NASA-Turkey (albert Einstein)

NASA-Turkey (albert Einstein) For the Benefit of All/ Herkesin iyiliği için NASA, (National Aeronautics and Space Administration)(Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi). Sonrasındaysa II. Ancak 21.

ABD 'nin uzay programı çalışmalarından sorumlu olan kurum, 29 Haziran 1958 yılında kurulmuştur. Daire, 1 Ekim 1958 tarihinden itibaren faaliyet göstermeye adım atmıştır.[3] NASA, Ay'a dönük Apollo uçuşlarında, Skylab uzay istasyonu ve daha sonra uzay mekiği gibi çalışmalarla her zaman ABD'nin uzay çalışmalarına yön vermiştir. Günümüzde NASA, Uluslararası Uzay İstasyonununu desteklemekte ve yeni Ar

es I ve Ares V iniş araçlarını geliştirmektedir.Uzay programı çalışmalarının yanı sıra uzun vadeli sivil ve askeri roket çalışmaları da NASA'nın çalışma alanlarının arasındadır. NASA'nın öncüsü olan NACA'nın kuruluş yılı 1915dir. NACA (National Advisory Committee for Aeronautics/ Havacılık Alanında Ulusal Danışma Komitesi) uçaklar üzerinde çalışmaktaydı. Uçak kanatları ve çeşitli cisimlerin hava ile etkileşimlerini araştıran kurum, zamanla birçok rüzgar tüneli inşa etmiş ve ABD'nin bütün savaş uçaklarının tasarımlarını yönlendiren bir birim haline gelmiştir.

4 Ekim 1957'de Sovyet Uzay Programı çerçevesinde uzaya ulaşmayı başaran ilk insan yapımı uydu (Sputnik 1) başarısı, ABD'nin bu konuda kendi uzay başarıları elde etme çabalarının tohumlarını oluşturur. Dünya Savaşı'nın ardından NACA'ya katılan Alman aerodinami uzmanları kuruma büyük katkılar sağlar. Özellikle jet motorları ve süpersonik uçakların tasarımında ilerleme kaydedilir. 29 Haziran 1958'de o zamanın ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower, kurumun adını NASA olarak değiştirir. 1 Ekim 1958'de NASA, 4 labaratuvar ve 8.000 çalışanı ile 46 yıllık geçmişe sahip bir kurumun (NACA) ve liderliğini Wernher von Braun'un yaptığı Alman roket programının önemi tartışmasız katkılarıyla, köklü bir kurum haline gelir. Wernher von Braun halen Amerikan Uzay Programının babası olarak nitelendirilir. Askeri Balistik Füze Ajansı (Army Ballistic Missile Agency) ve Donanma Araştırma Labaratuvarı da yine NASA'ya dahil edilen birimler arasındadır. Cape Canaveral diye bilinen dev uzay üssünde fırlatma rampaları, uzay kontrol merkezleri, telekomünikasyon sistemleri gibi sayısız tesis yer almaktadır. NASA'nın şimdiye kadar yaptığı uzay çalışmaları, büyük oranda başarıyla sonuçlanmış fakat ABD'ye milyarlarca dolara mal olmuştur. Özellikle Ay'ın fethiyle sonuçlanan Apollo programı, Skylab, uzay mekiği programları çok büyük harcamaları gerektirmiştir. yüzyıla doğru gerçekleştirilmesi beklenen büyük uzay istasyonları, Ay istasyonu ve Mars seferi programları yanında, önceki harcamaların çok küçük kalacağı hesaplanmaktadır.

01/18/2012

NASA'nın uyduları ay yörüngesinde...

İZAFİYET TEORİSİ
01/17/2012

İZAFİYET TEORİSİ

Zaman Yolculuğunu Araştırma Merkezi © 2005 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 -Turkey/Denizli Zaman ve Genel Görecelik Kur...
01/13/2012

Zaman Yolculuğunu Araştırma Merkezi © 2005 Cetin BAL - GSM:+90 05366063183 -Turkey/Denizli

