Düzce Tablet Tuz

Düzce Tablet Tuz Düzce Tablet Tuz. Rafine Tablet TuzTelefon : GSM: 0532 356 4712 - 0380 514 2564
Aydınpınar Caddesi shelll Gaz karşısı Bacanaklar apartmanı 3/B Düzce - Türkiye

27/12/2016
25/05/2015

PRATİK BİLGİLER
Buzdolabınızın daha iyi soğutmasını istiyorsanız, nemi çekmesi için bir kabın içine tuz doldurup koyun.
• Buzluktan çıkan etin buzlarının çabuk çözülmesi için tuzlu soğuk suda bekletin.
• Sürahinizin dibi kir tutmuşsa, içine bir avuç tuz ve sirke koyup çalkalayın.
• Kızartma yaparken yağın sıçramasını önlemek için yağ ısınmadan tavaya bir tutam tuz serpin.
• Ekmekleriniz küflenmesini önlemek için ekmek kutusuna biraz tuz koyun.
• Yemek, yağ, meyve suyu ve şarap gibi lekeler, henüz tazeyken üstünü kaplayacak kadar tuz dökün.
• Elinizdeki sarmısak, soğan ve balık kokusunun gitmesi için avucunuza biraz tuz alıp ovalayın. Sonra da sabunlu suyla yıkayın.
• Soyulmuş patatesleri kararmadan saklamak için, tuzlu suda bekletin.
• Daha iyi temizlemek ve kötü kokuları gidermek için lavabonuzu kaya tuzuyla bastırarak silin.
• Matlaşmış halı ve kilimlerinizin eski parlak ve canlı renklerine kavuşması için çok tuzlu suya batırıp sıktığınız bezle silin.
• Yeni süpürgenizin daha dayanıklı olması için ilk kez kullanmadan önce tuzlu suda bir süre bekletin.
• Daha etkili ve çabuk temizlemek için sebzelerinizi tuzlu suda yıkamayı alışkanlık haline getirin.
• Renkli perdelerinizin ve yıkanabilir fiber halılarınızın daha parlak görünmeleri için tuzlu suyla yıkayın.
• Hamur işlerinin daha gevrek olması için tuz katın.
• Yumurtaların kolay soyulması için tuzlu suda haşlayın.

11/06/2014

Tuz Gölü, artık fabrika atıkları ve karışan kanalizasyonler ile son derece kirletilmiş durumda. Makalenin sonunda bu konu detaylı olarak anlatılmıştır. Ara ara haberlere çıkıyor, denk gelmişsinizdir. Türkiye’nin rafine tuz ihtiyacı büyük oranda buradan karşılanıyor. Halbuki turşu kurduğunuz kaya tuzları son derece temiz…
Rafine tuzun %97,5′i naCL, Sodyum Klorür. Geri kalan kısmı iyot ve nem alıcı kimyasallar var. E-530, E-533, E-550… En kötüsü de Alüminyum Hidroksit… Rahat serpilmesi için ekleniyor. Eğer çocukluğunuzdan beri bu tuzları kullandıysanız Alzheimer hastalığına yakalanma şansınız oldukça yüksek. Bir de rafinasyon işlemi sırasında maruz kaldığı 650 derece sıcaklık var. Bu denli yüksek bir ısı, tuzun (zaten kalmayan) kimyasal yapısını tamamen bozuyor. Rafine tuz, birbirinden ayrılmış kristallerden oluşur ve bu nedenle metabolize olması için vücudunuzun normalin üstünde efor sarfetmesi gerekir. Aşırı rafine tuz aldığınızda hücre içinden su çekilir, hücre buruşur. Sonuç: Yüksek tansiyon, eklem hastalıkları ve daha birçok problem.
Dünyadaki tuz üretiminin %93 – 94′lük kısmı endüstriye gidiyor. Bu tuz ile soda, yumuşatıcılar, deterjanlar… üretiliyor. Endüstride kullanılmayan %6′lık kısmı ise gıda sektörüne giriyor. İşte modern tıbbın asıl itiraz ettiği tuz, bu tuz. Çünkü bu artık tuz değil, bir mamül… Sonradan iyot ya da talebe göre florür ekleniyor. Doğal olmayan yollarla eklenen iyot kalp çarpıntıları, ritm bozuklukları, konsantrasyon eksikliklerine neden oluyor.
Vücut, rafine tuzu saldırgan bir zehir olarak algıladığı için tüketilen rafine tuzu kendini korumak amacıyla bir an önce atmak istiyor ve bu nedenle de tüketilen aşırı miktarda tuzun süzülmesi ve atılması, başta böbreklerimiz olmak üzere tüm boşaltım sistemi üzerinde önemli bir yük ve baskı oluşturuyor.
Vücut her zaman aşırı tuzun kendisine vereceği zararı engellemek için tuzu, izole etmeye çalışır. Bunu yaparken de hücre suyu moleküllerini kullanarak tuzu kaplar ve sodyum kloridi, sodyum ve klorid olarak iyonize ederek nötrleştirir. Ve ne yazık ki bunu yaparken, hücre suyu tamamen kaybolan hücreler de ölmektedir.
Bu durumda rafine tuz vücudun hiç de ihtiyacı olmayan oldukça asidik ödemler veya doku içinde aşırı su birikimlerine sebep oluyor ki, kadınların en önemli şikâyetlerinden biri olan selülitin temel sebeplerinden biri de bu. Vücut, hafif alkali yapıda sağlıklıdır, asidik ödemlerin vücudumuza bir faydası olmadığı gibi vücudun pH’ını asidik yöne doğru çektikleri için genel sağlığın korunmasını da zorlaştırırlar.
Vücuttan atılamayan rafine tuz ise, tekrar kristalleşerek direkt olarak eklem ve kemiklerde depolanır ki bu, artrit, gut gibi değişik türdeki romatizmal hastalıklar ile safra kesesi ve böbrek taşı oluşumlarının önemli sebeplerindendir. Tekrar kristalleştirerek saklama çözümü orta ve uzun vadede hastalıklara sebep olacak olsa da, atımını gerçekleştiremediği aşırı miktarda rafine tuzun kendisine vereceği zararı engellemek için vücudun bulabildiği tek çözümdür.
Konunun özeti şu: Her konuda olduğu gibi doğru bilgiyle doğru seçim yapmak mümkünken yani yerli çankırı kaya tuzumuz varken “suçu iyotlu tuza atma”nın hiçbir manası yok!
Aşağıdaki bilgiler maalesef doğru...
Sonra; Türkiye neden kanserden kırılıyor.' diye soruyoruz. ?
Tuz Golü, Van Gölü'nden sonra ülkemizdeki ikinci büyük golüdür... Uzunluğu 80 km olan Tuz Gölü'nün genişliği 48 kilometreyi bulur... Geniş bir alanı kapsamasına karşılık çok sığ bir göldür... Dünyanın en tuzlu gollerinden biridir... Litresinde 329 gram gibi çok yüksek oranda tuz ihtiva etmektedir. . Gölün bu özelliğini değerlendirerek tuz elde etmek amacıyla kıyılarında çok sayıda tuzla kurulmuştur. Bu tuzlalardan elde edilen tuz Türkiye'nin gereksinimi olan tuzun büyük bölümünü karşılamaktadır.
Türkiye'nin oldukça kurak bir yerinde yer alması nedeni ile bu sığ bölgelerde çok yoğun bir şekilde buharlaşma görülür... Doğu kısmındaki körfez dışında tümüyle kuruyan Gölün tabanında, kalınlığı yer yer 30 cm.yi bulan mevsimlik bir tuz katmanı oluşmaktadır. . Tuz Gölü'nün en derin yeri sadece 2 m.dir. Öteki kesimlerin derinliği sadece santimetrelerle ölçülebilmektedir.
Göle dökülen en önemli akarsular? Peçeneközu deresi ile Melendiz çayı'dır. Coğrafya bilgileri aynen böyle diyor.

