Üsten Danışmanlık

Üsten Danışmanlık Slogan şu; "Alışılmışın dışında..." Danışılan
(Kitap sever-Hayvan sever-Vatan Sever)

Permanently closed.
08/12/2025

İş, hayat mıdır?

Hayatınızın bazı dönemlerinde deliler gibi çalışmanız gerekir.
Gece gündüz.
Başka hiçbir şeye vakit ayıramazsınız.
Ne aile, ne sanat, ne sosyal yaşam yoktur o zamanlarda.
Tutkuyla çalışıyorsunuzdur.
Bu zamanlar, insanın ya kendini yetiştirdiği (bilgi sahibi olmak için öğrendiği), ya da bir girişimci olarak sistem kurduğu zamanlardır.
Öngöremediğiniz sorunları çözmek için de benzer durumu yaşayabilirsiniz.

Tamam.
Peki bütün bir hayat boyunca?

Çok çalışmanın erdemi hakkında yazılanlar var.
Emekle yazılmış.
Doğrudur.
Başarı için çok çalışmak gerekir.

Ancak;
Bir görünmez sınır var.
Eğer insan temel eğitimini tamamlamış ve sindirmişse, minimum sorun çıkacak sistemini girişimci olarak kurmuşsa DAHA başarılı olmasını sağlayacak bir aşamaya geçer.
Öğrenmek ömür boyu sürer o ayrı.
Ama ailesine, sanata, kültüre, kaliteli bir sosyal yaşama zaman ayırabilecek o sınırı geçemezse iyi yetişmemiş, sorunlu çocuklara, sürekli sorunlarla uğraşıp gelişmeye zaman bulamayan bir sisteme, yaş ilerleyince geride bıraktığı zamanda yaptığı hatayı anlamanın pişmanlığına, kendisi bu dünyadan göçtüğünde o kadar emek harcadığı sistemin çökeceğini bilmenin hüznüne sahip olur.

İşiniz, hayatınızın önemli bir bölümüdür.
Tamamı değil.

08.12.2020 Urla, İzmir.

Binlerce dansöz var..Eski bir pop şarkısıydı, hatırlarsınız. Türü sevmem, şarkıyı da. Ama insan şöyle anılarda dolaştığı...
22/11/2025

Binlerce dansöz var..

Eski bir pop şarkısıydı, hatırlarsınız.
Türü sevmem, şarkıyı da.
Ama insan şöyle anılarda dolaştığında ister istemez sözlerin doğruluğunu görüyor.

Gerçek dansözlük, emekçilik.
Deyim olduğunda ise politikacılardan yöneticilere, çevrenize kadar çeşit çeşit dansöz olduğunu görüyorsunuz.
İşin ilginci bu kişilik özelliği normalleşmiş durumda.
Kanıksanmış, kabullenilmiş.

İnsanın kendisini geliştirme yolculuğu elbette değişim içerir.
Yanılgılar doğaldır.
Ama çıkar için bilinçli kıvırma, hele bazen ustalık isteyen hareketler alkışı hak ediyor.
Hani derler ya “ar damarı çatlamış”.
Bunlar çatlak değil, resmen yarılma.

Üzüldüğüm, kıvırmayı seçmeyenlerin yadırganması.
Beceriksizmiş gibi bir algının oluşması.
Çok azı için doğru olabilir.
İstediği halde kıvırmayı beceremeyenler de vardır.
Ama reddedenlerin küçümsenmesi tam bir yozlaşma.
Üç beş kişi bunu dile getiriyor.
Onlar da olmasa, toplumun tümü kıvıranlardan oluşsa yozlaşmayı da fark edemeyecek kimse.
“Yeni normal”in bir özelliği daha.

Demem o ki, özellikler gençler; azınlıkta olacaksınız, bazen beceriksiz diyecekler, bazen küçümseneceksiniz ama kıvıranlar cephesinde olmayın.
Gözünüzün önündeki örneklere özenmeyin.
Malı götürdüklerini görüp imrenmeyin.

İlkeleriyle yaşayan insanlar da kazanır.

22.11.2020 Urla, İzmir

08/11/2025

Yönetim Kurulu Üyeleri ne iş yapar?

