FATSA Turizm Danişma Bürosu

FATSA Turizm Danişma Bürosu Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from FATSA Turizm Danişma Bürosu, Consulting Agency, belediye kültür sarayı, Fatsa.

HİKMET PALA'NIN KALEMİNDENHEKİMOĞLU’NUN ÖLÜSÜNÜN BAŞINDAKİ İTALYAN24.01.16, Pazar HEKİMOĞLU’NUN ÖLÜSÜNÜN BAŞINDAKİ İTALY...
24/01/2016

HİKMET PALA'NIN KALEMİNDEN
HEKİMOĞLU’NUN ÖLÜSÜNÜN BAŞINDAKİ İTALYAN
24.01.16, Pazar HEKİMOĞLU’NUN ÖLÜSÜNÜN BAŞINDAKİ İTALYAN
Hekimoğlu İbrahim’in, Ordu yöresinin meşhur eşkıyalarından olduğunu hemen hemen herkes bilir. Adına yakılan Hekimoğlu Türküsü uzun zamandır Ordu ölçeğini aşarak Türkiye’nin en bilinen türküleri arasına girmiştir. Hatta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı ve 12 eserin yer aldığı “Hikâyesi Olan Türküler” albümünde de yer alan Hekimoğlu Türküsü gerçek bir yaşam öyküsünü anlatıyor.

Sözlü rivayetlere göre, Fatsa’nın Yassıtaş köyünden olan Hekimoğlu İbrahim, İnoğlu Hasan Ağa’nın yanında ırgatlık yaparken bir kadını sever. Konu namus davasına dönüşür. İbrahim’in Karataş köyünde huzuru kalmaz ve yanına bir tüfek alarak kaçar. Zaptiyeler ve ileri gelenler Hekimoğlu İbrahim’in peşine düşerler. Bunların arasında İnoğlu Hasan Ağa da vardır. Çamaş’ın Söken mevkisinde Hekimoğlu’nu sıkıştıran Hasan Ağa, elindeki tüfeği almaya çalışırken vurulur.

hikmet pala (2)_1

Bu olaydan sonra Hekimoğlu İbrahim yanına birkaç arkadaşını alarak dağlara çıkar, eşkıya olur. Sürekli olarak zaptiyeler ve ağaların silahlı adamları tarafından kovalanır. En son Aybastı’nın Ayandon köyünde etrafı çevrilir. Teslim olmak istemeyen Hekimoğlu, evin arka tarafından çıkmaya çalışırken vurulur.

Cesedi at üzerinde Fatsa’ya getirilerek halka teşhir edilir. Bu olayın belgesi olan tek fotoğraf yıllar sonra, Fatsa’dan Amerika’ya göç etmiş bir Rum tarafından gönderilir. Fotoğrafta Hekimoğlu’nun cesedinin arkasında Fatsa kaymakamı, zabitler ve bazı ileri gelenler gözükmektedir. Fotoğrafın kenarında “Fatsa 1910” yazmaktadır.

Buraya Osmanlı’nın resmi kayıtlarında yer alan Hekimoğlu hakkındaki belgelerden elde edilen bilgileri eklemem gerekiyor. Çünkü fotoğrafın kenarında yazan 1910 tarihi ile belgelerdeki tarih birbirini tutmamaktadır. Çünkü 27 Nisan 1913 tarihinde Canik Muhassılı Süleyman Necmi imzasıyla İçişleri Bakanlığı’na gönderilen yazıda özetle Niksar, Fatsa ve Ordu kazalarında eşkıyalık yapan, halka zarar veren Hekimoğlu’nun kendi evinde abluka altına alındığı, sekiz saat süren bir çatışma sonucunda bir adamıyla birlikte ölü olarak ele geçirildiği belirtilmektedir.[1]

Hekimoğlu İbrahim ve avenesinin ölü olarak ele geçirilmesinde hizmetleri görülen jandarma süvari müfreze kumandanı Şakir Onbaşı ile müfrezeye kılavuzluk eden Fatsa’nın Saca köyünden Keşişoğlu Todor ve Yorika’nın parayla ödüllendirilmiştir.[2]

Ben bu yazımda Hekimoğlu İbrahim’i değil, Hekimoğlu’nun ölüsünün başında çekilen fotoğrafta en sağda bulunan, takım elbiseli, fötr şapkalı ve uzun deri çizmeli kişiden bahsetmek istiyorum.