Zaman ve Genel Görecelik Kuramı

Zamansızlık gerçeğini anlamamıza yardımcı olacak önemli bir konu,yüzyılın en büyük bilim adamı sıfatını taşıyan Albert Einstein’in geliştirdiği Genel Görecelik Kuramı’dır. Görecelik, zamanın evrenin farklı noktalarında farklı hızlarla aktığını, hatta durabildiğini göstererek, mutlak bir kavram olmadığını, değişken bir algı olduğunu ispatlar.
Öncelikle, zamanın ne anlama geldiğini düşünmeye çalışalım. Zaman; duyu organlarımız tarafından art arda gelen birtakım olaylar neticesinde hissedilen, tarifi son derece güç olan bir tür algıdır. Zamanın akışını, etrafımızda gözlemlediğimiz hareket değişikliklerini birbirlerine kıyaslayarak anlarız. Örneğin; bardak yere düşer ve kırılır, kömür yanar ve kül olur, yürürüz ve bir an önce odanın bir ucundayken bir an sonra odanın diğer ucunda oluruz.


İşte sebep-sonuç ilişkileri çerçevesinde meydana gelen tüm bu olaylar, çevremizde gözlemlediğimiz tüm bu hareketlilik bize zamanın geçtiğine dair bir izlenim verir. Ama zamanı ölçmek için kullandığımız kavramlar, çokdeğişkendir. Yarım saat dediğimiz süre, eğer sıkıcı bir bekleme içindeysek, saatler kadar uzun gelebilir. Aynı yarım saati, çok eğlenceli ve bitmesini istemediğimiz bir durumda, üç-beş dakika kadar kısa bir süre gibi algılarız. Yani aslında zaman algısı, bizim için farklı hızlarda akabilmektedir. Zamanın akış hızı hakkında bir fikre sahip olmamıza neden olan etken ise, zaman için kullandığımız referanslardır. Güneş doğar ve batar ve ertesi gün tekrar doğduğunda bir gün geçti deriz. Bu olay 30-31 kez tekrarlandığında bu kez 1 ay geçti deriz; ama sorulduğunda bu bir ayla ilgili fazla detay hatırlamadığımızı, geçen zamanın sanki sadece bir an gibi olduğunu düşündüğümüzü itiraf ederiz. Eğer gündüz geceyi, gece gündüzü takip etmese ve elimizde zamanın geçtiğini gösterir bir saatimiz olmasa, belki de geçen zamanın ne kadar olduğuna, bir günün ne zaman başlayıp ne zaman biteceğine dair doğru birtahminde bulunmamız mümkün olmayacaktı. Bu açıdan zaman, bizim için belirli referanslar olmaksızın,
ne hızla aktığı konusunda kesin bir yargıya varamayacağımız bir algıdan ibarettir. Ama önemli olan bu referansların değişmez ve sabit olmamasıdır. Bu gerçek bizi Genel Görecelik Kuramı’na götürür.


Einstein'ın Görecelik teorisi, hıza ve konuma göre uzayda farklı zaman dilimleri olduğunu göstermiştir. Karadelikler ise zamanın durduğu zamansızlık ve sonsuzluk boyutunun meydana geldiği fiziksel olaylar olarak karşımızda durmaktadır. Tüm bunlar, Kuran'da bahsedilen zamanın göreceliğinin bilimsel açıklamalarıdır.
Hız ve Zaman
Einstein, zamanın göreceliği kavramını bilimsel olarak ortaya koymuştur. Bu teoriye göre, zaman mutlak ve değişmez değildir. Zaman, her cismin hızına ve konumuna (çekim merkezine olan uzaklığına) göre hızlı veya yavaş geçmektedir.


Einstein’a göre bir sistem hızlandıkça o sistem üzerinde zaman yavaşlamaktadır. Işık hızına yakın bir hızla hareket eden bir aracın içinde zaman daha ağır akar. Her türlü organik, biyolojik ve anatomik yapı daha ağırdan işlemeye başlar. Atom düzeyindeki tüm hareketler yavaşlar. Zamanın hıza göre olan bu değişimini, uzayda hareket eden bir araçtaki gözlemci, yani bir astronot anlayamaz. Çünkü onun da her türlü hücre fonksiyonu, dolaşım ve solunum
sistemi daha ağır işleyecektir. Dünyada bildiğimiz 3 saatlik bir zaman geçtiğinde uzay kapsülü içindeki adam için sadece 3 dakika geçmiştir.


Görecelik Kuramı olarak bilinen bu teoriyi açıklamak için kullanılan bir diğer örnek ikizler paradoksudur. Bu örnekte aynı yaşlardaki ikizlerden biri dünyada kalırken, diğeri ışık hızına yakın bir hızda uzay yolcuğuna çıkar.Geri döndüğünde ikiz kardeşini kendisinden çok daha yaşlı bulacaktır.



