Gnosis Danışmanlık

Gnosis Danışmanlık Bireysel ve Kurumsal Danışmanlık Yaşadığımız çağda artan nüfus farklılıkların ne denli önemli olduğunu ortaya çıkarmaktadır. "Bahane değil çözüm üretiyoruz."

İnsanoğlu bu dünyaya gelir gelmez diğerleriyle kurduğu çeşitli ilişkileri ve bu dünyada onu kendisi yapan şeyleri belirleyen en büyük faktör iletişimdir. İletişim çağın gereklerini bir parçanızmışçasına yaşamanızla mümkündür. Çağdaşlık prensipli bu duruş sizi her zaman rakiplerinizin bir adım ötesine taşır. Ve bizler için önemli fırsatlar doğurmaktadır. Gerek yenilenen iş kolları gerekse üretime h

azırlanan pazarlar açısından bu fırsatlar denizinde ne yapacağını bilmek çok önemli bir yer işgal etmektedir. Gnosis Danışmanlık olarak; gerek bireysel gereksede kurumsal açıdan çağın getirdiği fırsatları önünüze sermek için burdayız…
Bugünün işinin dünün metotları ile yapabileceğine inanmıyoruz. Bu yüzden her gün kendimizi yenilemek zorunda olduğumuz bilinciyle hareket ediyoruz. Eğer en iyi yüz ticari kuruluşu incelemeye kalkarsanız, eminim büyük bir çoğunluğunun başarısının özgün ve yenilikçi satış metotlarında gizli olduğunu fark edeceksiniz. Eğer en başarılı yüz kişiyi incelemeye kalkarsanız, eminiz ki büyük bir çoğunluğunun başarısının özgün ve yenilikçi metotlarla ilgili olduğunu fark edeceksiniz. İster bireysel bir yaratım, ister kurumsal bir yaratım olsun; Başarının anahtarı, dünyada olup bitenleri algılayıp günün ihtiyaçlarına uygun ürünleri sunmaktır. Tersini düşünenler ise günün ihtiyaçlarını ürünlerine uydurmak için uğraşıp dururlar. Bu bağlamda sizlerle yeni ufuklara yelken açmayı umuyoruz. Detaylı bilgi için arayınız.
Çünkü; Herşeyden önce;
"İşimizi gerçekten severek yapıyoruz." Belki de başarımızın tek ve yegane sebebi de bu. Çünkü biliyoruz ki; ancak bir işi sevdiğiniz zaman o alanda kendinizi daha da geliştirmek ve daha başarılı olmak için çalışırsınız.. "İşimizde daha iyi olmak için sürekli araştırıyoruz." Yeni olan ne varsa takip etmeye ve bunları müşterilerimiz için kullanılabilir materyaller olacakları şekilde uyarlamaya çalışıyoruz. "Yüzümüzü her zaman dışarıya çeviriyoruz." Kendimize örnek aldığımız hemen hemen tüm tasarımcılar ve programcılar yurtdışındaki önemli projelere imza atmış kişiler yada ekipler. Bu kişilere ulaşarak sürekli olarak dışarıda işimizin nasıl yapıldığını daha iyi anlamaya çalışıyoruz. Bir proje için Ar-Ge çalışması yaptığımızda, mutlaka ilk olarak müşterimizin işini yurtdışında başarı ile sürdüren firmaların reklam, tanıtım ve web tasarımlarını inceliyoruz ve bu projeleri örnek alıyoruz. Yapmaya çalıştığımız işin tahmin edilenin üzerinde zor bir iş olduğunu çok iyi biliyoruz. Birçok farklı firmanın önemli projelerini aynı anda yürütürken, çeşitli birçok sorunla karşılaşıyoruz. Ancak bu sorunların neden çözülemeyeceğine dair bahaneler aramaktansa, bu sorunların nasıl çözüleceği üzerine yoğunlaşıyoruz. Bu yüzden de, bu projeleri yürütürken "bahaneler" değil "çözümler" üretiyoruz. "Disiplinli ve programlı çalışıyoruz." Hizmet verdiğiniz sektör her ne olursa olsun, çalışma şartlarınız ne şekilde düzenlenirse düzenlensin; eğer o alanda başarılı olmak istiyorsanız mutlaka belli programlar çerçevesinde disiplinli bir şekilde çalışılması gerektiğine inanıyoruz. Üzerinde çalıştığımız her proje için iş akışını düzenliyor ve proje ekibine dahil tüm çalışanlarımızın bu sürece sadık kalmasına özen gösteriyoruz.
İnsanoğlu bu dünyaya gelir gelmez diğerleriyle kurduğu çeşitli ilişkileri ve bu dünyada onu kendisi yapan şeyleri belirleyen en büyük faktör iletişimdir. İletişim çağın gereklerini bir parçanızmışçasına yaşamanızla mümkündür. Çağdaşlık prensipli bu duruş sizi her zaman rakiplerinizin bir adım ötesine taşır. Detaylı bilgi için arayınız.