Türk Ticaret Kanunu’nda ve şirket ana sözleşmelerinde (kanunla çelişmeyecek şekilde) Yönetim Kurulu Üyeleri’nin yetkileri ve görevleri belirlenmiştir.
Tek tek bunları sıralamaya niyetim yok.
Merak eden bulup bilgilenebilir.

Kurulu ve başkanını, hissedarlardan oluşan Genel Kurul seçer.
Yönetim Kurulu, şirketin hem geçmişte kalan dönemini sorgular, hem de geleceğe dönük bütçe, plan ve hedefleri onaylar.
Oy verir yani.

Peki bizim aile şirketlerinde durum nasıldır?

Yönetim Kurulu’nun alacağı karar tek tek üyelere götürülerek imzalatılır.
Toplanacaksa, toplantı başlamadan iyi bir geyik muhabbeti döner.
Genellikle genç kuşaklar kurula alınmışsa deneyimsizlikten abuk sabuk sorular sorar.
Kurul başkanı çoğunluk hissedarsa her halükarda tebrik edilir, morali bozuksa teselli edilir.
Çoğunluk oluşturmayan hissedarlar varsa genellikle kavga çıkar.
Dönemsel bir takvime göre toplanması gereken kurul, ertelenir de ertelenir.
Zarar varsa krizdendir, kar varsa Yönetim Kurulu Başkanı’nın başarısıdır.
Kukla bir Genel Müdür uğraşıp bir sunum hazırlamışsa teşekkür edilir ama çok da muhatap alınmaz.
Muhatap alınmayı ısrarla talep eden Genel Müdürlerin ömrü fazla olmaz.
Zaten Genel Müdür genellikle aynı zamanda çoğunluk hisse sahibi Yönetim Kurulu Başkanı’dır.
Nikotin bağımlıları yüzünden sık sık ara verilir, konular dağılır.
Çok önemli konular yerine hiç önemli olmayan detayları kafaya takan bir üye mutlaka vardır.
Eğer varsa, huzur hakkı dışında kurul üyelerinin ücretleri çok önemli bir konudur.
Şirket nakit akışı genellikle hiç konuşulmaz, konuşulsa da “nakit akış” kavramını bilmeyen üyeler ilgilenmez.
Zaten nakit akış tablosu çok büyük ihtimalle hayalidir, geçmişe dönük sapmalar hiç incelenmez.
İdealist bir üye aklı başında bir şeyler söyler, havada kalır.
Strateji’nin kelime anlamını bilen üye çok azdır.
Gelecek krizler tombaladan çıkar, kriz sonrası toplantılarda “niye önlem almadık” sorusu hiç sorulmaz.
Faaliyet Raporları makyajlıdır.
Zaten çoğu üye incelemez, toplantı sırasında göz atar.

Diye uzaaar gider.

Bunları okuyan üyeler bana kızacaktır, farklı ve gerçek görevlerini yapanlar mutlaka vardır.
Ama büyüğünden küçüğüne çoğu şirketlerde bunlar da var.
90’lı yıllardan beri bu toplantılara girerim.
Her örneği bizzat gördüm.
Ya siz?

08.11.2021 Urla, İzmir.

22/10/2025

Yol..

Hepimizin bir yolu var.
Doğduğumuzda seçemediğimiz, büyüdükçe bilincine vardığımız, sonrasında değiştirebildiğimiz ya da değiştiremediğimiz.
Patika gibi engebeli yollar da var, otoban gibi olanlar da.
Yetişkinliğimizde yol ayrımları çıkar, seçeriz.
İşimiz, evimiz, eşimiz, şehrimiz hep yol seçimidir.

Kimimiz doğru yolları seçer, seçebilecek bilince erişmiştir.
Kimimiz de yanlış yolları.
Eksikliklerimiz, fazlalıklarımız, farklılıklarımız seçtiğimiz yolu belirler.
Kimimiz alın teriyle hayatımızın yolunda ilerleriz, kimimiz fırsatçılıkla.
Kimimiz çalışarak, kimimiz çalarak.
Kimimiz erdemle, kimimiz erdemle dalga geçerek, üç kağıtla, yalakalıkla.

