Begüm Topaloğlu

Begüm Topaloğlu Uzman Klinik Psikolog/ Psikoterapist
Boğaziçi Üniversitesi/ Psikoloji, BA
Okan Üniversitesi/ Klinik Sağlık Psikolojisi, MA
Online & Yüz yüze Psikoterapi

Semptomu olmayan özne yoktur, çünkü semptom cinsellikle çelişen şeyin bireysel tarzını işaret eder. Bilinçdışınınn sahte...
02/03/2026

Semptomu olmayan özne yoktur, çünkü semptom cinsellikle çelişen şeyin bireysel tarzını işaret eder. Bilinçdışınınn sahtecilikleriyle dile has eksiği sağlayan semptom sayesinde herkesin kendi jouissance’ına erişimi vardır. Kuşkusuz bir çok başka semptom olmasına karşın, bu semptom için tekil ifade kullanabiliriz ve onu temel semptom olarak niteleyebiliriz. Onu ortadan kaldırmak hayal edilmemelidir: Semptomla başlayam bir analiz yine semptomla bitecektir, semptomun dönüşmüş olması umuduyla.
Colette Soler’in Simgesel dergisindeki “Psikanalizde Semptomun Paradoksları” yazısından…

“Yorum, bilinçdışını vurgulamak üzere analistin rolünü öne çıkarmaya yöneliktir; analizanın söyleminde açıkça dile getir...
01/02/2026

“Yorum, bilinçdışını vurgulamak üzere analistin rolünü öne çıkarmaya yöneliktir; analizanın söyleminde açıkça dile getirilmeyen şeyi vurgular. Analitik eylem ise analiste aittir; eylem öncelikle birini analize dahil etme eylemidir. Analizan ile analist arasında özgül bir bağ üretir. Analitik bağ, eylemin etkisidir.
Eylemin içinde etik bir boyut vardır. Eylem, analistin arzusunu varsayar. Eylemden söz ettiğimizde, arzuyu önvarsayarız. Arzu söylenemez; bu nedenle yalnızca eylemiyle kanıtlanır.
Eylemin etkisi yorumdan farklı olarak libido, arzu be jouissance’a yöneliktir. Eylem dönüştürür: analizandan analiste ya da danışandan analizana geçişi sağlar.”
Colette Soler’in Psikanalitik Eylem üzerine seminerinden kısa bir bölüm…

Aptallık boyutu gündelik dilde kulağa aptalca gibi gelen, saçmalama dediğimiz şeylerin analizde hiç de saçma olmadıkları...
27/11/2025

Aptallık boyutu gündelik dilde kulağa aptalca gibi gelen, saçmalama dediğimiz şeylerin analizde hiç de saçma olmadıklarını bizi başka anlamlara götürdüklerini biliriz. Bu nedenle analitik söylem diğer tüm söylemlerden farklı olarak aptallığa yaklaşır. Analitik söylemde söz konusu olan okuma öznenin konuşmasının, söylediklerinin ötesinde bir okumadır. Analizde mesele söylenenler değil özneyi ortaya koyan konuşma faaliyetinin nereden geldiğidir.
Analiz içerisinde öznenin varoluşundaki dönüm noktalarını belirleyen durumların “historizasyonunu” tamamlamasına yardımcı oluruz. Historizasyon hem tarihselleşme yani öznenin hikayesi anlamında hem de histerikleşme anlamına gelir. Bu, kendi arzusu hakkında soru soran, kendi tarihindeki öznel posizyonunu sorgulayan, anlam üreten bir konumdur.
*Bu metin, geçtiğimiz yıl Lacancı Forum Türkiye Psikanaliz Derneği’nde Lacan’ın 20.Seminerinin bir bölümü üzerine yapmış olduğum sunumumdan bazı notları içermektedir.

