Psikolog seda köse

Psikolog seda köse Psikolog Seda Köse | Psikoloji içerikleri, danışmanlık ve içsel gelişim rehberliği

01/09/2026

Sürekli yemek yemenin sebebi çocukluğun olabilir mi? Hollanda’da 3.642 çocukla yapılan bilimsel araştırmaya göre, dört yaşındayken yiyecekle ödüllendirilen, uslu durursan çikolata alırım, ağlamazsan dondurma alacağım, yemeğini bitirirsen oyun oynayabilirsin
gibi davranışlarla büyüyen çocukların. dokuz yaşından sonra duygusal yemeye daha yatkın olduğu görülmüş.
Çünkü çocuk yalnızca yemek yemedi, yemeği ödül, teselli ve bir koşul olarak öğrendi.
Mesela “Sebzeni bitirirsen çikolata yiyebilirsin” dediğimizde, çocuk sebzeyi sevmeyi öğrenmiyor. Çikolatayı kazanmak için sebzeye katlanmayı öğreniyor. Yani çikolata değerli bir ödüle, sebzeyse aşılması gereken bir engele dönüşüyor.

Araştırmada yiyecekle ödüllendirilen çocukların 9 yaş ve sonrasında yemeği yalnızca biyolojik bir ihtiyaç olmaktan çıkarıp duygusal bir araca dönüştürdüğü görülüyor.

Bu çocuklarda ilerleyen yaşlarda yemek biyolojik açlığı gidermenin yanı sıra duyguları yatıştırmanın da bir yolu haline geliyor. tıpkı çocukken sebzeye katlanıp sonunda çikolataya ulaştığı gibi, yaşadığı stresin ardından da çikolatayı bir rahatlama aracı olarak görebiliyor.

25/08/2026

Zayıflık nasıl popüler oldu? İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hayat değişti. Yiyeceğe ulaşmak kolaylaştı. Bedensel dolgunluk zenginlik ve statü göstergesiyken, bu kez yememek ve bedenini kontrol edebilmek değerli oldu.

Özellikle 1960’lardan sonra moda ve medya, zayıflığı yalnızca güzellikle değil; irade, başarı ve statüyle de eşleştirdi. bu algı büyük bir sektöre dönüştü. Diyet içecekler, zayıflama ürünleri ve programları peş peşe çıktı. Düşük kalorili kolalar, kahvaltılık gevrekler ve sürekli kalori hesapları hayatımıza girdi.
Yani zayıflık artık sadece bir görüntü değil, satılan bir yaşam biçimi hâline geldi ve bir pazar oluştu.
Üstelik bize sürekli “Yeterince zayıf değilsen güzel, güçlü ve iradeli değilsin” mesajı verildiği için sadece bedenimiz değil, duygularımız da etkilendi. Kendimizi başkalarıyla kıyaslamaya; yediklerimizden suçluluk duymaya ve bedenimizden utanmaya başladık. Sonra bize önce yetersiz olduğumuz hissettirildi, ardından bu yetersizliği giderecek diyetler ve ürünler satılmaya başlandı.
Yani duygularımız üzerinden işleyen büyük bir pazar kuruldu.
Bu manipülasyonu fark edip Kendi bedenimizi ve duygularımızı, bize dayatılan kalıplarla değil; kendi ihtiyaçlarımız, yaşam koşullarımız ve sağlığımız üzerinden değerlendirmeliyiz.

27/05/2026

Bugün içindeki çocuğa biraz izin ver, kendine küçük bi mola ver.

19/02/2026

Hayat üstüne geliyosa, belirsizlikler fazlaysa,
İşte iştah da orada artar
Bu zayıflık değil bedenin denge kurma çabasıdır.
Sorun yemek değil Sorun, kontrolün kaybolduğu alanlardır.
Ve yemeği durdurmaya çalışmak yerine
Asıl bakılması gereken yer,
“Ben nerede kendimi güçsüz hissediyorum?” sorusudur.
İyileşme,
kontrolü yemekten alıp
hayata geri koyduğunda başlar.
Peki sen nerede kendini güçsüz hissediyorsun?

09/02/2026

Yemek yemek neden rahatlatır biliyor musun?
Çünkü çiğneme, sinir sistemine şu an tehlike yok sinyalini verir.
Yani beden, yemekle sakinleşmeye çalışır.
Bu yüzden stresliyken yemek işe yarar gibi hissedilir.
Evet Yemek rahatlatır, ama çözmez.
Davranışı suçlamak yerine
şunu sormak gerekir:
“Bu davranış beni neye karşı koruyor?”
Ben neyi yemekle çözmeye çalışıyorum ?
Ve İyileşme, yemeği durdurmaya çalışmakla değil, bedenin neden buna ihtiyaç duyduğunu
anlamakla başlar. Dön ve kendini izle tıkanırcasına yemek yediğin anlardaki duygularını not al ve sonrasında analiz et O an aslında neye ihtiyacın var ? Ne hissediyorsun ?