Bunun nedeni uzayda seyahat eden kardeş için zamanın daha yavaş akmasıdır. Rakamlarla ifade etmek gerekirse, eğer ikizlerden uzayda yolculuk yapanın roketi ışık hızının yüzde doksan dokuzuna erişirse, dünyada 30 yıl geçerken uzayda yalnızca 2.9 yıl geçer. Bu örnek bir baba-oğul için düşünülecek olursa uzay yolculuğuna çıkan baba 27 yaşında dünyadaki oğlu ise 3 yaşında olsa, 30 dünya yılı sonra baba dünyaya döndüğünde kendisi 30 yaşında olacağı halde oğlu 33 yaşında olacaktır. Diğer bir deyişle oğlu babasından yaşlı olacaktır. Güneş yüzeyine çok yakın bulunan bir astronotun saati dünyadaki saatlere göre daha yavaş işler. Çünkü Güneş dünyaya kıyasla daha büyük kütlelidir.Bu kurama göre hız arttıkça zaman kısalmakta, sıkışmakta; daha ağır, daha yavaş işleyerek sanki durma noktasına yaklaşmaktadır. Einstein tüm bunları denklemlerle, formüllerle haber vermiştir. Ayrıca Einstein, bir cismin sadece hızının değil, konumunun da zamanı etkilediğini ispatlamıştır. Buna göre, büyük cisimlere yaklaştıkça zaman yavaşlamaktadır. Örneğin, Güneş yüzeyine çok yakın bulunan bir astronotun saati dünyadaki saatlere göre daha yavaş işler. Çünkü Güneş dünyaya kıyasla daha büyük kütlelidir. Zamanın
göreceli oluşu, saatlerin yavaşlaması veya hızlanmasından mekanik bir zembereğin ağır işlemesinden değil; tüm sistemin atom altı seviyesindeki parçacıklara kadar farklı hızlarda çalışmasından ileri gelir. Başka bir deyişle zamanın kısalması içinde bulunan kişi için ağır çekim bir filmde rol almaya benzemez. Zamanın kısaldığı böyle bir ortamda insan vücudundaki kalp atışları, hücre bölünmesi, beyin faaliyetleri dünyaya göre daha ağır işlemektedir. Kişi zamanın yavaşlamasını hiç farketmeden günlük yaşamını sürdürür.


Ünlü yazar Lincoln Barnett, Genel Görecelik Kuramı’nın ortaya koyduğu bu sonuçları şöyle özetler:Einstein sonsuz geçmişten sonsuz geleceğe akan şaşmaz ve değişmez bir evrensel zaman kavramını bir yana bıraktı. Ona göre zaman duygusu da renk duygusu gibi bir algıydı. Rengi ayırtedecek bir göz yoksa renk diye bir şey olmayacağı gibi, zamanı gösterecek bir olay olmadıkça bir an, bir saat ya da bir gün hiçbir şey değildir. Zamanı en iyi Einstein’ın şu sözleri açıklar; ‘Bireyin yaşantıları bize bir olaylar dizisi içinde düzenlenmiş görünür. Bu diziden hatırladığımız olaylar ‘daha önce’ ve ‘daha sonra’ ölçüsüne göre sıralanmış gibidir. Bir cismin hızına ve
konumuna göre hızlanıp yavaşlayabilen zaman, belli şartlarda tamamen durabilmektedir. Bu durumda
zamansızlık ve sonsuzluk gibi kavramlarla karşılaşılmaktadır. Astrofizikçi William Kaufmann, karadeliklerin olay ufkunda zamanın tümüyle duracağını ve bu durumun sonsuza kadar süreceğini şöyle belirtmektedir: Karadeliği çevreleyen olay ufkunda zaman tümüyle durur. Eğer bir arkadaşınızı karadeliğe doğru giderken izleyebilseydiniz,
saatinin gittikçe yavaşladığını görecektiniz. Olay ufkunu geçtiği anda da zaman sonsuza değin duracağından arkadaşınızın saati de duracaktır. Görüldüğü gibi, insan zihni zamansızlığı kavrayamamasına rağmen zamansızlık kavramı fizik formüllerine girmiş bilimsel bir gerçektir. Ve bu gerçek, materyalist felsefenin 19. yüzyılın köhne bilgilerinden miras kalan varsayımlarınıaçıkça geçersiz kılmaktadır.