“L’amour, c’est donner ce qu’on n’a pas à quelqu’un qui n’en veut pas.““Aktarım aşkı bundan başka bir şey değildir. Özne...
13/11/2025

“L’amour, c’est donner ce qu’on n’a pas à quelqu’un qui n’en veut pas.“

“Aktarım aşkı bundan başka bir şey değildir. Özne, Öteki’nin (analistin) kendi arzusunun sırrını bildiğini, kendisi hakkında bilmediği bir şeyi bildiğini varsayar.
İşte bu varsayım aktarımı kurar; ve işte bu aşk, analitik deneyimi ayakta tutan şeydir.”
8.Seminer: Aktarım
Aktarım bilinçdışının eyleme konmasıdır. Aynı zamanda analiz çalışmasının da motor gücü olarak ifade eder Lacan. Aktarım aşkında sevilen terapistin ya da analistin kendi kişiliği değildir. Aktarım otomatiktir. Konuşma başladığı andan itibaren yani analizan bir talep oluşturduğu ve bu talebi analistine yönelttiği andan itibaren ortaya çıkar. Burada sevgi bildiği varsayılan özneye yönelmiş bir sevgidir. Yani, bir bilgi varsayımı üzerinden işler. Dİğer yandan analiz çalışması ilerledikçe bu aktarımın aşkının çözümlenmesi söz konusudur. Özne bilen kişinin analist olmadığını, bilginin kendi söylemi içerisinde kurulduğunu keşfeder.

Aslında serbest çağrışım pek de serbest değildir çünkü çağrışımlar daha ziyade kişi için acı verici olacak bir konuşmaya...
04/11/2025

Aslında serbest çağrışım pek de serbest değildir çünkü çağrışımlar daha ziyade kişi için acı verici olacak bir konuşmaya öncülük ederler. Eğer bir şey söylenirse bu tamamen doğru olur ve söylenmiş olan her zaman iz bırakır der Lacan. Peki ya serbestçe konuşan öznenin ağzından kendi hakikatine bir şeyler dökülüverirse… Hakikati söylemek kadar korkutucu bir şey yoktur. Herşeyi söylemek zaten olanaksızdır ama analiz deneyiminden yola çıkılarak hakikat hakkında bir bilgi kurulabilir der Lacan. Yani bütün hakikat söylenemez ama analizin sonunda onun hakkında bir şeyler bilebiliriz.

Histerikler genellikle imgesel özdeşleşmelerde hapsolmuşlardır. Çünkü fantazileri bu özdeşleşmenin ağına düşmeyi ima ede...
02/11/2025

Histerikler genellikle imgesel özdeşleşmelerde hapsolmuşlardır. Çünkü fantazileri bu özdeşleşmenin ağına düşmeyi ima eder. Tüm bu özdeşleşmeler nevrotiğin temel sorusu “öteki benden ne istiyor?” etrafında şekillenir. Histerik Ötekinin arzu nesnesi olmak ister, bunu da özdeşleşme yolu ile yapar. Yani Ötekinin arzusunu tatmin eden imgeye dönüşmeye çalışır.
İmgesel özdeşleşme Öteki’nin bakışı üzerinden kurulur ve bize sahte bir bütünlük sağlar. Analizin işi histeriği bu özdeşleşmelerden sıyırıp, sahte “ben”’in imgeleriyle değil , bilinçdışı öznesinin arzusuyla ilişkilenmesini sağlamaktır.

Öyleyse bir analizin ilerlemesi için öznenin jouissance’ının bir kısmından vazgeçmesi gerekiyor diyebiliriz. Jouissance’...
29/10/2025

Öyleyse bir analizin ilerlemesi için öznenin jouissance’ının bir kısmından vazgeçmesi gerekiyor diyebiliriz. Jouissance’dan vazgeçmenin bedeli/fiyatı ise bilgidir. Bu vazgeçiş sayesinde bilgi sahibi olmaya başlarız. Burada kastedilen bilgi bilinçdışının bilgisidir. Analitik ilişkinin kurulması için bu bilginin en başta öznede varsayılması gerekmektedir. Bildiği varsayılan öznenin önemi budur. Bu bilgiye bizi götürecek olan özneden başkası değildir.