Coğrafya bilgilerine girmemiş acı gerçek ise şudur:

Tuz Gölüne dökülen en büyük akarsu Konya' nın şehir kanalizasyonudur. . Çumra yönüne verilen kanalizasyon bu doğrultu üzerinden maalesef herhangi bir arıtmaya tabi tutulmadan doğrudan Tuz Gölü'ne akıtılmaktadır. .
Bir milyonu gecen şehir nüfusunun sanayi artıklarını da taşıyan şehir kanalizasyonu bizlere iyotlu ya da iyotsuz tuz olarak geri dönmektedir. .
Bu faciaya dur demek ve tuzun kokmasına fırsat vermemek için her sorumlu vatandaşın üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekmektedir

Yrd. Doç. Dr. MUSTAFA DURAN
PAMUKKALE UNIVERSITESİ
FEN-EDEBIYAT FAK. BIYOLOJI BOL.

GÜNLÜK İYOT İHTİYACIMIZ VE DOĞAL İYOT KAYNAKLARI

İyot, insan ve hayvanların normal büyüme ve gelişmesi için gerekli olan önemli bir besin maddesidir. İnsan vücudunda çok az miktarda bulunmakta olup, yediğimiz besinler ve su ile alınır. Vücudumuzdaki iyotun büyük bir kısmı tiroit bezinde bulunur ve tiroit hormonlarının yapımında kullanılır. Bu hormonlar vücudun normal büyümesi ve zihinsel gelişmesi ile birlikte vücut ısısının ve enerjisinin oluşması gibi olayların devamını sağlar. Tabiatta, toprakta ve suda bulunan iyot besinlerimize geçer. Dağlık ve erozyona uğramış bölge toprakları iyot bakımından fakirdir. Ülkemizin çoğu bölge toprakları bu sebeple iyot yönünden fakirdir.

Ülkemizde bizce yanlış bir devlet politikası olarak bir kanun çıkartılarak rafine tuzlara iyot ilavesi ile bu eksiklik giderilmeye çalışılmıştır. Bu rafine tuzlara faydalı diye iyot ilave edilmektedir ancak , faydalı iyot tüketeceğiz diye zararlı kimyasalları da tüketmek zorunda bırakılıyoruz. piyasada satılan ve üzerinde iyotlu yazan tuzlar, rafine edildikten sonra içerilerine, akışkanlık kazansın, nemlenmesin ve topaklanmasın diye alüminyum silikat v.s. gibi birçok vücuda yabancı kimyasal madde katılmaktadır. Bu kimyasallar ile birlikte alınan tuzu vücut yabancı olarak algılamakta bir kısmını kullanıp diğer kısmını biriktirmekte ve bunun sonucunda birçok ciddi hastalığa yol açılmaktadır. Düşünün ülkemizde eklem ağrısı ve ödem şikayeti olmayan çocuk ve genç kalmadı. Birde açıkta duran ve ışık gören iyotlu tuzlardaki iyot uçup gitmekte ve iyotlu tuz diye sadece zararlı madde tüketmiş olmaktayız. Bu konudaki detayları rafine tuzun zararları adlı makalemizde okuyabilirsiniz.