Yolumuz bizi biz yapar ama o kadarla kalmaz.
Rol-model olduğumuz çocuklarımıza da geçer.
Onların yollarını seçmelerini etkiler.
Yolumuzun kesiştiği, bizden etkilenen insanlara da örnek olur.
Yollarımızın sonunda eğer vicdanımızı tüketmemişsek hesaplaşırız kendimizle.
Nerede yanlış yola saptık, bedeli ne oldu, gözümüzün önünden geçer.
Sonucu bazen gururdur, bazen ölesiye pişmanlık.

En trajik olanı ise “yolsuzluk”tur.
Yolumuzun ne olduğunun bilincinde olmamamızdır.
“Öylesine” ilerlemektir yollarda.
Yol olmayan yerlerde.
Boşa harcanmış kayıp hayatlardır onlar.

Yolumuzu bilelim, doğru yolları seçelim.
“Yolsuz” kalmayalım.

22.10.2020 Urla, İzmir.

07/10/2025

Özgüven..

Bilgidir. Ama her zaman bilgiye "aç" olmaktır.

Deneyimdir. Ama denemekten vazgeçmek değildir.

Saygıdır. Çıkar için saygı, maskaralıktır.

Alçakgönüllülüktür. İstismar edene gerekli yanıtı da vermektir.

Aileden alınan sevgidir. Gücünüze güç katar.

Çevrenizdekileri aşağılamamaktır, bir o kadar da büyütmemektir.

Sizden yardım isteyene sırt çevirmemektir.

Başarıları abartmamak, başarısızlıklardan yıkılmamak demektir.

Tutarlı olabilmektir.

Bankadaki paranız özgüveninizi artırmaz.

Yaşamınızdaki “kalite”dir.

Doğru bildiğinizden hiçbir koşulda vazgeçmemenizdir.

Sanattan, edebiyattan, müzikten keyif almak demektir.

Ne kadar entelektüel olduğunuzun reklamını yapmamaktır.

Kullandığınız markalardan özgüven oluşturamazsınız.

Özgüvenli olduğunuz çevreniz tarafından belirlenir. Kendi kendinize bu niteliğe sahibim diyemezsiniz.

Ailenize, çevrenize yaydığınız huzurdur.

Yanıldığınızı söylemekten korkmamaktır. Ama sık sık yanılmamaktır.

Doğa sevgisi demektir. Nedensiz, kendiliğinden.

Cambazlığın övüldüğü toplumda inatla “dik durmak”tır.

Geçmişte sizden olumlu bahseden insanlar, “iz”ler bırakmaktır.

Yalnızlıktan korkmamaktır, yalnız kalmaya fırsat bulamamaktır.

Zordur, nadir rastlanır.

Sahtesi bazen hemen, bazen bir süre sonra kendini gösterir.

07.10.2020 Urla, İzmir.

01/10/2025

Sistem..

Şirketlerde sistem kurmak bir makinenin yapımına benzer.
Şirketin yapısı, büyüklüğü, üretim biçimine göre farklı bir makine.

Tasarlarken bütün bilginizi kullanırsınız.
Her parçasını özenle üretirsiniz.
Gece gündüz çalışırsınız.
Sonunda makine çalışmaya başlar.
Arada bir arıza çıkarması normaldir.
Sık arızalar başarısız olduğunuzu gösterir.
Eğer seyrek arıza oluşuyorsa müdahale eder, bu arada o arızanın nasıl onarılacağını da birilerine öğretirsiniz.

İşiniz bitti mi?
Hayır.
Teknoloji durmadan gelişir.
Arkanıza yaslanıp keyif yaptığınız düşünülürken siz makinenizin yeni teknolojiye uyum sağlaması için kafa patlatırsınız.
Sürekli geliştirecek fikirler üretirsiniz.
Yapmazsanız yapanların gerisinde kalırsınız.
Bir süre sonra bunu yapacak kişiler seçip eğitirsiniz.
Sistem böylece kendi kendini sürekli revize eder, geliştirir ve çalışır.

İşiniz yine bitmedi.
Kapasitenin artması gerek.
İlk yaptığınız makine çalışıyor, yenileniyor ve kapasitesi artıyor ama yetmiyor.
Makinenizi büyütmeniz gerek.
Ya da ek bir makine yapmanız.
İşte burada devreden çıkarsınız.
Eğittiğiniz kadronuz devreye girer.
Eğer gerçekten eğitebilmişseniz.
Sizin işiniz stratejik kararı vermektir.
Uygulamak onların..

