30/09/2026
HERŞEYİ BİLEN, HİÇBİR ŞEYİ ÖZÜMSEMEYEN
Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay, “Bilmiyorum” demekse hiç bu kadar zor olmamıştı.
Eskiden bilmediğimiz bir şey karşısında susardık. Şimdi telefonumuzu çıkarıyoruz. Birkaç dakika bakıyor, biraz okuyor, sonra yıllarını o işe vermiş gibi konuşmaya başlıyoruz.
Bilgi çoğaldı, öğrenme azaldı, iletişim çoğaldı, sohbet azaldı...
Dinlemek zaman ister, anlamak emek, hükmü açıklamak ise birkaç saniye... İki dakikalık boşluğa bile tahammülümüz kalmadı.
Oysa insan bazen hiçbir şey yapmazken düşünür.
Bilmemekten hiç utanmadım. Hala bilmediğim o kadar çok şey var ki.
Bugün telefonu olan herkes biraz tarihçi, doktor, ekonomist, siyaset bilimci, sanat eleştirmeni. Bir insan yıllarca tarih çalışıyor, diğeri üç video seyredip ona tarih anlatıyor.
Dün utandığımız şey bugün sıradanlaşıyor. Tehlikeli olan yalnızca kötülüğün varlığı değil, kötülüğe alışmak.
Bugünün en büyük yanılsamalarından biri de çalışmadan kazanmak, üretmeden zenginleşmek, bir gecede meşhur olmak.
Bir şeyi öğrenmenin, bir işte iyi olmanın, çalışmanın ve sabretmenin kısa yolu yok. Hiç olmadı.
Artık zengin olmak da yetmiyor, zengin görünmek gerekiyor. En pahalısı, en gösterişlisi… Ve mutlaka fotoğrafı.
Başkalarının hayatının en parlak anlarını, kendi hayatımızın bütün sıradanlığıyla karşılaştırıyoruz. Böyle bir yarışın kazananı olabilir mi?
Bir şeyi yaşamak yetmiyor, göstermek istiyoruz. Bilmek yetmiyor, onu da ille göstermek istiyoruz. Mutlu olmak yetmiyor, mutlu olduğumuzu kanıtlamak istiyoruz.
Bir insanı gerçekten dinlemek, bilmediğimizde “Bilmiyorum” diyebilmek, bir sofrada telefonumuza bakmadan oturmak, bir yere fotoğraf çekmek için değil, görmek için gitmek, bir iyiliği kimseye göstermeden yapmak, bir başarıyı bağırmadan yaşamak, bazen hiçbir şey paylaşmadan güzel bir gün geçirmek... Keşke!
Çok şeyimiz var ama durup o hayatı yaşayacak zamanımız yok.
Belki mesele neye sahip olduğumuz değil, nerede “yeter” diyeceğimizi unutmuş olmamız.
(AHMET GÜNEŞTEKİN / "Ne Zaman 'Yeter' Demeyi Unuttuk" / T24 / 26 Eylül 2026)