Ordu ve civarının maden yatakları bakımından çok zengin olduğu ve milattan önceki yıllarda buralarda yaşayan kavimlerin özellikle demir madenlerini işlediklerini tarihi kaynaklardan biliyoruz. Halibler denen kavmin Ordu ve yöresinde demircilikle meşgul olduğu, buradan geçen birçok seyyahın notlarında bu hususun yer aldığı görülmektedir. Örneğin 1840’lı yıllarda Anadolu’yu gezen Charles Texier, Ünye’nin demir madeniyle meşhur olduğunu yazmaktadır.[3]

1850’den sonra Avrupa’da gelişen sanayi için bol miktarda hammaddeye ihtiyaç duyuluyordu. Avrupalılar, Anadolu’nun maden yatakları bakımından zengin olduğuna inanıyordu. Bu nedenle madenleri ve rezerv miktarlarını belirlemek için birçok Avrupalı maden şirketi Osmanlı topraklarına adamlarını gönderdi.

Osmanlı Devleti, özellikle 2. Abdülhamit döneminde, Osmanlı vatandaşı gayrimüslimlere ve yabancılara maden işletme imtiyazları verdi. 1878’den itibaren madenlerin imtiyaz hakları konusunda genelgeler yayınlanması yabancı maden şirketlerinin Anadolu’daki madenlere ilgisinin artmasına yol açtı.[4]

Buna bağlı olarak yabancı şirketler tarafından Ordu’da birçok maden araştırması yapıldı, maden ruhsatları alındı. Örneğin 1880 yılında Yaraşlı, Çerli ve Saray köylerindeki manganez madenleri için Fransız Oçermin Galya isimli şahıs ruhsat almıştı. 1892’de Ebulhayır Sayaca köyündeki manganez için İtalyan Bartzili, Hapsamana Damarlı köyündeki maden için Osmanlı vatandaşı Ezenoğlu Arşavaril işletme hakkı almışlardı.[5]

Bakacak ve Cağnos köylerindeki gümüşlü kurşun ve bakır madeninin işletme ruhsatını 1883’te Viçan Rahniçi almıştı. 1903 yılında bu madenlerden alınan 29.005 kuruşluk vergi Ordu ve Giresun bölgesindeki 11 madenden alınan verginin neredeyse yarısı kadardı.

Kısa bir giriş yaptığım Ordu bölgesinde madenler konusu ile Hekimoğlu İbrahim arasında nasıl bir bağlantı var? Onu da açıklayalım. Yaklaşık on yıl önce elime, Fatsa madenlerinin işletmesini yapan şirketin temsilcisi Williamson’un, şirketin Londra’daki genel merkezine 1911 yılında gönderdiği raporların orijinal nüshaları geçmişti. Arşivimde bulunan bu raporların bazı kısımlarını Türkçeye tercüme ettirmiştim.

31 Temmuz 1911 tarihli bir raporda “Bay Carminati’nin planında sayılarla gösterilen damarların bulunduğu raporun bu mektuba eklenmesinden dolayı minnettarım” ve “Bu bölgeye (Sarı Yakup) ulaştığımızda Bay Carminati tarafından oluşturulan galerinin heyelan sonucu tamamen yok olduğunu gördük” gibi cümleler yer almaktaydı. Ama isminden sadece bir İtalyan olduğunu anlayabildiğim Carminati hakkında başkaca bir bilgiye ulaşmam mümkün olamamıştı.

Ne zaman ki çok sevgili Zeki Sarıhan hocamın 29 Aralık 2015 tarihinde yayınladığı “Hekimoğlu Türküsü Hakkında İlk Araştırma” adlı yazısını okudum, bu konuyla ilgili bağlantılar kafamda netleşmeye başladı.