Aslında vücut iyot ihtiyacını doğal yollar ile de karşılayabilir. Özellikle hamile ve çocukların sağlığını tehdit eden iyot yetersizliğinin iyotlu tuzla giderileceği kanısı yanlıştır. Zira guatr ve hipotiroidi gibi bazı rahatsızlıklarda hormon takviyesi şarttır. Aşağıda bir insanın günlük iyot ihtiyacı ve bu ihtiyacını karşılayabileceği besinler örneklenmiştir.

Beslenme uzmanları, yetişkinlerin günlük iyot ihtiyacını 150 mikrogram olarak belirlerken, hamile ve emziren kadınların 250 mikrograma kadar iyot tüketmeleri gerektiğini söylemektedirler.

Besinlerdeki iyot miktarı

Besin Adı Miktar İyot miktarı
inek sütü 200 ml 50-80 mg
organik inek sütü 200 ml 30-65 mg
yoğurt 150 mg 50-100 mg
yumurta 1 adet 20 mg
peynir 40 gr 15 mg
beyaz balık 100 gr 115 mg
yağlı balık 100 gr 50 mg
kabuklu deniz ürünleri 100 gr 90 mg
et 100 gr 10 mg
tavuk 100 gr 10 mg
fındık 25 gr 5 mg
ekmek 1 dilim 5 mg
sebze ve meyve 80 gr 3 mg

İyot İçeren Besinler

-Deniz Ürünleri: Balıklar (özellikle tuzlu su balıkları) iyot bakımından oldukça zengindir ve iyot kaynağı olarak tüketilebilir. Yüksek oranda iyotlu balıklar arasında ilk sıralarda ton balığı, mezgit, soğuk su ve derin deniz balıkları gelmektedir. Karides ve diğer kabuklu deniz canlıları da iyot eksikliğini önlemek için kullanılabilir.200 gram balık günlük iyot ihtiyacımızın en az yarısını karşılamaktadır.

-Sebzeler: Ispanak, soya fasulyesi, şalgam, pazı, kabak, kuru fasulye ve sarımsak gibi sebzelerin iyot oranı yüksektir. Bu sebzeleri aynı zamanda vitamin kaynağı ve antioksidan olarak tüketebilirsiniz.

-Meyveler: genellikle iyi bir iyot kaynağı değildir ve sadece bir kaç meyve iyot içerir. Bu meyveler arasında yer alan çilek düşük kalorili olması ve içeriğindeki mineraller ile sağlıklı bir beslenme programına eklenebilir. 6-7 adet çilek günlük iyot ihtiyacının yaklaşık %8 ini sağlar.

Yoğurt, Süt ve Peynir: Süt ve süt ürünleri iyot bakımından zengindir. Bir kase yoğurt günlük iyot ihtiyacının yaklaşık %60 ını, 1 bardak süt %40 ını, 1 yumurta %20 sini karşılar.

Ayrıca beslenme ve yemek pişirme alışkanlıklarımızda dikkat etmemiz gereken önemli birkaç husus daha vardır.Yukarıda bahsettiğimiz gıdaları tüketirken , Bazı gıdaları da vücudumuzdaki iyotu yok ettiği için fazla tüketmemeliyiz. Şöyle ki;

- Vücudumuzdaki iyot miktarı yeterli olsa bile, emilimini azaltan guatrojenik besinlerin (tiroit hormonlarının çalışmasını azaltan yiyecekler) aşırı tüketimi durumunda kişide iyot eksikliği görülebiliyor. Karalahana, turp, şalgam ve Brüksel lahanasının vücudumuzdaki iyotu azalttığı için fazla tüketilmemesi gerekiyor. Bu hususta Doğu Karadeniz Bölgesi bizlere en güzel örnek. Nitekim yörede iyot tutulumunu önleyen karalahana tüketiminin yaygınlığı ve bölgenin aşırı yağış alması yüzünden topraktaki iyot oranının azalması sebebiyle guatr rahatsızlığı oldukça fazla.

- Pişirme ile besinlerin bileşimlerindeki iyot miktarı azalmaktadır. İyot uçucu bir element olduğundan besinleri taze ve çok açıkta bırakmadan tüketmeliyiz. Pişirme ile iyot ve besinlerdeki mineral kaybını önlemek için aşırı kaynatma , kızartma ve ızgara da tutma sürelerini minimum seviyelerde tutun. Yemeğinizin doğal Çankırı kaya tuzunu pişirme tamamlandıktan sonra atın.

26/04/2014

blank
Sıkça Sorulan Sorularbaslik icon
Tuz Nedir?
Tuz Kullanım Alanları Nelerdir?
Neden İyotlu Tuz?
Vücudumuza yiyecekler ve içtiğimiz su ile aldığımız iyot, yaşam için çok önemli minerallerden birisidir. İyot, insan vücudunda çok az bulunan, normal büyüme ve gelişme için gerekli olan bir mineraldir. Günlük alınması gereken iyot miktarı bir toplu iğne başı kadardır.Bu miktar bile yaşamımız için çok önemlidir. İyot, boynumuzda bulunan tiroid bezinden hormon salgılanması için çok önemli olan bir mineraldir. Vücudumuzun gelişmesi beyin ve sinir sistemimizin çalışması, aktivitelerimizin ve vücut ısımızın sürmesini sağlayan tiroid bezi hormonlarının yapımı için iyot gereklidir. Ülkemizin büyük bir bölümünde olduğu gibi İlimizde de sudaki iyot yetersizdir.

