E-hukuk Danışmanlık

E-hukuk Danışmanlık Hukuk Danışmanlığı Avukatlık büromuzda, bireysel ve kurumsal müvekkillerimizle ilişkilerimizde ALENİYET- AÇIKLIK - BİLGİLENDİRME esastır.

İzmir Barosuna bağlı olarak ; 1999 yılından bu yana yargı mevzuatı ve icra programları donanımlı avukatlık büromuzda ,avukat, stajyer avukat ve diğer yardımcı personel kadromuzla bireysel ve kurumsal müvekkillerimize geniş kapsamlı ve sürekli, etkin ve çözüm odaklı , akılcı ve süratli çözümler sunmaya yönelik hukuki danışmanlık ve dava-icra takip hizmetleri vermekteyiz. Büromuzda, ulusal öl

çekte faaliyet gösteren yerel büyük ve orta ölçekli firmalara kapsamlı hukuk hizmeti sunarken avukatlık hizmetlerinin amacının sadece ihtilafları çözmek değil, aynı zamanda ihtilafların oluşmasını engellemek olduğu inancıyla onarıcı ve koruyucu adalet anlayışıyla hareket etmekteyiz. Hukukun üstünlüğü ve evrensel hukuk anlayışı ilkemizdir. Meslek kuralları ve etiğinden hiçbir şekilde ödün vermeyiz. Toplumda ‘çağdaş hukuk anlayışı’nın benimsenmesine –kendince- katkıda bulunmayı hedefleriz. Uyuşmazlıkların çözümünde kalıplara sıkışmışlığın ve dar çerçeveden bakışın yerini geniş vizyon,sağduyu ve süratli çözümlerin alması gerektiği bilinci ile hareket ederiz.Ticari ve özel hayata ilişkin her türlü bilginin mahremiyeti ve özenle saklanmasını esas alırız. Bize www.e-hukukdanismanlik.com adresinden de yazılı ve sözlü danışmanlık için başvurabilirsiniz.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği ve Türkiye Barolar Birliği Meslek kuralları gereğince sitemiz ve müvekkillerimizi bilgilendirme amaçlı sitemizle uyumlu cvmiz herhangi bir reklam unsuru taşımamakta, sadece bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Bu sebeple sitemizde-cvmizde “avukatlar, teknolojinin ve bilimin olanak tanıdığı her tür ortamda avukatlık mesleğinin onur ve kurallarına, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene, Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen "Avukatlık Meslek Kuralları"na aykırı olmayacak şekilde kendisini ifade etme hakkına sahiptir ilkesi” egemendir.

Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.Mustafa Kemal ...
29/10/2018

Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
Mustafa Kemal Atatürk

Bayramımız kutlu olsun 🇹🇷

🇹🇷
11/02/2018

🇹🇷

1920 yılı sonlarında Türkiye'deki işgal kuvvetlerinin ortalama sayısı şöyledir :Yunan kuvvetleri : 220.000 (Sakarya Sava...
28/10/2017

1920 yılı sonlarında Türkiye'deki işgal kuvvetlerinin ortalama sayısı şöyledir :
Yunan kuvvetleri : 220.000 (Sakarya Savaşında ulaşılan sayı)
İngiliz kuvvetleri : 10.000
Fransız kuvvetleri : 12.000 (Tunus ve Senegalli askerler)
İtalyan kuvvetleri : 2.000
Hintli kuvvetler (İngilizlere bağlı) : 8.000 Ermeni kuvvetleri (Fransızlara bağlı) : 10.000 Ermeni çeteleri : 5.000
Pontus Rum çeteleri : 25.000
Anzavur, Çerkez Ethem ve Kuvayı İnzibatiye kuvvetleri : 15.000
Anadolu'daki 21 iç isyana katılan isyancı : 15.000

Yani Kurtuluş Savaşı sırasında, Türk ordularının karşısındaki düşman gücü ortalama 322.000 kişi civarındadır..