7 adımda girişimci çocuk nasıl yetiştirilir?Çocuğunuza girişimcilikle ilgili bir takım davranışları ona henüz küçükken k...
16/07/2015

7 adımda girişimci çocuk nasıl yetiştirilir?

Çocuğunuza girişimcilikle ilgili bir takım davranışları ona henüz küçükken kazandırabilirsiniz. Bu süreçte vereceğiniz destek ve yapacağınız yönlendirmeler onlar için çok önemli. Çünkü ağaç yaşken eğilir. Eğer siz de çocuğunuzu bir girişimci olarak yetiştirmek istiyorsanız önerilerime kulak verin.

Fikir geliştirme
Çocuğunuz dolabın arkasına düşürdüğü oyuncağını oradan çıkartmak için sizden yardım mı talep ediyor? Güzel. Ona kendi çözümünü geliştirmesini için bir fırsat tanıyın. Bulduğu çözümleri ona doğru soruları sorarak tek tek gözden geçirtin. Bu yolla çeşitli yaratıcı fikirler üretmesini destekleyin. En doğru fikri bulunca oyuncağını düşürdüğü yerden kendisi çıkartsın.

Para yönetimi
Ona asla harçlık vermeyin. Bunun yerine kendi harçlığını kendisinin kazanmasını sağlayın. Kendi gelirini kendisi yönetsin. Batı dünyasında 14 yaşındaki çocuklar McDonalds’da çalışıyor, ben 8 yaşında eski oyuncaklarımı satarak işportacılığa başlamıştım, belki siz çocuğunuzun henüz 6 yaşındayken sofrayı kurmaya yardımcı olması karşılığında ona şeker ikram edebilirsiniz. Eğer bir şey alacaksa önce bunu hak etmeli. Ben kendi oğluma bir parça çikolata vermek için önce yapbozunu tamamlamasını istiyorum. Merak etmeyin, bu onu maddiyatçı yapmaz. İstediklerini elde etmek için biraz emek harcamasına müsaade edin.

Dayanıklılık
Dayanıklılığını artırabilmesi için onu ses, olumsuz hava gibi zorlayıcı ortamlara aşamalı olarak alıştırın. Ben doğduğundan bu yana oğlum uyurken sessiz olmak için hiçbir özel çaba göstermiyorum. Sibiryalılar çocuklarını daha bebekken karda yatırıyorlar. Büyüdüğünde çevrenin olumsuz etkilerinden şikayet edeceğine her ortamda sonuca ulaşabilecek kabiliyeti ona kazandırın. Üzerine titremeniz onu ancak ürkek, korkak ve çekingen yapmaya katkı sağlar. Ayrıca bağışıklık sistemi de iyi gelişmez.

Pazarlama
Ona pazarlamayı öğretmeye başlayın. Birlikte TV reklamlarını izleyin, gazete/dergi ilanlarını gözden geçirin, buradaki satış mesajlarını inceleyin ve bunları birlikte analiz edin. Sonra ondan yenilerini hazırlamasını isteyin. Mesela size kartondan bir ürün ilanı hazırlasın.

Risk alma
Hata yapmasına müsaade edin. Hatalar neticede bir öğrenmeye yol açıyorsa son derece gerekli ve faydalıdır. Mesela tabağı düşürerek kırdı. Ona neden düşürdüğünü sakince sorun ve açıklamasına izin verin. Ne yapsaydı düşürmezdi? Ne yapsaydı hasta olmazdı?

Yardım etme becerisi
Neden onu diğer arkadaşlarıyla birlikte bir sosyal girişimcilik projesine yönlendirmiyorsunuz? Sizin desteğinizle arkadaşlarıyla buluşabilir, diğer insanlara yardımcı olmak üzere bir sosyal girişimcilik hareketi başlatabilir. Sakın bunu küçümsemeyin. Çalışması ve fikirleriye sizi şoke edebilir!

Doğru kararı verebilme
Ona ne yapacağını asla siz söylemeyin. Bunun yerine ona sorular sorun. Her durumda yeterince doğru soruyu ona arka arkaya sorabilirseniz zaten kendisi kendi doğrusunu bulacaktır. Düşünmeyi, karşılaştırmayı ve doğru kararı vermeyi öğrensin. Biliyorum bu sizin için zor olacak ama ona bir birey gibi davranın. “Ay oğlum”, “aman oğlum” şeklinde yaptığınız binlerce uyarının ona nasıl bir faydası var, tekrar düşünün. Onun tercihlerini ve kararlarını kabullenin. Asla sonunda, “Ben demiştim” demeyin. Fikri geliştirmeyi, karar vermeyi, risk almayı, hata yapmayı, sonuçlarına katlanmayı ve asla vazgeçmemeyi öğrensin.

