19/08/2020
Hayat bir koşuşturmalar döngüsü halinde geçiyor... Günümüz zaman koşullarında iş, ev, çocuklar, temizlik, ödemeler, akrabalar, arkadaşlar derken bir koşu halinde her yere ve herşeye yetişmeye calışıyoruz ama kasdettiğim bu koşuşturma değil. Bu sefer zihnimizdeki koşuşturma ve kovalamaca döngüsünden bahsediyorum...
Hepimizin olaylar döngüsü zihnimizde bir hedef ile başlıyor. Hedef çocukları yıkamak ve yatırmak da olabilir, çok para kazanmak da, işe geç kalmamak da, evlenmek de olabilir fark etmiyor.
Sonra bu hedefi gerçekleştirmek için koşuşturma başlıyor, zihin ve beden bu hedef için sürekli hareket halinde. Zaman zaman işler istenildiği yönde gidiyor zaman zamansa karşımıza engeller çıkıyor. Bu engeller bizim baş edebilme gücümüzle doğru orantılı olarak, endişe, korku, öfke gibi duygulara yol açıyor bizde.
Üstesinden gelirsek ne oluyor? Şükür başardım diyerek yeni ve belki biraz daha yüksek bir hedefe geçiyoruz. Aynı git gel sürekli yaşanıyor yani sizin anlayacağınız hayatımızda hedef ve endişe arasında... işte koşuşturmanın, döngünün, kovalamacanın özü de aslında burada, ve bu öz bizi sürekli hareket halinde tutmasından ötürü de bir orana kadar hayat enerjisinin de kaynağı bir açıdan da...
Peki ya başaramazsak, üstesinden gelemezsek engelin? Bu da bizi gelişmeye itiyor bazı açılardan elbette. Ama sürekli ve büyük başarısızlıklar, o ana gelene kadar duyguların yüksek salınımla yıpratıcı boyutlarda yaşanması, tabiri uygunsa bizi bıktırıyor, tüketiyor ve hedefe ulaşma inancımızı bitiriyor.
Bu nokta adına depresyon dediğimiz, vazgeçmişlik, isteksizlik ve tükenmişliğin olduğu bir pes etmiş ve tekrar denemek istemeyen duygu durumu işte.
Burada olduğunuzu yada sevdiğiniz birinin bu durumda olduğunu düşünüyorsanız yapacağınız ona huzur, sakinlik, tembellik, boşverdimcilik aşılamak değil, yeni bir hedefe sahip olmasına teşvik etmek. Çünkü ancak hedef hareketin hayata tekrar gelmesine ve isteksizliğin, enerjisizliğin arkada kalmasına sebep olabilir. Yeter ki sizi harekete geçirebilecek hedefler olsun bunlar...
Hedefleriniz sizi heyecanlandıracak kadar sizin mi yoksa başkalarına mı ait?