Uzmpsikologeminelamiseratik

Uzmpsikologeminelamiseratik çocuklarda psikolojik danışmanlık ve aile eğitimi

Birçok insan sınır koyarken kendini bencil, kaba ya da uzaklaşan biri gibi hissetmekten korkar. Bunun nedeni çocukluktan...
05/06/2026

Birçok insan sınır koyarken kendini bencil, kaba ya da uzaklaşan biri gibi hissetmekten korkar. Bunun nedeni çocukluktan gelen öğrenmelerdir: “Önce başkalarını düşün”, “kimseyi üzme”, “uyumlu ol”.
• Eğer kişi küçük yaşlardan itibaren kendi ihtiyaçlarını geri planda bırakarak takdir görmüşse, yetişkinlikte de “hayır” demek kendini kötü hissettirir.
• Oysa sınır koymak karşındakini reddetmek değil, kendi alanını korumaktır. Sınır koyamayan kişiler zamanla tükenir, kırılır ve ilişkiden uzaklaşmaya başlar.
• Suçluluk duygusunun esas nedeni sınırın kendisi değil; kişinin değerlilik algısıyla kurduğu ilişkidir. “Benim ihtiyaçlarım da önemli” cümlesi içselleşmediği sürece sınır koymak her zaman zor gelir.
• Sağlıklı ilişkiler, iki tarafın da kendi alanının tanındığı ilişkilerdir. Sınır koymak sevgisizliğin değil; sevginin sürdürülebilir olması için gerekli olan bir özbakım davranışıdır.

29/05/2026

Kumar bağımlılığı dışarıdan bakıldığında maddi bir kriz gibi görünür; kaybedilen paralar, borçlar, aile içi sorunlar… Ancak kökenine inildiğinde bu davranışın çok daha derin bir duygusal yük taşıdığı görülür.
• Birçok kişi kumarı bir eğlence veya şans oyunu olarak değil, içsel sıkışmışlıklarını hafifletme yöntemi olarak kullanır. Kontrol duygusu, risk alma heyecanı, bir anlık kazanma umudu kişinin duygusal boşluklarını dolduruyormuş gibi hissettirebilir.
• Kumar o an için rahatlatır; fakat sonrasında büyük suçluluk, utanç ve pişmanlık duygusu bırakır. Bu döngü zamanla bağımlılığa dönüşür: rahatlama arayışı – oyun – kaybetme – suçluluk – tekrar oyun…
• Kumar, yalnızca parayla değil; ilişkilerle, özgüvenle, ruh sağlığıyla ve kişinin “kendilik algısıyla” ilgili bir meseledir.
• Bu yüzden kumar alışkanlığının yönetiminde sadece “oyunu bırakmak” değil; kişinin duygusal ihtiyaçlarını tanıması, baş etme becerilerini güçlendirmesi ve kendisiyle sağlıklı bir bağ kurması çok önemlidir.

Manipülasyon çoğu zaman sert ve görünür bir saldırı şeklinde başlamaz; tam tersine, güven, yakınlık ve iyi niyet üzerind...
22/05/2026

Manipülasyon çoğu zaman sert ve görünür bir saldırı şeklinde başlamaz; tam tersine, güven, yakınlık ve iyi niyet üzerinden ilerler. Bu nedenle kişi, kendisine yönelen davranışın bir kontrol girişimi olduğunu en başta fark edemez.
• Manipülatif kişiler genellikle karşı tarafın zayıf noktalarını hızla keşfeder ve bu noktaları “acıtmadan” kullanır. Kırılganlıkları besler, empati gösterir ve karşı tarafa ihtiyaç duyduğunu hissettirir. Bu süreçte ilişkide güven ortamı oluşmuş gibi görünür.
• Zamanla kişi, “acaba abartıyor muyum?”, “belki de ben yanlış anlıyorum”, “aslında iyi biri” gibi düşüncelere yönelmeye başlar. Manipülasyon tam da bu içsel çatlaklardan sızarak etkisini artırır.
• İlk başta fark edilmemesinin sebebi çoğu zaman manipülatörün çok zeki olması değil; karşı tarafın iyi niyetli, anlamaya çalışan ve ilişkiyi korumaya çalışan bir yapıda olmasıdır.
• Manipülasyon fark edildiğinde kişi genellikle yorulmuş, kendine yabancılaşmış veya kendinden şüphe eder hale gelmiştir. Bu nedenle sınır koymak bir zorunluluk değil, kendi ruh sağlığını koruma hakkıdır.