Yazar: Berke SARPAŞ

Zeki olmanın şaşırtıcı dezavantajlarıDavid RobsonBBC Future‘Cehalet saadettir’ diye bir söz vardır. Yani zeki olmak muts...
27/06/2015

Zeki olmanın şaşırtıcı dezavantajları
David Robson
BBC Future

‘Cehalet saadettir’ diye bir söz vardır. Yani zeki olmak mutsuzluk mu getirir?
Bazı dahilerin yaşamından yalnızlık, öfke, bunalımın eksik olmadığı örnek verilir. Ünlü yazar Ernst Hemingway “Zeki insanların mutlu olduğuna pek rastlanmaz” diyordu.
Eğitim sistemi akademik zekanın geliştirilmesi üzerine kuruludur ve bu da, sınırlılıkları bilinmesine rağmen, IQ yoluyla ölçülür. IQ seviyesini yükseltmek için insanlar epey para döker. Peki ya bu zeka arayışı ahmak işi ise?
Bu sorulara yanıt arayışı yüz yıl kadar önce başladı. Birinci Dünya Savaşı’nda önemli görevlere asker alımında sıkça başvurulan IQ testi daha sonra 1926’da psikolog Lewis Terman tarafından zeki çocuklar üzerindeki araştırmada kullanılmıştı. California okullarından, IQ seviyesi 140’ın üzerinde olan en zeki 1500 öğrenci seçilmişti. Bunların 80’inin ise IQ seviyesi 170’ten fazlaydı. Bu çocuklar yaşamları boyunca iniş ve çıkışlarıyla gözlem altında tutuldular.
Çoğu zengin ve ünlü olmuştu. Maaşları ortalamanın iki katı civarındaydı. Ama grup üyelerinin tümü psikolog Terman’ın beklentilerini gerçekleştirmedi. Bazıları sıradan bir polis memuru, denizci, ya da sekreter olmuştu. Bu nedenle Terman “zeka ve başarının doğru orantılı olmayabileceği” sonucuna vardı. Bu kişilerin zeki oluşu mutlu olacakları anlamına da gelmiyordu. Yaşamları boyunca onlar da boşanma, alkolizm ve intihar gibi sorunlar bakımından ulusal ortalamada seyretmişlerdi.
null
Yani zeka daha iyi bir yaşam demek değildi. İyimser bir bakışla üstün zeka yaşam tatmini bakımından bir fark yaratmıyor, kötümser bakışla ise zekaya rağmen daha az başarı gösterme durumu ortaya çıkabiliyordu. Peki, neden süper zekalı olmak uzun vadede olumlu bir fark yaratmamıştı?
Ağır yük
Bunun nedenlerinden biri, yeteneklerin farkında olmanın yarattığı zincirleme etki olabilir. 1990’larda bu grubun hayatta olan üyelerinden 80 yıllık yaşamlarını değerlendirmeleri istendiğinde çoğu, gençlik dönemindeki beklentilerini gerçekleştiremediklerini ifade etmişti.
Başkalarının da beklentileri eklendiğinde bu beklenti yükü birçok yetenekli çocuk açısından da geçerli. 12 yaşında Oxford Üniversitesi’ne kaydolan Sufiah Yusof adlı dahi öğrenci buna iyi bir örnektir. Yusof okulu bitirmeden bırakmış ve garsonluğa başlamış, sonra da telekız olarak çalışmaya başlamıştı.
Bu konudaki bir başka görüş de zeki insanların dünyadaki sorunların daha fazla farkında olması ve bunları kendilerine dert edinip varoluşsal bir sorun haline getirmeleridir.
null
Sürekli endişe hissi bir zeka belirtisi olabilir. Kanada’da bir üniversitede yapılan araştırmada IQ’sü yüksek olan öğrencilerin gün boyunca daha fazla endişe hissi yaşadığını tespit etti. Bunların çoğu gündelik, sıradan sorunlardı. Yaşanmış olumsuz bir olayı gün boyunca daha fazla düşünüyorlardı.
Rasyonellik testi
Fakat ne yazık ki daha zeki olmak daha zeki kararlar almak anlamına gelmiyor. Yıllardır rasyonellik testi üzerinde çalışan Toronto Üniversitesi’nden Keith Stanovich, adil ve önyargısız karar verme yetisinin IQ seviyesi ile ilgili olmadığını söylüyor.
Hatta algısal testlerde yüksek sonuç alanlar başkalarının hatasını kolaylıkla tespit edip eleştirirken kendi yanlışlarına karşı daha az acımasız oluyorlar.
Stanovich bu önyargılara toplumun her kesiminde rastlandığını, fazlasıyla zeki insanların bile mantıksız davranabildiğini söylüyor.
Kanada’daki Waterloo Üniversitesi’nden Igor Grossmann rasyonel kararlar vermenin zekadan ziyade “bilgelik” ile alakalı olduğunu, bunun ise tarafsız, önyargısız bir şekilde yargıda bulunmak anlamına geldiğini düşünüyor.
null
Bir deneyde Grossman gönüllü deneklere sosyal içerikli çeşitli açmazlardan söz etmiş (Kırım sorunu, gazetelerin Güzin Abla köşelerindeki sorunlar vb.) ve kişiler bu konuları tartışırken bir grup psikolog da onların mantık yürütme ve önyargıya kapılma eğilimlerini incelemişti. Bu deneyde yüksek not alanların hayattan daha fazla zevk aldıkları, ilişkilerinde daha iyi oldukları ve daha az endişe duydukları görüldü. Bunlar genellikle IQ seviyesi yüksek olan insanların sahip olmadığı düşünülen özelliklerdi.
Bilgeliğin sırrı
Gelecekte şirketler işe alacakları insanları IQ yerine bu türden testlere tabi tutabilir. Google zaten bu yönlü bir planını açıklamış bulunuyor.
Grossman bilgeliğin de eğitim yoluyla edinilebileceğine inanıyor. Kendimizi değil de başkalarını düşündüğümüzde önyargılarımızı geride bıraktığımızı, “ben” zamiri yerine üçüncü şahısları getirdiğimizde sorunlara karşı duygusal bir mesafe koyabileceğimizi belirtiyor.
Fakat insanların kendi kusurlarını kabul etmesinin zorluğu kabul edilir bir durum. Yaşamı boyunca zekasına dayanmış bir insanın bu zekanın kendisini yanlış yargılara itebileceğini kabul etmesi zordur. Belki de Sokrates’in dediği gibi “en bilge insan, hiçbir şey bilmediğini kabul eden insandır”.