Vücudumuz için bu kadar önemli olan iyot yeterli alınmadığından çeşitli hastalıklar oluşur. Gebelikte iyot eksikliği anne karnındaki bebeğin hem beyin hem de beden gelişimini olumsuz etkiler. Gebelikte iyot eksikliği düşüklere, ölü doğumlara, bebeğin özürlü doğmasına, bebeklerde zeka geriliğine ve cüceliğe sebep olur.

Çocukluk ve gençlik döneminde iyot yetersizliği bedensel ve zihinsel gelişme geriliğine neden olmaktadır. Yetişkinlerde iyot yetersizliği guatrın yanı sıra beden ve zihin fonksiyonlarında bozukluklara da yol açmaktadır.

İyot Yetersizliğinin Önlenmesi İyot yetersizliği ve guatrın önlenmesinde en iyi yöntem olarak tuzun iyotlanması benimsenmiştir. Günlük iyot kullanımı erişkinlerde en az 50 mikrogram, ortalama 100-300 mikrogram, en fazla 1000 mikrogramdır. Günde 5-15 gr. tüketilen iyotlu tuz ile ortalama 150 mikrogram iyot alınır. Bu miktarlarda kullanılan iyotlu tuz sağlığa zararlı değildir ve yan etkileri yoktur. İyotlu tuz kullanımında insanların daha fazla tuz tüketmeleri değil normalde her gün kullanılan tuzun iyotlu olması önerilmektedir.

Unutmayalım ki ! İyot yetersizliğinin neden olduğu hastalıkları tedavi etmek hem zor hem de pahalıdır. Buna karşılık iyotlu tuz kullanmak hem sağlıklı hem de ucuzdur.

İyotlu Tuz Kullanmazsak !

Bebek ve Çocuklarda : Büyüme Geriliği, Zeka Geriliği, Cücelik

Gebelerde: Düşük ve Ölü Doğum Yapma Riski HER YAŞTA: Guatr Hastalığı Görülür.

İyotlu tuzun iyot içeriğini kaybetmemesi için; serin, kuru ortamlarda, ışık geçirmeyen ağzı kapalı kaplarda saklanmalıdır. Yemeklere konulan tuzdaki iyot pişirme ile kayba uğradığından yemekler piştikten sonra tuzu konulmalıdır.

04/03/2014

KAYA TUZU’NUN BİLİNMEYEN FAYDALARI

Astım ve alerji başta olmak üzere bir çok hastalığa iyi geliyor…

Çankırı’da düzenlenen bir toplantıya katılmak amacıyla kente gelen Prof. Dr. Ahmet Maranki, kaya tuzunun rafine edilmemiş halinin insan sağlığı için çok yararlı olduğunu belirtti.Çankırı’da önemli oranda bir tuz kaynağının bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Maranki, 1 litre kaplıca suyunda ortalama 1 gram mineral bulunduğunu, aynı orandaki tuzda ise 40 kat mineral olduğunu ifade etti.

Tuzdaki mineralin bir çok sağlık sorununu çözdüğünü kaydeden Prof. Dr. Maranki, ”Çankırı’da çıkartılan işlenmemiş saf tuzdaki mineraller, bedenimizin bir çok ihtiyacını karşılayacak özelliklere sahip. Kaya tuzu, astım ve alerji başta olmak üzere kalp damar veobezitegibi birçok hastalığın tedavisinde etkili. Tuz bulunduğu ortamın havasını temizliyor. Dünyanın bir çok yerinde üst solunum yolları rahatsızlığı, astım, bronşit, alerji, polen alerjisi gibi hastalıklarda tedavi amacıyla kullanılıyor” diye konuştu.

İç denizin çekilmesiyle çökelti şeklinde oluşan kaya tuzunun arasındaki killi toprağın insanın güzelliğine etki edeceğini kaydeden Prof. Dr. Maranki, ”Bu killer, cilt düzenleyici ve güzelleştirici bir özelliğe sahip. Buradaki kille saçlarınızı yıkadığınızda saçlarınızın da dökülmesinin önüne geçtiğinizi göreceksiniz” dedi.

Saf tuzun rafine edildiğinde içerisindeki minerallerle birlikte sağlık için faydalı bir çok özelliğini de kaybettiğinine dikkat çeken Prof. Dr. Maranki, ”Madenden çıkartılan mineraller açısından zengin kaya tuzu, rafine edildiğinde içerisindeki mineralleri kaybediyor. İçerisinde sadece sodyum kalıyor. Bu da vücutta ödemlerin oluşmasına neden oluyor. İşlenmemiş kaya tuzu ise bunu ortadan kaldırıyor” ifadelerini kullandı. (Alıntıdır.)