Kaynak: Bilim Araştırma Dergisi

Hiçbir yazı/ resim izinsiz olarak kullanılamaz!! Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla siteden alıntı yapılabilir.

The Time Machine Project © 2005 Cetin BAL - GSM:+90 05366063183 -Turkiye/Denizli

Kıyamet İçin Geri Sayım Başladı(!)İnanışa göre Marduk'la randevuya dünden itibaren tam bir yıl kaldı.Her ne kadar NASA g...
12/22/2011

Kıyamet İçin Geri Sayım Başladı(!)

İnanışa göre Marduk'la randevuya dünden itibaren tam bir yıl kaldı.

Her ne kadar NASA gezegenin Dünya'ya çarpmayacağını açıklasa da, insanların 'kıyamet' beklentisi sürüyor. Türkiye'de de Facebook gruplarında örgütlenen, her şeyi geride bırakıp kırlara göç eden insanlar var.
Bundan tam 28 yıl önce ABD’nin California eyaletinde konuşlu bulunan IRAS uydusu anlaşılamayan bir şey görüntüledi. İlk başlarda ne olduğuna karar verilemeyen ve bilim insanları arasında çeşitli tartışmalara konu olan bu cismin bir galaksi sistemi olduğu sonra anlaşıldı ama Amerikan basını çoktan bu cismi yeni bir gezegen olarak kamuoyuna tanıtmıştı bile.
Bu haberle birlikte neredeyse her 10 yılda bir patlak veren kıyamet söylentileri yeni baştan yazıldı, çizildi. Efsaneye göre her 3 bin 661 yılda bir Güneş’in yörüngesine girerek Dünya’nın yakınından geçen Marduk, namı diğer Nibiru 21 Aralık 2012’de gezegenimize çarpacak ve ‘beklenen sonu’ getirerek insanlığa dair tüm izleri yok edecekti. IRAS uydusunun o gün keşfettiği şey ise bütün bu kaçınılmazın müsebbibi Marduk’tu.
Teorinin ortaya atıldığı vakitlerde ayyuka çıkan bu felaket söylentileri belirli bir kesim dışında pek ilgi görmedi ama söz konusu efsane mitolojik kaynaklarla güçlendirilince kıyamet senaryoları kamuoyunun gündemine bir anda oturuverdi. Bu kaynaklara göre 12. gezegen olarak nitelendirilen Marduk, en son milattan önce 1649 yılında Dünya’ya çok yakın geçmiş ve neden olduğu sel felaketleri, volkanik patlamalar ve büyük depremler nice uygarlığı tarihe gömmüştü.
Büyük güne bir yıl kaldı

Dün, kıyametin kopacağı iddia edilen 21 Aralık 2012 tarihine bir yıllık geri sayımın başladığı gün. Radikal'in haberibe göre: Kimisi felaketlere karşı önlemini alıyor, kimisi olacakların kaçınılmaz olduğunu söyleyerek kendini hayatın güzelliklerine adıyor, kimisi de Marduk’un hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini söyleyerek ortada dolaşan söylentilere kulak asmıyor. Ancak bu belirsizliğin içinde bazı sorular merak uyandırıyor. Marduk nedir, ne değildir? 21 Aralık tarihinde Dünya’ya bir cisim çarpacak mı?

Özünde eski Mezopotamya tanrılarından biri olan Marduk, bu coğrafyadan günümüze ulaşmış birçok yazıtta adı geçen bir simge. Hatta Babil yaratılış destanı Enûma Eliş’e göre şehrin baştanrısı, Eski Mısırlılara göre ‘milyonlarca yılın gezegeni,’ Mayalara göre ise Beşinci Güneş çağının bitiş sebebi… Tüm bu tarihsel bulguları ele aldığımızda Dünya’nın sonu yaklaşıyor gibi gözüküyor, üzerine yüzlerce kitap yazılıyor.

2012’de Dünya’nın yok olacağına inanan on binlerce insan konuyla NASA’yı e-mail bombardımanına tutunca, kurum resmi bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Açıklamada 2012 yılında gezegenimize hiçbir şeyin çarpmayacağı söylendiyse de insanların içi pek rahatlamadı. Açıklamanın kamuoyunu paniğe sevk etmemek için CIA tarafından yapıldığını dile getiren geniş bir kesim hâlâ 21 Aralık 2012’de gezegenin daha önce hiç görmediği bir felaketle karşı karşıya kalacağına inanıyor.