Çalışanların kariyerlerinde patron ile ilişkiler her zaman belirleyici rol oynuyor.HT Bussiness'da yer alan habere göre ...
25/06/2015

Çalışanların kariyerlerinde patron ile ilişkiler her zaman belirleyici rol oynuyor.

HT Bussiness'da yer alan habere göre Harvard Business Review, çalışanların patronları ile iletişimlerinde en fazla şikayet ettikleri 9 konuyu ortaya koydu.

Araştırmalara göre çalışanların patronları hakkındaki en büyük şikayetlerinin başında başarılarının görmezden gelinmesi var.

Çalışanların en büyük ikinci şikayeti ise patronlarının net bir talimat vermemesi. Çalışanlarına zaman ayırmamaları, emrindekilerle muhatap olmamaları da patronlara yönelik diğer önemli şikayetler arasında yer alıyor.

İşte çalışanların patronları hakkında en çok şikayet ettiği 9 konu:

23/06/2015
22/06/2015
22/06/2015

'İnsaların en sevdiği şeydir;
çözüm bulamadığı probleme
çözüm olarak bahane bulmak.'
Sarah Lotz / Dört

'Matematik korkusu' nedir?David RobsonBBC FutureAkıldan hesap yapmak çoğu kişi için stres kaynağı olabilir. Bazı insanla...
22/06/2015