1967-1968 öğretim yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü öğretmenlerinden Kemal Demiray’ın, yaz tatilinde birer araştırma yapmalarını istemeleri üzerine Zeki Sarıhan da Hekimoğlu türküsünün hikâyesini araştırmaya karar verir. Ödevine bir de fotoğraf ekler:

“Bu fotoğraf, yıllar sonra Amerika’dan tek nüsha olarak Fatsa’ya gönderilmiş. Çoğaltılmış. Köyümüzün eski muhtarı Atıf Sarıhan’da varmış. Bana verdi ve ben de bunu ödev metnimle birlikte örneğini almadan Kemal Demiray’a teslim ettim. O fotoğraftaki fötr şapkalı olanının o sırada maden aramak için Fatsa’da bulunan bir İtalyan olduğu söylenmişti.”

Maden raporlarında adına rastladığım ve Fatsa’daki madenlerin işletme hakkını alan şirketin temsilcisi olan Carminati hakkında nihayet başka bilgilere böylece ulaşmıştım. Hekimoğlu’nun cesedinin başında çekilen tek kare fotoğrafta yer alan kişilerden birisi de işte bu maden mühendisi Bay Carminati idi.

Carminati ismine başka kaynaklarda da rastlamak mümkün.

Bir Macar subayı olan Adolf Orosdi, Osmanlı’ya sığındıktan sonra 1855 yılında Galata’da bir giyim mağazası açar. Yahudi Back Ailesiyle ortaklık yaparak Orosdi-Back İşletmelerini kurar. Birçok şehirde mağazası olan bu şirketin merkezi Paris’te bulunmaktadır. Şirketin elemanlarından olan Yves Salmon, Anadolu’nun değişik yerlerinde mağaza açılması için incelemeler yapar. Samsun ve Fatsa’ya da gelir. Fatsa’ya gelmeden önce 1912 yılında Carminati ile Paris’te buluşarak, Bolaman’da yapılmak istenenler hakkında görüşür.

Yves Salmon, bir İngiliz mühendisle birlikte 1912 yılının mayıs ayında Fatsa’ya geldiğini yazıyor. Bu İngiliz mühendisin Londra’ya söz konusu maden raporlarını gönderen maden mühendisi Williamson olduğunu tahmin ediyorum.

Fatsa’da Hekimoğu İbrahim’in yerde yatan cansız bedeninin başında fotoğraf çektiren grubun içerisinde yer alan, takım elbiseli, fötr şapkalı, bir elinde sigara diğerinde küçük bir deri çanta bulunan kişinin kim olduğunu öğrenmek benim için önemliydi. Ordu bölgesinde maden imtiyazı alan yabancı bir şirket adına çalışan Bay Carminati (Karminati), uzun bir süre burada kalmış, yazdığı raporlarla, açtığı maden galerileriyle, kendisinden sonra bölgeye gelen yabancı madencilere referans olmuştur.

Bolaman, Ordu ili Fatsa ilçesinin 6 km.kadar ilerisinde, küçük bir koyun kenarına kurulmuş şirin bir belde.Bu küçük beld...
08/01/2016

Bolaman, Ordu ili Fatsa ilçesinin 6 km.kadar ilerisinde, küçük bir koyun kenarına kurulmuş şirin bir belde.
Bu küçük belde, taş bir kale duvarı üzerine kurulmuş ahşap bir konağın merkezinde genişleyerek oluşmuş. Yapı, denize çıkıntı yapan bir burunda, başka konaklarla devam ediyor. Hemen arkasında bulunan görkemli ahşap beyaz ev 1764 yılında Hazinedaroğlu Ahmet Bey tarafından yaptırılmış halen onun adıyla anılmakta. Bütün bu binalar topluluğu aynı ailenin fertlerine ait. Yaklaşık olarak 500 yıldan bu yana burada yaşamakta olan Haznedaroğlu ailesi, zamanında bölgenin yerli derebeyleriymişler.

1811 Yılında, Çarşamba’lı Süleymanzade Hazinedaroğlu, kale duvarı ile şapel arasına misafirhane olarak kullanılmak üzere ahşap bir konak yaptırmış. Bina, zaman içinde ailenin yaşadığı bir ikametgah olmuş.
Konak daha sonra, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) temlikine geçmiş. Fakat uzun yıllar atıl kalmış. Ordu Üniversitesi (ODÜ) temliğine verilerek restore edilip, yöresel yemeklerin ikram edileceği bir turistik tesise dönüştürülmüş. Deniz kenarında ve karayoluna oldukça yakın olması sebebiyle, Fatsa turizminin ivme kazanmasına katkıda bulunacağına inanılan konağın restoran işletmeciliğini de yine Fatsa’da bulunan Yalçın Otel üstlenmiş..

