Lotus çiçekleri ise muazzam bir metafor. Havalı ofisler, unvanlar, yan haklar, ödüller… Hiçbiri kötü değil. Ama gerçek problemleri görünmez kılıp insanlara neden o yolculukta olduklarını unutturuyorsa, konfor ilerlemenin yerine geçebiliyor.

Ve Sirenler… Yapay zekâ, yeni teknolojiler, trendler, rakipler, yeni pazarlar, yatırım fırsatları… Hepsine kulak tıkamak mümkün değil ancak dümeni her sese çevirmek de strateji değil.

Bir de daha az görünür olanlar var: Şirket dışarıda büyürken içeriyi kim ayakta tutuyor? Kültürü, ilişkileri, güveni ve kurumsal hafızayı koruyan görünmeyen liderlik, organizasyonun dayanıklılığında sandığımızdan daha önemli olabilir.

Ve yeni kuşak… Onlardan geleceği kurmalarını beklerken bazen bizim çözemediğimiz geçmişi de devrediyoruz: eski sistemleri, kişilere bağımlı süreçleri, ertelenmiş kararları ve “biz hep böyle yaptık” kültürünü.

Belki gerçek kuşak geçişi; neyi koruyacağına, neyi dönüştüreceğine ve neyi artık taşımayacağına karar verebilmek.

2700 yılda gemiler değişti. Teknoloji, pazarlar ve çalışma biçimlerimiz değişti. Ama insanın güçle, başarıyla, korkuyla, belirsizlikle ve değişimle ilişkisi o kadar da değişmemiş olabilir.

İnsanlığın çok eski meseleleri bugün yalnızca yeni kostümler giyiyor. Soru ise aynı : “Değişirken rotayı kaybetmemek mümkün mü?”

Not: Yaş aldıkça daha da “olmuş” bir Matt Damon’u ve güzeller güzeli Charlize Theron’u izlemek de bonuslardan biriydi :)

Değişime direnç dediğimiz şey, bazen sandığımız şey olmayabilir.Şirketlerde yeni bir sistem, teknoloji ya da çalışma biç...
14/09/2026

Değişime direnç dediğimiz şey, bazen sandığımız şey olmayabilir.

Şirketlerde yeni bir sistem, teknoloji ya da çalışma biçimi gündeme geldiğinde sıklıkla aynı cümleyi duyuyoruz: “İnsanlar değişime direniyor.”

Oysa davranış psikolojisi bize biraz daha farklı bakmayı öneriyor.

İnsanlar bazen değişimin kendisinden çok, değişimle birlikte kaybedebilecekleri şeylere tepki veriyor.

😵‍💫“Bu işi eskisi kadar iyi yapabilecek miyim?”
🤔“Yıllardır sahip olduğum uzmanlığın değeri azalacak mı?”
🙄“Kontrol / hareket alanım daralacak mı?”
🫩“Yeni düzende rolüm ne olacak?”

Bunun arkasında psikolojide kayıptan kaçınma, statükoyu koruma eğilimi ve bazen de kişinin mesleki kimliğine yönelik tehdit algısı gibi mekanizmalar bulunabiliyor.

Bu yüzden değişim dönemlerinde yalnızca “Yeni sistemi yeterince iyi anlattık mı?” sorusunun ardından
“İnsanlar bu değişimle birlikte neyi kaybedeceklerini düşünüyor?”u da sormak gerek.
Çünkü dönüşüm sadece yeni bir teknolojiye, sürece ya da kurala uyum sağlamak değil. İnsanların o yeni düzende kendilerine yeniden yer bulabilmeleriyle de ilgili.

Kurumsal sürdürülebilirliğin S – Sosyal boyutunun günlük iş hayatındaki karşılıklarından biri de tam burada ortaya çıkıyor : Değişirken insanı geride bırakmamak.

Yeşil dönüşüm, dijitalleşme, yapay zekâ, yeni iş modelleri… Önümüzdeki yıllarda şirketlerin değişim gündemi daha da yoğunlaşacak.

Sürdürülebilir dönüşüm, yalnızca şirketin değişebilme kapasitesi değil; insanların da o değişimin içinde yoluna devam edebilme kapasitesi.