Kurtuluş Savaşı sırasında Kuvayı Milliye, düzenli ordu ve Ankara yönetimi şu devlet, millet ve topluluklarla savaşmıştır :
1. Bazen ön planda bazen arka planda İNGİLİZLER,
2. Çukurova ve çevresinde FRANSIZLAR,
3. Batıda YUNANLILAR,
4. Doğuda ve Çukurova'da ERMENİ birlikleri ve çeteleri,
5. Kuzeyde Yunanistan destekli RUM PONTUS çeteleri,
6. Kocaeli,Ege ve Marmara bölgesinde RUM ve ERMENİ çeteleri, ayrıca yerel halktan oluşan bazı işbirlikçi çeteler ve İYONYA Devleti için hazırlanan 20.000 kişilik kuvvet,
7. Yirmi bir iç isyana katılan 15.000 civarında isyancı,
8. Anzavur'un birliği ve Kuvayı İnzibatiye,
9. Çerkez Ethem'in Kuvayı Seyyaresi...

Bütün bunların dışında ; uluslararası kuruluşların (Paris Barış Konferansı, Cemiyeti Akvam) Türkiye karşıtı tutumları, ABD'nin ve Wilson İlkeleri'nin Türkiye aleyhine devreye girmesi, Sovyetler Birliği ile yaşanan inişli çıkışlı ilişkiler, Yunan ve Ermeni propagandası, ayrılıkçı ve gerici akımlar (İzmir Çerkez Kongresi, Trabzon Ademi Merkeziyet Derneği, TBMM'deki ikinci grup, C.Arif ve H.Avni'nin Erzurum'daki girişimleri ), Mustafa Suphi olayı, Bolşevikliğin yayılması, Enver Paşa'nın gizli faaliyetleri, Trabzon Olayı, Ali İhsan Paşa Olayı, Ali Şükrü Bey ve Topal Osman olayları, Atatürk ve arkadaşları hakkındaki "Bolşevik" iddiaları, Padişah'ın yayınladığı idam fetvaları, işbirlikçi İstanbul hükumetleri, sayısız işbirlikçi, sayısız İngiliz ajanı, parasızlık, silah ve cephane yokluğu, ulaşım ve haberleşme güçlüğü, Atatürk'ün bazı silah arkadaşlarının daha yolun başında geri adım atmaları, ABD ve İngiliz mandası istekleri ve halkın yılgınlığı ve yorgunluğu.. gibi nedenlerden dolayı Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı'nı verenler, emperyalizmin silahlı güçleri yanında, tüm dünya kamuoyuna yönelik menfi propagandanın ve bir iç savaşın üstesinden gelerek bu kadar güçlüğe rağmen abartısız bir "MUCİZE"yi gerçekleştirmişlerdir.

Kısacası Ankara yönetimi, birden çok devlet, millet ve toplulukla savaşıp çekişmiş, çatışmıştır ; barış görüşmelerinde de yine birçok devletle mücadele etmek zorunda kalacaktır.

Bu yüzden, "YEDİ DÜVELLE SAVAŞ" bir efsane değildir ve Türkiye bu şaşırtıcı mücadeleden galip çıkmıştır..

~Tarihten Anekdotlar’dan Alındır~

05/07/2016

Ramazan Bayraminizi Kutlar, Saglikli, Huzurlu ve Mutlu Bayramlar Dileriz.
E-Hukuk Danışmanlık
Av.Ece Eruz Tırnavalı / Av.Refiye Coşkun

Atatürk'ün doğum günüm dediği, bağımsızlık mücadelesinin ilk adımı 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız ku...
19/05/2016

Atatürk'ün doğum günüm dediği, bağımsızlık mücadelesinin ilk adımı 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!

Dava.. İnsanlık davası..
11/10/2015

Dava.. İnsanlık davası..

Bayramınızı kutlar,sağlık ve huzur dolu günler dileriz..
23/09/2015

Bayramınızı kutlar,
sağlık ve huzur dolu günler dileriz..

09/02/2014

Vesayet Hukuku..

Sevgili Arzu Eliuz'un dergisinde Kasım ayında yayınlanan " Vesayet Hukuku " adlı konuya ve derginin diğer içeriğine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.digimypage.com/kasim/

Mystro Kuaför HizmetinizdeMaystro kuaför ile geçirmiş olduğumuz keyifli birgün ile brezilya fönü ve doğru şekilde saç boyama konusunda röportaj gerçekleştirdik. Mystro kuaför, vermiş olduğu kaliteli hizmet ve uygun fiyatları ile ortaya çıkarttığı işler ile hayranlık yaratmakta. Şimdi kuaförün sahibi...