« Rien n’est plus difficile que de mettre l’obsessionnel en face de la limite de son désir. »8.Seminer: Aktarım’dan bazı...
16/10/2025

« Rien n’est plus difficile que de mettre l’obsessionnel en face de la limite de son désir. »

8.Seminer: Aktarım’dan bazı notlar:

Analitik süreçte obsesyonel, arzunun gerçekten ne olduğu — kendi arzusunun neye yöneldiği — sorusuyla yüzleşmekten daima kaçar. “Obsesyonel, arzunun sınırına gelmektense, arzunun varlığını sürdürmeyi tercih eder.” Bu nedenle obsesyonel, arzunun nesnesine (objet a) yaklaşamaz; çünkü yaklaşmak, “ölüm”le (veya arzunun sona ermesiyle) eşdeğerdir. Bu “sınır”, hem ölümün sınırı hem de Öteki’nin arzusunun sınırıdır. “Arzumu sürdüren Öteki kimdir? Eğer Öteki eksikse, arzum kime ait?” Bu yüzden analizde sürekli düşünür, tartışır, çözüm üretir ama hiçbirini eyleme dökmez. Lacan: “Obsesyonelin arzusu, Öteki’nin ölmediği sürece var olamayacak bir arzudur, der. Bu yüzden arzusu, ölümün ertelenmesidir. Onun arzusu her zaman düşünülür, asla yaşanmaz. Obsesyonen analizinde hedef, “eyleme geçme” değil, arzunun ölümünden korkmamayı öğrenmektir.

12/10/2025

Histeriğin ayırt edici özelliği tam olarak şudur — histerik, arzusunu konuşma hareketi içinde oluşturur. Histeriğin bütün belirtilerini iyileştirmenin en iyi yolu onun histerik
arzusunu doyurmaktır; ki histerik kadına göre bu, arzusunu doyurulmamış bir arzu olarak gözlerimizin önüne sermektir, ama bu onun arzusunu neden sadece doyurulmamış bir arzu olarak sürdürebildiği
sorusunu tamamen alanın dışında bırakır.
Lacan’ın 11.Seminer’inden alıntılanmıştır.

İnsan dünyasının ilkel yapılanmasını arzu gerçekleştirir, bilinçdışı olarak arzu. Bizim uğraştığımız, orada olan, sahide...
08/10/2025

İnsan dünyasının ilkel yapılanmasını arzu gerçekleştirir, bilinçdışı olarak arzu. Bizim uğraştığımız, orada olan, sahiden arzulayan bir özne ve onun söz konusu arzusu her türlü kavramsallaştırmadan önce gelir. Analizin bizi meseleleri bu şekilde ele almaya götürdüğünün kanıtı şudur: Öznenin düşünüp taşınıp emin olduğuna inandığı şeylerin büyük kısmı, bizim için, dünyasına ve eylemine asli eğriliğini kazandıran arzusunun körüklediklerinin yüzeysel, rasyonelleşmiş, sonradan gerekçelendirilmiş tertibinden ibarettir.

Lacan’ın 2. Seminerinden alıntılanmıştır…

Lacan 16. seminerinde analitik söylemin özünü oluşturanın jouissance’dan feragat olduğunu söyler. Öyleyse bir analizin i...
05/10/2025

Lacan 16. seminerinde analitik söylemin özünü oluşturanın jouissance’dan feragat olduğunu söyler. Öyleyse bir analizin ilerlemesi için öznenin jouissance’ının bir kısmından vazgeçmesi gerekiyor diyebiliriz. Ama Jouissance’dan vazgeçmekten alınan ilave bir keyif de söz konusudur. Jouissance’dan vazgeçmenin bedeli/fiyatı bilgidir. Bu vazgeçiş sayesinde bilinçdışının bilgisine sahip olmaya başlarız... Lacancı Forum Türkiye Psikanaliz Derneği Çalışma Günü sunumumdan…

.
30/04/2024

.

Address

Gülümse Terapi
Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Begüm Topaloğlu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share