Haftaya başlarken küçük bir soru:

Ekibinizde “direnç” olarak gördüğünüz bir davranış varsa, bu kez “Neden istemiyor?” yerine “Neyi kaybetmekten çekiniyor olabilir?” diye sormayı deneyin.

İyi haftalar🍀🌻

COP31’in omurgasında güçlü bir yaklaşım var: 💠Taahhütleri somut, ölçülebilir ve uygulanabilir adımlara dönüştürmek💠Bu ya...
11/09/2026

COP31’in omurgasında güçlü bir yaklaşım var:

💠Taahhütleri somut, ölçülebilir ve uygulanabilir adımlara dönüştürmek💠

Bu yaklaşım, iklim gündeminin belki de en kritik aşamasına işaret ediyor. Çünkü artık yalnızca ne yapılması gerektiğini değil, bunun nasıl hayata geçirileceğini konuşmamız gerekiyor.

Şirketler açısından bakıldığında ise uygulama, büyük hedeflerin günlük iş yapış biçimine tercüme edildiği yerde başlıyor.

✅Sürdürülebilirlik hedefleri belirlemek önemli. Ancak asıl dönüşüm, bu hedeflerin satın alma kararlarına, tedarikçi seçimlerine ve şirketin günlük işleyişine yansımasıyla başlıyor.

✅Kaynak verimliliği de yalnızca daha az enerji ya da malzeme kullanmak değil. Üretimden operasyona kadar nerede değer, zaman, enerji ve kaynak kaybettiğimizi görebilmek ve süreçleri buna göre yeniden düşünmek gerekiyor.

✅Sosyal sürdürülebilirlik söz konusu olduğunda ise çalışan deneyimi, liderlik biçimi ve kurum kültürü artık konunun dışında değil; dönüşümün doğrudan bir parçası.

✅Benzer bir durum teknoloji ve yapay zekâ için de geçerli. Yeni teknolojileri şirkete dahil etmek tek başına dönüşüm yaratmıyor. Teknolojiyi şirkete eklemek bir konu ancak şirketin bu süreçleri, rolleri ve karar alma biçimlerini nasıl değiştireceğini tasarlayabilmek bambaşka bir konu.

COP31’in “taahhütten uygulamaya” yaklaşımı tam da bu nedenle şirketler açısından önemli bir karşılık taşıyor.
Çünkü küresel hedeflerin gerçek etkisi, sonunda şirketlerin iş modellerine, değer zincirlerine, süreçlerine ve günlük kararlarına ne kadar yansıyabildiğiyle ortaya çıkacak.

Bir şirket çevreyi korurken insanını tüketiyorsa, sürdürülebilir midir?Çünkü sürdürülebilirliği hâlâ çoğunlukla karbon, ...
10/09/2026

Bir şirket çevreyi korurken insanını tüketiyorsa, sürdürülebilir midir?

Çünkü sürdürülebilirliği hâlâ çoğunlukla karbon, enerji, atık ve çevresel etkiler üzerinden konuşuyoruz.

Oysa bir şirketin sürdürülebilirliği biraz da içeride NEYİ NORMALLEŞTİRDİĞİYLE ilgili.

🛑“Burada herkes böyle çalışıyor.”
🛑“Yönetici ne derse o olur.”
🛑”Şikâyet eden değil, dayanan kazanır.”
🛑”Mesaiye kalmıyorsan işine yeterince bağlı değilisin.”
🛑”Eleştiriye dayanamıyorsan burada çalışamazsın.”

Bir süre sonra bunlar cümle olmaktan çıkıp kültüre dönüşüyor.

Ve tam burada sürdürülebilirliğin sosyal ve yönetişim boyutu devreye giriyor.

✨İnsanını tüketmeden değer yaratabiliyor muyuz?
✨Çalışan deneyimi, psikolojik güvenlik, adil çalışma koşulları, aidiyet ve iyi oluş gerçekten kurum kültürünün parçası mı?
✨Çalışan sorun yaşadığında bunu çekinmeden söyleyebileceği bir yapı var mı?
✨Yöneticinin davranışları da sorgulanabiliyor mu?
✨Geri bildirim mekanizmaları gerçekten çalışıyor mu? Sorunlar kişilere bağlı kalmadan sistem tarafından görülebiliyor mu?

