22/03/2026
BASINA VE KAMUOYUNA
Su Kaynakları Geleceğimizdir: Bilimsel Gerçekler Işığında Acil Önlem Çağrısı
Batman Çevre Gönüllüleri Derneği olarak, 2001 yılından bu yana doğa, çevre ve ekoloji mücadelesini kararlılıkla sürdürmekteyiz. Güç birliği içerisinde olduğumuz Batman Çevre Platformu ve Türkiye Çevre Platformu ile birlikte; özellikle temiz ve tatlı su kaynaklarının korunması konusunda yıllardır kamuoyunu uyarmakta, ilgili kurumları sorumluluk almaya davet etmekteyiz.
22 Mart Dünya Su Günü vesilesiyle bir kez daha altını çizmek isteriz ki; su, yalnızca bir doğal kaynak değil, yaşamın sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez bir varlıktır. Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 2 milyar insan güvenli içme suyuna erişimde zorluk yaşamaktadır. İklim krizi, nüfus artışı ve yanlış su yönetimi politikaları, su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen gün artırmaktadır. Türkiye ise kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.300 m³ civarında olan, “su stresi yaşayan ülkeler” kategorisindedir. Bu gerçek, bölgemiz ve kentimiz açısından tehlikenin boyutunu daha da büyütmektedir.
Ne yazık ki Batman’da ve bölgemizde suyun korunmasına yönelik yeterli duyarlılık ve kurumsal etkinlikten söz etmek mümkün değildir. Kentimize sağlanan içme ve kullanma suyunun önemli bir bölümü israf edilmekte; özellikle kaçak tarımsal sulama, bilinçsiz tüketim ve denetimsizlik nedeniyle ciddi kayıplar yaşanmaktadır. Eğitim kurumları, ibadethaneler ve kamusal alanlardaki kontrolsüz tüketim de bu tabloyu ağırlaştırmaktadır.
Silvan ve Dibni Barajları Tehdit Altında
Daha önce de kamuoyuna açıkladığımız üzere, bölgedeki maden arama faaliyetleri; Diyarbakır’a içme suyu sağlaması planlanan Dibni Barajı ile Batman’a su temin etmesi öngörülen Silvan Barajı için ciddi bir kimyasal kirlilik riski oluşturmaktadır. DSİ 10. Bölge Müdürlüğü’nün resmi yazışmalarıyla da teyit edilen bu risk, ağır metaller ve toksik kimyasalların yer altı ve yerüstü su sistemlerine karışma ihtimalini ortaya koymaktadır. Bilimsel çalışmalar, madencilik faaliyetlerinin özellikle siyanür, arsenik ve ağır metal sızıntıları yoluyla içme suyu havzalarında geri dönüşü zor tahribatlara yol açtığını açıkça göstermektedir. Bu nedenle söz konusu baraj havzalarının mutlak koruma alanı ilan edilmesi ve madencilik faaliyetlerinin durdurulması hayati önem taşımaktadır.
Dicle Havzası Alarm Vermektedir
Yıllardır dile getirdiğimiz bir diğer hayati sorun ise Dicle Havzası’ndaki kirliliktir. Diyarbakır ve Batman başta olmak üzere; bölgedeki il ve ilçelerin atık suları, yeterli arıtma yapılmadan Ilısu Veysel Eroğlu Barajı’na bırakılmaktadır. Bu durum, barajı adeta devasa bir atık çukuruna dönüştürmekte; su kalitesini düşürmekte, ekosistemi tahrip etmekte ve halk sağlığını tehdit etmektedir. Oysa bilimsel standartlara göre, bu tür su kaynaklarına deşarj edilen atık suların ileri biyolojik ve kimyasal arıtma süreçlerinden geçirilmesi zorunludur.
Su Kaynaklarını Tehdit Eden Başlıca Unsurlar
Bölgemizde su kaynaklarını tehdit eden başlıca unsurlar şunlardır:
Maden arama ve işletme faaliyetlerinden kaynaklı kimyasal kirlilik,
Petrol üretimi ve petrol türevli atıklar,
Organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi sitelerinden kaynaklı endüstriyel atıklar,
Oto yıkama ve bakım tesislerinden doğaya karışan yağ ve kimyasallar,
Tarımda yoğun gübre ve pestisit kullanımı ile yer altı sularının aşırı çekilmesi,
Plansız kentleşme ve altyapı yetersizlikleri.
Bu faktörlerin tamamı, suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik kalitesini bozarak hem insan sağlığını hem de doğal yaşamı tehdit etmektedir.
Çağrımızdır;
Batman Çevre Gönüllüleri Derneği ve Batman Çevre Platformu olarak; başta belediyeler, Devlet Su İşleri ve ilgili tüm kamu kurumlarını bilimsel veriler ışığında acil eylem planları hazırlamaya ve uygulamaya davet ediyoruz.
Su kayıplarının önlenmesi için etkin denetim mekanizmaları kurulmalıdır.
Kaçak su kullanımı engellenmeli, bilinçlendirme çalışmaları artırılmalıdır.
Tüm yerleşim yerlerinde ileri düzey atık su arıtma tesisleri zorunlu hale getirilmelidir.
İçme suyu havzaları mutlak koruma altına alınmalıdır.
Silvan ve Dibni baraj havzalarında çevresel risk oluşturan faaliyetler derhal durdurulmalıdır.
Unutulmamalıdır ki su kaynaklarının kaybı; yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve yaşamsal bir krizdir. Susuzluk kapımıza dayanmadan, bilim insanlarının ve çevre örgütlerinin uyarılarına kulak vermek zorundayız.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
22 Mart 2026, Pazar
Hasan Argunağa
Batman Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı
Batman Çevre Platformu Dönem Sözcüsü