'Matematik korkusu' nedir?
David Robson
BBC Future

Akıldan hesap yapmak çoğu kişi için stres kaynağı olabilir. Bazı insanlarda sayı korkusu vardır. Sayılarla uğraşırken beyni felce uğratan nedir?
Avuçlar terler, kalp atışı hızlanır, boğazınız kurur. Bazıları için insan içinde basit herhangi bir toplama-çıkarma işlemi yapmak bile büyük bir korkuya yol açabilir.
Üniversiteden matematik diplomam olmasına rağmen ben de o durumdayım. “Matematik korkusu” olarak bilinen bu psikolojik durum üzerinde epeyce araştırma yapılmış. Bu gerçekten de sayı korkusu. Neyse ki bendeki daha çok anında yapılması gereken akıl hesaplarında ortaya çıkan bir sorun. Fakat birçok insan için eğitimlerini sekteye uğratan bir durum olabiliyor. Bu nedenle psikologlar bu ilginç sayı “fobisi”nin nedenlerini ve sonuçlarını araştırmış.
Bu araştırmalar anketlere dayalı olmuş çoğunlukla. Katılımcılardan, matematikle ilgili herhangi bir iş karşısında, kitabı açmaktan sınava girmeye kadar, duygularını derecelendirmeleri istenmiş. Daha çok küçük çocuklar üzerinde araştırma yapılmış olmasına rağmen üniversite öğrencilerinin ve yetişkinlerin de bu paniğe kapıldığı biliniyor.
Stres ve acı
null
Son dönemlerde ise bu korkunun yol açtığı fizyolojik sonuçlar incelendi. Bu sırada kortizol gibi stres hormonlarının salgılandığı görüldü. Matematik sınavına gireceğini bilmek bile yaralanma sırasında beyinde aktif hale gelen “acı matrisi” bölgesini harekete geçiriyordu.
Örneğin coğrafyaya kıyasla matematiğin neden bu kadar korkuya yol açtığı tam olarak bilinmiyor. Fakat matematiğin kesin sonuçlar içermesi, yoruma yer bırakmaması başarısız olma korkusunu artırabiliyor. Fakat birçok korku gibi o da aslında temelsizdir ve başarı şansını azaltabilir.
2012’de ABD’de matematik korkusu olan 7-9 yaş arası çocukların beyin taraması yapıldığında, tehdit ve tehlike anında harekete geçen bademsi bölgenin yanı sıra gözlerin arkasında bulunan ve soyut işlemlerden sorumlu olan prefrontal korteksin de aktifleştiği görüldü. Bunun kısa dönemli “işleyen hafıza”yı azalttığı, bunun da çocukların konsantre olmasını ve matematik işlemlerini yapmasını zorlaştırdığı sanılıyor. Bu konudaki bir başka yorum ise endişe duygularının işlem yapmalarını engellediği.
Öğretmen faktörü
Bu korku duygusunun kaynağı çeşitli olabilir. Fakat bazıları öğretmenlerin kendi kaygılarını bir sonraki kuşağa aktardığına inanıyor. Çocuklar yetişkinlerin kaygılarını hissedip kendilerinin de tetikte olması gerektiğini düşünüyor. Öğretmenlerin tedirginlik derecesi öğrencilere de yansıyor. Bazı kültürel değerler de etkili olabiliyor. Örneğin kızların matematikte çok iyi olmadığı kanısı bu öğrencilerin matematik korkusunu körükleyebilir. Ayrıca gen faktörü de devreye girerse, yani genleriniz size genel olarak daha endişeli bir karakter vermişse matematiği de diğer “tehditler” gibi görebilirsiniz.
null
Kaynağı ne olursa olsun korku tohumu bir kez düştü mü kendiliğinden büyüyebilir. Bir insan ne kadar endişeli ise performansı da o kadar düşük olacak, matematikten kaçtıkça tekrar karşılaşmaktan da o kadar çok endişelenecektir. Psikologlar bunun ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor. Matematik korkusu olan insanlar istatistikleri anlamakta zorluk çekecek, örneğin sigara içmenin ya da aşırı yemenin zararlarını gerektiği gibi anlamayabilecektir.
Tedavisi var mı?
Psikologlar endişeleri çoğu zaman kaçınma terapisi ile tedavi ediyor. Bu, endişeyle baş etmeyi öğrenmek için korkularla yüzleşmeyi içeriyor. Fakat matematik derslerine devam etmek soruna çözüm getirmeyebiliyor.
Bir başka tedavi yöntemi ise duyguları yazılı ifade etmek. Birçok araştırmada korkular üzerinde düşünüp onları yazılı olarak dile getirmenin bu korkuların üzerinizdeki etkisini azalttığı görülmüştür.
Bazıları da çocukları matematik testini tehdit olarak değil, kendilerini sınayacakları bir zorluk olarak görecek şekilde korkularına yeni bir gözle bakmalarını ve bu korkunun beceriksizlik anlamına gelmediğini anlamalarını sağlamanın işe yaradığına inanıyor.

İşyerinde eleştiriyle nasıl baş edilir?Elizabeth Garone'Performans değerlendirmesi’ sözleri bile çalışanların tüylerini ...
22/06/2015