10/05/2026

21/04/2026

İnsan tuhaf bir varlık…
Bazen acı bile “güvenli” gelir, çünkü tanıdıktır.
Bazen iyilik bile korkutucu gelir, çünkü bilinmezdir.

Bunun sebebi duygusal değil; çok biyolojik bir mekanizma:
Beyin tanıdığı modele bağlı kalmayı tercih eder.
Bu model doğru ya da sağlıklı olmak zorunda değildir— sadece alışılmış olması yeterlidir.

Bu yüzden:
• tanıdık çatışmalar,
• tanıdık kırılmalar,
• tanıdık ilişki döngüleri,
• tanıdık değersizlik hissi
genellikle “konfor alanı” gibi çalışır.

Kişi bilinçsizce şöyle düşünür:
“Acı verebilir ama en azından bildiğim bir acı.”

Bilinmeyen iyilik ise risklidir çünkü:
• Yakınlık doğurur,
• Savunmayı düşürür,
• Kırılganlık gerektirir,
• Eski yaraları görünür kılar.

Bu yüzden birçok insan iyi bir ilişki, sağlıklı bir iletişim, yumuşak bir sevgi gördüğünde bir adım geriye çekilir.
İyilik bizi rahatlatmaz; önce geçmiş yaraları tetikler.

✨ Tanıdık acılar değil; tanıdık olmayan iyilikler iyileştirir.
Ama iyileşme cesaret ister.

17/04/2026

Bazı insanlar kendini durmadan açıklar…
“Neden böyle söyledim?”
“Yanlış anlama diye…”
“Aslında demek istediğim…”
Bu cümleler adeta otomatikleşir.

Bu ihtiyaç çoğu zaman şuradan doğar:
Yanlış anlaşılma korkusu + değersizlik hissi.

Çünkü kişi çocuklukta:
• sıkça eleştirilmiş,
• duyulmamış,
• sözleri çarpıtılmış,
• haklılığı sorgulanmış
olabilir.

Bu deneyimler kişiye şu inancı öğretir:
“Ben kendimi iyi ifade etmezsem anlaşılmam.”

Bu yüzden her cümle sonrası açıklama gelir.
Her duygu sonrası gerekçe aranır.
Her davranış sonrası “özür” gibi bir açıklama takip eder.

Kökeni çoğu zaman güvenli bağ kurulamayan geçmiş ilişkilerde saklıdır.
Kişi artık ilişkide olmak için değil, yanlış anlaşılmamak için konuşur.

Ama gerçekte en önemli ihtiyaç şudur:
Anlatmak değil, anlaşılacağına inanmak.

✨ Kendini açıklama ihtiyacı iletişim sorunu değil, “görülme” ihtiyacıdır.

Sınav kaygısı sadece “heyecan” değildir;bazen geçmişte yaşanan başarısızlık anlarının, eleştirilmenin, yetersizlik hisle...
14/04/2026

Sınav kaygısı sadece “heyecan” değildir;
bazen geçmişte yaşanan başarısızlık anlarının, eleştirilmenin, yetersizlik hislerinin bedende yeniden canlanmasıdır.

Zihin sınavı değil;
“yeniden aynı acıyı yaşama ihtimalini” tehdit olarak algılar.

EMDR tam bu noktada devreye girer.
Çünkü EMDR:
• geçmiş deneyimlerin bıraktığı duygusal yükleri,
• performans anında tetiklenen korkuları,
• “ya yapamazsam?” kalıbını,
• bedensel stres tepkilerini
yeniden işlemlemeye yardımcı olur.

Böylece sınav artık “tehlike” değil, “bir görev” gibi algılanmaya başlar.
Odak artar, panik azalır, beden rahatlar.

EMDR sadece bilgi değil;
bilginin önüne geçen duygusal bariyerle çalışır.