16/11/2013

Bolivya'da, mobilyaları bile tuzdan yapılan otele yoğun ilgi var. Otelin tuzdan olduğuna inanmayan müşterilerin duvarları yaladığı belirtildi

30/08/2013

Türk Gıda Kodeksi Tuz Tebliği'ne göre, önceki düzenlemede sadece beyaz tuz üretimine izin verilirken, artık renkli tuz üretilebilecek.

19/02/2013

R DERDE DEVA 60 BESİN MADDESİ - YİYEREK İYİLEŞİN
Beslenmek ne kadar da önemli, Mercimek yiyorsunuz stresiniz azalıyor, Uskumru yiyorsunuz moraliniz yükseliyor, sağlınız duygularınız dengeli ve bilinçli beslenmeye bağlı...

En Sağlıklı Altmış Besin Maddesi
BESİNLER NELERİ İÇERİYOR? NEYE YARIYOR?

ELMA Pektin, Bioflanovoid, C vitamini Kolesterol düzeyini düşürüyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

ENGİNAR Cynarin, bol miktarda B ve C vitamini Kan şekerini düzenliyor. C vitamini kalbi güçlendiriyor.

AVOKADO Doymamış yağ asidi Kalp ve kan dolaşımı için birebir. Kansere karşı koruyucu.

MUZ Potasyum, B6 vitamini, Serotonin, Magnezyum Rahatlatıyor ve uyumaya yardımcı oluyor.

FASULYE Demir, Kalsiyum, B ve C vitamini, Protein Kan ve hücre yapımına yardımcı oluyor.

BROKOLİ Magnezyum, A ve C vitamini, Potasyum Kansere karşı koruyor, kasları güçlendiriyor.

ESMER BUĞDAY Lysin, Lezithin Beyni ve sinirleri besliyor, öğrenmeyi güçlendiriyor.

MANTAR Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum Kasları güçlendiriyor, saç ve tırnakları besliyor.

ACI MARUL Yaşamsal önem taşıyan maddeler, Eser element, Potasyum, Fosfor Yağ metabolizmasını düzenliyor, felç riskine karşı koruyor.

BEZELYE Bitkisel protein, Magnezyum Kolesterol düzeyini düşürüyor, bağırsak kanser riskni azaltıyor.

ÇİLEK C vitamini, Kalsiyum, Potasyum Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, metabolizmayı harekete geçiriyor.

REZENE C vitamini, Uçucu yağlar, Demir, Potasyum, Kalsiyum Öksürüğü önlüyor, vücuda oksijen alımını artırıyor.

KÜMES HAYVANLARI Protein, Potasyum, Magnezyum, B vitamini, Çinko Baş ağrısı sorununa karşı etkili, stresten arındırıyor.

GREYFURT Folikasit, C vitamini Kan basıncını azaltır, kan yapımını artırır.

YULAF Karbonhidrat, Demir, Magnezyum, B vitamini Enerji sağlıyor, kas kramplarını önlüyor, idrar söktürüyor.

KUŞBURNU Likopen, C ve E vitamini, Demir Soğuk algınlığı ve gribe karşı önleyici etkiye sahip.

RİNGA BALIĞI Omega3 yağ asidi, Sodyum, Potasyum Damar sertliğini ve yüksek tansiyonu önlüyor.

AHUDUDU C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Demir, Folikasit Virüs ve bakterilere karşı koruyor, tümör oluşumuna engel oluyor.

MÜRVER Potasyum, B1 vitamini, C vitamini Terleten ve öksürüğü azaltan etkiye sahip. Kabızlığa iyi geliyor.

YOĞURT Kalsiyum, Riboflavin, B12 vitamini Bağırsak kanserine karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

FRENK ÜZÜMÜ C vitamini, Niasin, Kalsiyum Sinir ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor.

PEYNİR Protein, Sodyum, Potasyum, Kalsiyum Kemikleri güçlendiriyor, sinirleri koruyor.

HAVUÇ A vitamini, Selenyum S***m üretimini sağlıyor, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor.

PATATES Mieraller, C vitamini, Bitkisel Protein, Potasyum Kansere karşı koruyucu, vücudu toksinlerden arındırıyor.

KEFİR Asit laktik, Asit laktik bakterileri Bağırsak enfeksiyonuna, kabızlığa ve gaza iyi geliyor.

KİVİ C vitamini, Karotionid, Flavonoid Zayıflatıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

SARIMSAK Quercetin, Ajoene ve Allisin Kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

SOMON BALIĞI Omega3 yağ asidi ve D vitamini Kemikleri güçlendiriyor, meme kanseri riskini azaltıyor.

PIRASA Allisin, Çinko, Manganez, Selenyum Kan basıncını düşürüyor, kalbi ve damarları güçlendiriyor.

MERCİMEK Çinko ve Aminoasit Yorgunluğu gideriyor, strese karşı etkili

MISIR Çinko, Magnezyum ve B vitamini Stresle savaşıyor, bağırsak kanserini önlüyor.

USKUMRU Omega3 yağ asidi, D, B6-B12 vitaminleri ve İyot Kan basıncını düşürüyor, moral yükselten etkiye sahip.

MANGO A ve B vitamini, Çinko Cinsel enerjiyi yükseltiyor,orgazm yeteneğini artırıyor.

DENİZ BİTKİLERİ Omega3 yağ asidi, Pantothenik asit Kolesterol düzeyini düşürüyor, kalp krizi riskini azaltıyor.

SİYAH TURP C vitamini, Kalsiyum, Potasyum, Demir Bağışıklık sistemini ve kan dolaşımını güçlendiriyor.

