Mart Plastik AŞ

Mart Plastik AŞ Mart Plastik A.Ş, PVC,PP,PET,PC,Kart Malzemeleri,Endüstriyel Bantlar ve Yapışkanlı Ürünler ile ilgili üretim ve tedarik alanında faaliyetlerini sürdürmekte

Kalite Politikamız


Misyonumuz

•Müşterilerimiz, iş ortaklarımız, çalışanlarımız ve toplum için sürekli yeni değerler yaratmak
•Yasalara ve iş ahlakına uygun dürüst çalışmak
•Kaynakları verimli kullanabilmek
•Sektöre kaliteli ürünler sunmak
•Güvenilirlik
•Sürekli ve sağlıklı sürdürülebilir gelişme sağlamak
•İyi bir çalışma ortamında çalışanlarımızın yeteneklerini geliştirildiği, katılımcı ruh v

e ekip çalışmasının özendirildiği bir iş ortamı sunmak
•Çalışanlarına değer veren, toplumsal sorumluluğu ve çevre bilinci yüksek bir firma olmak
•Tedarikçilerle işbirliğini hedefleyerek gelişmek ve geliştirmek
•Çağdaş yönetim tekniklerini benimsemek
•Sürdürülebilir büyümeleri yaratan, rekabetçi ve istikrarlı bir şirket olarak anılmak istiyoruz. Vizyonumuz

Sektöründe lider kuruluş olarak; müşteri odaklı çalışma prensibini benimseyen, toplam kalite yönetim anlayışını özümsemiş, ürün çeşitliliğini sürekli yenileyerek "Bir Dünya Markası" olmaktır. Kalite Politikamız

Hedefimiz, tüketici ihtiyaç ve beklentilerini tam olarak karşılayacak şekilde güvenilir ürünler sunarak, bir dünya markası olmaktır. Yönetim ve tüm çalışanlar olarak belirlediğimiz bu hedefe, üreticilerimiz ve tedarikçilerimizle birlikte büyüyerek, kârlılığımızı ve verimliliğimizi artırarak, toplam kalite yönetim anlayışını benimseyerek ulaşabileceğimize inanıyoruz. MART PLASTİK AŞ olarak, yasalara ve ahlaki kurallara uygun davranan, çevreye değer veren bir yaklaşımla üretim yapan, tüketicinin korunmasını ve bilinçlenmesini destekleyen, hissedarlarımız ve toplum için değer yaratan katılımcı yönetim şeklini benimseyen bir şirket olarak varlığımızı sürdürmek istiyoruz. Bu hedef ve çalışma sistemlerindeki etkinliklerin sürekli iyileştirileceğini ve her zaman "Tüketici Memnuniyeti" için çalışacağımızı taahhüt ediyoruz.

İş güvenliği politikası ve amaçları



Amaçlarımız, teknolojik gelişmeleri izlemek, çalışanlarımızın geliştirilmesi için gerekli olan ihtiyaçları belirleyerek karşılamak, müşteri memnuniyetini sağlamak, üretimlerimizin verimliliğini arttırmak ve süreçlerimizi sürekli olarak iyileştirmektir. Değerlerimiz

MART PLASTİK AŞ olarak ; davranışlarımızı, kararlarımızı ve iş amaçlarımızı yönlendiren ortak değerlerimiz:
•Müşteri memnuniyeti,
•Maliyet bilinci, verimli çalışma,
•Önce insan,
•Dürüstlük ve şeffaflık,
•Bireysel gelişim,
•Yaratıcılık, girişimcilik, inovasyon,
•İşçi sağlığı ve iş güvenliği,
•Rekabet ve adalet,
•Ürün kalitesinde istikrarlılık,
•Yüksek iletişim,
•İş ahlakı,
•Karşılıklı saygı ve sevgi,
•Paylaşım,
•Sürekli gelişme,
•Çevre sağlığı.

29/10/2018
13. SÜ DÜZENLENEN PRİNTTEK 2017 ULUSLARARASI BASKI TEKNOLOJİLERİ VE KAĞIT FUARINDA YER ALAN 5.SALON 524/A NOLU STANDIMIZ...
03/10/2017

13. SÜ DÜZENLENEN PRİNTTEK 2017 ULUSLARARASI BASKI TEKNOLOJİLERİ VE KAĞIT FUARINDA YER ALAN 5.SALON 524/A NOLU STANDIMIZDA SİZ DEĞERLİ DOSTLARIMIZ GÖRMEKTEN ONUR DUYARIZ. MART PLASTİK AŞ

23/04/2016
01/01/2016
Kutlu Doğum ve Mevlid KandiliHayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzü...
22/12/2015

Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen “Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?” sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp “Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur” dediler.(1)

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke’de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
– “Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?” diye sordu.
– “Bilmiyoruz” diye cevap verdiler.
Yahudi, “Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
“Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin’in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var” dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. “Bu gece Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular.” haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
“Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?” dediler.
Yahudi “Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?” dedi.
Onlar, “Öncedir ve ismi Ahmed’dir” dediler. Yahudi, “Beni ona götürün” dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine’nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

“Ne oldu sana, yazıklar olsun” dediler.

Yahudi, “Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

“Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir” dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, “Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman ‘Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım’ de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver.”

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra’daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib’e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine’nin yanında bulunan Osman ibn Âs’ın annesinin gördükleri de şöyle:

“O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük.”

