MareFidelis Koçluk & Danışmanlık

MareFidelis Koçluk & Danışmanlık Türkiye'nin deneyimli koçlarından Dost Deniz'in kurduğu MareFidelis, tepe yönetici koçluğu, b "Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı."

Bizim vizyonumuz bu. Türkiye'nin ilk koçlarından ve ilk MCC'si Dost Can Deniz tarafından 2002 yılında kurulan MareFidelis şimdiye kadar bir çok birey, kurum, yönetici ve lidere işte bu vizyon altında hizmet verdi.

İster kurumsal olsun, ister bireysel, müşterilerimize:
- Kendileri için çekici ve önemli olan bir gelecek resmi belirlemeleri,
- Kendilerini bu resme taşımak için gerekli kaynak, becer

i ve davranışları geliştirmeleri,
- Önlerine çıkan engelleri etkin bir şekilde aşabilmeleri,
- Ve çalışmamız sonrasında hedeflerine herhangi bir dış destek almadan ilerler hale gelebilmeleri için hizmet ediyoruz. MareFidelis ve Dost Can Deniz ayrıca bir çok ücretsiz kaynak da sunuyor. Bu kaynaklara ulaşmak ve haberdar olmak için bu sayfayı beğenin, ve www.marefidelis.com sitemizi ziyaret edin.

Yönetici ve Lider Koçluğunda Ustalık Programı'nın ilk modülü gelecek hafta başlıyor. Bu modül herkese açık, hatta paylaş...
25/09/2024

Yönetici ve Lider Koçluğunda Ustalık Programı'nın ilk modülü gelecek hafta başlıyor. Bu modül herkese açık, hatta paylaşacaklarımızın herkese faydalı olacağını düşündüğümüz için bu modülün ücretini özellikle düşük tuttuk. İkinci modül ise daha çok koçlar ve liderler için. Daha detaylı bilgiye profil linkimizden ulaşabilirsiniz.

Temel problemlerini güvenin olmaması olarak tanımlayan bir yönetim takımına koçluk yapıyordum.Toplantının bir yerinde iy...
05/02/2024

Temel problemlerini güvenin olmaması olarak tanımlayan bir yönetim takımına koçluk yapıyordum.

Toplantının bir yerinde iyi de bir danışman olan bir takım üyesi “hadi o zaman birbirimize güven duymak için neye ihtiyacımız var herkes söylesin, yazalım tahtaya, anlaşalım ve bitirelim şu işi” dedi ve ben bir şey diyemeden kalktı ve herkesin söylediklerini yazdı.

Durdurmadım, bakalım nereye gidecek diye. Sonra da anlaşıyor muyuz bunlar üzerinde diye sordu, kimse itiraz etmedi. Altına hadi imzamızı atalım diyerek imzalarını da aldı herkesin.

Çalışma bitince odada çok da güvenli ortamı çağrıştırmayan bir sessizlik vardı.

Tam ben bunu gündeme getirecekken bir başka takım üyesi “biz bunu tahtaya yazdığımız için güven sağlandı mı yani şimdi?” diye sordu. Ben bu sefer hemen atladım. “sanki bir soru değil de bir gözlemde bulunuyormuşsun gibi geldi” dedim. Hemen geri çekildi bu kişi. “Hayır hayır, sadece soru sordum ben”.

Ne kadar güvenli bir ortam değil mi?

Tam bu sırada takımın lideri, şirketin CEOsu durdu, omuzları düştü.
Tamam, dedi, ben söyleyeyim o zaman, ve takıma dönerek “ben hiçbirinize güvenmiyorum!” dedi.

Tabii ki odada buz gibi bir hava oluştu.

Birisi sessizliği bozdu: “niye güvenmiyorsun bize ya?”

Genel müdür yanıt verdi: “çünkü kimse bana gelip bir geri bildirim, kötü bir şey söylemiyor, ancak herkes arkamdan konuşuyor, hatta birbirinizi de çekiştiriyorsunuz. Nasıl güveneyim?”.