İşyerinde eleştiriyle nasıl baş edilir?
Elizabeth Garone

'Performans değerlendirmesi’ sözleri bile çalışanların tüylerini ürpertir.
İşçilerin bir yıl boyunca yaptıkları işleri değerlendiren bir süreçtir bu ve büyüklü küçüklü birçok şirkette olağan bir uygulama haline gelmiştir. 2014’teki bir araştırmaya göre, ABD’de şirketlerin hemen hemen yüzde 90’ı yılda en az bir kez bu tür resmi değerlendirmelere başvuruyor. Dünya çapında ise çalışanlarıyla teke tek performans görüşmesi yapan şirket oranı yüzde 78.
Peki bu değerlendirmede umduğunuzdan daha kötü bir sonuç çıkarsa ne olur?
Örnek üzerinden açıklama
Menajeriniz size son altı aylık ya da bir yıllık çalışmanızı daha farklı yapmış olmanız gerektiğini söylediğinde kolayca gerilip sıkıntıya girebilirsiniz. Fakat uzmanlar bu durumda hemen savunmaya geçmemek gerektiğini söylüyor. Kuzey Kaliforniyalı istihdam danışmanı Ruth Ross şunları öneriyor:
“Derin bir nefes alın ve eleştirileri daha iyi anlamanızı ve tespit etmenizi sağlayacak örneklerle daha ayrıntılı bir değerlendirme isteyin.
“Benden ne istediğinizi bilmiyorum demek yerine beklentiler konusunda netleşmek istediğinizi söyleyebilirsiniz. Ek bilgi ve bunu değerlendirmeniz için zaman isteyin. Bunun ardından ikinci bir görüşme de talep edebilirsiniz.”
Kendinizi kurban görmeyin
Bu değerlendirmeden incinmiş ve biraz surat asmak istiyor olabilirsiniz. Londra Ekonomi Okulu’nda yönetim doçenti Dr. Uta Bindl’a göre bu normaldir. “Özellikle işinizi seviyorsanız ve kariyerinizdeki başarınızla gurur duyuyorsanız kötü performans değerlendirmeleri egonuza darbe vurabilir.” Fakat duygularınızı işyerinde fazla paylaşmayın. “Olumsuz duygularınızı iş arkadaşlarınız ve patronunuzun önünde fazla dışa vurmayın. Kısa dönemde kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak olsa da uzun vadede size yararı olmayacağı gibi zarar da verebilir.”
Onun yerine kibar ve profesyonel bir tutum takınmaya dikkat edin. “Olumsuz performans değerlendirmesini geliştirilebilecek bir durum olarak görün. Kişi olarak sizinle ilgili değildir. Kendinizi kurban olarak değil, gelecekte gelişmesine yardımcı olacağınız bir durumun aktif katılımcısı olarak görün.”
Ara verin
Değerlendirme sonucu üzüntüye kapıldınız ama günün geri kalan kısmını da işyerinde geçirmeniz gerekiyorsa kısa bir ara verin. Biraz neşelenmenizi sağlayacak bir şey yapın ve kendinizi daha sakin hissettiğinizde işe dönün. Eve gittiğinizde kendinize kısa bir yas zamanı tanıyabilirsiniz. Yakınlarınızla kendinizi iyi hissettirecek eğlenceli bir şey yapın.
Sonra ne yapmalı?
Hazır olduğunuzda değerlendirmeyi tekrar okuyun. Somut örneklerden hareketle gelişme planınızı yapın. Yeni bir görüşme ayarladıysanız orada değerlendirmeyi anladığınızı belirtip sizi ileri taşıyacak bir plan üzerinde birlikte çalışma önerisi getirin. Ross bu durumu “minnettarlık bildirme, bilgiyi alma konusunda açıklık ve değişime açık olma” şeklinde ifade ediyor.
Peki değerlendirmeye tümüyle katılmıyorsanız? Katıldığınız noktalardan başlayıp nasıl bir gelişme göstereceğinizi ve bunların tekrarlanmayacağını ifade ettikten sonra katılmadığınız noktaları nedenleriyle açıklayın. Ama bunu yapmadan önce yakın arkadaşlarınızla bir prova yapıp yanıtlarınızı değerlendirmelerini isteyin.
Dünyanın sonu değil
Her şeyi uygun perspektifle değerlendirmelisiniz. Olumsuz performans değerlendirmelerinin dünyanın sonu olmadığını, hatta olumlu kişisel değişim ve gelişime yol açabileceğini unutmayın.

BBC Capital’

Hayat yanlış bir işte çalışmak için çok kısa...
26/05/2015

Hayat yanlış bir işte çalışmak için çok kısa...

25/05/2015
Titan denizaltısı en iddialı uzay yolculuğu projesiBir kuyruklu yıldızın yüzeyine uzay aracı indirmek, muhtemelen son dö...
19/03/2015

Titan denizaltısı en iddialı uzay yolculuğu projesi

Bir kuyruklu yıldızın yüzeyine uzay aracı indirmek, muhtemelen son dönemlerdeki uzay çalışmalarında ulaşılan en büyük kazanımlardan biriydi.

Ancak ABD'de NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) tarafından üzerinde çalışılan yeni proje bunu dahi geride bırakabilir.