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid’in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

“Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin”

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan’a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe’de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava’da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, p**a tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah’ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

Kaynaklar:
(1)İbn-i Sa’d, Tabakat, 1:60.
(2)A.g.e, 1:162-163.
(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa’d, Tabakat, 1:102.
(4)A.g.e., 1:102.
(5)İbn-i Sa’d, Tabakat, 1:102.
(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.
Mehmet Paksu, Mübarek Gün ve Geceler, Nesil Yayınları

Mart Plastik Ailesi olarak;Tüm İslam Aleminin Miraç Kandilini Tebrik Ederiz...
15/05/2015

Mart Plastik Ailesi olarak;
Tüm İslam Aleminin Miraç Kandilini Tebrik Ederiz...

Mart Plastik Ailesi olarak;Tüm İslam Aleminin Regaib Kandilini Tebrik Ederiz...
23/04/2015

Mart Plastik Ailesi olarak;
Tüm İslam Aleminin Regaib Kandilini Tebrik Ederiz...

Tüm Dünya Çocuklarının 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını Kutlarız...
23/04/2015

Tüm Dünya Çocuklarının 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını Kutlarız...

Kutlu Doğum ve Mevlid KandiliHayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzü...
02/01/2015

Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen “Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?” sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp “Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur” dediler.(1)

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke’de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
– “Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?” diye sordu.
– “Bilmiyoruz” diye cevap verdiler.
Yahudi, “Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
“Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin’in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var” dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. “Bu gece Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular.” haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
“Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?” dediler.
Yahudi “Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?” dedi.
Onlar, “Öncedir ve ismi Ahmed’dir” dediler. Yahudi, “Beni ona götürün” dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine’nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

“Ne oldu sana, yazıklar olsun” dediler.

Yahudi, “Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

“Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir” dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, “Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman ‘Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım’ de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver.”

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra’daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib’e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine’nin yanında bulunan Osman ibn Âs’ın annesinin gördükleri de şöyle:

“O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük.”

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid’in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

“Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin”

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan’a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe’de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava’da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, p**a tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah’ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

Kaynaklar:
(1)İbn-i Sa’d, Tabakat, 1:60.
(2)A.g.e, 1:162-163.
(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa’d, Tabakat, 1:102.
(4)A.g.e., 1:102.
(5)İbn-i Sa’d, Tabakat, 1:102.
(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.

Mehmet Paksu, Mübarek Gün ve Geceler, Nesil Yayınları

Sevgili iş arkadaşlarımız ve çalışma ortaklarımız ;Bizler Mart Plastik Ailesi olarak, başta milletimiz ve ülkemiz için v...
01/01/2015

Sevgili iş arkadaşlarımız ve çalışma ortaklarımız ;

Bizler Mart Plastik Ailesi olarak,
başta milletimiz ve ülkemiz için ve tüm dünya insanları için

*** savaşlardan uzak ve siyasal kavgaların yaşanmadığı
*** insanların ucuz nedenlerle hayatını kaybetmediği
*** ırkçılık ve mezhep çatışmalarının olmadığı
*** emeğin sömürülmediği
*** açlık ve sefaletin son bulduğu
*** çocuk istismarlarının ve kadına şiddetin yaşanmadığı
*** gençlerimizin zararlı maddelerle hayatını kaybetmediği
*** tüm ülkemizin birlik içinde el ele omuz omuza olduğu
*** bireysel veya kurumsal menfaatlerin değil insanın önemsendiği (insanı yaşat ki devlet yaşasın…)
*** dünyanın tüm bölgelerinde hangi gerekçeyle olursa olsun şiddetin ve akan kanın son bulduğu
*** toplumsal huzur barış hoşgörü ve demokrasinin gerçek anlamda yaşandığı
*** umudumuzu kaybetmediğimiz (nerede hayat varsa orada umut vardır…)
*** birlik içinde el ele omuz omuza gönül gönüle sağlık mutluluk ve huzur dolu bir dünya ve yepyeni umutlarla dolu güzel bir yıl diliyoruz…

Hedefsiz büyük işler başarılamaz. Hiç hata yapmayan insanlar hiçbir şey başaramaz. Yanlışlarımızın ve hatalarımızın az başarılarımızın daim olduğu bir yıl dilekleriyle 2015 ülkemize insanımıza ve tüm dünyaya mutluluklar getirsin.

Mart Plastik Ailesi

Bilmelisiniz ki insan kardeşlerim
deniz denilen bir şey vardır yeryüzünde
ve gökyüzü mavidir ekseriya
sonra aklınızda bulunsun
ne olur ne olmaz
aklınızda bulunsun
yalnız yaşamak için geldik bu dünyaya
başka hiçbir şey için değil
mesut olabilmemiz içindir
ne varsa bu dünyada
gökyüzünden tutun da
ağaçların meyvesine
hatta gölgesine varıncaya kadar
ne varsa bu dünyada
mesut olabilmemiz içindir
aklınızda bulunsun... (M.T.Uslu)

Address

Maltepe Mahallesi Litros Yolu Sokak No:6 Zeytinburnu
Istanbul
34010

Opening Hours

Monday 08:30 - 18:30
Tuesday 08:30 - 18:30
Wednesday 08:30 - 18:30
Thursday 08:30 - 18:30
Friday 08:30 - 18:30
Saturday 08:30 - 13:30

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Mart Plastik AŞ posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Mart Plastik AŞ:

Share