02/02/2022
Bilimsel Olan Zararlı Değil mi?
Barış İlhan, 1.2.2020
Astroloji göksel olgular ile yeryüzündeki olgular arasındaki zamandaşlığı araştıran, matematik, geometri, astronomi, meteoroloji ve nicelerini doğuran, dünyanın ilk bilimidir.
Bilim en basit tanımıyla doğanın bilinmesidir. Homo Sapienler hayatta kalabilmek için doğadaki düzenleri kaydetmek ve ona uygun yaşamak zorundaydılar. Güneş ve Ay’ın düzenli hareketleriyle gündüzle-geceyi, mevsimleri, yağmurları, hayvanların göç zamanlarını saptadılar. İnsanlar zamanla ne zaman hangi bitkinin yetiştirileceğini, yolculuğa ne zaman çıkılacağını saptamayı öğrendiler. Tabii her şey şaşmaz bir biçimde saptanamıyordu, insanoğlu da belirsizliği sevmiyordu. Yeni yöntemler geliştirerek tanrıların keyfine kalmış bir doğa ve dünya düzeninin yerine, öngörülebilir ve kontrol edilebilir bir düzen geliştirme çabası başladı. Bu anlamda “bilimsel” çalışmaların milattan önce 3000-1200 yılları arasında gelişmeye başladığını düşünebiliriz. Bunlar Helenistik dönemde daha fazla sistematik hale geldi. Uzun yıllar bir arada gelişen astronomi ile astroloji astronominin felsefeden ayrılması ve daha fiziksel bir modele dönüşmüşmesiyle yollarını ayırmaya başladılar.
Bir yandan dini itirazlar, bir yandan astronomiyi felsefeden ayırma çabaları ve 16. yüzyılda dünyanın güneşin etrafında dönüşünün keşfi1, zamanla astrolojiyi gözden düşürdü, yeni bilimsel dünyada bilimsel kimliğini yitirdi, falcılık statüsüne indirgendi. Bu açıdan 17. yüzyıl dönüm noktası oldu. Bu noktada 17. Yüzyılda yazılıp, 18. Yüzyılda tamamlanan, Erzurumlu Ibrahim Hakkı’nın Marifetname’si ilginç bir ansiklopedik eser olarak dikkat çekmektedir, çünkü kitapta hem eski hem de yeni astronomi bilgileri yer almaktadır.
16.-17. Yüzyılllarda gücünü yitirmesine rağmen bazı çevrelerde 18. yüzyıla kadar astroloji bir bilim olarak kabul edilmekteydi. Hatta Osmanlı sarayında 1923 yılına, yani 20. yüzyıla kadar müneccimbaşı müessesesi işlev görmekteydi. Öyle ki, medreseden mezun birisi hekimbaşı veya müneccimbaşı olarak atanabilmekteydi. Yani eğitim seviyeleri eşitti. Son olarak 1. Dünya Savaşı sırasında düşman kuvvetleri Çanakkale'ye bastırırken, başkenti başka bir yere taşıma fikirleri devlet içerisinde tartışılmaktaymış. Sultan V. Mehmet Reşat herhangi bir karar vermeden önce müneccimbaşı Hüseyin Hilmi Efendi'ye düşman kuvvetlerinin İstanbul'a ulaşma tehlikesinin gerçekten olup olmadığına dair danışmış. Hüseyin Hilmi Efendi, öğrencisi ve yeni gözlemevinin müdürü olan Fatin Gökmen'in yardımıyla horoskopu oluşturmuş ve sultana üç gün sonra yıldızların konumlarının değişeceği ve düşmanın İstanbul'a giremeyeceği bilgisini vermiş. Gerçekten de üç gün sonra saldırılar nafile olmuş ve düşman Çanakkale sınırlarından geri çekilmiştir. 2
Kopernik’in heliosentrik (güneş merkezli) teorisi 16. yüzyılda Aristo’nun evren modelini yıkarken, deneysel bilim önem kazanmaya başladı. Yeni bilim dünyasında evrenin aynı anda nefes alan bir bütün olduğu, her şeyin birbirine bağlı olduğu gibi kavramlar terk edildi. Her şey parçalara bölündü. En ufak parçanın uzmanları oluşmaya başladı. Örneğin insan bedeniyile, ruhuyla, mizacıyla bir bütün olarak görülmez oldu. Her birimine diğerlerinden bağımsız olarak müdahale edilebilir oldu. Gözlem ve deneye dayalı pozitif bilim “bilim” oldu. Yani bilim denince akla sadece deneycilik gelir oldu. Buna göre eğer aynı gözlemi defalarca yaptığında hep aynı sonuca ulaşıyorsan bu bilimseldir, yoksa ona bilim denmez gibi anlayış hakim oldu. Aynı sonuca ulaşılmadığında, bu durum istisna kabul edildi. Şimdi istisnaların oranı çok yükseldiği için yeni bir bilim tanımı gerekiyor. Bu nedenle dünyada sempozyumlar düzenleniyor. Yakında bilimin tanımının yeniden yapılma ihtimali yüksek görünüyor.
