29/01/2018
Her zamanın imtihanlarından olan kadın erkek ilişkileri günümüzde de çoğalmış; ailelerimize, çocuklarımıza, neslimize zararı artmış durumdadır. Öyle ki müslüman kızlarımızın erkeklerle olan konuşmaları sınırlarını kaybetmiş, öz kardeşi veya helal eşiymişcesine samimiyet kurulmaktadır. Oysa ki bu ilişki Kur’an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde sınırlandırılmış, ölçüsü tarif edilmiş ve müslümanlar uyarılmıştır.
Ahzâb Sûresi ayet 32,
“Ey peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi bir (kadın) gibi değilsiniz. Eğer ‘Allah’a saygı duyuyor/emrine uygun yaşamak istiyorsanız’ (yabancı erkeklere karşı) edalı ve cilveli konuşmayın. Sonra kalbinde bir hastalık (kötü duygu) bulunan kimse umuda kapılır (ve kendine bir pay çıkarır). Sözü uygun (ölçülü ve ciddi) şekilde söyleyin.”
Yine bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur,
“Sizden birinizin başına demirden bir iğne batırılması, kendisine helal olmayan (yabancı) bir kadına dokunmasından daha hayırlıdır.” (Taberânî ve Beyhakî)
Peygamber Efendimiz aleyhisselâm başka bir hadis-i şerifinde “Yabancı bir erkek ve bir kadın baş başa kalırsa üçüncüsü şeytandır.” (Tirmizi) buyurmuştur. Birbirine haram olan iki cinsin tenha bir yerde baş başa kalmaları; hislerinin isyanına, yaratılışta var olan duyguların ortaya çıkmasına sebebiyet verir. Toplumumuzda yıkılan değerlerimizin çoğunun temelinde haram ilişkiler yatmaktadır. Gizli tutulan hatalı ve düzeysiz ilişkiler çoğu zaman tecavüz, cinayet gibi korkunç olaylarla sonuçlanmaktadır. Bunların yanında aile kavramı yara almış, eşler arasında ki güven, saygı ve muhabbet yitirilmiştir.
İnsan fıtratı bakımından zor elde ettiği şeylerin kıymetini daha iyi bilen, emek vermeden eline geçen şeylerin ise değerini bilmeyen bir varlıktır. İnsan içinde kadın pek çok açıdan kıymetli ve kutsaldır. Allah-u Teâlâ yarattığı insanın dünyaya geliş aşamalarını ve vesilesini annelerde birleştirmiş, neslin devamında görevlendirmiş; ilk besini yine onunla bize ikram etmiş, aynı zamanda çocuğun ve ailenin değerlerini kadında kilit hale getirmiştir. Bizim için kadın her şeyden önce anneliği ile bu kadar değerli ve hakkı ödenmez iken geleceğin annelerinin, yabancı ve haram erkeklerin kollarında gezmeleri, değerinin yoksayılmaları, gönül eğlendirmek için kullanılmaları büyük bir tehlike ve büyük bir hata değil mi?
Rabbimiz Azze ve Celle Nur Suresi’nin 26. Ayet-i Kerimesinde buyurmuştur ki “Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler, kötü kadınlara; temiz erkekler, temiz kadınlara, temiz kadınlar temiz erkeklere layıktır”.
Yine başka bir ayet-i kerimede, Ahzâb Sûresi 35. Ayet,
“Şüphesiz ki müslüman olan (Allah’ın emirlerine teslim olan) erkeklerle, müslüman kadınlar; iman eden erkeklerle iman eden kadınlar; itaat (ve ibadet)e devam eden erkeklerle itaat (ve ibadet)e devam eden kadınlar; doğru erkeklerle, doğru kadınlar; sabreden erkeklerle sabreden kadınlar; alçak gönüllü (ve saygılı) erkeklerle alçak gönüllü (ve saygılı) kadınlar; sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar; oruç tutan erkeklerle, oruç tutan kadınlar; mahrem yerlerini (haramdan) koruyan/hayalı erkeklerle mahrem yerlerini (ve görünümlerini haramdan) koruyan/iffetli kadınlar; Allah’ı çok anan* erkeklerle (Allah’ı çok) anan kadınlar (var ya, işte) Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
Bu âyet-i kerîmede hayalı kadın ve erkekler tabiri geçmektedir. Bir toplumda erkek ve kadınların hayasız olmaları ve ırzlarını (namus, iffet, şeref ve vakarlarını) korumamaları, toplumda câhiliye (İslâm öncesi) belirtilerini gösteren hususlardır. Böyle bir toplum, ilim ve endüstride ilerlemiş de olsa İslâmî ve insânî seviye yönünden câhiliye toplumu durumundadır. Kadınlarının haya ve ırzlarını koruyan toplum, çok gelişmemiş bile olsa İslâm ve insanlık açısından medenî bir toplumdur.
Değerlerini yitirmiş, güvenleri kaybolmuş bir erkek ve bir kadının kurduğu veya kuracağı yuva ne kadar sağlam olur? O yuvadan meydana gelen çocuk ne kadar ülkesine, ailesine, dinine faydalı olur? Dünyasından geçen kardeşlerim, peki Cennet? Bir anlık keyif için, nefsine zevk yaşatmak için; Rabbinin rızasından mı vazgeçeceksin azabından mı? Cennet'ine mi talipsin Cehennem'ine mi?
Oysa iffet ve namusuyla, şeref ve onuruyla bir Fatih yetiştiren bir Ebu Hanefe yetiştiren annelerimizin ayaklarının altına serili Cennet..