Teori yalanlandı ama...
Dünya’ya herhangi bir cismin çarpmayacağının açıklanmasının ardından bu kez ortaya atılan teoriler değişti. Son düzenlemelerle birlikte Marduk’un Dünya’ya çok yakın geçeceği ve oluşan manyetik kuvvetle bir dizi astronomik olayın yaşanacağı iddia edildi. Mesela bunların en çok bilineni, 21 Aralık 2012 tarihinde Marduk’un ikinci bir Güneş gibi tepede yer alacağı ve Ay ile neredeyse aynı büyüklükte gözükeceği. Buna göre gezegen iki kere Dünyamıza yakınlaşacak ve ilki 7 Eylül’de gerçekleşecek bu yakınlaşma sırasında ortaya çıkan manyetik kuvvetle eşi benzeri görülmemiş depremler, seller ve fırtınalar yaşanacak. Yüz milyonlarca insan hayatını kaybederken, hayatta kalanlar ise açlık ve susuzluğun neden olduğu savaşlarda safını belirleyecek. Ama en sonunda gün gelecek, devran dönecek ve Marduk, Güneş Sistemi’ni 1 Temmuz 2014’te terk ederek manyetik etkinin azalmasını sağlayacak.
Ortaya atılan ikinci iddianın nispeten daha korkunç olmasından dolayı başta ABD’de olmak üzere dünyanın pek çok yerinde insanlar önlem alıyor. Mesela New Hampshire eyaletindeki Matrix Enstitüsü’ne üye binlerce kişi felaketlere karşı hazırlıklar yapmaya başladı bile. Hazırlıkların temelini ise Amerikalı kâhin Gordon Michael Scallion’un çizdiği ‘Yeni Dünya Haritası’ oluşturuyor.

Haritaya göre Avrupa kıtası takımadalara ayrılarak tamamen yok olurken, Anadolu coğrafyası kazadan beladan kurtulmuş bir şekilde varlığına devam ediyor. Amerika bin parçaya ayrılmış, Afrika’nın ortasından iki koca deniz geçiyor, Rusya’nın yerinde ise yeller esiyor. Ayrıca enstitü, üyelerine bu haritanın yanında ‘felakete 72 saatte hazır olma kitleri’ ve ABD’de çok az kişinin bildiği ‘saklanacak sığınakların adreslerini’ satıyor.

Marduk’cular internette örgütleniyor
Dünyada bunlar olup biterken Türk halkı Marduk efsanesiyle biraz olsun geç tanıştı. 2003 yılında yazar Burak Eldem tarafından kaleme alınan ‘2012: Marduk’la Randevu’ kitabı malum felaketi haber veriyordu. Burak Eldem, konuya bir de politik perspektif getirip, ‘Yeni Dünya Düzeni’ egemenlerince uygulanan siyasi manevraların bu döneme hazırlık olduğunu savunuyordu. Kitap büyük ilgi gördü ve dokuzdan fazla baskı yaptı.
Geri sayım başlamışken ülkemizde de Marduk mevzuu ciddi ciddi tartışılıyor. İnternet üzerinden örgütlenen pek çok kişi, sosyal paylaşım sitelerinde kurduğu gruplarda ‘kaçınılmaz sonun’ ne zaman geleceğinin münakaşasını yapıyor ve bu sona karşı ne gibi önlemler alınabileceğini konuşuyor. Marduk’tan kaçış planı yapan kişilerin gruplar oluşturduğu ve felaketten önce sığınakların nereye yapılacağı, erzakların nasıl saklanacağı gibi konular belirlenmiş. Konya, Nevşehir, Kırşehir, Antalya gibi yerlerde sığınak yapılmaya başlandığı ise yine bu grup içinde yazılanlar.

Sinema bu fikri çok sevdi
Kıyametin yakın zamanda kopacağını sık sık dile getiren yönetmen Roland Emmerich de Maya takvimi doğrultusunda yaşanması beklenen kıyameti 2012 adıyla beyaz- perdeye aktarmıştı. ‘2012: Doomsday’ isimli film ise aynı senaryodan ekmek yiyen bir başka kıyamet tellalı. Robert Silverberg’in yönetmen koltuğuna oturduğu ‘The Second Trip’... ‘2012: Supernova’ ve ‘I Spit On Your Rave’ ise 2012 öncesi ve sonrası yaşanacakları çok önceden haber veren felaket filmlerinden sadece birkaçı.

