BEYDER Yozgat

BEYDER Yozgat Bozok Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği

BEYDER "Cuma Sohbetleri"nin bu haftaki konuğu Eğitimci Hurşit YİĞİT hocamız oldu. Hurşit YİĞİT "Dehalık ve Canilik Arası...
15/01/2022

BEYDER "Cuma Sohbetleri"nin bu haftaki konuğu Eğitimci Hurşit YİĞİT hocamız oldu. Hurşit YİĞİT "Dehalık ve Canilik Arasında Emir Timur” başlıklı sohbetinde kısaca şunları söyledi: “Emir Timur’un nasıl bir karakterinin olduğu konusunda bir uzlaşı yoktur. Kimilerine göre O, bir dahi, kimilerine göre ise bir canidir. Timur, 27 Nisan 1336 tarihinde Çağatay Hanlığı toprakları içerisinde yer alan bugünkü Özbekistan sınırları içerisindeki Semerkant şehri ile Belh şehri arasında olan Şehr-i Şebz şehrinde doğmuştur. Babasının adı Turagay, annesinin adı Tekira Hatun olan Timur, avucunun içinde bir kan pıhtısıyla doğmuştur. Ayrıca doğum günü Satürn ve Jüpiter gezegenlerinin aynı hizaya geldikleri gündür. Gerek avucunda kan ile doğması gerekse de yıldız bilimine göre Satürn ile Jüpiter’in birleştiği günde doğmasıyla kendisine “Zamanın hâkimi” anlamına gelen “Sahipkıran” unvanının verilmesi, onun ileride çok kan dökecek ve cihangir bir hükümdar olacağına yorumlanmıştır. Cengiz Han soyundan Kazan Han'ın kızı Saray Mülk Hanım’la evliliği nedeniyle damat anlamına gelen “Küregen” lakabı almış ve doğrudan Cengiz Han'ın soyundan gelmediği için "Han" unvanı yerine "Emir" unvanını kullanmıştır. Yine katıldığı bir savaşta ayağı aksak kalacak şekilde darbe aldığından kendisine “Aksak Timur” anlamına gelen Timurlenk lakabı takılmıştır. Timur'un hedefi Cengiz Han'ın ölümünden sonra parçalanan ve onun torunları tarafından kurulan Çağatay Hanlığı, İlhanlılar ve Altınordu (Altın Orda) devletlerini siyasi olarak birleştirmek ve Cengiz İmparatorluğunu ihya etmekti. Önce Çağatay Hanlığı’nın başına geçti. Sonrasında Hülâgü Han’ı mağlup ederek İlhanlıların ve ardından da Altınordu topraklarında hâkimiyet sağladı. Altınordu devletini mağlup etmesinin Rus Knezlerinin siyasi birlikteliğini sağlaması ve sonrasında da Rusların, Osmanlılara büyük bir rakip olarak ortaya çıkmaları eleştiri konusu olmuştur. 1398'de Hindistan'da Delhi Sultanlığı, 1401'de Suriye'de Memluk Devleti ve 1402'de Ankara Savaşı'nda Osmanlılara karşı kazandığı zaferlerle büyük bir güç konumuna gelmişse de bu gücünü kurumsal bir devlet anlayışına oturtamadığından hâkimiyeti kendi ömrüyle sınırlı kalmıştır. Timur’un coğrafya bilgisine özel bir ilgisi vardır, savaşacağı ülkelerin coğrafi bilgilerini önceden araştırır ve hatta 8-10 yıl öncesinden bu ülkelere ajanlar gönderir, askeri yapıları hakkında bilgiler edinirdi. Ele geçirdiği ülkelerde yaşayan âlim ve sanatçılara özel ilgi gösterir ve onları Semerkant’a getirirdi. Savaş teknikleri bakımından üstün yeteneği, askerlerine verdiği önem, özellikle de filleri bir savaş aracı olarak kullanmadaki becerisi Timur’un bir savaş dâhisi olarak nitelendirilmesine neden olmuştur. Diğer yandan savaş sürecinde düşmanlarına karşı acımasızlığı ve kan dökme konusundaki fütursuzluğundan dolayı da cani olarak nitelendirilmiştir. Ömrü, oldukça uzun süreli savaşlarla, geçmiş olan Timur 18 Şubat 1405 tarihinde, 69 yaşında, yine bir savaş sürecinde, Çin seferine giderken son bulmuştur. ”
Program, BEYDER Genel Başkanı Aydoğan BİLİR’in Eğitimci Hurşit YİĞİT’e kitap hediye etmesiyle son buldu.

