16/02/2016
Harvard Üniversitesi bilim insanlarına göre bu oldukça mümkün. Çocukların özellikle farklılıklara saygı duyma, empati kurma, şiddete başvurmaksızın çatışma çözme gibi becerileri kazanmalarına odaklanan başarılı bir barışçıl eğitim programı bunu gerçekleştirebilir. Çocukların bu becerileri ilk olarak öğrenecekleri ve geliştirecekleri alanlar akranlarıyla, öğretmenleriyle ve aile üyeleriyle olan ilişkileri. Çocuklar büyüdükçe, bu becerileri daha geniş toplumsal bağlamlarda uygulama ve geliştirme şansına sahip olacakları da bir gerçek.
Bu nedenle, genellikle sınıf ortamında ve derslerde çocukların bu becerilerle tanışması amaçlansa da, okul genelinde bir çabayla hayata geçirilemediklerinde, bu becerilerin kök salması ve içselleştirilmesi de pek mümkün olamamaktadır, bu yüzden öğretmenlere, ailelere ve eğitim yöneticilerine önemli görevler düşmekte. Özellikle okul ikliminde bu becerilerin hayat bulabilmesi için bilim insanlarının önerilerinden bazıları şu şekilde:
İyilikseverlik, empati ve çatışma çözme becerileri için model olmak: Öğretmenler, yöneticiler ve okul personeli birbirleriyle ve öğrencilerle olan ilişkilerinde davranışları aracılığıyla iyi birer model oluşturabilirler.
Cezalandırmak yerine onarmak: Çocuklar herhangi bir suç işlediklerinde, yaptıklarının kendileri ve çevreleri için olumsuz etkilerine ve verdikleri zararın nasıl onarılabileceğine ilişkin farkındalık yaratmayı amaçlayan yapıcı yaklaşımlarla konuyu ele almak. Nihai amaç, çocukların, davranışlarının etkilerinin farkına varmasını ve davranışlarının sorumluluğunu almasını sağlamak.
Demokratik bir alan yaratmak: Okul ve sınıf kurallarını, normlarını çocukların seslerini de dikkate alarak oluşturmak ya da gözden geçirmek. Özellikle sınıf ortamlarında çocukların düşüncelerini paylaşabilmeleri, eleştirel düşünme ve sorgulama becerilerinin gelişebilmesi için desteklenmeleri.
Anlaşmazlıklar hakkında konuşmak: Çocuklar bu sayede farklı fikir ve düşüncelerin de olabileceğini anladıkları gibi, karşılıklı saygı ve güven ortamı içinde ele alındığı taktirde, akranları, aile üyeleri ya da öğretmenleriyle anlaşmazlık ya da çatışma yaşamanın da normal olduğunu fark edeceklerdir.
Sosyal hizmet/sorumluluk projelerine katılmak: Küçük yaş grupları için bu daha çok sınıf ortamında sorunların tanımlanması ve çözümlenmesine yönelik küçük adımlar anlamına gelebilir. Daha büyük yaş grubundaki öğrenciler ise sosyal sorumluluk projeleri yoluyla çözümün aktif bir parçası olarak okul iklimine ve içinde yaşadıkları topluma ve insanlığa katkı sunabilirler.
Sonuç olarak, Harvard Üniversitesinden bilim insanları, çocukların çözümün aktif bir parçası olmayı ve bunun için gerekli becerileri çok çok erken yaşlarda öğrenmeye başlaması ve hayata geçirmesi gerektiğini belirtiyorlar. Bu, onların içinde yaşadıkları topluma sunabilecekleri en güçlü katkılardan biri olarak görünüyor.
Kaynak: Usable Knowledge: Harvard University /Faculty of Education/ Making-Peace
Leksia Disleksi-Ankara
Değişim için güçlü başlangıçlar..