03/08/2013

Tarihte bugün :

03/08/2002 – AB’ye uyum çerçevesinde kabul edilen yasayla "Savaş ve Yakın Savaş Tehdidi " dışında İDAM CEZASI kaldırıldı..

29/07/2013

Suç ve çocuk eğitimi

İnsanlar neden suç işlerler ?Suçlu olarak tanımladığımız bazı kişiler çok basit nedenler için insanların hayatını veya malını nasıl oluyor da elinden alabiliyor.Bu kişiler kendi isteklerini gerçekleştirmek için başkalarının hayatını hiçe saymasının temel nedeni ne olabilir.
Oysaki bu insanlar da diğer insanlar gibi doğduklarında ve bebeklik dönemlerinde çok masum birer varlıklardı.( Kromozom ve genetik bozukluğu olanlar konu dışıdır )

Son zamanlarda toplumumuzda şiddet olayları hızla çoğalıyor .Bu olayları gerçekleştirenlerin yaş ortalaması da gittikçe düşüyor.Şiddet olayları bulaşıcı bir hastalık gibi her kesimi içine almaya başladı ve artık eğitim yuvaları olan okullara da sıçradı. Ülkemizde yaşanan şiddet olayları sonucunda son bir ayda beş çocuğun hayatını kaybetmesi üzerine farklı kesimlerden farklı tepkiler ortaya çıktı ve herkes bir günah keçisi aramaya başladı.Kimisi tedbirsizlik dedi kimisi, medyayı suçladı.Ancak bu suçlamalar bu olayları ne durduracak nede olanları unutturacaktır.Aileler bu olaylar karşısında okullarda tedbirler alınsaydı. Olaylar bu boyuta gelmezdi diyorlar. Okullarda tedbirler alınmış olsa da bunu gerçekleştirecek kişi olay yerini değiştirir ve bu olay okulda değil de başka bir yerde gerçekleşirdi.Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken tedbirden önce nedenleri üzerinde durmaktır.İnsanlarımızın neden bu kadar saldırgan olduğunu ve bunun değiştirilmesi için nasıl bir çalışma yapılması gerektiği üzerinde durulmalıdır . Nedenlerine de öncelikle bir insanın bebekliğinden başlamak gerekiyor. Öfke duygusu bütün insanların içinde olan bir duygudur.Saldırganlık ise bir davranıştır. Şiddet ise bireyin içindeki öfke duygusunu karşısındaki kişiye kontrolsüzce aktarmasıdır..Bir bireyin açlık, susuzluk, cinsellik gibi dürtüleri içinde bulunduğu toplumun kurallarına göre şekillenmektedir Birey çevreden nasıl yemek yemesi ve cinsel dürtülerini nasıl kontrol etmesi gerektiğini öğrendiği gibi öfkesini ifade ediş biçimini de öğrenir.Bireyin öğrenmesinde en etkili olan unsur ise ailedir.
öğrenme yoluyla bireyler bebeklik döneminden itibaren aile ve çevrenin yaklaşımları ve tutumları ile davranış geliştirler.Birey nasıl davranacağını etrafındaki kişilerde öğrenir
Bir bireyin kişilik gelişimi,hayata bakış açısı, değerleri ,insanlarla olan iletişim becerileri,ilişkileri ,başarıları ,başarısızlıkları ailenin verdiği eğitim ve çevre faktörü ile paralellik gösterir.
Saldırgan , kendine ve çevresindekilere güvenmeyen , içine kapanık, mutlu olmasını bilmeyen , insanları sevmeyen , iletişim kopukluğu olan, utangaç ,yalancı, hilekar , bencil, başkalarının hakkını ihlal eden gibi olumsuz özellikleri olan bireyler tamamen yanlış eğitim sonucunda ortaya çıkmaktadır .
Bireye bebekliğinden itibaren yaptığı yanlışa ona bağırarak onu utandırarak ona fiziksel veya psikolojik şiddet uygulayarak yaptığının yanlış olduğu gösterilmeye çalışılırsa ;çocukta saldırganlık ,kendini değersiz görme özgüven eksikliği gibi olumsuz özellikler gelişecektir.