KAVUN Mahnezyum, Potasyum ve Kalsiyum Vücuttaki su düzeyini ayarlıyor, idrar oluşumunu artırıyor.

SÜT Kalsiyum, D, A ve B2 vitaminleri Kemik oluşumunu teşvik ediyor, bağırsak kanserine karşı koruyor.

PEYNİR SUYU Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Laktik asit bakterileri Sindirim sistemi şikayetleri ve mide yanmasına karşı iyi geliyor.

CEVİZ, FISTIK, FINDIK B ve E vitamini, Çinko, Demir Sakinleştiriyor, uyumayı sağlıyor, stresi azaltıyor.

ZEYTİNYAĞI Doymamış yağ asidi, E vitamini Kötü huylu kolesterol düzeyini düşürüyor, hücreleri koruyor

PORTAKAL B ve C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Selenyum Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor.

PAPAYA Karotinoid, Enzimler, C vitamini Kalp hastalıklarını önlüyor, stresi azaltıyor

YEŞİL-KIRMIZI BİBER Capsaicin, A ve C vitamini, Çinko Baş ağrısı ve migrene karşı koruyucu etkiye sahip.

ERİK Potasyum, Demir, B vitamini Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor, enerji veriyor.

KIRILMAMIŞ PİRİNÇ Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum Mide anması ve gaza karşı etkili.. Vücuttaki fazla suyu atıyor.

RAVENT Magnezyum, Manganez, Kalsiyum, B vitamini Sağlıklı kemiklerin oluşumuna katkıda bulunuyor.

DANA ETİ Demir, Protein ve Potasyum Soğuk algınlığı, öksürük ve gribe karşı iyileştirci etkiye sahip.

LAHANA TURŞUSU Laktik asit bakterileri ve B12 vitamini Tümör oluşumunu önlüyor.

KEREVİZ Potasyum, Sodyum, Kalsiyum, Magnezyum Kabızlık, mide ve bağırsak sorunlarına karşı etkili.

SHIITAKE MANTARI Lentinan, D vitamini Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanser oluşumunu engelliyor.

SOYA Yağ, E vitamini ve Protein E vitamini hücreleri koruyor, kanser riskini azaltıyor.

ISPANAK A vitamini, Folik asit, Magnezyum, E vitamini, Manganez Sinirleri güçlendiriyor. Özellikle hamilelikte tavsiye ediliyor.

TOFU Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum Metabolizmayı uyarıyor. Kemik yoğunluğu için önemli.

DOMATES Likopen, Folikasit, Tyrosin Likopen kansere karşı koruyor, folikasit hücre yapımını uyarıyor.

TON BALIĞI Omega3 yağ asidi, D vitamini, Potasyum, İyot Kolesterol düzeyini düşürüyor, sinir hücrelerini koruyor.

KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ ÇAVDAR Magnezyum, Karbonhidrat, B vitamini Enerji sağlıyor, stresi azaltıyor.

KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY B vitamini, Demir ve Magnezyum Bacak kaslarındaki krampları yok ediyor. Uyku süresini azaltıyor.

KIRMIZI ÜZÜM Phyto-östrojen, Potasyum, Kalsiyum Yüksek tansiyona karşı iyi geliyor, trombozları önlüyor

BEYAZ-KIRMIZI LAHANA C vitamini, az oranda B vitamini, Kalsiyum Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, stres semptomlarıyla savaşıyor.

LİMON C vitamini ve Glucarate Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, mide kanserini önlüyor.