Konak restoranın dış kapı girişindeki açıklama yazısında konağın, yörenin en belirgin eseri olduğu, yöre ile ilgili tanıtım fotoğraflarında da en fazla burasının kullanıldığı belirtiliyor. Hatta, bu yöredeki kibrit kutularına varana kadar bu kale üstü konağın fotoğraflarının kullanıldığı yazılmış. Yine bu tanıtım yazılarında, konağın Hazinedaroğlu ailesinden Mehmet Bey tarafından inşa edildiği ve en az 200 yıllık olduğu da ilave edilmiş.

İlk olarak tüp geçidin önündeki alan kazıldı.10 arkeolog ve 9 işçinin katılımıyla yapılan ilk kazı sonunda Pontus dönemi...
08/01/2016

İlk olarak tüp geçidin önündeki alan kazıldı.10 arkeolog ve 9 işçinin katılımıyla yapılan ilk kazı sonunda Pontus dönemine ait eserlerin bulunduğu açıklandı. Bulunan eserlerin Pontus kralı 6. Mitridat dönemine ait 55 sikke ve aynı döneme ait çeşitli formlarda pişmiş toprak seramik parçaları olduğu söylendi.
6. Mitridat M.Ö. 120-63 yılları arasında yaşadığına göre bulunan eserlerin en az 2 bin 150 yıllık olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca yapılan kazılarda aynı döneme ait mimari kalıntılar da ortaya çıktı. Helenistik döneme ait kalıntıların yanında, Roma ve Bizans dönemlerine ait mimarı kalıntı ve seramiklerin de ortaya çıktığı açıklandı.
Bölgemize turist özellikle de yabancı turist pek gelmemektedir. Bir yere turisti çekecek bazı şeyler olmalıdır. Ege; denizi ve güneşiyle turist çekerken, Akdeniz'de bunlara bir de tarihi kalıntılar eklenmektedir.
Bizde ilk 2 çekici özelliği bulmak zordur. Öyleyse tarih ön plana çıkmaktadır. Ancak bu zenginliğin ortaya çıkarılması ve korunması konusunda da oldukça duyarsız olduğumuz söylenebilir. Onlarca yıldır varlığı bilindiği halde bir türlü el atılmayan Cıngırt artık kaderine terk edilmişlikten kurtulmuştur. Bir an önce bitirilip, özellikle yabancı turistlerin akınına uğraması beklenmektedir. Ancak bunun için çalışmaların tamamlanıp ortaya bir şeylerin çıkarılması gerekmektedir.
Tüp geçidin ucu bulunmalı
Cıngırt'ta ortaya çıkarılacak olan mimarı yapıdan ve çeşitli eserlerden daha önemlisi; tepeden 45 derecelik eğimle aşağıya doğru inen tüp geçittir. Bu geçidin nereye çıktığı mutlaka bulunmalı ve burada yatan sır perdesi aralanmalıdır. Şu anda yalnızca tepede başlatılan çalışmalara ek olarak tepenin doğu yönündeki vadinin dibindeki kaya mezarların ve merdiven şeklinde insan eliyle yapılmış basamakların da kapsama alınması çok önemlidir. Çünkü yukarıda sözünü ettiğimiz tüp geçidin aşağıda bu bölümle bağlantısı olduğu ilk akla gelen açıklamadır.
Tüm bunlar yeterince aydınlığa kavuşturulursa burada ortaya çıkacak kalıntıların diğer bölgelerdekinden çok önemli farklılıklar göstereceği sanılmaktadır. Sanılmanın da ötesinde beklenmektedir.
Su yolu olamaz
Cıngırt'ta kazı çalışması yapan ekibin başkanı tarafından yapılan açıklamada; Cıngırt Kalesinin askeri bir garnizon olduğu, Kral Mitridat'ın Evpator'dan sonra bölgeyi ele geçiren Roma İmparatorluğu'nun da bu kaleyi aynı amaçla kullandığı ve kalede yer altına merdivenlerle inen dehlizin, suya ulaşmak amacıyla açılmış olduğu nun düşünüldüğü belirtilmiştir.
Su taşımak için yapılan bir geçidin bu kadar büyük olması düşünülemez. Görmeyenler için açıklayalım: Cıngırt geçidi yan yana en az 5 kişinin yürüyebileceği genişlikte ve bir insan boyunun da çok üzerinde bir yükseklikte yapılmış. Teknolojinin olmadığı o günlerde insan gücüyle yapılan bir geçidin bu kadar büyük olması için başka nedenler olmalıdır. Bu da ancak geçidin görünmeyen ucuna ulaşılması ile çözülebilecektir. Bu nedenle sabırsızlıkla beklenilen o güne kadar çeşitli yorumlar yapılacak ve senaryolar üretilmeye devam edecektir.

