03/07/2018
Nasıl bir personaya sahipsiniz? Maskenizi siz mi yarattınız yoksa başka birinin maskesinimi taklit ediyorsunuz.
Eğer başka birinin maskesini - personasını taklit ediyorsanız, içinizde kocaman bir karmaşa var demektir kendinizle çelişiyorsunuz, içinizdeki karmaşayla boğuşuyorsunuz demektir. Hayatınızın bir tarafı amaçsız ne yapacağını bilmezken bir tarafı yapmak istemediği şeyleri yapmaya çalışacaktır.
Mesela herhangi bir nedenden dolayı (rol model kayması – güç vs) anne ya da babamızın personalarını neredeyse birebir taklit ediyorsak, gerçek kişilik özelliklerimizi saklamak yerine yok etmeye çalışıyoruz demektir. Kendi maskelerimizi – personamızı yaratamıyorsak kendi kişiliğimizi var edemiyoruz demektir, buda kendi iç dünyamızda kavram karmaşasına neden olur. Ne istediğimizi bilemez duruma geliriz bir tarafımız başkasının personasının etkisi altında kalır, bir tarafımız da kendi kişiliğimizin etkisi altında kalır. Ahlaki kavramlarımızda çelişkiler, değer yargılarımızda çelişkiler, istek ve ideallerimizde çelişkiler, duygularımızda büyük gel gitler, çelişkiler, anlamlandıramadığımız boşluklar ve buna benzer bize ait olmayan davranışlar, sahte istek ve arzular gibi duygular hissetmemize neden olur.
Maalesef ki bu taklit personadan ruhsal olarak beslenmeye başladığınızda, ondan güç elde etmeye başladığınızda işler daha da karmaşık hale gelir. Dışarıya capcanlı enerjik hayat coşkusu yüksek biri olarak görünürken aslında içeride hiçte ona ait olmayan bir ruh ve kişiliği zorla yansıtmaya çalışan ruhsal olarak çökmeye başlayan biri olmaya başlarsınız.
Kendinizdeki bu karmaşayı bu boşluğu bu adlandıramadığınız duyguları anlamaya çalıştığınızda her zaman bir tür aydınlanma yaşarsınız. Kendi tecrübelerinizin ve duygularınızın kolektif olarak herkeste aynı çalıştığı yanılgısına düşersiniz her zaman içinizde adlandıramadığınız şeyi bulduğunuz yanılgısına düşersiniz.
Birçok kişisel gelişim çalışmasında sizle ilgili birçok neden-sebep ortaya çıkar evet aslını sorarsanız birçoğu da gerçek nedenlerdir ama bir türlü derdinize çare olmaz. Hep aynı gelgitleri yaşamaya devam edersiniz. Bu çalışmalarda karşılaştığınız şeyler elbette ki maskeleriniz ve onların sizin ruhunuza etkileri ama aydınlanmalarınızın hepsi geçici olacaktır ve her zaman yanılacaksınız.
Bu noktada çok önemli bir şey kaçırıyoruz. Daha küçücükken anne ya da babamızdan aldığımız birebir kopya ilk maskemiz.
Bu noktada bu ilk maskemizi bizim gerçek kişilik özelliklerimiz sanıyorsak her ne yaparsak yapalım içimizdeki karmaşayı çözemeyeceğiz, sorunlarımıza çareler üretemeyeceğiz.
Elbette ki bu durumda çaresiz değiliz ve elbette ki bu tip çözümlemelerin yapıldığı çalışmalar ve yöntemler, çareler var. Önemli olan bunun farkına varmanız ve gerçekten bunu istememiz.
Bu evren her nasıl dengede kalmak adına sürekli değişim ve doğal olarak hareket içindeyse ve her nasılsa her şey kendi dengesini bulmaya çalışıyorsa ve bu ilahi düzen bizi bu dengemizi bulmamız için bize kapılar açıp kapıyorsa tek yapmamız gereken tüm maskelerimizden, benliğimiz arındırıp etrafımıza bakıp dengemizi bulmamızı sağlayacak şeylere odaklanmamız olacaktır.
OKAN YILDIZ
(Thorax Hipnoterapi ve Regresyon Merkezi)
Not: Aşağıda C.G. jung’un kitaplarından bir derleme bulacaksınız. Okumanızı Öneririm.