22/01/2026

Kadına yönelik şiddet bir ÖZEL MESELE değil, toplumsal bir suçtur.
KADES, tek tuşla yardım çağırabilmen için var.
Umarım hiç ihtiyaç duymazsın…
Ama telefonunda dursun.
Sen yalnız değilsin.
Değerli hocam emeğiniz ve bilgilendirmeniz için teşekkürler 🌸

15/01/2026

Gece yemek yemeği seviyor musun ?
Bu bir duygusal yeme mi yoksa gerçekten aç mısın?
Leptin, bedene ‘doydum’ diyen hormondur.
Ama leptini baskılayan duygusal bi alarm varsa bu sinyal duyulmaz.
Beden doymuştur ama beyin hâlâ ye der.
Peki neden?
Çünkü bedenin sadece kaloriye değil,
güvenliğede ihtiyacı var
Gün boyunca
“iyiyim” diyip
duygularını bastırdığında
beden bir stres içinde kalır.
Ve alarm moduna geçer
Alarm durumundaki beden,
doygunluk sinyalini geri plana iter.
Leptin konuşur ama zihin dinlemez sakinleşmek için yemeği araç haline getirir.
Bu yüzden akşam yeme isteği artar.
Bu, iradesizlik değil…
bedenin rahatlama arayışıdır.
Leptin direnci sadece yemekle ilgili değildir.
Bazen sürekli güçlü kalmak zorunda olmakla da ilgili olabilir.

08/01/2026

Tokken yemeğe devam ediyorsan
özellikle stresli anlarda duramıyorsan…
Bu, biyolojik bir yanıt olabilir.
Travma yaşayan kişilerde
ghrelin hormonu yükselir.
Travma dediğimiz şey
sadece büyük olaylar değil
Uzun süreli stres,
duygusal ihmalde olabilir
Beden için hepsi aynı anlama gelir
Güvende değilim.
Ghrelin hormonu bedene
“açsın” sinyalini veren hormondur.
Ama travma sonrası bu sinyal
gerçek açlıkla ilgili değildir.
Stres arttığı için ghlerin yükselir.
Ve Ghrelin yükseldiğinde beyin
artık “dur, yeme sen toksun demez.
Aksine sakinleşmeye güvende hissetmeye çalışır. Böylece İştah artar Sen yemeğe devam edersin.
Ama burada sorun yemek değildir.
Sorun, bedenin hâlâ travmanın içindeymiş gibi davranmasıdır.
Bu farkındalığa ulaştığında,stresliyken yeme davranışını bastırmaya çalışmazsın.
Nedenini anlarsın. Ve kontrol etmeye çalışırsın.

01/01/2026

Başarılı olacağın alanı mı arıyorsun?
Cevap güçlü olduğun yerde değil.
Kendini en eksik hissettiğin yerde.
Psikolojide bunun bir adı var:
Adler’in Organ Eksikliği Kuramı.
Adler der ki:
İnsan eksikliğini kader gibi kabullenmemeli.
Aksine, o onun gelişim pusulasıdır.
Kendini ifade edemeyen kişinin
Zamanla kelimelerinin güçlenmesini düşün çünkü orada eksik hisseder ve tamamlamak için istemsizce çabalar.
Eksikliğin potansiyelinin yönünü gösteren işarettir. Şimdi bir kas düşün.
Kas, sağlam olduğu için büyümez.
Zorlandığı, yırtıldığı, üzerine gidildiği için güçlenir.
İnsan da böyledir.
En zayıf hissettiğin yer, en çok çalıştığın yer olur. Bunu farkettiğinde aslında boynunda duran altın kolyeyi oda oda aradığını anlayacaksın.

25/12/2025

Diyet kültürü bize şunu fısıldar:
Zayıf olursam daha değerli olurum.
Beden algısı sadece aynayla ilgili değildir.
Çünkü Çoğunlukla içimizdeki hisle bakarız o aynaya.
Psikanalitik kuramcılara göre kişinin bedene takılmasının sebebi duyguyu doğrudan hissetmekte zorlanmasıdır.
Öfke, yalnızlık, reddedilme, yetersizlik gibi duyguların bi anda yüzeye çıkması çok sarsıcı olabilir.
Bu yüzden zihin bir “çözüm” üretir:
“Bari bedeni kontrol edeyim.”der
Kalori saymak, tartılmak, aynaya bakmak, “şunu yeme bunu ye”…
Hepsi bir anda hayatın dağınıklığını topluyo gibi hissettirir.
Mesela: Günün kötü geçti ya da bi mesaj bekledin gelmedi. İçin daraldı.
O an zihin “ben değersizim” hissi yerine daha disiplinli olacağım ve yarın daha az yiyeceğim der çünkü her şey üst üste geliyor hiç olmazsa bedenimi güzelleştireyim diye düşünür.
Böylece asıl meseleler yavaş yavaş duygudan çıkar bedene taşınır. Burada sürekli bi diyet döngüsü muhtemeldir. Ama temele indiğimizde bizi duygusal açlık karşılar.

Address

Ataevler Mahallesi Yılmaz Akkılıç Caddesi A12
Bursa
16000

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 15:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog seda köse posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share