Bu haftaki BEYDER Cuma sohbetinde;
12/01/2022

Bu haftaki BEYDER Cuma sohbetinde;

BEYDER’in “Cuma Sohbetleri”nin bu haftaki konuğu Yozgat Bozok Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Do...
12/01/2022

BEYDER’in “Cuma Sohbetleri”nin bu haftaki konuğu Yozgat Bozok Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Doktor Öğretim Üyesi Mustafa YILDIZ oldu. YILDIZ, "Adil Ekonomik Düzenin Temel Esasları: Faizsiz Ekonomik Düzen Mümkün mü?" başlıklı sohbetinde kısaca şunları söyledi: “Dünyada ekonomik sistem olarak Komünizmin yıkılmasından sonra Kapitalizm egemenliğini sürdürmektedir. Hakkı değil gücü üstün tutmasından dolayı er ya da geçe Kapitalizm de yıkılacaktır. Aslında “Adil Düzen”, gücü üstün tutan ve yeryüzünde adaletsizliğe neden olan anlayışların yerine hakkı üstün tutmayı, insanlığa saadet getirmeyi, israfı ortadan kaldırmayı, rasyonel yaklaşımı ve de kolay, basit bir işleyişi esas alan bir yaklaşımdır. Bu çerçevede batıl bir anlayışın dayattığı kuvvetin, çoğunluğun, imtiyazın ve çıkarın üstünlüğünün yerine insanın doğuştan getirdiği temel hakları, emeğinin kutsallığını, sözleşmenin önemini ve adaleti öne çıkarmaktadır. Günümüzde var olan ezen-ezilen ilişkisi bugüne mahsus bir durum değildir. Batı kültüründeki bu yaklaşımın kökeni Roma’ya, eski Yunan’a ve hatta Mısır’daki firavunların yönetim anlayışlarına dayanmaktadır. Günümüz insanlarının saadetini sağlayacak olan “Adil Ekonomik Düzen”in temel esasları beş başlık halinde toplanabilir. Bunlar sırasıyla, devletin ve şahısların sorumluluğu, paranın rolü, kredi ilişkileri, vergi ilişkileri ve sosyal güvenlik sistemi şeklindedir. Bütün bu başlıklar merhum Necmettin Erbakan yönetiminde, inancımız merkeze alınarak alanında uzman kadrolar tarafından bütün ayrıntılarıyla ele alınarak düzenlenmiştir. Günümüzde bu program üzerinde genç uzmanlar çalışmalarını sürdürmektedir.”
Program, BEYDER Genel Başkanı Aydoğan BİLİR’in gecenin hatırasına Doktor Öğretim Üyesi Mustafa YILDIZ a, kitap hediye etmesiyle son buldu.

BEYDER Cuma sohbetinin bu hafataki konuğu Dr. Öğretim Üyesi Recep TEMEL’in katılımıyla gerçekleştirdik. "Cuma Sohbetleri...
03/01/2022