Bu da çocukta çok büyük bir yıkıma neden olacaktır ve aile farkında olmadan çocuğunu suç işlemeye iterek gelecekteki başarılarını da kendi elleriyle baltalamış olacaktır.Çocuk konuşmaya başladıktan sonra her konuda söz hakkı tanınmalı ve bir şeye karar verirken onunda fikri sorulmalıdır. Bazı aile büyükleri özelliklede baba çocuğa karşı sevgisini göstermez çocuk şımarmasın ve otoritesi sarsılmasın diye.Bu durumda çocuğun içindeki baba sevgisi eksikliğini kim dolduracak.Çocuğun içindeki bu eksiklik onu sevgi arayışına itecektir.İçindeki bu boşluğu doldurmak için de baba sevgisini başka yerlerde arayacaktır özellikle kız çocuklarında baba sevgisi eksikliği onları sonunda pişman olacakları ilişkiler yaşamasına neden olabilir.Çünkü yetişkin bir birey olduklarında karşılarına ilk çıkan ve seni seviyorum diyen bir erkeğe karşı sadece duygularıyla hareket ederek bazı sakıncalı durumlar varsa bile hayır diyemeyecektir. Karşısındaki insan art niyetli olsa dahi bunu göremeyecektir.En büyük hırsızlar çocuklarında sevgiyi çalanlardır aslında. çocuklar sevgisiz bir ortamda büyürken onların hayatında ne çok şey yarım kalıyor.En başta onların mutluluğu çalınıyor.Sevgiyle büyüyen bir çocuk sevmeyi ve kendini sevdirmeyi bilir.Sevdiği için sevildiği için mutlu olmayı ve.hayata daha pozitif bakmayı da bilir.Saldırgan kendi ihtiyaçlarından başka hiçbirşeyi umursamayan insanların sayısı gittikçe artıyor toplumumuzda.Anne babasına çocuğuna saldıran hatta onların hayatını elinden alabilen insanlar var günümüzde.Annesini babasını ve çocuğunu gözü görmeyen bir birey başka insanlara karşı davranışları daha da acımasız olacaktır.Bu insanlar birçok değerden yoksun bırakılarak büyümüştür.Çocuğunuza ne verdiyseniz sonucunda da onu alacaksınızdır. Hiçbir zaman tarlaya arpa ekipte onun buğday olarak çıkmasını bekleyemezsiniz.
Bir çocuğu yetiştirirken onu severek, onun hangi yaşta olursa olsun değerli olduğunu hissettirerek, ona önem vererek, sevmeyi;insanları, hayvanları, ağaçları, otları kısaca doğayı sevmek öğretilmeli. paylaşmayı ,saygıyı ,doğruyu, yanlışı,empati kurmayı öğretmeli, pencereye baktığında penceredeki lekeyi değil de pencerenin arkasını görebilen kendine güvenen kendiyle ve etrafıyla barışık mesleğinde başarılı bireyler yetiştirilmelidir. Aman çocuktur anlamaz, korkutayım ki bana itaat etsin, her şeyin en doğrusunu ben bilirim, sen sus benim dediğim olur senin görüşlerinin bir önemi yok, seviyorum ama şımarmasın diye göstermiyorum.diyen bir zihniyetle çocuklarını eğittiklerini düşünen aileler hem kendilerine hem çocuklarına hem de topluma büyük zarar vermekteler. Sevgi karşındakine gösterebildiğin anlatabildiğin kadar değerlidir.onu kendinize saklarsanız karşınızdaki kişi için bir anlam ifade etmeyecektir.
Sağlıklı, başarılı, anlayışlı, gülen yüzlerin olduğu bir toplum için öncelikle Her anne baba ve bir bebeğin gelişiminde rolü olan herkesin görevini hakkıyla yerine getirmesi ile gelecek çok daha güzel olacaktır.Günümüzde televizyonlar her evde olduğundan televizyonları da aile üyesi olarak görmeliyiz.Yayın yapan bütün kanallar da üzerine düşeni yapmalıdır.Yapmayanlar için ciddi bir denetim ve cezalandırma olmalıdır.Çünkü burada toplumun geleceği söz konusudur.

Mutlu bireyler mutlu aileyi mutlu aileler mutlu bir toplumu oluşturacaktır.
Suçlu insan yok yanlış eğitilen insan vardır

Gülay KAYAŞ
Psikolog

Address

Konaklı
35000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when E-hukuk Danışmanlık posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share