Psikolog Reyhan Hüner Aile Ve Evlilik Danişmanı

Psikolog Reyhan Hüner Aile Ve Evlilik Danişmanı 34 yıldır yetiskin ve ergen üzerine çalışıyorum. iMGE terapi HYT,EMDR, BDT vb teknikler kullanıyorum Karabük'te yaşıyorum

Yangın gibi büyük afetlerin ardından insanlar hem fiziksel hem de psikolojik olarak derin etkiler yaşar. Özellikle yangı...
29/07/2025

Yangın gibi büyük afetlerin ardından insanlar hem fiziksel hem de psikolojik olarak derin etkiler yaşar. Özellikle yangını doğrudan yaşayanlar – evini, köyünü, hayvanlarını kaybedenler – için bu etki travmatik olabilir.
İşte yangın sonrası yaşanan başlıca psikolojik etkiler:
🔥 Yangın Sonrası Psikolojik Etkiler

1. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)

Olayı tekrar tekrar zihinde yaşama (flashback)

Kabuslar

Yoğun kaygı ve irkilme tepkileri

Yangına dair ses, koku veya görüntülerle tetiklenme

2. Kayıp ve Yas Tepkileri
Evini, sevdiklerini ya da hayvanlarını kaybeden bireylerde:

Derin üzüntü, suçluluk hissi

“Keşke…” ile başlayan cümleler

Kayıpla başa çıkmakta zorlanma

3. Güvende Hissetmeme

Geleceğe dair belirsizlik

“Her an bir şey olabilir” duygusu

Sürekli tetikte olma hali (hipervijilans)
4. Anksiyete ve Panik Ataklar

Yangın anını hatırlatan durumlarda aşırı kaygı

Boğuluyormuş gibi hissetme

Kalp çarpıntısı, nefes darlığı

5. Depresif Belirtiler

Çaresizlik, umutsuzluk

Hayattan zevk alamama

İçine kapanma, sosyal hayattan çekilme
6. Çocuklarda Görülen Tepkiler

Alt ıslatma, kabus görme

Ayrılık kaygısı, anne babadan ayrılmak istememe

Oyunlarında yangını tekrar yaşatma

Destekleyici Müdahaleler

Psikolojik ilk yardım: Güvende hissettirme, duyguları ifade etmeye alan açma
Destek grupları: Benzer deneyimleri paylaşanlarla bir araya gelme

Travma odaklı terapi: EMDR, HYT,bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemler

Çocuklara özel oyun terapisi

Doğaya temas ve yeniden inşa sürecine dahil olma (kontrol duygusunu artırır)

Kış bastırmıştı. Küçük bir kirpi, soğuktan titreyerek yuva arıyordu. Yalnızdı. Çünkü ne zaman birine yaklaşsa, dikenleri...
23/07/2025

Kış bastırmıştı. Küçük bir kirpi, soğuktan titreyerek yuva arıyordu. Yalnızdı. Çünkü ne zaman birine yaklaşsa, dikenleri can yakıyor, ardından sessizlik geliyordu.

Bir gün, başka bir kirpiyle karşılaştı. Aynı şekilde üşüyordu. Birbirlerine sokuldular. Ama çok yaklaştıklarında dikenleri acıttı. Geri çekildiler.

Zamanla aralarında bir denge buldular. Ne çok yakın, ne çok uzak… Üşümeyecek kadar yakın, can yakmayacak kadar uzak.
Kirpi o gün şunu anladı:
Yakınlık, sınırlarla mümkündü.
Ve sevmek, incitmeden yaklaşabilmeyi öğrenmekti.
Bu öykü, yakın ilişkilerdeki duygusal sınırlar, bağlanma korkusu, ve incinme- incitme döngüsü üzerine bir metafordur. Dikenler, kişinin savunma mekanizmalarını; soğuk ise yalnızlık, duygusal açlık ya da sevgisizliği temsil eder.
Psk.Reyhan Hüner















KPSS sonrasında danisanimin geri bildirimi.
21/07/2025

KPSS sonrasında danisanimin geri bildirimi.

İstismar mağdurlarının psikodinamiği, bireyin istismar deneyiminden sonraki içsel çatışmalarını, savunma mekanizmalarını...
17/07/2025

İstismar mağdurlarının psikodinamiği, bireyin istismar deneyiminden sonraki içsel çatışmalarını, savunma mekanizmalarını, ilişkisel örüntülerini ve bilinçdışı tepkilerini anlamaya yönelik bir yaklaşımdır. Psikodinamik bakış, mağdurun çocukluk yaşantıları, benlik algısı, bastırılmış duyguları ve tekrar eden yaşam döngüleri üzerinden derinlemesine bir çözümleme sunar.



