Sonuç;
Hala gece gündüz çalışıyorsanız başarısızsınız.

01.10.2020 Urla, İzmir.

21/09/2025

Rüya..

Güzel bir şirketiniz var.
Sağlam temeller üzerine oturmuş, sizin ya da anne/babanızın kurduğu ve devraldığınız, kaliteli ürün üreten, piyasada kendi sektöründe isim yapmış bir şirket.
Şanslısınız.

Size düşen; şirketi bulunduğu yerden daha ileri götürmek, gelişen ve değişen çağa uygun yöntemleri kullanmak, bunun için belki kafaları yenilemek, birkaç kat büyümek.
Daha da önemlisi kendi çocuklarınızın sizin gittiğiniz yolu seçmemeleri olasılığına karşı kurumsal bir yapı oluşturmak.

Zaman içinde ölçüt şu; siz gittikçe daha az yorulacak, şirketin geleceği için uygun önerileri değerlendireceksiniz, daha az karar alacaksınız, alınacak kararları işin uzmanlarına delege edeceksiniz, ahlaklı ve uzman bu kadro bütün şirket yapısına yayılacak, siz yıldan yıla büyüdüğünüzü gözlemlediğiniz zaman işinizi başarmış sayılırsınız.
Gerekirse kendini kanıtlamış bir danışmanın sözünü dinleyeceksiniz.

Güzel bir yazı oldu. Şimdi rüyadan uyanalım;

Yaş ilerledikçe ahlaken sapıtan şirket sahipleri, komisyonsuz alım yapmayan satın alma yöneticileri, prezantabl ve göz zevkinizi tatmin eden ama iş çıkarmayan satıcılar, en ufak bir bilimsel temele dayanmayan planlar yapan planlamacılar, biz dedemizden böyle gördük diyen yaşlı ustalarla (uzar gider) o şirket ne olur biliyor musunuz?
Yok, batmaz.
Hiç değilse çabucak.
Miras yersiniz.
Daha zevkli yolu şirketinizi satın, o parayı yiyin.

Demedi demeyin..

21.09.2021 Urla, İzmir

17/09/2025

Hızlı işbaşı..
(Yöneticiler için)

Bir şirkette yeni bir göreve başladığınızda genellikle iş görüşmelerinde bazen etkili olan, benim yanlış olabileceğini düşündüğüm, hızlı bir strateji uygularsınız.
Bu; “Uçarım, kaçarım, atarım, tutarım, keserim, biçerim” stratejisidir..
Oysa şirket, geçmişinden gelen yerleşmiş bir kültüre sahiptir.
Kuşkusuz bu kültürü geliştirmek, değiştirmek, çağdaş hale getirmek için görevlendirilmişsinizdir.
Sizi görevlendirenler de çoğunlukla tutucu ve gelişmeyi engelleyen bu kültürden şikayetçilerdir. (Halbuki o kültürün yaratıcılarıdır büyük ihtimalle.)

Aslında yapılması gereken önce sessiz bir “gözlem”dir.
Şikayet edilen sistem, hatalı, verimsiz, eksik olabilir.
Yine de A’dan Z’ye kötü değildir.
Eğer şirket batmadan o günlere gelmişse yararlanabileceğiniz düzgün giden parçaları mutlaka vardır.
Önyargıyla işe giriştiğinizde o parçaları da yok etme olasılığını göz ardı etmeyin.

En az 1 ay, en çok 3 ay, kişileri ve prosesleri tarafsız bir gözle incelemenizde yarar vardır.
Şirket sektörü, yapısı ve diğer koşullar, bu süreleri biraz daha kısaltabilir veya uzatabilir.
Bir köşede kalmış, göze çarpmayan bir çalışanın aslında, eşsiz bir bilgi bankası olabileceği, dahası bulunduğu departmanı sizin dışarıdan getireceğiniz ara yöneticiden çok daha iyi yönetebileceği potansiyelini fark edebilirsiniz gözleminizle.
Sizin hızlı müdahalelerinize sonuna kadar destek verenin de aslında hiçbir işe yaramayan bir yalaka olduğunu.
Bir proses, o şirketin yapısına göre olabileceğinin en iyisi olabilir.
Kendinden önce ve sonra gelen proseslerin ilkelliği yüzünden fark edilmiyor (görünmez mükemmel) olabilir.

