08/03/2026
GÜNÜMÜZÜN SAVAŞLARI NE TÜR BİR KANDIORMACA?
Yeryüzünde insanlık tarihi boyunca en acı gerçeklerden biri olan ancak vaz geçilmeyen savaşın bile boyut ve kabuk değiştirdiğine tanıklık etmenin getirdiği başka bir kaos söz konusu. Bilinen dezenformasyan yöntemleri üzerine Yapay Zeka destekli dijital harp teknikleri eklenince konu, bir anda insanın algılarına sığmaz hale geldi...
Bir savaş düşünün ki insanların hayatına mal olmasın, malına mülküme zarar vermesin. Tarih boyunca yaşanan tüm savaşlar, yaşamların yitirilmesine yol açarken varlıkların yitirilmesi ile neticelendi.
Medeniyetin ilerlemesinin en önemli göstergesi daha önce hiç bilinmeyen silahlar ile tanışmak oldu. Geçmişte hiç bilinmeyen bombalar patladı, gözükenden daha fazla görünmeyen zararları olduğu zaman içinde anlaşıldı. Zararları onlarca yıl geçtiği halde giderilemedi. Günümüzde savaş tarihinin en yıkıcı etkileri, sanki oyun gibi, sosyal medya üzerinden telefonlarımızın ekranında. Kaç kişinin yaşamını yitirdiği ile ilgilenmiyor, skora bakarak, kimin füzesi hangi hedefi vurduğuna odaklanılıyor. Bir süredir ısınma turları atan Yapay Zeka da bütün bunların üzerine tüy dikti.
Ne yazık ki en eğitimliden en eğitimsize, en varlıklıdan en yoksula, en yaşlıdan en gencine “gözü kapalı” güvenilen Yapay Zeka bile hakikat ile sanal olanı karıştırdı! Ve bu daha başlangıç...
Büyük olasılıkla 3. Dünya Savaşı (mı?)
Bu soruya ne yazık ki en güçlüsünden en mağduruna hiç kimse net bir yanıt veremiyor. Taraflar becerebildiği ölçüde lafı dolaştırıyor, ne kadar haklı olduklarına ilişkin argümanları, fütursuzca, ortaya saçıyorlar.
Bu dezenformasyonun sebebi, habercilik ilkelerinin terk edilmesi oldu...
20’li yaşlarında Dış Haberler Servisi çalışanı bir haberci, bugün de yazmaya devam eden bir editör olarak bu konudaki her adımın zaman gerektirdiğini biliyorum. Günlük “son dakika” anonsları ile verilen sözde bilgilerin “haber” değil, bir tür politik mesajlar olduğunu bilmeyen kaldı mı?
Geçtiğimiz ay (Şubat 2026) tarafların askeri hamleleriyle dolu bir sosyal medya geride bıraktı. Düşen uçak görüntüleri, düşen bombalar ile gelen hareket daha üzerinden saat bile geçmeden yerlerini yenilerine bıraktı. Bu görüntüler kısa sürede on milyonlarca insana ulaştı, gösteri sürdüğü müddetçe yüz milyonlara erişecek.
Bilgiye saniyeler içinde erişilmesi size de garip gelmiyor mu?
Geleneksel habercilik anlayışında, muhabirin tanıklık etmesi anlayışı vardır. Konunun tarafları ile konuşup, uzmanlarının görüşünü alarak okura-izleyene ulaştırması esastı. Haberciliğin köşe taşı olan muhabirlerden esas yok. Tek bir muhabirin adını geldi mi ekrana? Ekrana getirilenler ile acemi ellerde çekilmiş ama efekler ile güçlendirilmiş yarı-karanlık görüntüler...
Size inandırıcı geliryor mu? Bana gelmiyor!
Yalancının mumu yatsıya kadar...
X kullanıcılarının yaygın olduğu çevrelerde Grok’a sorma adeti tırmandı. İnsanların kendi akılları ile tartamadığı konularda dijital olsun organik olsun destek alması son derece doğal. Ancak Grok fena çuvalladı. Okuduğum bir makaleden “Çekyalı oyun stüdyosu Bohemia Interactive tarafından geliştirilen Arma 3 oyunundan kaydedildiği, X’in yapay zekası Grok’un sentetik ile gerçeği ayırt edemeyip oyun görüntülerini gerçek sandığı” bilgisini edindim. Grok’un bu vahim hatası neticesi, görüntüler “İran, Tel Aviv’i ağır füzelerle vurdu” başlığıyla öne çıkarılıp paylaşıldı. Gömülü linkten de anlaşılacağı üzere yalan habercilik, dünyanın teknoloji devlerinden biri tarafından normalleştirildi.
Bu türden yanlı tavırlar ile haberleri çarpıtmanın ya da yanıltıcı yayın yapmanın ne ilk ne de son örneği bunlar. Teknoloji ilerledikçe, kullanıcı becerileri geliştikçe haberler daha da ayağa düşecek, zerre kadar önemleri kalmayacak.
Krizin tırmanmaya başladığı günlerde, CNN Türk tarafından “İran’dan misilleme” başlığı ile servis edilen “sözde” Tel Aviv’deki yıkım görüntülerinin Kahramanmaraş’ta deprem sonrasına ait olduğu anlaşıldı. Dikkatle bakan gözlerden ve akılları ile gördüklerini değerlendirenler arasında “vefat eden liderin ardından dans ederek kullama yapan kadınlar” algısına hizmet eden görüntüsü başta olmak üzere yüzlerce örnek ne yazık ki!
Vatandaş kime inanacak?
Aklını kullananların önüne çıkana inanması diye bir meselesinin olmaması gerekiyor öncelikle. Esas olarak da kişilerin kendilerini ahlaki ve sosyolojik açıdan sorgulaması gerekiyor. Paylaşılanlar hoşunuza da gidebilir, nefret de uyandırabilir. Habercilik insanların duyguları gözetilerek yapılan profesyonel bir uğraş değildir! Böyle bir durum söz konusuysa habercilik değil, olsa olsa manüplasyondur...
İlk bakışta hakikat ile yapay olanın nasıl ayırt edileceği konusu kafanıza takılabilir.
Grok, güvenilir ve gerçek hesap olduğunu vurgulayan Mavi Tik taşıyan bir hsap olmasına karşın gerçek olmayan bir bilgiyi, üstelik görüntüsü ile paylaşarak her zaman “güvenilir” olmadığını kanıtladı! Hesabın takipçi sayısı çokluğunu, postları ile etkileşim sayılarında skorların ve katılım tarihi gibi “temel” kabul edilen göstergelerin de güvenilirliğine zarar vardı.
İlk kaynak ve güvenilirlik habercilikte her zaman önemli oldu. Uluslararası tanınırlığı olan haber ajansları ve yayın kuruluşları dışında kalanlara temkinli yaklaşmakta yarar var. Güvenilir, bilinen haber ajansları bu bilgiye yer verip vermediğini bir başka önemli nokta.
Sahteciliği yine teknoloji ile vuracak bir yöntem de paylaşılan görüntüden alacağınız bir kareyi Google Images kullanarak aratmanız işe yarayacaktır. Eski bir oyun videosu ya da önceki yıllara ait bir görüntü olup olmadığı hemen anlaşılacaktır.
Bunlar dışında sağduyunuza güvenin, size yalan söylemeyecektir.