Çalışmalara erken ara verildi
Yıllardır beklenen çalışmanın başlamasıyla bitirilmesi biraz şaşırtıcı oldu. Mevsim ve hava koşullarının bir süre daha çalışmaya elverişli olmasına rağmen, çalışmaya bu kadar erken son verilmesi, sonucu merak edenler için daha uzun zaman beklemek gerektiğini gösteriyor. Yaşı biraz ilerlemiş olanların kafalarında; "Acaba burada yatan sır perdesini görmek bize nasip olacak mı?" şeklinde bir soru işaretinin de oluştuğunu söylemek olanaklı. Zira çalışmalar böyle kısa periyotlar halinde sürerse, zaten iğneyle kuyu kazmak gibi olan kazı çalışmalarında kısa zamanda sonuca ulaşılamayacağı görülmektedir. Geçen her gün Fatsa ve bölge için bir kayıptır. Bu çalışmayı hızlandırmanın bir yolu olmalıdır.
Yetkililerden ve ilgililerden önemle rica olunur...
Fatsa Harman Dergisi

Cıngırt Kayalıkları mı?
Cıngırt Kalesi mi?
Fatsa Yeni Haber
Ordu'da daha önce tarihi Kurul kayalıklarında başlatılan ve 'Pontus' dönemine ait eserlerin çıkarıldığı açıklanan arkeolojik kazılardan sonra bu kez ilçemizde bulunan ve herkes tarafından nasıl sonuçlanacağı merak edilen tarihi Cıngırt Kayalıkları'nda bir ay önce başlatılan kazılardan da 'Pontus' eserleri çıkarıldığı açıklandı.
Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Arkeologları tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü'nün izniyle Müze Müdürlüğü yönetiminde Yrd. Doç. Dr. Ayşe Fatma Erol ve 9 arkeolog tarafından ilçemizin tarihi Cıngırt Kayalıkları'nda başlatılan kazı çalışmaları tamamlandı. Kazılarda Roma ve Helenistik döneme ait eserlere ulaşıldığı öğrenildi.
Kazılar sonucunda Helenistik dönem kapsamında Pontus Kralı 6. Mitridat dönemine rastlanan veriler elde edildiği, 55 adet sikke, aynı döneme ait çeşitli formlarda pişmiş toprak seramik parçaları, duvar kalıntıları bulunduğu söylendi. Açıklamalar en başta ilçemizde büyük heyecan yarattı.
“Kaya mı Kale mi?”
Cıngırt Kayalıkları’ndaki tarihi tünel ya da mağara girişine benzeyen yapının sonunda neye ulaşılacağı halk arasında merak konusu olurken Yeni Haber Gazetesi olarak Cıngırt Kayalıkları’nda bazı incelemelerde bulunduk. Kazı alanındaki düzen ve toprak kazıldıkça oluşmaya başlayan yapı ilçemizde harika bir eser çıkacağa benziyor. Cıngırt Kayalıkları’nın zirvesinde yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkan görüntü ve özenle kesilmiş taşlardan oluşan yapı kayalıkların bir kale yapısına dönüşeceğine işaret ediyor gibi…
“Herkes Heyecanlı”
Kayalıkların tepesinde girişi bulunan mağaranın ucunun nereye vardığı hala merak konusu olurken kayalıkların dibinde yine tarihi özellik taşıyan yapılar bulunuyor. Kayaları oymak suretiyle duvarlarda oluşan şekiller ve merdivenler, su olukları, kuyular ve daha birçok yapı dikkat çekiyor. Kayalıkların dibindeki bu yeri bize gösteren yer sahibi de kazılarla birlikte heyecanlandıklarını ve ortaya nasıl bir şey çıkacağını merakla beklediklerini söylüyor. Cıngırt Kayalıkları tarihi öneminin yanı sıra kazılar tamamlandığında ilçemizde turizm anlamında da büyük bir canlılık getirecek gibi görünüyor. Çalışmayı başlatan Ordu Valiliği’ne ve kazı ekibine gazete olarak teşekkür ediyor, çalışmalarının devamını diliyoruz. Sonucu merakla bekliyoruz.