SAĞLIKLI BESİNLER rezene bezelye çile sağlıklı olmak i

14/12/2012

DOĞAL KAYA TUZU MİNERALİNİN SİHİRLİ GÜCÜ
Tuz türüne,kalitesine ve miktarına dikkat edilmek şartı ile düşmanımız değil tam tersine kadim dostumuzdur. Evet,fazla tuz tüketmekbazı insanlarda yüksek tansiyona neden olan böbrek ve kalp hastalıklarına yol açabiliyor. Ancak bu tuz kısıtlaması resmi ve sivil sağlık kurumlarınca fazla abartılıyor ve neredeyse açık bir tuz düşmanlığıo yapılıyor.Bu önerilere körü körüne uymak da faydadan çok zarar getirebiliyor.
Tuz hayatın vazgeçilmez unsuru,çünkü onsuz hayat mümkün değil. Dünyamızın dörtte üçü tuzlu sularla kaplı, insan vücudunun da üçte ikisi su ve tuz. Suyun damarlarımızda ve hücrelerimizde durabilmesituz olmadan olmuyor. Tuz ayrıca sinirlerimizin iletisini sağlıyor,kaslarımızı kasıyor,çeşitli besin maddelerinin hücre içine girmesini sağlıyor. Tuz olmadan hiç bir şey düşünemiyor ve hareket edemiyorsunuz.
Vücudumuzda su ve elektrolit dengesini ayarlayan hassas bir hormonal sistem var. Renin-Anjiyotensin-Aldesteron (RAA) sistemi.Vücudumuz susuz ve tuzsuz kaldığında beyin hücrelerini susuz bırakmamak için her türlü tedbire başvuruyor. Amaç beyine yeterli kanı göndermek. Bu durumda yeterli tuz ve sıvı almazsanız RAA sistemi etkinleşiyor kas ,deri ve eklem gibi önceliği olmayan dokuların damarlarını büzüştürüyor ve bu dokular susuz kalıyor ve büzüşüyor yani buruşuyor.Böylece hayati organ beyne daha fazla kan gitmiş oluyor.Su ve tuzu aldığımız zaman ise RAA sistemi faaliyetini durduruyor.
Dünyadaki insanların %70' i tuza duyarlı değilve renin seviyeleri yüksek. Yaklaşık %30' u tuza duyarlı (Afrika'nın orta ve güney kısmı bu oran ağırlığını oluşturuyor).Ve bu insanlarda böbrekten salgılanan renin adlı hormon düşük, bu hastalarda tuz kısıtlaması hastaların hipertansiyonunun düzelmesine yardımcı olurken, renin seviyesi yüksek ve tuza duyarlı olmayan insanlara tuz kısıtlaması yapmak zaten yüksek olan renini artırarak kan basıncını da artırarak tansiyon hastası yapmaktadır.(1)
Bir araştırmada tuz kısıtlaması yapılan hipertansiyonlu hastaların yapılmayanlara oranla daha fazla enfarktüs geçirdikleri gösterilmiş(2). Başka bir araştırmada da az tuz tüketenlerde ölüm oranları daha yüksek bulunmuş(3).
Az tuz almak kemik kırıklarını ve kemik erimesini de artırıyor.Mesela bir araştırmada kırıklı yaşlı hastaların ve aynı yaşta kırıksız hastaların serum sodyun seviyelerine bakılmış. Kırıksızların % 4'ünde, kırıklılarda ise bu oran iki kattan daha fazla imiş % 9 .(4)
Araştırıcılar tuz tadının motivasyon ve duygulanım ile ilgili süreçlerin limbik önbeyinde iç içe girdiğini göstermişler.(5). Bu nedenle tuz dengesindeki değişiklikler mizaç ve davranış bozukluklarına yol açabiliyor.Yani tuzun antidepresan bir özelliği var. Biliyorsunuz hayattan zevk almamak depresyonun en büyük özelliği. Belki de bu yüzden bazı insanlar tuza çok düşkünler.
Tuz eksikliği iştahsızlık,konsantrasyon azlığı,dikkat eksikliği,yorgunluk,baş ağrısı,uyku bozuklukları,tükenmişlik hissi,ağız tadının bozulması ve susuzluk hissi gibi belirtilere yol açıyor. Bir çok insanda bu belirtiler olabiliyor, ama bunlar nadiren tuz eksikliğine bağlanıyor. Azıda ,çoğuda zarar olan tuzun, insan sağlığı açısından günlük olarak kararınca alınması bu kadar önemliyken bir problem daha ortaya çıkıyor. İnsan sağlığı ile ilgili bir çok uzman " Tuzun kalitesi , yani doğal olup olmaması" ile ilgilenmiyor.
Peki Hangi Tuz daha kalitelidir ?
Dünyamızda tuz grupları ;Deniz tuzu, göl tuzu ve kaya tuzu olarak üç ayrı kaynaktan elde edilir.Örneğin Türkiye'nin büyük oranda tuzunu karşılayan Tuz Gölü maalesef şehir kanalizasyonları ve sanayi atığı sularla kirlenmiş ,denizlerimizde her türlü kirliliğe maruz kalmışlardır.Sadece yeraltı kayatuzu yatakları milyonlarca yıldır hiçbir kirlenmeye maruz kalmadan korunmuş doğal tuzu sunuyor bizlere.Doğal kaya tuzu tuz grupları içerisinde en doğalı ve sağlıklısıdır.
Doğal kaya tuzunun % 84'ünü Sodyum Klorür; geri kalan % 16 lık bölümünü lityum,fosfor,selenyum,magnesyum,kalsiyum,vanadyum gibi doğal mineraller oluşturur. Doğada bulunan 94 elementten soy gazlar hariç tüm elementler (84 Element) doğal tuz kristalinde mevcut.İnsan bedeni de tuz gibi 84 elementten oluşmakta.Yani doğal tuz mineral ihtiyaçlarımızın tamamını sağlıyor.! İşin diğer yanı bu doğal tuz dışında bazı doğal mineralleri alacağımız doğru dürüst başka bir kaynak yok.