Bilim insanları, Satürn gezegeninin uydusu Titan'ın 'yağlı' denizlerine bir robot denizaltı göndermeyi öneriyorlar.

Denizlerde su değil, metan ve etan gibi hidrokarbonlar var.

Bu bileşimler Titan'ın sıcaklığın ortalama -180 derece olduğu sıvı bölümünde yer alıyor.

Plan, NASA'nın Gelişkin Yenilikçi Kavramlar (NIAC) merkezi tarafından finanse ediliyor.

Projenin arkasındaki isim Dr. Ralph Lorenz.

Lorenz, Teksas'ta düzenlenen Ay ve Gezegenlere Dair Bilim Konferansı'nda henüz araştırma aşamasında olan projeyi ana hatlarıyla anlattı.

O bu iddialı projenin doğru kaynaklar, zamanlama ve teknolojiyle hayata geçirilebilir olduğuna inanıyor.

İnsansız sualtı araçları şu anda askeri amaçlarla, petrol aramaları ve bilimsel araştırmalarda kullanılıyor.

Tabii mevcut teknolojinin başka bir gezegende kullanılmaya uyarlanması gerekiyor.

Titan'a nasıl gidecek?

Projenin en çarpıcı önerilerinden biri, denizaltıyı ABD ordusunun sır gibi sakladığı mini uzay mekiği X-37 B içinde taşıma fikri.

Buna göre denizaltı, insansız bir uzay aracının içindeki taşıma haznesine konulacak.

Bu uzay aracı bir roketle birlikte uzaya fırlatılacak.

Titan'a vardığında uzay aracı ayın yoğun atmosferinde kayıyormuş gibi yol alacak.

Denizaltının denize indirilmesi içinse iki yol var.

Birinci yöntemde X-37 B taşıma hazne bölümünün kapaklarını havadayken açacak ve denizaltıyı bırakacak.

Denizaltında bir paraşüt açılacak ve araç denizin yüzeyine düşecek.

Bu yöntem daha önce de denenmişti.

Alternatif yol ise uzay aracının denize dalması ve batmadan önce kapaklarını açıp, denizaltını salıvermesi.

Deniz tabanında keşif

Geçtiğimiz yıllarda Lorenz'in parçası olduğu TiME adlı proje, Nasa'nın düşük bütçeli Keşif yolculuğu seçimindeki üç finalistten biriydi ancak InSight adlı bir Mars projesi birinci oldu.

Bu projede bir uzay aracının Titan'daki deniz yüzeyine inmesi ve yüzeyden bilgi toplayarak dönmesi hedefleniyordu.

Yeni Titan projesi eski projeye ek olarak denizaltı kullanımını geliştirdi.

Lorenz yeni projeden şöyle bahsediyor:

"Bununla, TİME'ın yapabileceği her şeyi yapabilirsiniz, özellikle de kıyı şeridinde. Hava durumunu, deniz yüzeyindeki bileşimi ölçebilirsiniz. Dalgaları da ölçebilirsiniz."

"Ama aynı zamanda size, deniz tabanının detaylı haritasını çıkarabilir. Deniz tabanında, Titan'ın iklim tarihine dair zengin kayıtlar var."

Titan'ın kendine özgü koşulları, bu tür bir denizaltı için özel zorluklar çıkarıyor.

Ancak Lorenz bunların hepsinin çözümünün bulunduğu kanısında.

İnsanların güvenini nasıl kazanabilirsiniz?Lucy MarcusGüven sağlama konusunda en önemli şeylerden biri şeffaflıktır. Bu ...
15/03/2015

İnsanların güvenini nasıl kazanabilirsiniz?

Lucy Marcus

Güven sağlama konusunda en önemli şeylerden biri şeffaflıktır. Bu kelime çok sık kullanıldığı için biraz anlam yitimine de uğramıştır aslında. Elbette herkes güvenilmek ister. Şirketler kendilerine güvenmenizi ister. İş arkadaşları da birbirine güvenmek ve güvenilmek ister.

Birçok açıdan güven, toplumu bir arada tutan tutkaldır; onun sayesinde birbirimizle ilişkilerimiz daha sorunsuz olur. İnternet üzerinden alım-satım işlemleri yaparız; güven üzerine kuruludur bu ilişki. Yine internet üzerinden organize edilen taşıt paylaşım işlerine, ya da Airbnb gibi kurumlar yoluyla evlerimizin bir odasında yabancıların kalmasına izin veririz. Kişisel bilgilerimizi şirketlere sunar ve onları saklayacakları konusunda güven duyarız. Çalışma arkadaşlarımızın görevlerini en iyi şekilde yapacaklarına inanırız.