Uzatmayayım; var olan kaynağı tanımadan, anlamadan yaptığınız hızlı giriş, gereksiz maliyet yaratabilir.
İhtimaller ve deneyimler üzerinden yazıyorum.
Çok seyrek de olsa hızlı giriş gerekli de olabilir kuşkusuz.

Ben, kendinize ve şirkete bir başlangıç süresi verin diye öneririm.
Bu sürede eğer akılcı bir gözlem yapabildiyseniz, eskisinin yerine kuracağınız sistem başlangıç kaosu yaratmaz, olabileceklerin en verimlisi olur.

Bu aşamada olan yönetici arkadaşlara naçizane tavsiyemdir.

17.09.2022 Urla, İzmir

25/08/2025

Körleştiren detaylar..

Ah ne meraklıyız personelimizin kullandığı arabayı, telefonu, harcırahlarını, açık bıraktıkları ışıkları izlemeye.
Yıllar boyunca yöneticilerin bu merakını çözemedim.
İnanılmaz bir korku var.
Suistimal korkusu.
Bir açık yakalayınca da zafer duygusu.
İşte günlerce konuşulacak, o çalışanı hayattan bezdirecek bir konu.

Gençken tahsisli arabaların kilometrelerini inceleyen bir patron görsem gülmem tutardı.
Elimde değil, son derece komik ve absürt bir davranış gelirdi bana.
Hala öyle de artık gülmüyorum.
Arkadaş, güvenmediğin bir kadron varsa, arabayı verirken bununla ilgili iç yönetmeliği de çıkarıp vermiyorsan neyi inceliyorsun?
Bir fazladan 50 km için onu demotive etmeye değer mi?
Ayrıca bütün bunların kontrolünü sağlayacak bir sistemin yoksa sorumlu kim?

Eski yazılarımda sık kullandığım “pareto” yöntemini kullanın lütfen.
Şirketin karlılığı, büyümesi, sürekliliği için yapmanız gerekenlerin önem sırası.
Sizler en önemlilerini yapmakla görevlisiniz.
Altlardakileri de kadronuz.
Ayrıca kendiliğinden kontrolünü sağlayacak bir sistem kurmalısınız.
Bunu yapamıyorsanız o en önemli görevlerinizi ihmal ediyorsunuz, önemini göremiyorsunuz demektir.
Körleşiyorsunuz.

O sırada belki başka biri firmanın içini toptan boşaltıyordur.

Fark edemezsiniz.

25.08.2020 Urla, İzmir.

Toplantı bülbülleri..İş hayatında toplantılar olmazsa olmazdır, bilirsiniz. Bunların da olmazsa olmazı bülbülleridir.Kon...
13/08/2025

Toplantı bülbülleri..

İş hayatında toplantılar olmazsa olmazdır, bilirsiniz.
Bunların da olmazsa olmazı bülbülleridir.

Konuşma, kendini ifade etme bir yetenek kuşkusuz.
Her çalışanda olması da beklenemez.
Toplantıyı yöneten, küçük müdahalelerle bu arkadaşları yönlendirebilir, sorun çıkmaz.
İşi konuşmak olan pazarlamacı arkadaşları da muaf tutuyorum.
Kendilerini kaptırıyorlar çoğu zaman, gülüyorum ama onlarda sorun yok.

İş yaşamımda girdiğim toplantı sayısını hatırlamıyorum.
Çok.
Önceleri pek umursamıyordum.
Yönetici olup da toplantılara bu sıfatla girdikçe farklı bir “tür” olduğunu net olarak görmeye başladım;

Bunlar toplantılara kendi reklamlarını yapmak için giren, rutin konuları abartan, bağıran, konuyu uzatan, en çok kendisinin çalıştığını, ondan başka kimsenin işini iyi yapmadığını, kendisine “sen neymişsin be abi” dedirtmeye çalışanlar.
Zaman zaman uyarılarım oldu.
Özellikle kendilerini ancak başkalarının değerlendirebileceğini, kendilerine verdikleri sıfatların inandırıcı olmadığını öğretici olmak adına anlatmaya çalıştım.
Sonuç?
Çoğunlukla işe yaramadı.
“Kısa ve öz” kavramı genetik olarak beyinlerinden muaf tutulmuşlara ne yapabileceğimi bilmemek benim eksikliğimdi tabii.

