19/05/2026
Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a hareket etmeden önce yakın çevresine söylediği aktarılan bir söz vardır:
“Ben, 1919 senesi Mayıs’ı içinde Samsun’a çıktığım gün elimde hiçbir maddi kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek manevi bir kuvvet vardı.”
O gün Samsun’a çıkan irade, dış koşulların net olmadığı bir zeminde, içsel bir yön duygusuyla hareket etmenin örneğidir. Psikoloji bize şunu söyler: Belirsizlik arttıkça insan zihni ya geri çekilir ya da anlam üretir*. Liderlik tam da bu ikinci alanda ortaya çıkar ve lider olabilmenin psikolojik özü tam burada saklıdır.
Bazı liderler gücünü koşullardan alır.
Bazıları ise henüz görünmeyen bir geleceğe duydukları inançtan.
Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliği de tam bu noktada tarihsel olarak ayrışır. Çünkü o, mevcut koşulların sınırlarına göre değil; zihninde kurduğu geleceğin mümkünlüğüne göre hareket etti. 19 Mayıs’ı anlamlı kılan o adımın ardındaki psikolojik kararlılık ve kolektif bir geleceği hayal edebilme kapasitesidir.
19 Mayıs bu anlamda bize şunu hatırlatır:
Liderlik, yalnızca yön vermek değil; belirsizlik içinde anlamı taşımak ve çoğaltmaktır.
Bugün belki de kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Belirsizlik karşısında biz de koşulların yön verdiği insanlar mı oluyoruz, yoksa henüz kimsenin göremediği bir geleceğin sorumluluğunu alabilen liderler mi?
Ve daha da önemlisi:
Hangi alanlarda sadece izliyor, hangi alanlarda inşa ediyoruz?
Öyleyse;
“Dağ başını duman almış, Gümüş dere durmaz akar,
Güneş ufuktan şimdi doğar
Yürüyelim arkadaşlar”
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
*Psikoloji literatürü, belirsizlik karşısında insan zihninin genellikle iki temel eğilim gösterdiğini ortaya koyar: tehdit algısıyla geri çekilmek ya da anlam üretimi yoluyla psikolojik dayanıklılığı sürdürmek. Özellikle varoluşçu psikoloji ve travma sonrası büyüme çalışmaları, bireyin kriz dönemlerinde yalnızca güvenlik aramadığını; aynı zamanda yön, amaç ve anlam inşa etmeye çalıştığını vurgular.