29/07/2026
Günün yorumu...
Kurumsal dönüşüm projelerinde en sık karşılaştığımız durumlardan biri;
Pazarlama toplantıları saatlerce sürer, herkesin bir fikri vardır ama masada doğru dürüst veri yoktur.
"Bence hedef kitle bunu ister..."
"Sanırım bu kampanya işe yarar..."
"Muhtemelen fiyatımız yüksek..."
Oysa pazarlama, "bence" ile başlayan cümlelerin değil de; "verilere göre" diye başlayan kararların disiplini değil mi?
Elbette her büyük fikir önce bir sezgiyle doğuyor. Ancak o fikrin doğru olup olmadığını gösteren şey sezgiler değil; pazar verileri, müşteri davranışları, dönüşüm oranları, satış performansı ve ölçülebilir sonuçlar oluyor.
Kurumsal dönüşümün en önemli kazanımlarından biri de kurumları fikir odaklı yönetim anlayışından, veri odaklı karar kültürüne taşıma misyonu.
Çünkü pazarlamanın görevi sürekli yeni fikir üretmek değildir. Asıl görevi; hangi fikrin gerçekten değer ürettiğini rakamlarla ortaya koyabilmektir.
Siz ne düşünirsünüz bilmem ama, rakamların konuşmadığı yerde pazarlama değil, varsayımlar konuşur. Varsayımlar ise bazen bütçeyi tüketir, bazen zamanı, bazen de markanın itibarını.
Bu yüzden güçlü pazarlama ekipleri yaratıcı olduğu kadar analitik olmalı. İlhamı almalı ama kararlarını ölçebilmeli. Sezgileri dinlemeli ama veriye teslim olmalı.
Peki sizce; şirketinizde pazarlama kararları gerçekten verilerle mi alınıyor, yoksa hâlâ "bence" ile başlayan cümleler mi daha fazla söz sahibi? Yorumlarda buluşalım.
abidinozsahin.net