Çünkü bazen şirketlerin en önemli sürdürülebilirlik riskleri fabrikadan, enerjiden ya da tedarik zincirinden önce toplantı odalarında, yönetim biçimlerinde ve günlük çalışma alışkanlıklarında ortaya çıkıyor.

Harvard Business Review’ın toksik iş ortamlarına ilişkin çalışmalarında da çalışanların yaşadığı stres, yüksek devir, düşük bağlılık ve psikolojik güvenlik eksikliğinin yalnızca bireysel sorunlar değil, organizasyonel kültürün işaretleri olabileceğine dikkat çekiliyor. Görsel yine konuyla ilgili HBR makalelerinden alınmıştır.

Belki de sürdürülebilirlik konuşurken şirketlere sormamız gereken sorulardan biri şu: “Bu organizasyon yalnızca kaynaklarını değil, insanını da sürdürülebilir kullanıyor mu?”

Çünkü sürdürülebilir şirket, yalnızca çevresini tüketmeyen değil; insanını, güveni ve kurum kültürünü de tüketmeden değer yaratabilen şirket demek🍀💡

Aynı masada fikirlerini dinleme, tartışma ve kısa da olsa birlikte üretme fırsatı bulduğum sevgili Kaan Gülten in bu ki...
27/08/2026

Aynı masada fikirlerini dinleme, tartışma ve kısa da olsa birlikte üretme fırsatı bulduğum sevgili Kaan Gülten in bu kitabı, güzel notuyla birlikte şimdi masamda💛

Kitabın genişletilmiş içeriğiyle sunulan bu versiyonunda yapay zekayı sadece anlatmak yerine işin üretim biçimine sokmakla ilgili bölümler dikkat çekici. Bunun yanı sıra genel olarak;

📌Girişim fikirlerinin en ideal ve mükemmel hale gelmesini beklemek yerine hızlıca deneme ve öğrenme kaslarının güçlendirilmesi,

📌”Ürünü çıkaralım, nasıl satacağımıza sonra bakarız” yaklaşımının bazen ne kadar tehlikeli olabileceği,

📌Dikkat, zaman ve enerjinin en az para kadar hayati kaynaklar olduğu gerçeği,

📌Girişimcilik yolculuğunda “yanlışı erken farketmenin” yanlış yapmamaktan çok daha kıymetli olması,

📌Bazen yerine koyulamayacak tek şey olan “zamanımızın” nasıl daha etkin yönetilip günlük pratiklerimize kolaylıkla uyarlanabilecegi
gibi girişimcilerin ve bir fikri olup bunu hayata gecirmeyi hayal eden girisimci adaylarının bu yolda yürüken en sık karşılaştıkları durumlara ışık tutıyor.

İş yapma araçlarının çok hızlı eskidiği bir çağda problemi görebilmek, deneyerek ve yanılarak öğrenmek, odağı koruyabilmek ve gerektiğinde fikri değiştirme cesaretini gösterebilmek çok kıymetli. Çok daha fazla kişiye ilham olması dileğiyle🍀✨

Şirketlerde dönüşüm deyince aklımıza çoğu zaman yeni bir sistem, yeni bir teknoloji ya da yeni bir uygulama geliyor.Oysa...
24/08/2026

Şirketlerde dönüşüm deyince aklımıza çoğu zaman yeni bir sistem, yeni bir teknoloji ya da yeni bir uygulama geliyor.
Oysa bazen asıl mesele, yeniyi almaktan çok mevcut çalışma biçimimizin o yeniliğe ne kadar hazır olduğu.

Çok basit bir örnek:

Yeni CRM’e geçildi.

Ama satış ekibi hâlâ Excel kullanıyor.
Müşteri notları WhatsApp gruplarından paylaşılıyor.
CRM kısmı ise sonradan, “girilmesi gerektiği için” dolduruluyor. Hatta bazen bir KPI olduğu için.

Teknoloji değişti. Peki şirket gerçekten dönüştü mü?

Benzerini kurum kültürü dönüşümünde de görüyoruz.