Bir zamanlar bir çocuk, eski bir konağın bodrum katında, paslı bir sandık buldu. Sandığın üstünde “Saklama. Hatırla.” ya...
16/07/2025

Bir zamanlar bir çocuk, eski bir konağın bodrum katında, paslı bir sandık buldu. Sandığın üstünde “Saklama. Hatırla.” yazılıydı. Ama sandık kilitliydi. Ne kadar zorladıysa da açamadı.

Yıllar geçti. Çocuk büyüdü, ama sandığın varlığı zihninde hep ağır bir yük olarak kaldı. Rüyalarında bile o sandığın içini görmeye çalışıyor ama kapalı kalıyordu.
Bir gün yaşlı bir bilgeyle karşılaştı. Derdini anlattı. Bilge şöyle dedi:
“Sandık senin geçmişin. İçindekiler acı, korku, utanç olabilir. Ama aynı zamanda güç, direnç ve hakikat de olabilir. Anahtar ise dışarıda değil, içeride.”

Adam bunu duyunca içsel bir yolculuğa çıktı. Geçmişini yargılamadan dinlemeye, duygularını bastırmadan hissetmeye başladı. Ve bir sabah... rüyasında o sandığın başına döndü. Elini kalbinin üzerine koydu ve fısıldadı:
“Hazırım.”
Sandık açıldı. İçinden ne mi çıktı?
Küçük bir not:
“Sen her zaman yeterliydin. Sadece buna inanman gerekiyordu.”
Bilinçaltımızda sakladığımız duygular, acılar ya da travmalar birer kilitli sandıktır. Anahtar ise içimizdeki cesarette ve farkındalıkta gizlidir. Açtığımızda canımız yanabilir ama içimizdeki hakikate de o zaman ulaşırız.

📍Psk. Reyhan Hüner












"Beklentinin Yükü: Görünmeyen Zincirler"Beklenti, insan ruhunun hem itici gücü hem de en ağır yüklerinden biridir. Bir ş...
12/07/2025

"Beklentinin Yükü: Görünmeyen Zincirler"

Beklenti, insan ruhunun hem itici gücü hem de en ağır yüklerinden biridir. Bir şeyi umut etmek, beklemek; bazen bizi hayatta tutar, bazen de yavaş yavaş içten içe tüketir. Çünkü beklenti, çoğu zaman kontrol edemeyeceğimiz şeylere bağladığımız gizli anlaşmalardır.
İnsan, doğası gereği ilişkilerde ve yaşamda karşılık bekler: Sevdiğinde sevilmeyi, emek verdiğinde takdir görmeyi, sabrettiğinde bir gün bunun karşılığını almayı… Ancak ne yazık ki dünya, her zaman bu beklentilere uygun çalışmaz. Beklentiler karşılanmadıkça hayal kırıklıkları, değersizlik duyguları, öfke ve umutsuzluk gelişebilir.
Beklentilerle yaşayan biri, başkalarının davranışlarını ve hayatın akışını kendi iç haritasına göre anlamlandırmaya çalışır. Ancak yaşam, bu haritaya çoğu zaman sadık kalmaz. Bu da kişide “yetersizlik”, “görülmeme”, “önemsiz olma” gibi duygusal yaraları tetikleyebilir.

Beklenti, aynı zamanda bağlılıkla da ilgilidir. Ne kadar çok bağ kurarsak, o kadar çok şey bekleriz. Ve ne kadar çok şey beklersek, hayal kırıklığına o kadar açık hale geliriz.Özellikle çocuklukta sevgiyi koşullu olarak deneyimlemiş bireylerde, beklenti bir sevgi dili haline gelir: "Eğer bunu yaparsam, beni severler."

Fakat beklentinin dozu arttığında kişi, kendi duygusal ikliminin kontrolünü başkalarına devreder. Bu da zamanla kronik mutsuzluk, tükenmişlik, özgüven sorunları ve ilişkisel travmalara yol açabilir.
Ne Yapmalı?

Farkındalık: Ne beklediğini ve bu beklentinin sana ait mi, yoksa toplumsal/ailesel bir öğreti mi olduğunu fark et.

Sınır Çizmek: Beklentiyi karşılamayan kişilerden uzaklaşmak yerine, onlardan ne beklediğini açıkça dile getirmek ve gerçekçi sınırlar belirlemek önemli bir beceridir.