Bu söylediklerinin doğruluğunu teyit eden bir sessizliğin arkasından başka biri devam etti:
“Ama, sana bir şey söylediğimizdeki yüzünün hali tepkinin farkında mısın? Nasıl geri bildirim verelim sana?”

Bu sefer hak verme sırası genel müdürdeydi. Bir süre daha konuştular ve ne olduğu ile ilgili bir anlayışa vardılar.

O sırada öğle arasına da gelmiştik, herkesten bir post it çıkarmasını, ve bu paylaşımların sonunda takımdaki güven arttıysa +, azaldıysa – koymasını rica ettim. Herkes hazır olunca da aynı anda göstermelerini...

Sizce ne çıkmıştır sonuç?

Biz güven ve uyumu her birbirine karıştırıyoruz. Eğer bir ilişkide çatışma çıkmıyorsa bu o ilişkinin güven üzerine kurulduğunu değil, insanların ayrışmak için yeterince güven hissetmediklerini gösterir.

İşte bu şekilde insanların kendilerini ifade edebildikleri ve bu sayede de etkin oldukları gruplar ve takımlar nasıl oluşturabiliriz, 19 Mayıs’taki Gestalt Groupworks eğitimimizin konusu. Bu eğitimle ilgili detaylı bilgiye gestaltcenterforcoaching.com adresinden veya profil linkimden ulaşabilirsiniz.

Bu yılki Gestalt Koçluk Programı’nın ilk modülünü tamamladık. Bu 5 günlük çok yoğun deneyimden en üstte kalanları unutma...
09/01/2024

Bu yılki Gestalt Koçluk Programı’nın ilk modülünü tamamladık. Bu 5 günlük çok yoğun deneyimden en üstte kalanları unutmadan yazayım:

❤️ Ananda, Saygıdeğer Buda’ya “Soylu kişilerle yürümek yolun yarısı değil mi” diye sorar. Buda hemen yanıt verir “sakın öyle deme Ananda. Diğer soylu kişilerle yürümek, yolun tamamıdır”. Buda soyluluğun doğuştan değil, kişinin varoluşu ile ilgili derin hakikatleri öğrenme yolculuğuna çıkma cesaretini göstermesinden geldiğini söyler. Bu sefer de bazen zorlayıcı olsa da kendileriyle yüzleşmeye cesaret eden “soylu” katılımcılarımızla çalışmanın nasıl beni büyüten bir deneyim olduğunu görmek harika.
❤️ Özgürlüğe giden yol sizi korkutan şeyin içinden geçiyor. Değişimin Çelişkili Teorisinin nasıl işlediğine, insanın kendiyle ve içinde bulunduğu durumla ilgili kabul etmek istemediği şeylere cesaretle dönüp yüzleştiğinde ve gerektiğinde ’nin dediği gibi namusuyla acı çekmeye razı olduğunda nasıl özgürleştiğine tanık olmak beni artık şaşırtmasa da hala heyecanlandırıyor.
❤️ Hep aynı hikayeleri anlatıyoruz, belki bu sefer bir şeyler değişir diye. Ancak beklediğimiz dönüşüm, hikayelerimizin ötesinde şimdi ve burada ne olduğuna ve o şimdi ve buradaya tepkilerimizi nasıl ve hangi koşullanmalarla verdiğimize baktığımızda değişiyor. Farkındalık dediğiniz başka bir hikaye mi, yoksa olanı doğrudan görmek mi?
❤️ Azıcık durup baksak, neler neler görüyoruz. Özellikle de çok göz önündeymiş gibi gözükenlere. Bir mimiği, ses tonundaki ufacık bir değişikliği fark etmek ve meraklanmak bizim deyimimizle “göz önünde olanı sıra dışı” hale getiriyor.
❤️ Hepimiz kendimize koyduğumuz gerçekçi olmayan standartlar adına ne işkenceler yapıyoruz kendimize! Ancak durup da “özlemim ne” diye sorabilsek, bununla beraber “içsel taahhüdümüze” de temas etmeye müsaade etsek, ne olurdu acaba?
❤️ Yönlendirici olmayan soru yoktur, her soru kişiyi en azından o soruya odaklanmaya, yanıtlamaya yönlendirir. Bazen bir gözlem paylaşmak, herhangi bir sorudan daha çok özgürleştiricidir.
İlk aklıma gelenler bunlar. Tüm bu konular 25 Ocak’ta başlayacak Güçlü Beden, Açık Kalp, Berrak Zihin programının da konuları. Bakalım o eğitimde daha neler öğreneceğim 😉.