BEYDER Cuma sohbetinin bu hafataki konuğu Dr. Öğretim Üyesi Recep TEMEL’in katılımıyla gerçekleştirdik. "Cuma Sohbetleri"nde merhum Seyyid Ahmet Arvâsî hocamızı, vefatının 33. yılı münasebetiyle dualarla andık. TEMEL programda özetle şu konulara değindİ: “S. Ahmet Arvasi’nin bugün 33. yıl dönümü. Ölümünün ardından 33 yıl geçmesine rağmen Arvasî Hoca fikirleriyle, eserleriyle aramızda yaşamaya devam ediyor. Yalnız şunu da vurgulamak gerekir. Kendisine “Ülkücü” fikriyatın ideologluğu sıfatı verilmesine rağmen, eserlerinin, fikirlerinin yeterince ilgi gördüğünü söylemek maalesef mümkün değil. Bu da kendisine “Ülkücü” sıfatını yakıştıranların en önemli eksikliklerindendir. Arvasî hocanın Türk fikir dünyasındaki bir diğer önemli yanı, O’nun, Türkiye’nin, ideolojik bakımdan bir cendereye sokulduğu dönemde yazdıklarıyla işaret fişekliği yapmasıdır. Öyle ki Türkiye’de bir taraftan 1960’lı yılların ortasından itibaren sol fikir akımlarına hâkimiyet sağlanmaya, diğer taraftan da özellikle 1980’li yıllarla birlikte Mısırlı, İranlı ve Pakistanlı düşünürlerin Türkçe’ ye tercüme edilen eserleri vasıtasıyla “Siyasal İslamcı” anlayışların geliştirilmeye çalışıldığı bir ortamda Arvasî hoca, Türk-İslam Ülküsü ya da Türk’ün İslam Ülküsü olarak nitelendirilen fikir sistematiğini geliştirmiş ve Türk gençliğinin hem milli hem de manevi değerler etrafında toplanmasına önemli katkı sağlamıştır. S. Ahmed Arvasî ile ilgili karıştırılan bir konuya da açıklık getirmek lazım. O da merhum Necip Fazıl’ın mürşidi Seyyid Abdülhakim Arvasî hazretlerinin, O’nun babası olup olmadığı konusudur. Arvasî Hoca’nın babasının adı da Abdülhakim’dir ve bu adı da ona Seyyid Abdülhakim Arvasî hazretleri vermiştir. Yani aralarında uzaktan bir akrabalık bağı vardır, ancak Ankara Bağlum kabristanlığında metfun bulunan Seyyid Abdülhakim Arvasî hazretleri, Arvasî hocanın babası değildir. Arvasî hocanın çalışmaları incelendiğinde, O’nun çok farklı alanlarda ve oldukça da derinlikli fikirler ortaya koyan bir birikime sahip olduğu görülür. “Yabancılaşmadan çağdaşlaşma” yaklaşımıyla, Türk milletinin inançları merkezinde, tıpkı geçmişte olduğu gibi medeniyet inşasına muktedir bir yapıya sahip olduğu inancını her yazısında dile getirir. Millet ve devlet hayatının her yönüyle alakalı konuları, hem Doğu’nun hem de Batı’nın gözüyle, bir gazete makalesi çerçevesinde izah etmeyi başarmış nadir yazarlardan da biridir Arvasî Hoca. Kendisi bu durumu ‘Ben günlük gazete makaleleri yazmıyorum, yazmış olduğum kitapları gazete makalesi olarak yayımlıyorum’ şeklinde açıklamıştır. Arvasî hoca, bizlere bir külliyat bırakmıştır. Diğer bir ifadeyle bir kimse sadece Arvasî hocanın eserlerini ciddiyetle okusa, incelese ve o bilgilerin ışığında hareket etse sağlam bir karakter yapısına sahip olur da denebilir. Onun günümüz açısından paha biçilemez nitelikteki eserleri Sır (Şiir Kitabı-1995), İleri Türk Milliyetçiliğinin İlkeleri (1965), Kendini Arayan İnsan (1968), İnsan ve İnsan Ötesi (1970), Eğitim Sosyolojisi (1976), Türk İslam Ülküsü (3 Cilt/1979-80), Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz (1982), İlm-i Hal (1982), Doğu Anadolu Gerçeği (1986), Size Sesleniyorum (2 Cilt/1989), Hasbihal (6 Cilt(1990) isimli eserlerdir. 1988 yılının 31 Aralık günü saat 11.00 sularında daktilosunun başında yazısını yazarken geçirdiği kalp krizi sonucu vefat eden Arvasî hocamıza Allah (cc)’tan gani gani rahmet diliyor ve başta gençlerimiz olmak üzere herkese Arvasî hocanın eserlerini ciddiyetle okumayı tavsiye ediyorum.” kıymetli sohbetlerinden dolayı hocamıza teşekkür ederiz.

BEYDER’in bu haftaki “Cuma Sohbetleri”nde Yozgat MYO Öğretim Görevlisi Kâmil BÜYÜKER, “Bu Toprakları Mayalayanlar” isiml...
25/12/2021

BEYDER’in bu haftaki “Cuma Sohbetleri”nde Yozgat MYO Öğretim Görevlisi Kâmil BÜYÜKER, “Bu Toprakları Mayalayanlar” isimli bir sunum gerçekleştirdi.
Bu toprakların harcında sesi ile nefesi ile kalemi ile iz bırakmış önemli şahsiyetleri dile getirdiği sohbetinde BÜYÜKER, her bir ismin aslında “kökü mazide olan ati”yi temsil ettiğini belirtti.
BÜYÜKER, sözlerini şöyle sürdürdü: “İçinde yaşadığımız Anadolu toprakları ve gönül coğrafyamız vefa borcumuz olan sayısız isimle doludur. Bunların her birisi yolumuzu aydınlatan kandillerdir. Bunlar okudukları Kur’an’lar, mevlitler, ilahiler ile baki kubbede hoş seda bırakan Hafız Yaşar, Hafız Sami, Hafız Kemal, Hafız Saadettin Kaynak’tır. Okudukları ezanlarla zamanı durduran Hafız Cemal, Hafız Ali’dir. Kimi zaman tevazunun, ilmin, mücessem ahlakın zirvesi Nurettin Topçu’dur. Kimi zaman da İslam’ın gür sedasının yılmaz savunucusu Necip Fazıl’dır. Yakın tarihimizde İslam’ın Bugünkü Meseleleri’ne çözümler getirerek genç yaşta aramızdan ayrılan Prof. Dr. Erol Güngör’dür. Ve yine şiirleri, senaryoya aktarılan eserleri ve problemlerimize getirdiği teşhis ve tedavilerle Ömer Lütfi Mete’dir. Saydığımız ve sayamadığımız pek çok isim “kökü ezelde, dalı ebette” bir ağacın göğe uzanan dallarıdır. Hepsinden alacağımız önemli dersler ve ilhamlar var. O yüzden birinci vazifemiz onları tanımalı, uğruna ömürlerini ortaya koydukları hakikatin takipçisi ve davacısı olmalıyız. Ancak böylelikle kaybettiklerimizi bulabilir ve kendimize gelebiliriz. Bu toprağın sesine ses, nefesine nefes olmuş tüm büyüklerimizin ruhları şâd olsun.”