“İnisiyatif alın” deniyor ama her karar hâlâ yöneticiye soruluyor.

Yapay zekâ eğitimleri veriliyor ama çalışan hangi işinde, hangi sınırlar içinde kullanacağını bilmiyor ki bu noktadaki güvenlik meselesi apayrı bir sorun başlığı.

Bazen sorun insanların değişime direnmesi değil; yeni beklentilerle eski iş yapış biçimlerinin yan yana yaşamaya devam etmesi.

Dijital dönüşüm yolculuğunda teknolojiyle birlikte süreci, davranışı ve çalışma kültürünü aynı ölçüde tasarlayamamak şirketlerin en önemli sıkıntı yaşadığı konulardan biri. Yeni bir teknoloji ya da dönüşüm gündemi geldiğinde;

📌İş modelinde ne değişecek?
📌Süreçte ne değişecek?
📌İnsan neyi farklı yapacak?
📌Müşteriye sunulan değer değişecek mi?
sorularına yoğunlaşmak çok önemli.

Çünkü teknoloji eklemek başka, şirketin çalışma biçimini onunla birlikte yeniden tasarlamak bambaşka dinamikleri beraberinde getiriyor.
#

🌟İyi Ürün Neden Her Zaman Satmaz?Şirketlerin/markaların  “Siz ne satıyorsunuz?” sorusuna verdikleri cevaplar genellikle ...
10/07/2026

🌟İyi Ürün Neden Her Zaman Satmaz?

Şirketlerin/markaların “Siz ne satıyorsunuz?” sorusuna verdikleri cevaplar genellikle birbirine çok benzer:

📌Kalite
📌Deneyim
📌Güven
📌Yenilikçilik
📌Hız
📌Erişilebilir fiyatlı ürün

Soruyu “Peki müşteriniz aslında ne satın alıyor?” şeklinde devam ettirdiğimizde ise yine genel olarak önce bir sessizlik ve düşünme süreci ortaya çıkıverir.

💡Çünkü insanlar çoğu zaman ürünü değil, bir problemi çözmeyi satın alırlar.

🔩Bir matkap satın alan kişi aslında matkap istemez.

Duvarında bir delik ister; hatta muhtemelen o deliği bile istemez, duvara asacağı tabloyu görmek ister.

Aslında satın aldığı şey, evinde hissetmek istediği duygudur.

👩🏼‍💻Bir yazılım firması lisans satmaz; zaman kazandırır, hata riskini azaltır, yöneticinin daha rahat uyumasını sağlar.

🦷Bir diş kliniği bembeyaz dişler satmaz; daha rahat ve güzel gülümseyen bir insanın özgüvenine ortak olur.

Kendimize şu soruları ne kadar sık soruyoruz?

📌İnsanlar gördükleri şeyi mi satın alıyor, yoksa arkasındaki anlamı mı?

📌O müşteri gerçekten neden bizi seçiyor?

📌Eğer bizi seçmiyorsa, neden seçmiyor?

📌Biz ürünümüzü mü anlatıyoruz, yoksa müşterinin problemini mi konuşuyoruz?

📌Rakiplerimizle gerçekten farklı mıyız, yoksa sadece farklı olduğumuzu mu düşünüyoruz?

📌Gerçekten farklı bir değer mi üretiyoruz, yoksa rakibimizin daha iyi bir kopyası olmaya mı çalışıyoruz?

Çünkü çoğu şirket fiyat rekabetine ürünü kötü olduğu için değil, müşterinin gözünde neden farklı olduğunu anlatamadığı için girer.

İyi ürün bazen tek başına yeterli değildir.

Değer önerisi; ürünün ne olduğu değil, müşterinin hayatında neyi değiştirdiğidir.

Bu sebeple değer önerisini pazarlama diliyle değil, düşünme biçimi olarak anlatmak, yani müşterinizin çözmeye çalıştığı işi anlamakla daha sağlam bir şekilde kurgulamak mümkün.

Address

Kızılırmak, Ufuk Ünv. Cd No:12, 06510 Çankaya/Ankara
Ankara
06010

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when up_coaching_analytics posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to up_coaching_analytics:

Shortcuts

Share