Bir önceki yazıma gelen bazı yorumlardan, “olgularla ve duygularla doğrudan yüzleşmenin” ne gibi bir şey olduğu ile ilgi...
23/12/2023

Bir önceki yazıma gelen bazı yorumlardan, “olgularla ve duygularla doğrudan yüzleşmenin” ne gibi bir şey olduğu ile ilgili pek de bir anlayışımızın olmadığı anlıyorum.

Biz duygularla veya olgularla yüzleşmeyi onun içinde kaybolmak, onun tüm zihnimizi, kalbimizi, bedenimizi ele geçirmesi sanıyoruz. Ancak bu yüzleşmek demek değil. Yüzleşebilmek için öncelikle bu olgularla ve duygularla arama sağlıklı bir mesafe koymayı becermek gerekiyor. Benim öncelikle bedenin, duyguların ve zihnimde olanların “ben” olmadığını fark etmem, onlardan ayrışabilmem, ayrıştığım bu duygulara onlardan yine de kaçmadan, usa vurmadan, hissetmekten korkmadan:

❤️ açık bir kalple – yani olanı olduğu gibi kabul ederek,
🌳 bedenimle güçlü bir ilişki içinde – yani merkezimi koruyarak, bedenimin ve gördüklerimin, duyduklarımın, dokunduklarımın, hissettiklerimin beni nasıl etkilediğinin, nasıl eyleme ittiklerinin tam farkındalığı ile,
☀️ ve berrak bir zihin ile – zihnin içinde oluşan düşüncelerin ve zihin hallerinin farkında olan ama bunları kendisi sanmayan, bunlara tutunmayan açık ve dingin bir farkındalık ile bakabilmem gerekiyor böyle bir yüzleşme için.

Böyle bir yüzleşme, benim aslında kendisinden kaçtığım korktuğum şeyin gerçek doğasını görmemi sağlıyor; derinleştikçe o şeyin aslında korkulacak bir şey olmadığını, asıl problemin benim korkum, direncim ve tutunmam olduğunu, acı kaçınılmaz olsa da ıstırabı işte bu korku, direnç ve tutunmalarımla yarattığımı anlamama imkan tanıyor. Bu anlayış ise özgürlükle sonuçlanıyor, en azından bu söz konusu olan konuda. İşte o zaman Kopuk’un kulübesinde saklanmak zorunda kalmıyoruz. Daha da ötesi o kulübede gerçekten saklanamayacağımızı doğrudan görüyoruz, ve belki de kendisinden kaçtığımız diğer her şey ile yüzleşmek için de isteğimiz, arzumuz artıyor.

İşte benim hocam ile Kalp Yolu’nda bu yüzden yürüyorum. Sunduğum Güçlü Beden, Açık Kalp, Berrak Zihin eğitimleri, işte bu yola hazırlık amacını taşıyor. Bu model, beni bu yolun kapısına kadar taşıyan, işime yarayan yaklaşımlara, bedensel, zihinsel ve duygusal pratiklere de bir giriş niteliği de taşıyor.

Bu model aynı zamanda kişisel değişim ve dönüşümün önündeki engelleri nasıl aşıp da kendi daha iyi versiyonumuza dönüşeceğimizin, Cem Şen’in sözleriyle “İçsel Simya”mızı nasıl gerçekleştireceğimizin de benim yorumumla ve benim kendi zeminimden kattıklarımla incelenmesi.

