10/09/2025
ÇİMENTO KAĞIDI (İBRETLİK)
Sevgi Hoca… Yıllarını yurt dışında eğitimcilikle geçirmiş, sonra dönüp İstanbul’un en güzide kolejlerinden birinin müdiresi olmuş kıymetli bir ablam… Bir gün bana öyle bir hatırasını anlattı ki, yüreğimde hem derin bir sızı hem de tatlı bir umut bıraktı. Gelin, o anıyı kendi ağzından dinleyelim:
“Faruk Bey, bundan yıllar önceydi. Okulumuzda büyük bir tadilat vardı. Yaz tatilinde bitirmemiz gerekiyordu. Ortalık tam bir şantiye alanıydı. O gün de üniversite sınav sonuçları açıklanacaktı. Yönetim katında küçük bir köşeye sığınmıştık. Bilgisayarın başına geçtik, öğrencilerimizin sonuçlarını görmeye başladık.
İyi derece beklediğimiz çocuklar zaten kazanmıştı, burslu olanlar yine iyiydi. Ama diğerleri… Ah Faruk Bey, onca imkâna, onca emeğe rağmen çalışmayanlar vardı. Gencecik fidanlar ama dal budak veremiyorlar. Elim ayağım boşaldı, çok üzüldüm.
Tam o sırada sekreterim kapıda bekleyen bir işçi gencini fark etmiş. Üzerinde tulumlarıyla kıvranıp duruyormuş. Meğer o da sınava girmiş, sonucunu merak ediyormuş. Sekreterim, ‘Yaz numaranı bir kâğıda, biz bakarız evladım.’ demiş. Çocuk da ‘Ben zaten yazmıştım.’ diyerek bir kâğıt uzatmış.
Kâğıt elime geçtiğinde garip bir his kapladı içimi… Çünkü o kâğıt, bir çimento torbasından koparılmıştı. Hâlâ üzerinde çimento parçacıkları vardı. Ve işte o çimento kokan kâğıtta yazılı numaradan baktık ki, çocuk İTÜ’nün en iyi mühendisliklerinden birini kazanmış!
Yanıma çağırdım. ‘Gel hele buraya,’ dedim. O alın teriyle yoğrulmuş yavrumun alnından öptüm. ‘Aferin sana evladım!’ dedim. Ama gözümde hep bir taraftan bizim haytalar vardı. Onca imkân, onca para, özel ders, kurs, imkan… Sonuç? Koca bir hiç. Ama bu gariban çocuk yaz tatilinde inşaatlarda çalışarak hem harçlığını çıkarmış hem de hayalini kurduğu üniversiteyi kazanmış.
Yalnız yüzü pek gülmüyordu. Meğer babası yokmuş. Yurt parasını, harcını nasıl ödeyeceğini düşünüp duruyormuş. Derken utana sıkıla, ‘Hocam, bir de kardeşim girdi, ona da bakar mısınız?’ dedi.
Baktık… O da yine İTÜ’de yüksek bir mühendislik kazanmış!
Ne diyeyim Faruk Bey? Allah’ın hikmetine bakın! Hemen birkaç varlıklı velimizi organize ettim. O iki kardeşi üniversite hayatları boyunca güller gibi okuttuk. Ama o gün elimde tuttuğum çimento torbasından koparılmış o kâğıdı hiç unutamadım. Uzun süre derslerime götürdüm, öğrencilerime gösterdim. Çünkü o kâğıt tek başına bir kitaptı, bir ders kitabı!
Ve bana bir kez daha öğretti ki, çocuklara sunulan imkânların, dökülen paraların hiçbir hükmü yok… Asıl mesele gönül ateşidir. Sihirli kelime tek bir şeydir: Motivasyon.”
Dostlar, işte hayat bazen bir çimento kağıdına yazılır. Ve o kağıt, en pahalı defterlerden daha kıymetli olur.
Faruk Öndağ