Dünyada ki tuz üretiminin % 94'ü direkt olarak endüstride kullanılıyor.İnsan yaşamında 14 Bin farklı kullanım alanı olan tuzsuz ne plastik,soda,yumuşatıcılar,deterjanlar,cilalar ne de yağlar üretilebiliyor.(6) Kimyasal ayrıştırma işlemleri için sadece NaCl gerekli . Çünkü doğal tuz kristalinin içerdiği elementlerin tümü üretimde sıkıntılara sebep oluyor.Bu elementler rafinasyon sırasında ayıklanıyor.Bu işlemler için ayrıştırılan tuzdan %6 lık kısım da gıda sektörüne aktarılıyor.Bu işlemler sırasında bir çok toksik madde tükettiğimiz tuza karışıyor.Bu sebeple rafine tuzlar ile doğal işlenmemiş kaya tuzu arasında çok
büyük farklar var.Rafine tuzun %97.5'i sodyum klorür;geri kalan %2.5'inde İyot ve nem soğurucu kimyasallar var.Başlıca nem soğurucular:Kalsiyum karbonat,mağnezyum karbonat ve Alzheimer hastalığına yol açtığı söylenen Alüminyum hidroksit.Bu kimyasallar tuzun akıcılığını artırıyorlar.Bu tuz rafinasyon işlemi sırasında da 650 C sıcaklığa maruz kalıyorve bu sıcaklık tuzun kimyasal yapısını da bozuyor. Rafine tuz bir birinden ayrılmış kristallerden oluşuyor.Bu nedenle metabolize olması için vücudumuzun çok çalışması gerekiyor.Aşırı rafine tuz aldığınızda su molekülleri sodyum klorür molekülünün etrafını sarıyor ve vücudunuz bunu nötralize etmeden hemen sodyum ve klorüre ayrıştırıyor.Bu işin oluşması için hücre içinden su çekilir ve hücrelerimiz buruşur.Bu arada tansiyonumuz da yükselir.Her 1 Gram fazla sodyum için hücrelerden 23 Gram su çekiliyor.Bu durum tansiyonumuzu yükseltirken hücrelerimizi de kurutarak öldürür.Vücut rafine tuzu saldırgan bir zehir olarak algıladığı için tüketilen rafine tuzu kendini korumak amacıyla bir an önce atmak istiyor ve bu nedenle de tüketilen aşırı miktarda tuzun süzülmesi ve atılması başta böbreklerimiz olmak üzere tüm boşaltım sistemi üzerinde önemli bir yük ve baskı oluşturuyor.Bu durumda rafine tuz vücudumuzda aşırı su birikimlerine (ödem) sebep oluyor ki kalp yetersizliğine yol açabiliyor.Kadınların en önemli şikayetlerinden biri olan selülitin temel sebeplerinden biri de yine budur.Vücuttan atılamayan tuz ise tekrar kristalleşerek direkt olarak eklem ve kemiklerde depolanıyor ki bu artrit, gut gibi değişik türdeki romatizmal hastalıklar ile safra kesesi ve böbrek taşı oluşumlarının önemli sebeplerinden. Tekrar kristalleştirerek saklama çözümü orta ve uzun vadede hastalıklara sebep oluyor ama atılmasını gerçekleştiremediği aşırı miktarda rafine tuzun kendisine vereceği akut zararı engellemek için vücudun bulabildiği tek çözüm bu.Yani zararı zamana yayıyor.İşte bu yüzden " Doğal kaya tuzu minerali "(işlenmemiş kayatuzu) ile rafine tuz birbirine hiç benzemiyor.
Bilimsel açıdan doğal tuz kristalinin kendine has bir yapısı var.Diğer tüm kristal yapıların tersine,tuzun atomik yapısı moleküler değil,elektriksel ve tuzu değişken yapan faktörde bu.(7)
ABD'de FDA'nın tuz önerisi günde 2.4 gram (2.5 silme çay kaşığı) aşılmaması Amerikan Kalp Topluluğunun sınırı ise 1.5 gram maalesef iki kuruluş da tuzun rafine edilmiş olup olmamasından bahsetmiyor. Eğer rafine tuz tüketiyorsanız günlük 1.5 grama kadar kısıtlamanız uygun olur.sağlığınız iyi ise doğal kaya tuzundan rafine edilmemiş tuz tüketiminizi 3 gram' a kadar artırabilirsiniz. Bu arada günlük su tüketiminin 2 litreden az olmaması gerekiyor.Eğer fazla tuz almışsanız,tükettiğiniz su miktarını da artırınız.
Ayrıca, kaya tuzu doğal iyonlaştırıcıdır.Artık bu gün sadece tuz kristali yapısından dolayı radyasyonu nötralize etmenin mümkün olduğunu biliyoruz.Örneğin atom çöpü nükleer radyasyon atıkları tuz depolarında saklanıyor.Bu da tuzun sırrı, bu sır da onun geometrik elektriksel yapısında saklı.Günümüz teknolojik ürün ve cihazlarının elektrik yüklü sisinden oluşan artı iyonların ve radyasyonun zararlı etkilerini de ufak tuz kayaçları azaltır. Tuz kristalleri yorgunluğu,stresi,astım nöbetlerini,alerjileri,baş ağrılarını,cilt rahatsızlıklarını,havadaki nemi ve kokuyu hafifletmekle bilinirler ve rahat uyku ortamı yaratırlar.Eksi iyonlar havayı şu unsurlardan temizler:Toz, polen, toz zerrecikleri, hayvan tüyleri, küflü sporlar.

Kaynaklar:
1)-Wilson TW, Grim CE.Unnatural selection NC:Duke Üniversity Pres,1992:339-359
2)-Alderman MH.,Sealey JE.,Madhavan S., Cohen H.,Laragh JH. Hypertension. 1995;25(6):1144-52
3)-Alderman MH.,Cohen H.,Madhavan S. Dietary sodium intake and mortality:Lancet 1998;351:781-785
4)-Sandhu HS.,Gilles E.,DeVita MV.,Panapoulos G.,Michelis MF. Int Ural Nephrol.2009;41(3):733-7
5)-Morris MJ.Na ES, Johnson AK. Salt Craving Physiol Behav 2008:94(5):709-21
6)-İnsanlığın Tuzlu Tarihi /Mark Kurlansky Aykırı Yayıncılık İstanbul 2003
7)-http:/www.iyibilgi.com/haber.php?haber-id.=160003

Address

Düzce
81000

Telephone

+905323564712

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Düzce Tablet Tuz posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Düzce Tablet Tuz:

Share