Çıngırt Kalesinin Önemi
Kaynak: Mir Kuzey
Cıngırt Kale’nin esas önemi Pontus Kralı 6. Mithridates (Mitridat) tan ileri geliyor. I. Pontus Yunan-Helen devleti değil Mitridat Perstir.
Pontus Devleti M.Ö. 298- M.S. 63 yılları arasında var olmuştur. VI. Mitridat- Sinop ile Odessa arasına 74 adet kale yaptırmıştır. Bu kalelerin en önemlilerinden biri CINGIRT KALE’dir. VI. Mitridat bu kalenin komutanıdır. (Sonraları Truvadan tanıdığımız Hektor’un da bu kalede komutanlık yaptığı söylenir) Mitridat kaleleri o zamanın emperyal güc Roma’ya karşı yapmıştır. Karadeniz’de Üç Roma İmparatorunu yenmiştir. Emperyal güçlere karşı ilk zaferi kazanan komutandır. Bayrağı’da Ay Yıldız’dır
Bu yıl kazılara Çıngırt kale’nin kale ve dehliz kısmından (en yüksekteki bölüm) başlandı. Sadece 500 metre karelik alanda Helenistik ve Roma dönemlerine ait sikkeler ve kale duvarları ve bazı heykellerin alt bölümleri bulundu. Gelecek yıl kazılara 3 grupla devam edilecek ve kazılar en az yıl 20 yıl sürecek.
Kalenin deniz tarafına bakan tabanda 1960’lı yıllarda kazı yapılmış. Aynı yerde çakmaktaşı ve ahşap düğmelere rastlanmışı, bu bulgular burada insanların avcılık yaparak hayatta kaldığı döneme bizi götürüyor. Yani M.Ö. 10.000- 20.000 yıllarına

08/01/2016
Gaga (Grago) Gölü, Ordu'nun Fatsa ilçesinde, Fatsa-Aybastı karayolunun 8. kilometresinde ve Yassıtaş, Fatsa köyünde yer ...
04/12/2015

Gaga (Grago) Gölü, Ordu'nun Fatsa ilçesinde, Fatsa-Aybastı karayolunun 8. kilometresinde ve Yassıtaş, Fatsa köyünde yer alan, heyelan neticesinde oluşmuş bir göl' dür.

Gaga gölü heyelan sonucunda oluşmuştur. Heyelan sonrasında çok sayıda ve değişik boyutlarda çukurluklar oluşmuş ve çukurların yağışlarla dolmasıyla doğal olarak göl haline gelmiştir. Bu alandaki çok sayıdaki küçük göl sonraları kendiliğinden kurumuş ya da yöre halkı tarafından tarla yapmak amacıyla drenajla kurutulmuştur. Gaga gölü iki ayrı çanağa sahip olup, bunlardan büyük olanı yaklaşık 200 x 250 m genişliğinde ve 15 m derinliktedir. Bunun batısında, aralarındaki küçük bir eşikle bağlanan bir bölümü daha vardır. Buranın genişliği yaklaşık 150 x 180 m olup, derinliği 1-2 m'yi geçmemektedir[2]

Gölün ortasında küçük bir ada bulunmakta ve bu adaya eski bir yapının kalıntılarının varlığı ile bağlantı kurulmaktadır.

Göle akan akarsu olmamakla beraber küçük bir kanal ile Bolaman Irmağı'na bir çıkarı olan gölde kerevit, sazan ve yerel balıklar bulunmaktadır.

Address

Belediye Kültür Sarayı
Fatsa
52400

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when FATSA Turizm Danişma Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share