Şefkatli Kabul: Hayat bazen istediğin gibi gitmeyebilir. Bu, senin değersiz olduğun anlamına gelmez.Kontrol Alanını Tanımak: Başkalarının tutumlarını değil, yalnızca kendi tavırlarını kontrol edebilirsin. Bu da özgürleşmenin kapısını aralar.
Psk. Reyhan Hüner

Tutunmak mı, Yaralanmak mı?Bazı bağlar, bizi hayatta tuttu sanırız.Oysa yalnızca aynı yaranın çevresinde dönüp dururuz.B...
10/07/2025

Tutunmak mı, Yaralanmak mı?

Bazı bağlar, bizi hayatta tuttu sanırız.
Oysa yalnızca aynı yaranın çevresinde dönüp dururuz.
Bazen bir kişiyi, bir sözü ya da bir “belki”yi bırakamayız.
Çünkü o bağ sadece birine değil,
bir zamanlar sevilmeyi umduğumuz hâlimize de tutunuruz.

Psikolojide buna duygusal bağlanma kalıntısı denir.
Zihin tanıdık olanı güvenli sayar.
Bilinmezlikten korkarız, tanıdık acıya razı geliriz.

Ama bilmeliyiz ki:
Her bağ sağlıklı değildir.
Her bağ sevgiden doğmaz.
Kopamamak, sevgi değil korkudur.

Bırakmak zayıflık değil, kendine merhamettir.
Bazı vedalar kayıp değil,
öz saygının sessiz bir zaferidir.

Zarar veren bir bağdan kopmak,
başkasını terk etmek değil,
kendine geri dönmektir.
Psk. Reyhan Hüner















EBEVEYN SEVGİSİZLİGİEbeveyn sevgisi görmemiş bir bireyin psikolojisi, yaşam boyu sürebilecek derin izler taşır. Bu durum...
09/07/2025

EBEVEYN SEVGİSİZLİGİ
Ebeveyn sevgisi görmemiş bir bireyin psikolojisi, yaşam boyu sürebilecek derin izler taşır. Bu durum, bireyin hem kendilik algısını hem de başkalarıyla kurduğu ilişkileri şekillendirir.
Ebeveyn Sevgisinden Yoksun Bireyin Psikolojik Dinamikleri

1. Temel Güvensizlik Duygusu:
Ebeveyn sevgisi, bir çocuğun dünyayı güvenli bir yer olarak algılayabilmesi için temeldir. Bu sevgi eksikse, bireyde "dünya tehlikeli bir yer" algısı gelişebilir. İnsanlara güvenmek zorlaşır, ilişkilerde daima tetikte olma hali görülür.
Değersizlik ve Yetersizlik İnancı:
Çocuk, ebeveyninden sevgi görmediğinde bunun nedenini genellikle kendisinde arar. “Sevilmeye layık değilim” düşüncesi içselleşir. Bu inanç, yetişkinlikte de devam eder; başarılarını küçümser, takdir edilmekte zorlanır.

3. Aşırı Onay İhtiyacı veya İlişkilerden Kaçınma:
Bazı bireyler, sevgi görme arzusu nedeniyle ilişkilerde aşırı bağımlı hale gelirken, bazıları da duygusal yakınlıktan tamamen kaçar. Çünkü her yakınlık potansiyel bir terk edilme veya incinme tehdidi taşır.
4. Kendilik Gelişiminde Bozulma:
Ebeveyn sevgisi, çocuğun "kimim ben?" sorusuna cevap bulmasında yol göstericidir. Bu destekten yoksun kalan bireyler, kendi kimliklerini bulmakta zorlanır, başkalarının beklentilerine göre yaşama eğilimindedir.

5. Bastırılmış Öfke ve Yas:
Sevgi yoksunluğu, çoğu zaman farkında olunmayan bir yas sürecini tetikler. Kimi bireyler içten içe ebeveynine karşı öfke taşır ama bu öfkeyi dile getirmek suçlulukla iç içedir. Bu durum, depresyon veya psikosomatik rahatsızlıklara da zemin hazırlayabilir.
Psikolojik Reçete (Kendi Üzerinde Çalışmak İçin):

İçsel çocukla temas: "Sevilmeyi hak eden çocuk"la içsel olarak yeniden bağ kurmak.

Kendi ebeveynliğini öğrenmek: Kendine şefkat göstermek, kendini korumak ve kollamak.

Terapi desteği: Özellikle şema terapi, EMDR veya içsel aile sistemleri terapisi bu alanlarda etkili olabilir.