Kıyamet 2000’de de kopacaktı!
Ünlü kâhin Nostradamus’un kehanetlerine dayanarak 2000 yılında Dünya’nın yok olacağı iddia edilmişti. Hatta dijital kıyametin yaşanması ve insanlığın kaosa sürüklenmesi bekleniyordu. Neyse ki Dünya milenyuma sağ salim girdi. Kırlara, bayırlara göç edip felaketi bekleyen pek çok insan da rahata erdi. Arjantinli kaleci Carlos Roa da kıyamet kopacak diye kariyerinin zirvesinde futbolu bırakıp ibadete başlamıştı ama bir şey olmayınca o da eski takımı Mallorca’ya geri döndü.

Rusya’da ise bir papaz kutsal kitaptaki matematiksel şifrelerden yola çıkarak 21 Mayıs 2011 tarihinde Tanrı’nın yeryüzüne geleceğini ilan etti. 20 Mayıs gecesi kiliseleri dolduran ve dualar eşliğinde sabahlayan halk, kıyamet kopmayınca derin bir nefes aldı.

‘Artık paramı har vurup harman savuruyorum’
Genellikle Facebook odaklı süregelen tartışmalarda hararetli savunmalardan birini yapan Bulut Yıldırım, Marduk’un 2012 yılında dünyaya çarpmayacağını ama etkisiyle bir dizi felaketlere neden olacağını söyleyenlerden. Sonun engellenemeyeceğini ve felaketten hiçbir şekilde kaçılamayacağını belirten 27 yaşındaki Yıldırım, hayat felsefesinin de buna göre değiştiğini söylüyor. Eskiden sahip olduğu ticari kuruluştan kazandığı parayı tasarruflu kullanan Bulut, artık ‘Carpe Diem’ (Anı Yaşa) felsefesini güttüğünü, hatta sırf bu yüzden ev almaktan vazgeçip hayatı doya doya yaşadığını söylüyor. Geçen sene hesabındaki bir yıllık faizi bozup bütün nakiti bankadan çekmesinin sebebi de bu. “Artık har vurup harman savuruyorum” diyor.

‘Deprem olacak diye evimizi taşıdık’
19 yaşındaki Mehmetcan Yılmaz ise geçmişte yaşadığı olaylardan dolayı tedirgin. “Marduk’la ilgili bildiklerimi okuduğum bir kitaptan öğrendim. Zaten Facebook’ta da bunları tartışıyoruz. Aslında çarpışmanın olmayacağının farkındayım ama gezegen Dünya’ya daha da yakınlaşacak. Bu da yerçekimini etkileyecek. Tıpkı Ay ve Güneş tutulmalarının yerçekimini etkilediği gibi. Mesela 17 Ağustos depreminden önce güneş tutulması olmuştu. Biz üç sene önce Sakarya’da oturuyorduk, evimiz de 12 Kasım depreminde hasar görmüştü. 2012’de deprem olacak diye şimdi Balıkesir’e taşındık. Babam oradaki dükkânını risk almaya değmez diye sattı, işini Gönen’de kurdu. Şimdi ölümden kaçış olmaz, ne yazarsa o ama enkaz altında kalmak daha mı iyi?” diyor.

600 ışık yolu uzaklıktaki 'kardeş'Gökbilimciler, yaklaşık 600 ışık yılı uzaklıkta keşfettikleri yeni bir gezegenin biçok...
12/06/2011

600 ışık yolu uzaklıktaki 'kardeş'