İnsan, davranışlarını değiştirebilme gücüne sahiptir. Jung, insanın büyümekten, tamamlanmaktan, gelişmekten yana eğilimler taşıdığını savunur. ( Optimist ) Jung, insan davranışlarının ırksal, soy gelişimsel yönlerini vurguluyor. İnsan kişiliğini atalarına ait bir tarih ürünü olarak görür ve insanlığı tek bir ırk olarak ele alır. Çağlar boyunca insanlar büyük bir evrimleşme süreci geçirmiştir ve bu devam etmektedir. Jung’a göre insan kişiliği; Arkeik, ilkel, doğuştan, bilinçdışı ve evrensel’ dir.
İnsan kendisine atalarından kalan pek çok eğilimle doğar. Bu eğilimler davranışlarımıza ve yaşantımıza rehberlik ederler. Neyin bilincinde olunacağını ve kişinin kendi yaşantısını içeren dünyasında nasıl tepki vereceğini bunlar yönlendirir. ( Eğilimler yaşantımıza rehberlik ediyorlar ancak yaşantımız içinde anlam kazanıyorlar. Her insan farklı yaşantılar geçiriyor. Bu yaşantılar da insan kişiliğinin belirlenmesinde etkilidir. Her insanın kişiliği kendine özgüdür. ) Jung’a göre ırksal olarak önceden biçimlenmiş kolektif ( ortak ) bir kişilik vardır. Yaşantıların yer aldığı dünyaya seçilmiş olarak çıkar, karşılaştığı yaşantılarla biçim değiştirir ve özenle düzenlenir. Öyleyse bireyin kişiliği birey üzerinde etkili olan içsel ve dışsal güçlerin etkileşimi sonucu oluşur.
Persona:
Toplumun, geleneklerin ve bireyin içsel arketipik gereksinimlerine, beklentilerine yanıt olarak bireyin takındığı maskedir. Genellikle toplum tarafından verilen rollerdir. Maske kullanmanın amacı diğer insanlar üzerinde belli bir etki bırakmak ve gerçek kişilik özelliklerimizi saklamaktır. Persona, bir tür toplumsal kişiliktir ve bireyin çevreye gösterdiği yönleridir. Sahip olduğumuzla dışa gösterdiğimiz özelliklerimiz genellikle iki uçtur. ( Maske bizim öznel kişiliğimizle karşıttır. ) Bu süreç içerisinde kendimize ait bir çok özelliğimizi kaybederiz. Kendi kişiliğimize zaman içerisinde yabancılaşırız. Eğer ego persona ile katı bir özdeşleşme kurarsa, o zaman ortaya gerçek duygularından çok oynadığı rolün gerçek kişiliği olduğunu sanan bir kişi çıkar.
Özerk bir kişi olacağı yerde toplumun bir yansımasından öteye gidemez. Personanın geliştiği çekirdek bir arketiptir, ırkın yaşantılarından kaynaklanır. Uygarlaşma süreci içerisinde ve bir toplum içerisinde yaşadığımız sürece personanın takılmaması olanaksızdır. Ancak yine de persona ile tümü tümüne özdeşleşmemek, personanın sakladığı yönlerimizi yakalayabilmek, bu yönlerimizle barışık olmak gerekir. O zaman yabancılaşma sürecini erteleyebiliriz.
Gölge:
İnsanda potansiyel olarak var olan, toplumsal olmayan duygu, düşünce ve davranışlardır. Gölge arketipi insana evriminin ilk başlarından miras kalan hayvansal içgüdülerden oluşur. İnsan doğasının hayvansal yönünü temsil eder. İnsandaki günah kavramından sorumludur. Dış dünyaya yansıtıldığında şeytani, düşmanca, saldırgan davranışlar ortaya çıkar. Genellikle toplumun onaylamadığı duygu, düşünce ve eylemlerin bilinç düzeyine çıkmasından sorumludur.
Gölge genellikle persona tarafından insanlardan gizlenir ya da kişisel bilinçdışına bastırılır. Madalyonun bir yüzü personaysa öbür yüzü de gölgedir. Toplumsal ölçütlerle ve ideal kişiliğimizle bağdaşmayan tutku ve coşkularımızı temsil eder.
Kaynakça: C. Jung : Analitik Psikoloji + Paoli-Jung Mektupları + Dört Arketip + Keşfedilmemiş Benlik + İnsan ve Sembolleri.