Kısacası, birbirimizle ilişkilerimiz asgari güven üzerine kuruludur. Bu güven ise iyi niyet üzerine değil, insanların eylemleri ve gösterdikleri çaba üzerine inşa edilir.

Bireylerde olduğu gibi şirketler açısından da güven vermek büyük önem taşır. En tepeden en alt kademelere kadar, sadece sözle değil, eylemle de bu güvenilirliğin gösterilmesi gerekir.

Peki nasıl sağlanır bu güven? Tek tek bireyler için de şirketler açısından da benzer kurallar geçerlidir.

Sadece söz değil, eylem

Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. “Bize güvenin” demek ya da dikkatle tartılmış bir görev tanımı ve ilkeler bildirisi kaleme almak yetmez. Büyük adımları herkes görür, ama ufak ve önemsiz görülen eylemlerin etkisi daha büyük olur zaman içinde. İşyerlerindeki uygulama birimlerinin örneğin “çevre koruyan yaklaşımlara sahibiz” diye bir bildirimde bulunması yetmez; bunun nasıl hayata geçirildiği ve sonuçları hakkında da ayrıntılı bir program sunulmalıdır.

Bireysel olarak zamanında işe ya da randevuya gitmek, zaman sınırlarına uymak, soruları doğrudan yanıtlamak belki farkında olmadığımız şeylerdir; ama iş arkadaşlarımızın ve müşterilerin güvenini kazanma bakımından önemlidir. Şirketler için de aynı şey söz konusudur; vaatlerini yerine getirmeleri ve günlük uygulamalarıyla güvenilirlik duygusu vermelidir.

Şeffaflık

Güven inşa etme konusunda en büyük engellerden biri gizliliktir. Bazı şeyler doğal olarak gizli tutulacaktır; fakat şirketin bunları ifşa etmeden, pratiği konusunda daima şeffaf olması gerekir.

Örneğin kararların alınması aşamasında etkili olan unsurların bir kısmı açıklanabilir durumda olmalıdır. Yöneltilen soruları yanıtlama konusunda istekli olma ve insanların bilgi almak için soru sormasından gocunmamak da güven sağlar.

Özellikle güvenin yeniden tesis edilmesi gibi bir durum varsa şeffaflık daha da önem kazanır. Örneğin son dönemlerde İngiltere’nin en büyük bankalarından HSBC’ye müşterilerine vergi kaçırma konusunda yardımcı olduğuna dair yöneltilen suçlamalar bankacılık sektöründeki birçok vaadi geçersiz kılarak güven sarsmıştır. İnsanlar bu konunun üstüne gidildiğini, sorumluların cezalandırıldığını ve bu tür olumsuzlukları engelleyecek önlemlerin alındığını görmek ister. O durumda bile yeniden güveni inşa etmek büyük çaba ve zaman gerektirecektir.

Amaç aracı meşru kılmaz

Bir zamanlar iş dünyası liderleri amaçlarına ulaşmak ve hissedarlarını memnun kılmak için her tür yolun mubah olduğunu düşünürdü. Çevreye verilen zararlara, düşük ücretlere, kötü yönetim pratiklerine göz yumulabilirdi.

Fakat artık tüketiciler de müşteriler de bu yaklaşımı kabul etmiyor. Şirketlerin güven vermesi için artık sosyal sorumluluk sahibi olması bekleniyor. Örneğin Apple’ın Çin’de ucuz işgücü kullanması, Starbucks ya da McDonalds gibi şirketlerin ödemeleri gereken vergileri ödememesi tüketiciler, müşteriler ve yatırımcılar tarafından sorumsuzluk olarak görülüyor.

Bireyler açısından da aynı şey söz konusu. İş arkadaşlarına ya da müşterilere karşı saygılı davranış bekleniyor. Etik olmayan davranışlarına rağmen yol kat ediyor görünenler önünde sonunda etraflarının boşaldığını ve kendilerini desteklemek isteyen kimsenin kalmadığını görecektir.

Hataları kabullenme ve sorumluluk alma

Bu ilke, hem bireyler hem de işletmeler açısından, yapılan yanlışların sorumluluğunun üstlenilmesi anlamına geliyor. Bu yapıldığında ve düzeltmek için adım atıldığında hatalar daha kolay affedilebiliyor. Netlik ve şeffaflıkla yapıldığında ise güveni pekiştirir.

Kağıt üzerinde yazılı ilkeler ancak uygulanma planları ve somut adımlarla anlam kazanır. Güven kazanmak ve kazanılan güveni muhafaza etmek sürekli çaba gerektirir. Ama sonuç buna değer.

Address

Mersin
33120

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Gnosis Danışmanlık posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Gnosis Danışmanlık:

Share