BEYDER’in “Cuma Sohbetleri”nin bu haftaki konuğu Gazeteci- Yazar Tarık YILMAZ oldu. YILMAZ, "Yerel Basının Gözüyle Yozga...
12/12/2021

BEYDER’in “Cuma Sohbetleri”nin bu haftaki konuğu Gazeteci- Yazar Tarık YILMAZ oldu. YILMAZ, "Yerel Basının Gözüyle Yozgat’ın Meseleleri” başlıklı sohbetine, gazeteciliğe nasıl başladığını anlatarak başladı ve “Gazeteciliğe ilk adımımı gazete dağıtarak başladım. Farklı gazetelerin dağıtım görevinden sonra muhabirlik dönemim başladı. Yaklaşık 20 yıllık gazetecilik geçmişimin önemli bir kısmı muhabirlikle geçti. Orada edindiğim tecrübelerin ışığında köşe yazarlığı ve gazete yönetimi işlerini birlikte sürdürüyorum. Kısa bir süre önce Yozgat özelinde günlük olarak yayınlanan Yozgat Çamlık Gazetesi’nin yanı sıra Çamlık Ankara ismiyle Ankara halkına günlük olarak hizmet veren gazetemiz de yayın hayatına başladı ve şu anda her ikisinin başarısı için çalışıyorum” dedi.
Sohbetinin devamında YILMAZ özetle şunları söyledi: “İnsanın doğal olarak hayata bir bakışı vardır. Yalnız gazetecilik yapan bir kimsenin kişilere ve olaylara sadece kendi açısından bakması doğru değildir. Ben meslek hayatımda farklı görüşlerdeki kimselerin bir araya getirildiğinde aslında çok iyi anlaşabildiklerini ve hatta dost olabildiklerini gördüm. Bu açıdan gazeteci, Yozgat özelinde Yozgat’ı merkeze almalı, Türkiye genelinde ise Türkiye odaklı bakabilmelidir. Yerel basının gözüyle Yozgat’a bakıldığında dikkat çeken ilk eksiklik çok sayıda etkili/yetkili şahsiyetinin olmasına rağmen, Yozgat merkezli ortak bir iradenin ortaya konulamamasıdır. Bir diğer eksiklik, belki yetiştiğimiz kültürün de etkisiyle, insanımızın yeterince özgüven sahip olmaması, kendini ifade etmekte zorlanması ve buna bağlı olarak verilene razı bir yaklaşım içerisinde olmasıdır. Bizim Çamlık Ankara ile hedeflerimizden bir tanesi bahsettiğimiz bu sorunların çözümüne katkı sunmaktır. Bu açıdan Ankara’da yaklaşık bir milyon nüfusa erişen Yozgatlı hemşerilerimizle buluşmak suretiyle Yozgat’ı onların hep gündemlerinde tutmak istiyoruz. Aynı zamanda da Ankara’da her anlamda etkin Yozgatlıların imkânlarını şehrimize yönlendirmelerine aracılık yapmak istiyoruz”.
Program, BEYDER Genel Başkanı Aydoğan BİLİR’in gecenin hatırasına Tarık YILMAZ’a, “Meslek Ahlâkı” isimli eseri hediye etmesiyle son buldu.

Address

AŞAĞI NOHUTLU Mahallesi BEHİÇLER CAMİ ARALIĞI SOK. BOZTEPE APT. 1/2 YOZGAT
Yozgat
66100

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when BEYDER Yozgat posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to BEYDER Yozgat:

Share