Gökbilimciler, yaklaşık 600 ışık yılı uzaklıkta keşfettikleri yeni bir gezegenin biçok yönden dünyaya benzediğini söylüyor.
Kepler 22-b adı verilen gezegen, dünyanın yaklaşık 2,4 katı büyüklüğünde ve ortalama sıcaklığı 22 derece.
Bugüne değin evrende keşfedilen gezegenler arasında, dünyaya en çok benzeyenin Kepler 22-b olduğu söyleniyor.
Fakat araştırmacılar, Kepler 22-b'nin yapısını henüz çözebilmiş değil. Yeni gezegenin kaya, gaz ya da sıvı yumağından meydana gelmiş olabileceği düşünülüyor.
Güneş sistemimizdekine benzer bir yıldızın etrafında dönen Kepler 22-b, gökbilimcilerin ''yaşanabilir bölge'' diye adlandırdığı koşullara sahip bir ortamda yer alıyor.
Kepler teleskobu tarafından keşfedilen gezegen, kendi güneşi etrafında dönüşünü 290 günde tamamlıyor.
Dünyaya kıyasla, etrafında döndüğü güneşe daha yakın mesafede yer alıyor. Fakat daha az ışık saçan bir yıldız sözkonusu. Dolayısıyla Kepler'in sıcaklığı ile dünyanın sıcaklığı aşağı yukarı aynı seviyede.
Bugüne değin bulunan diğer gezegenler dünyanın sıcaklığına kıyasla ya aşırı derecede sıcak ya da çok soğuk oluyordu.
Kepler 22-b'nin iklimi ise ortalama 22 derecelik sıcaklığı ile gökbilimcileri heyecanlandırdı. Araştırmacılar, bu ılık ortamın sıvı suyun olası varlığına işaret ettiğini belirtiyor.
Kepler ekibi, teleskobun ayrıca 1094 adet ''gezegen adayının'' varlığını saptadığını açıkladı. Bunların birer gezegen olduğunun doğrulanması için daha çok araştırma yapılması gerek.
Kepler Teleskobu, adını Alman gökbilim, fizik, matematik bilgini Johannes Kepler'den alıyor.

11/06/2011

NASA-Turkey ailemizin mübarek Kurban Bayramı kutlu olsun ...

Dünya'dan Bir Tane Daha(one more to the world)İsviçre'deki Cenevre Üniversitesi'nden bilim insanları, Dünya'dan yaklaşık...
10/23/2011

Dünya'dan Bir Tane Daha(one more to the world)

İsviçre'deki Cenevre Üniversitesi'nden bilim insanları, Dünya'dan yaklaşık 36 ışık yılı uzaklıktaki Vela takımyıldızında, yaşam barındırmaya elverişli bir gezegen olduğunu bildirdi.



Şili'deki Yüksek Hassasiyetli Işınsal Hız Gezegen Araştırmacısı (HARPS) teleskopunu kullanan İsviçreli astronom Stephane Udry ve beraberindeki ekip, HD 85512 yıldızının etrafında dönen gezegenin, kendi güneşindenuzaklığı sayesinde "yaşanabilir bölge" içerisinde kaldığını belirledi. Buna göre, HD 85512 b adı verilen yeni gezegen, büyük ölçüde yaşayan organizmalara ev sahipliği yapma potansiyeli gösteriyor.

Yıldızının etrafındaki dönüşünü 54 günde tamamlayan HD 85512 b'nin Dünya'daki gibi bir atmosfere sahip olduğu belirtiliyor. Ellerindeki temel modellere göre gezegendeki ortalama sıcaklığı 24,85 derece olarak hesap ettiklerini kaydeden araştırmacılar, HD 85512 b'nin üzerinde su bulunduğunu tahmin ediyor. Yerküreden daha küçük ve daha kayalık olan bu gezegenin 1 ila 5 milyar yıl yaşında olduğu düşünülüyor.

Udry ve ekibi, keşifleri sayesinde mevcut ve gelecekteki yaşanabilir gezegen adaylarının değerlendirilmesi için en sağlam zemini oluşturabileceklerini ifade ediyor. HD 85512 b ile birlikte 20 ışık yılı uzaklıktaki Libra takımyıldızında yer alan Gl 581 d isimli gezegenin, şu ana kadar tespit edilen en yaşanabilir dünyalar olduğu aktarılıyor. Yerküreden en az 5 kat daha büyük olan Gl 581 d, 2009'un Nisan ayında gözlenmişti.

sizce bu nedir ? (WHAT İS THİS  ? )
10/23/2011

sizce bu nedir ? (WHAT İS THİS ? )

Brezilya'da bir ormanda seyahat eden iki İngiliz turistin kamerasına takılan uzaylı ve UFO görüntüleri

10/15/2011

hi ;)

10/08/2011

....... ????? Galactic systems ...n..????

09/29/2011

Bugün mars çok parlak .d dikkat ettiniz mi .d

09/04/2011

Okullar başlayıncaya kadar paylaşımlar bıraz durabilır.ama daha sonra düzene girip begenme sayısında hatrı sayılır bır artış yasanacaktır.

Address

Turkish Nasa Clans
Washington D.C., DC

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when NASA-Turkey (albert Einstein) posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share