Sağlıklı ilişkiler kurmak: Güven veren, sınırları olan ve duygusal olarak besleyici ilişkilerle iyileşme süreci desteklenebilir.










Vedalaşmak, sadece fiziksel bir ayrılığı değil; aynı zamanda duygusal bir kopuşu, alışkanlıkların, hayallerin ve beklent...
06/07/2025

Vedalaşmak,
sadece fiziksel bir ayrılığı değil; aynı zamanda duygusal bir kopuşu, alışkanlıkların, hayallerin ve beklentilerin geride bırakılmasını da içerir. Psikolojik olarak vedalaşma, bir tür yas sürecidir ve her birey bu süreci kendi geçmiş deneyimleri, bağlanma biçimi ve içsel dayanıklılığına göre yaşar.
🧠 1. Duyguların Doğallığı:

Vedalaşma; hüzün, öfke, suçluluk, rahatlama ya da kafa karışıklığı gibi karmaşık duygulara neden olabilir. Bu duyguların hepsi normaldir. Bastırmak yerine tanımak, onlarla kalmak ve yaşamak iyileşmenin ilk adımıdır.
💔 2. Bağların Çözülmesi Zaman Alır:

İnsan zihni ve kalbi, bir bağ kurduğunda onu hemen çözüp bırakmakta zorlanır. Bu nedenle vedalaşma süreci bir "duygusal çözülme" sürecidir. Bu süre boyunca zihinsel olarak tekrar tekrar yaşantılara dönmek, “keşke”lerle dolmak doğaldır.
🛑 3. Anlamlandırmak ve Kapanış Vermek:

Vedalaşmalar yarım kaldığında, kişi içsel bir kapanış yaşayamaz. Bu da psikolojik olarak “takılı kalma”ya neden olabilir. O yüzden vedalaşmak bazen yüz yüze olur, bazen bir mektup yazarak, bazen de bir içsel konuşmayla gerçekleşir. Önemli olan anlamlı bir sonlandırma sağlayabilmektir.
🕊️ 4. Yas ve Yeniden Yapılanma:

Vedalaşma bir kayıp hissi yaratır. Bu da yas sürecini başlatır. Yas sadece bir kişinin kaybı değil, bir ilişkinin, bir dönemin, bir ihtimalin kaybı da olabilir. Bu süreci yaşamak, ardından “yeniden yapılanma”ya geçmek önemlidir.
💬 5. Psikolojik Destekle Süreci Sağlıklı Yaşamak:

Bu süreçte bir uzmandan destek almak, kişinin hem kendini anlamasına hem de duygusal yüklerini güvenli bir ortamda işlemesine yardımcı olur. Vedalaşma yalnızca bitiş değil, aynı zamanda kişisel büyümenin başlangıcı da olabilir.

03/07/2025
Anoreksiyanın Bilinçaltı Temelleri 1. Kontrol İhtiyacı:Hayatındaki kontrolsüzlük duygusunu, yemek ve beden üzerinde kont...
21/06/2025

Anoreksiyanın Bilinçaltı Temelleri

1. Kontrol İhtiyacı:
Hayatındaki kontrolsüzlük duygusunu, yemek ve beden üzerinde kontrol kurarak telafi etme.
2. Koşullu Sevgi İnancı:
“Zayıf olursam sevilirim” düşüncesiyle gelişen değersizlik duygusu.
3. Benlik Saygısı Sorunları:
Kendisini yalnızca dış görünüşüyle tanımlama ve onay arayışı.
4. Suçluluk ve Öz Cezalandırma:
Bastırılmış öfke, suçluluk ya da travmalara karşı bilinçsizce kendine zarar verme eğilimi.
5. Kadınlıktan Kaçış:
Ergenlikte bedensel değişim ve cinsellikten korkma, çocuk bedenini koruma arzusu.
6. İfade Edilemeyen Duyguların Bedenle İfadesi:
Duyguları konuşmak yerine yeme davranışlarıyla kontrol etme ya da ifade etme çabası.

Address

Şirinevler Mahallesi Mehmet Akif Caddesi No 6 Kat 2 Daire 2 Karabük
Karabük
78200

Opening Hours

Tuesday 13:00 - 20:00
Wednesday 13:00 - 20:00
Thursday 13:00 - 20:00
Friday 13:00 - 20:00
Saturday 13:30 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog Reyhan Hüner Aile Ve Evlilik Danişmanı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Psikolog Reyhan Hüner Aile Ve Evlilik Danişmanı:

Share