✨ Sınav kaygısında sorun zekâ değil; geçmişten gelen duygusal tetiklemelerdir.

Alışveriş yapıp dakikalar içinde hafifleme hissi yaşayan herkes, aslında beyninin ödül devresini kısa süreli “uyutmuş” o...
10/04/2026

Alışveriş yapıp dakikalar içinde hafifleme hissi yaşayan herkes, aslında beyninin ödül devresini kısa süreli “uyutmuş” olur.
Bu duygu:
• sıkıntıdan,
• boşluk hissinden,
• stres yükünden,
• duygusal ihtiyaçlardan kaçmanın
en hızlı yollarından biridir.

Beyin alışveriş sırasında dopamin salgılar—bir nevi “mini mutluluk.”
Ama dopamin hızlı yükseldiği için hızlı düşer.
Bu düşüş sonrasında:
• pişmanlık,
• “yine yaptım” hissi,
• harcama kaygısı,
• duygusal boşluk
geri gelir.

Bu döngünün kökeninde genellikle şunlar vardır:
• duygusal yoksunluk,
• tatmin eksikliği,
• kontrol ihtiyacı,
• kendini ödüllendirme arayışı,
• stresle başa çıkamama.

Alışveriş bir ihtiyaçtır ama duyguları birebir düzenlemez—sadece “erteler.”
Gerçek rahatlama, duyguyu tanımak ve ihtiyaçla temas etmekle gelir.

✨ Mesele alışveriş değil; alışverişe götüren duygudur.

“Kurtarıcı” rolü dışarıdan bakıldığında güçlü görünür…Ama içeriden yaşaması en yorucu rollerden biridir.Kurtarıcı rolüne...
07/04/2026

“Kurtarıcı” rolü dışarıdan bakıldığında güçlü görünür…
Ama içeriden yaşaması en yorucu rollerden biridir.

Kurtarıcı rolüne giren kişiler genellikle:
• kendinden önce başkalarını düşünür,
• yük taşır,
• sorun çözer,
• duygusal boşlukları doldurur,
• herkesin ihtiyacını kendi ihtiyacından üstün tutar.

Ama bunun arkasında çoğu zaman şu inanç vardır:
“Değerliyim… çünkü işe yarıyorum.”

Kurtarıcı rolü yorucudur çünkü:
• Sınırlar belirsizleşir,
• Kişi tükenir ama söyleyemez,
• Yardım ettikçe daha çok yardım beklenir,
• Karşı taraf bağımlı hale gelebilir,
• Kendi hayatı, kendi duyguları geri planda kalır.

En yorucu kısmı ise şudur:
Kurtarıcı rolünden çıkmak suçluluk yaratır.
Oysa bir ilişkiyi sağlıklı yapan şey “kurtarmak” değil, “yan yana durmak”tır.

✨ Kurtarmak sevgi değildir; çoğu zaman öğrenilmiş bir hayatta kalma modelidir.

24/03/2026

Evet, çoğu kişi fark etmese de bağlanma stili ilişkide nasıl davrandığını, nasıl sevilmek istediğini ve nasıl tepki verdiğini büyük ölçüde belirler.

• Kaygılı bağlanma:
Yakınlık ister ama terk edilme korkusu yüksektir.
Küçük uzaklıklar bile büyük tehdit gibi hissedilebilir.

• Kaçıngan bağlanma:
Yakınlığı ister ama kontrol kaybından korkar.
Duygu paylaşımı yoğun geldiğinde mesafe koyar.

• Güvenli bağlanma:
Yakınlıkla mesafeyi dengede tutar.
Hem birey olmayı hem birlik olmayı sürdürebilir.

Bağlanma stili bir etiket değil, bir haritadır.
Neye nasıl tepki verdiğini anlamanı sağlar.

İkinci önemli bir noktada; hangi duygusal ihtiyaçlarla o davranışlarda bulunduğunu kişinin farkedip çalışması gerekir. Ki aynı döngü içine girip aynı davranış ve sonuçları yaşamasın.

Ve en güzeli:
Bağlanma stili değişebilir.

Fark etmek, iyileşmenin ilk adımıdır.

Address

Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzmpsikologeminelamiseratik posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share