Astrolojiyi deneysel pozitif bilimin kriterleri ile incelemek, eleştirmek ve savunmak anlamsızdır. Elbette astroloji empirik bir bilim değildir. Yüzlerce hatta binlerce yıldan bu yana bilimin tanımı tekrar tekrar yapılmakta, bilimler çeşitli kategorilere ayrılmaktadır. Örnek olarak son yılların kategorilerine bir göz attığımızda bilimlerin kısaca deneysel ve deneysel olmayan bilimler olarak ikiye ayrıldıklarını görüyoruz. Deneysel bilimler doğa bilimleri ve sosyal bilimler diye ayrılıyorlar. Örneğin; fizik, kimya, biyoloji, jeoloji, astronomi ve bunların dalları olarak jeofizik, astrofizik, biyokimya. Sosyal bilimlerde ise sosyoloji, psikoloji, antropoloji, ekonomi ve tarih gibi alanlar sayılıyor. Deneysel olmayan bilimler ise matematik, geometri ve mantık olarak görülüyor. Bu kategorilerde teknoloji, tıp, mühendislik, hukuk, felsefe gibi alanların sayılmadığını görüyoruz. Astroloji hiç değilse “yalancı bilim” ya da “sahte bilim” olarak bir tür bilim olarak listede yerini alıyor.3
16. yüzyıl alimi Taşköprizade Ahmed Efendi’nin ilimler tasnifinde ilm-i ahkâm-ı nücûmun (astrolojinin) tabii ilimlerin bir şubesi olarak listelendiğini, ilm-i hey’etin (astronomi) ise matematiksel ilimler arasında sayıldığını görüyoruz. 16. yüzyıldan, 21. Yüzyıla, beş asırlık bir zaman. Yazının başında bilimin milattan önce 3000 yıllarında başladığını yazmıştık. Yani 50 asır. Bunun sadece 5 asırında astroloji bilim kabul edilmiyor. Elbet evrenin işleyisi keşfedildikçe astrofizikçiler, kuantum fiziğiyle ilgilenenler veya diğer bilim adamları! bize astrolojiyi, yani göksel olgularla yersel olguların zamandaşlığını açıklarlar. Astroloji de onların gözünde hak ettiği konuma ulaşır.
Ancak astrolojinin bu konuma ulaşmasını sağlamak bir açıdan da biz astrologların sorumluluğunda. Eleştirilere baktığımızda meydanın nasıl yetkinliği olmayan, kendine ‘astrolog’ diyen kişilerle dolu olduğu, bunların insanları nasıl sömürdükleri, adı sanı, eğitimi belli olmayan kişilerin nasıl internette yüzlerce kişiye aynı anda online eğitim verdikleri, işin kalitesizliği ve dolandırıcılık boyutu yazılıyor. Bu eşleştirilere katılmamak mümkün değil. Kime astrolog deneceği, bunun bir meslek olarak hangi kriterlere bağlanacağı, nasıl bir mesleki örgütlenme yapılacağı, mesleğin etik kurallarının neler olacağı, kimlerin hangi uygulamalar sonucunda meslekten men edileceği gibi konular tek tek ele alınmak üzere bizi bekliyor. Astroloji ilminin saygınlığına kuşku yok, ama biz uygunsuz davranışlarla ona zarar verebiliriz. Bunun engellenmesi de bizim görevimizdir.
Öte yandan son günlerde bir gazetede astrolojiye dair bilimsel seviyesi çok düşük bir eleştiri kaleme alınmış, galiba astrolojinin zararlarından söz ediliyormuş. Düşünmeden edemedim. Hiç bir uygulama zararlı değildir. İnsanoğlunun kullanışı onu zararlı hale getirir. Elimde keskin bir bıçak varsa, onu bir adamı öldürmek için mi kullanacağım, yoksa bir adamı ameliyat edip kurtarmak için mi kullanacağım bana kalmıştır. Astroloji de insana hayatı, doğayı açıklayan, yol gösteren bir ilim olarak çok yararlıdır, ama ahlaksız, fırsatçı veya cahil insanların elinde elbette zararlı olabilir. Aynı şeyi bilim insanları için de söyleyebiliriz. Atom bombasını, toplama kamplarındaki gazları kimler buldu? Kimler kullandı? Kim daha günahkar….
1İlhan, Barış, El-Tusi'den Kopernik'e, Radikal 2, 29/06/2008
2Aydüz, Salim: Osmanlı Devletinde Müneccimbaşılık ve Müneccimbaşılar, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Bilim Tarihi Bölümü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 1993
3 Sayan, Erdinç , Bilim nedir? Pozitif bilim nedir? Felsefe, hukuk bilim midir?, herkese bilim teknoloji, 65. sayı