Bu yorumlardan sonra belki de 2023’ü bitirdiğimiz bugünlerde kendi dönüşümümüzü nasıl gerçekleştirebileceğimizle ilgili biraz sohbet etsek, belki bir webinarda buluşsak ve bu dönüşümün yollarını ucundan araştırmaya başlasak sanki doğru zaman olurmuş gibi geldi, ne dersiniz? Bu amaçla 27 Aralık Çarşamba günü “Dönüşümün Anahtarı: Güçlü Beden, Berrak Zihin, Açık Kalp” adında ücretsiz bir webinar gerçekleştireceğim, eğer katılmak isterseniz https://marefidelis.com/webinar-donusumun-anahtari-guclu-beden-berrak-zihin-acik-kalp/ adresinden kayıt olabilirsiniz.

Webinarda görüşmek üzere.

Gestalt Center for Coaching's core training program is starting January 3rd. Led by ,  and , this program is based on th...
21/11/2023

Gestalt Center for Coaching's core training program is starting January 3rd. Led by , and , this program is based on the core Gestalt value that sustainable change only happens through awareness, and coaches need to be awareness agents rather than change agents.

Contact us for more info: gestaltcenterforcoaching.com

21/11/2023

Now, Here and Aware: The Gestalt Approach and Change

A free webinar with Dost Can Deniz, MCC
December 7th, 2023 21:00 Istanbul, 18:00 London, 13:00 New York

Awareness is one of the frequently used and somewhat overused words in recent times:

* However, when we say we are aware, are we really aware?
* Or are we creating a new and perhaps better story for ourselves under the guise of awareness?
* Does the word “awareness” carry any meaning if I am not directly in contact with what is happening right now, in this moment?
* How does change happen when we reach the state of awareness we call “here-and-now”?
* And what perspective and tools can the Gestalt approach provide us to enhance this?

In this short webinar, we will pursue these questions, exploring them experientially here-and-now. We invite everyone interested in change, coaching, and development to join us on December 7th for this webinar with Dost Can Deniz, cofounder and coleader of the Gestalt Center for Coaching and Turkey’s first MCC.

Please visit https://gestaltcenterforcoaching.com/now-here-and-aware-the-gestalt-approach-and-change/ to join our webinar.

Gerçek hikayedir: Bir spor kafilesindekiler müsabaka için Mekke’yken Umre yapalım demişler. Şeytan taşlamada kafilenin ş...
24/10/2023

Gerçek hikayedir: Bir spor kafilesindekiler müsabaka için Mekke’yken Umre yapalım demişler. Şeytan taşlamada kafilenin şoförü hınçla, ağır küfürlerle atmaya başlamış taşları. “Abartma, sembolik bir şey bu!” dediklerinde yanıt vermiş: “Öyle deme abi, bu #@& şeytan olmasa ben baldızımı ayartıp gül gibi evliliğimi mahveder miydim!”

Biz kötü bir şey yapıyorsak nedeni, haklı gerekçemiz var. Eylemimizin sorumlusu mutlaka başka birisi, hatta bazen o kötülüğü yaptığımız kişinin kendisi. Hikayemizde her zaman biz mağduruz, hakkı yeneniz, özgürlük savaşçısıyız, vatanseveriz, kendimizi korumaya çalışıyoruz, yanlış anlaşılıyoruz.

21 yılı aşan koçluk ve danışmanlık kariyerimde binlerce hikaye dinledim, hikayeyi anlatanın “Kızılderili” değil “Kovboy” olduğu bir hikaye dinlemedim. Kişiler kendilerini suçladıklarında bile kendilerinin (veya şeytanın) mağdurlarıdırlar. Kendini terörist diye adlandıran hiçbir terörist bulamazsınız, hepsi özgürlük savaşçısıdır. Kendilerini ırkçı veya baskıcı olarak adlandıran nadir insan veya devlet bulursunuz, kendi vatandaşlarını korumaktadırlar. Öfkesini çocuğundan çıkaran, kendini savunamayacak çocuğuna karşı acımasızca davranan hiçbir ebeveyn bulamazsınız, çocuk çok yaramazlık yapıp hak etmiştir, hatta onun iyiliği içindir o ceza…

