15/10/2021
15 yıl kadar önce koçluğa başladığımda psikolojiyle ilgili bazı 'temel gerçekler'i sorgularken dirençle karşılaşıyordum. Zaman içinde o dirence direnmenin faydalarını gördüm.
Yıllar geçti ve şirket krizlerine yönelik koçluk yaparken yine bazı 'temel gerçekler' ve matematiksel verileri ele alış şeklimle ilgili dirençler gördüm. Ama kulaklarım tıkalıydı artık, at gözlüğümle hedeflediğim yorumlama tekniğine sıkı sıkıya sarılmıştım. O sayede %99un üzerinde zaman tasarrufu sağlayabiliyordum veya imkansız addedilen sonuçlara kulaç atabiliyordum.
En büyük direnci ise hayatı, yönetimi, operasyonu ve hatta hukuku, ekonomiyi vs okuduğu kitaplar, makaleler ve katıldığı eğitimlerde anlatılardan ibaret sayan akademik kökenli arkadaşlarda görüyordum. Oysa ekonomi dalında Nobel ödülleri bu yıl müthiş bir tokat attı. Mantıksal ve matematiksel neticelerin sahada pek de öyle olmayabileceğini gösterdi. Davranışsal durumların sanılandan farklı olduğunu ve bu farklılığın faydalarını önümüze getiren çalışmaları ödüllendirdiler.
Peki biz ne alabiliriz nasibimize?
Buradan ders çıkararak muhakeme becerilerimize, kalıpların dışında düşünebilme cesaretimize yatırım yapabiliriz. Saçmalayabiliriz her şeyin başında. 1 yılı geçti Belirsizlik Yönetimi eğitimi vermeye başlayalı. İstisnasız her seferinde duyuyorum 'bunu böyle düşünmemiştim' diye.
Oysa bir mucizeden bahsetmiyorum, sadece alışık olduğunun dışında ele alsan bazı şeyleri, hurafe sandığın bir şey dayanağın olabilir, zayıflık sandığın bir şey güç getirebilir ve güç sanıp gevşediğin bir alan aslında tehlike olabilir, yok sandığın var olabilir, var sandığın balon çıkabilir...
Bir süredir fizik çalıştığımı yakın bağlantılarım biliyor; klasik fizik ve kuantum fiziği üzerinden örgüt yönetimine yönelik geliştirdiğim formülleri bilmek zorunda değilsin, ama şunu aklında tut; nicelikleri nitelikle değerlendirmezsen işi şansa bırakıyorsun.
Ha bu arada, yine Nobel'le ödüllendirilen bu çalışmalar da yıllardır söylediğim bir şeyi fısıldıyor: şans dediğin şey yönetilebilir!