Kısa toplantılar iyidir...

13.08.2020 Urla, İzmir.

23/07/2025

Baş dönmesi..

KOBİ’lerde şirket kültürü genellikle şirket sahibinin kişiliğiyle örtüşür.
Kişiliğin sağlamlığı da şirketin geleceğini net olarak etkiler.

“Sağlam kişilik” göreceli bir kavram.
Neye göre sağlam?
Tutarlılık mı?
Temkinlilik mi?
Ataklık mı?
Liderlik mi?
Daha bir sürü özellik sayabiliriz.
Ben bunların olumlu yönlerini ve ölçülülüğü baz alarak “hepsi” diyorum.

Ancak “değişmeyen tek şey değişimdir” kuralı burada da işler.
Sağlam kişilik zaman içinde şirketin başarısı veya başarısızlığına göre değişebilir.
Çok azı değişmeden kalır, başarı varsa şirket büyümeye devam eder.

İş hayatım boyunca izlediğim çoğu şirket bu değişim yüzünden yok oldu. Sağlam kişiliklerle başlayan patronluk serüvenleri kısa vadeli başarılar ard arda gelince bozuldu ve “ben neymişim be abi” boyutuna ulaştı.

Bir de şakşakçı çevrenin etkileri devreye girince serüven hüsranla sonuçlandı.
O çevreyi küçümsemeyin, hemen oluşur ve oldukça etkili olabilirler.
Şirketlerin %90’ı ilk 10 yıl içinde kapanıyor istatistiğini bilirsiniz.
Nedenlerin en etkilisi bu “baş dönmesi”dir maalesef.

Şimdi bazı patronlar, “ne yani baş dönmesi özgürlüğümüz yok mu?” diyecekler.
Var tabii.
Ama naçizane önerim; başınızı döndüren kişilerden, etkenlerden uzak durun bence.
Gelecekte var olmak istiyorsanız.

23.07.2020 Urla, İzmir

24/06/2025

Z Kuşağı, “kedi” kuşağı..

Kediniz var mı?
Benim var.
Bir oğlum 7 yaşını geçti, iki kızım da 5 yaşlarında.
Gündüz bahçede, gece evdeler.
Kedi deyip geçmeyin, hepsinin farklı karakteri var.
Ortak özellikleri ne istediklerini biliyor olmaları.
Doyurulmak, sevilmek, rahat bırakılmak, dışarı çıkıp dolaşmak, içeri girip uyumak, oynamak, her neyse istediklerini net olarak belirtiyorlar.
İstedikleri olmadı mı?
Yandınız 😹 .

Çok düşünürümüz var, ben de düşündüm.
Z kuşağı hakkında yorumlar, tanımlar, neler neler.
Bilim insanıysanız yapmak zorundasınız tabii.
Değilseniz benim gibi ironi yaparsınız.
Kendi çocuklarınıza, arkadaşlarına, sınırlı sayıda z kuşağı mensubuna bakarak bir sonuç çıkmaz ortaya.
Benim evdeki kedilere bakıp çıkardığım sonuçları hadi bütün kediler için genelleyin bakalım.

Olmaz.

Sokak kedileri var.
Sokakta doğmuş sayısız sokak kedisi.
Cahil aileler elinde tek başına büyümeye çalışan belki sokakta yanımızdan geçmelerinden başka yakınlığımız olmayan gençler.
Vasıfsız okullarda, vasıfsız eğitimcilerin elinde olanlar.
Ortak noktaları sosyal medya.
Nasıl kullandıklarını da gerçekten bilmiyoruz.
Bilgiye eriştiklerini varsayıyoruz.
Belki bilgisizlik dünyasında beyinlerini uyuşturuyorlar.

“Z kuşağı” öngörülemez.
Kediler gibi.
Gelecekte göreceğiz.

24.06.2021 Urla, İzmir

Address

İzmir
Urla

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Üsten Danışmanlık posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Üsten Danışmanlık:

Share