Bert Hellinger “dünyadaki en büyük kötülükleri kendilerini mağdur olarak gören kişiler yapmıştır” diyor. Mağduriyet bizi vicdani sorumluluktan kurtarır: “eğer bana kötü bir şey yapılmışsa, haksızlığa uğramışsam, o zaman ben de istediğimi yaparım”. Bu yüzden adalet peşinde koştuklarını iddia edenler en büyük adaletsizlikleri yaparlar. Çoğu zaman da bir çatışmanın her iki tarafı da haksızlığa uğradığını, kendisine adaletsiz davranıldığını, karşı tarafın kendisine borçlu olduğunu düşündüğü için bir adım ilerleme sağlanamaz. Bir çatışmada her iki taraf da bedel ödenmesi gerektiği, ancak bu bedelin tamamının karşı taraf tarafından ödenmesi gerektiğinde hem fikir olduğu için de hiçbir zaman uzlaşı sağlanamaz.

İçinden geçtiğimiz günleri değerlendirirken gelin Buddha’nın ağzından çıktığına emin olduğumuz sayılı metinden birine, Dhammapada’ya ’nden sevgili yol arkadaşım Ufuk Çakmakçı’nın çevirisi ile kulak verelim:

“Nefret asla nefret ile ortadan kaldırılamaz.
Nefret yalnızca iyi niyet ve şefkatle ortadan kaldırılabilir.
Bu evrensel bir kanundur.
Her an ölümün eşiğinde yaşadığımız gerçeğini kavrayamayanların aksine,
Bu gerçeği kavrayanlar tüm çatışmalarını sonlandırırlar.”

Vietnamlı Zen Ustası ve barış aktivisti Thich Nhat Hanh'ın bu şiirini bugünlerde bir kere daha, yine paylaşmak geldi içi...
21/10/2023

Vietnamlı Zen Ustası ve barış aktivisti Thich Nhat Hanh'ın bu şiirini bugünlerde bir kere daha, yine paylaşmak geldi içimden... Bu postu evire çevire paylaşıyorum, çünkü Thay'ın sözlerini duymaya, gerçekten duymaya, bir kere daha duymaya, ve HATIRLAMAYA o kadar ihtiyacımız var ki bugünlerde...

Martin Luther King tarafından Nobel Barış Ödülü'ne de aday gösterilen ve 100'den fazla kitabı olan Vietnam'lı Zen Ustası Thich Nhat Hanh kurduğu organizasyonla, tamamen tarafsız olarak Vietnam savaşı sırasında zarar görenlere yardım etmek için çalışırken her iki taraf tarafından da düşman ilan edilmiş ve ülkesinden ayrılmak zorunda kalmış. Bu şiiri savaş mağdurlarına yardım etmeye çalışırken arkadaşlarının karşılaştıklarına içsel yanıtı olarak yazmış... Karşısında durduğumuz şeyin ne olduğunu karıştırıp da, biz de onun tuzağına düşmeyelim, aslında neyle mücadele ettiğimizi karıştırmayalım diye... Yukarıdaki naçizane çevirim, aşağıda İngilizcesi...

Promise me,
promise me this day,
promise me now,
while the sun is overhead
exactly at the zenith,
promise me:

Even as they
strike you down
with a mountain of hatred and violence;
even as they step on you and crush you
like a worm,
even as they dismember and disembowel you,
remember, brother,
remember:
man is not our enemy.

The only thing worthy of you is compassion –
invincible, limitless, unconditional.
Hatred will never let you face
the beast in man.

One day, when you face this beast alone,
with your courage intact, your eyes kind,
untroubled
(even as no one sees them),
out of your smile
will bloom a flower.
And those who love you
will behold you
across ten thousand worlds of birth and dying.

Alone again,
I will go on with bent head,
knowing that love has become eternal.
On the long, rough road,
the sun and the moon
will continue to shine.

--- Thich Nhat Hanh, 1965.

Address

4. Gazeteciler Sitesi A10/5
Istanbul
34330

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when MareFidelis Koçluk & Danışmanlık posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to MareFidelis Koçluk & Danışmanlık:

Share